<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Açık Öğretim Ders Notları arşivleri - Sercan Çepni</title>
	<atom:link href="https://www.sercancepni.net.tr/category/acik-ogretim-ders-notlari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sercancepni.net.tr/category/acik-ogretim-ders-notlari</link>
	<description>Kişisel Blog</description>
	<lastBuildDate>Wed, 11 Dec 2019 16:40:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Sistem Analizi ve Tasarımı Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/sistem-analizi-ve-tasarimi-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/sistem-analizi-ve-tasarimi-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Dec 2019 16:40:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sercancepni.net.tr/?p=1927</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biraz geç oldu ama inanın arkadaşlar yoğunluktan ben bile çalışamadım sınava 2 gün kala bu notları çıkartırken bende çalışacağım. Açılışı Sistem Analizi ve Tasarımı Ders Notları ile başlıyorum nedeni kredisi en yüksek ve zor bir sınav olduğu için. 14 yaşımdan beri bilgisayar ile iç içeyim ve 17 yaşımdan beride yazılım işindeyim ilk başta nasılsa kolay [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/sistem-analizi-ve-tasarimi-ders-notlari">Sistem Analizi ve Tasarımı Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Biraz geç oldu ama inanın arkadaşlar yoğunluktan ben bile çalışamadım sınava 2 gün kala bu notları çıkartırken bende çalışacağım. Açılışı Sistem Analizi ve Tasarımı Ders Notları ile başlıyorum nedeni kredisi en yüksek ve zor bir sınav olduğu için. 14 yaşımdan beri bilgisayar ile iç içeyim ve 17 yaşımdan beride yazılım işindeyim ilk başta nasılsa kolay olur benim için dedim ama öyle değilmiş dostlar o yüzden sadece notlara güvenmeyin en az 1 kere Sistem Analizi ve Tasarımı PDF kitabını bir kere okuyun. Şimdi lafı fazla uzatmadan Sistem Analizi ve Tasarımı Ders Notlarına geçelim arkadaşlar;</p>
<h2 style="text-align: center;">1. ÜNİTE<br />
Sistem Analizi ve Tasarımına Giriş</h2>
<h3>Sistem ve Bilgi Sistemi</h3>
<p>Sistem denildiğinde aklınıza ev sinema sistemi gelinsin arkadaşlar bununla birlikte hangi bileşenlerden bir araya gelip ev sinema sistemi olduğunu düşünün.<br />
Bilgi sistemi ise bir işletmenin ihtiyaçlarını gideren bir yapıdır ve genelde aşağıdaki bileşenlerden oluşur;</p>
<ul>
<li><strong>Donanım kaynakları:</strong> Sunucu, bilgisayar vb. kısacası elle tutabildiğiniz her şey.</li>
<li><strong>Yazılım kaynakları :</strong> Kısaca bilgisayarda kullandığınız programlar aklınıza gelsin. Verileri düzenleyen işleyen yorumlayan ve analiz eden her şey.</li>
<li><strong>İnsan kaynakları:</strong> Bilgi sistemini kullanan çalışanlar, sahipleri, tasarlayanlar ve bu bilgi sistemini kuranlardır.</li>
<li><strong>Veri kaynakları:</strong> Bilgi sistemlerinin kullandığı ve ürettiği verilerin tutulduğu veritabanı (database) ve  bilgi tabanı (knowledge base).</li>
<li><strong>Ağ kaynakları:</strong> İşletme içinde ve işletme dışında aynı bilgi sistemini kullanması durumda birbirleriyle bağlanmasını sağlayan yapılar.</li>
</ul>
<h3>Bilgi Sistemlerinin Sınıflandırılması</h3>
<p>Buradan soru geliyor mutlaka haberiniz olsun sonra ben bilmiyordum demeyin. Özellikle Ofis Otomasyon Sistemlerinden 2 defa gelmiş eski sınavlarda.</p>
<ol>
<li><strong>Kayıt İşleme Sistemleri;</strong> Kısa adı KİS olan bu sistemlerin tek yaptığı şey kayıt işlemidir. Hasta kayıt, rezervasyon sipariş girişi gibi sistemlerin tek amacı kayıttır.</li>
<li><strong>Ofis Otomasyon Sistemleri (OSS);</strong> Bu sistemler veri üretmez var olan verileri analiz eder, bilgi üzerinde değişik yapabilirler. E-posta vb. sistemler buna örnektir.</li>
<li><strong>Yönetim Bilgi Sistemleri (YBS);</strong> İşlem verilerini kullanarak yöneticilerin ihtiyaç duydukları bilgileri üretir ve rapor hâlinde sunar.</li>
<li><strong>Karar Destek Sistemleri (KDS);</strong> Karar vericilerin alternatifleri belirlemesine ve bu alternatif arasından birini tercih etmesine yardımcı olur. KDS, karar verme sürecinin her aşamasında kullanıcıya yardımcı olmasıyla YBS’den farklılaşmaktadır.</li>
