Sercan Çepni

Vasa Müzesi

Vasa Müzesi

Öncelikle şunun cevabını vereyim Vasa Müzesi Nedir ? Dünyada sağlam durmayı başaran 17.yy amiral gemisidir. Geminin %95 tamamen orijinal parçaları kullanılmıştır. Hani şu Karayip korsanlarındaki Siyah İnci var ya Vasa Gemisinin yanında solda sıfır kalır. Zaten resimlerden de anlayacaksınız mümkün oldukça fazla resim çekmeye çalıştım.

Peki Vasa Gemisi Neden Battı ?

Henüz yeni yapılan gemi tahttaki Vasa soyunun arması gemide olduğu için geminin adı da Vasa olarak konulmuş. 10 Ağustos 1628 tarihinde gemi yelken açtı. Bu olayı kutlamak için geminin yan tarafındaki lombarların içinden dışarı çıkartılan toplarla selamlama atışları yaplmış. Vasa Gemisi limandan dışarı çıkarken ani bir fırtına tarafından yana yatar ardından kendi kendine toparlanır fakat arkasından tekrar yana yatar ve açık kalan lombar kapaklarından içeriye sular girmesi ile birlikte geminin içi su ile dolar ve gemi 150 kişilik mürettabatı ile batar 30 yada 50 arası kişi hayatını kaybeder. Vasa 333 yıl sonra bulunup gün yüzüne çıkartılır.

Vasa Müzesi

Bir geminin deniz de dayanıklı olabilmesi için inşasına başlamadan önce her şeyinin hesaplanıp ona göre inşasına başlanmalıdır. İşte Vasa da ki önemli sorunda buradaydı. 17. yüzyıllarda, geçmişte işe yaramış olan gemi ölçüleri kullanılırdı. Çağdaş evraklardan anlaşılacağı üzere, Vasa’nın planları yapıldıktan sonra inşası sırasında değişiklere uğramıştır.
Kral Bordoda tarafından istenen bu değişiklikler normalden daha fazla sayıda top bulunmasını emretmiştir. Bu da gemi için seçilmiş bulunan boyutların artık uygun olmadığı ve yapımcılarının kendi sınırlarının dışına çıktığı anlamına gelmektedir. Toplar için 2 ek güverte ile yüksek bir üst yapı yapılmıştır. Geminin altı geminin suda sabit durabilmesini sağlamak için safra olarak görev yapan büyük taşlarla doldurulmuştur. Ancak Vasa’nın üst kısmı çok ağır olduğundan, taşımış olduğu 120 tonluk safra yeterli gelmemiştir.

Vasa Gemisinin Çıkartılışı

Özel araştırmacı Anders Franzen 1950’lerde vasa gemisini aramaya başladı. Çocukluğundan beri, ailesinin evinin yanındaki Stockholm takımadalarındaki batıklar onu hep büyülemiştir. Tuzlu sulardaki enkazları yalayıp yutan gemi kurdu Teredo Navalis, Baltık Denizinin acı sularına atlamaz. Anders Franzen Baltık Denizinde kaybolan gemilerle ilgili bu gerçeğin farkına vardıktan sonra, 1956’da Vasa’yı yeniden keşfetti.
Yıllar süren hazırlıklardan sonra, Vasa, 24 Nisan 1961 tarihinde yüze çıktı. Artık şimdi görev onu korumaktı. Suyun altında bunca zaman kalan bir enkaz, işlemden geçirilmeden bırakılamazdı. Zaman içerisinde tahtalar çatlayıp dökülebilirdi.
Başlangıçta, uzmanlar uygun koruma yöntemleri üzerinde çalışırlarken, Vasa sürekli suyla ıslatıldı. Seçilen koruma maddesi, suya yavaş yavaş işleyen ve suda çözülebilen mum benzeri bir madde olan polietilen glikol (PEG) idi. PEG ile ıslatma işlemi yıllarca sürdü.


 
Exit mobile version