<li><strong>Uzman Sistemleri (US);</strong> Uzmanın düşüncesini taklit ederek işletmede ortaya çıkan bir<br />
probleme çözüm üretebilir. US, KDS’den farklı olarak son kararı karar vericiye bırakmaz.</li>
<li><strong>Grup Karar Destek Sistemleri (GKDS);</strong> Bir grubun verilen problemi çözmesine yardımcı olmak üzere geliştirilir. Problem çözümünde oylama, anket, beyin fırtınası ve senaryo geliştirme gibi yöntemler kullanılır.</li>
</ol>
<h3>Bilgi Sisteminin Paydaşları</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><strong>Sistem analisti</strong></span> bir işletmenin problemlerini ve ihtiyaçlarını belirler. Bu konularda iyileştirmeler yapmak için çalışır. Veri, süreçler ve bilgi teknolojisinde yapılacak değişiklikleri planlar ve gerçekleştirilmesini sağlar.<br />
Sistem analisti kuracağı sistemin paydaşlarını bilmek zorundadır. Bilgi sistem paydaşları beş grupta sınıfandırılabilir. Bunlar;</p>
<ol>
<li>Sistem Sahipleri</li>
<li>Sistem Kullanıcıları</li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Sistem Tasarımcıları</span></li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Sistem Kurucuları</span></li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Sistem Analistleridir.</span></li>
</ol>
<p>Altı çizili olan yerlerden soru geldi özellikle Sistem analistleri kısmını annenizin adı gibi bilin.</p>
<h4>Sistem Sahipleri</h4>
<p>Sistem sahiplerini işletme sahipleri yada yönetim de yer alan kişiler olarak düşüne bilirsiniz. Bu kişilerin teknik ayrıntılar bilgiye ve ayrıntılarla ilgilenmezler tek ilgilendikleri şey maliyetler ve işletmeye olan kazancıdır.</p>
<h4>Sistem Kullanıcıları</h4>
<p>Bilgi sistemini kullanan kişiler olarak düşünebilirsiniz. Sistemin maliyeti yada faydaları ile az ilgilenirler daha çok kullanım kolaylığı ve işlerin gerektirdiği işlemler ile ilgilenirler. Dahili ve harici olarak ikiye ayrılırlar.</p>
<ul>
<li>Dahili Kullanıcılar; Büro ve servis çalışanları, Teknik ve profesyonel personeller ve yöneticilerdir.</li>
<li>Harici Kullanıcılar; Müşteriler, tedarikçiler, taşeronlar ve çalışanlar (ev, ofis veya işletmenin bulunduğu şehirden başka bir şehirde çalışanlar).</li>
</ul>
<h4>Sistem Tasarımcıları</h4>
<p>Bu kişiler bilgi sistemine teknolojik katkı yani geliştiren kişilerdir.</p>
<ul>
<li><strong>Veritabanı yöneticileri:</strong> İşletmenin veritabanını tasarlayan kişiler.</li>
<li><strong>Ağ mimarları:</strong> Ağ ve haberleşme uzmanlarıdır.</li>
<li><strong>Web mimarları:</strong> İşletmeler için web sayfalarını düzenleyen uzmanlardır.</li>
<li><strong>Grafik sanatçıları:</strong> Arayüzleri tasarlarlar.</li>
<li><strong>Güvenlik uzmanları:</strong> Bilgi sisteminin güvenliği üzerine çalışmalar yaparlar.</li>
<li><strong>Teknolojik uzmanlar:</strong> Bilgi sisteminde yer alacak özel teknolojiler konusunda uzmanlıklara sahip kişilerdir (örneğin veritabanı yazılımında Oracle uzmanı veya ağ donanımında Cisco ağ uzmanı gibi). Bilgi sisteminde kullanılacak teknoloji konusunda bu kişilerden danışmanlık veya kurulum hizmeti alınır.</li>
</ul>
<h4>Sistem Kurucuları</h4>
<p>Belirttikleri özellikler doğrultusunda sistemi kuran uzman grubudur. Küçük işletmelerde veya küçük bilgi sistemlerinde sistem tasarımcıları ve sistem kurucuları aynı kişilerdir. Büyük işlerde bu kişiler kesinlikle farklı kişilerdir.</p>
<h4>Sistem Analistleri</h4>
<p>Sistem analisti, sistem sahipleri ve sistem kullanıcıları için işletmenin problemlerini ve ihtiyaçlarını belirler ve onaylar.</p>
<h5>Sistem Analistinin Rolü</h5>
<p>Sistem analistinin en önemli görevi işletmede <span style="color: #ff0000;"><strong>değişim</strong> </span>başlatmaktır. İyi bir analist,<br />
işletmeye rekabetçi avantaj getirecek, yeni pazarlar ve hizmetler bulacak şekilde değişim<br />
sürecini başlatabilmelidir. Sistem analistinin üç temel rolü; danışman, destekleyici uzman<br />
ve değişim ajanı olmaktır.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Değişim,</span></strong> bilgi sistemlerinin kullanımı sonucu işletmede gerçekleştirilen iyileştirmeler. <span style="color: #000000;"><strong>(Önemli)</strong></span></p>
<ol>
<li><strong>Danışman Olarak Sistem Analisti:</strong> Şirkete dışarıdan danışmanlık yapanlar.</li>
<li><strong>Destekleyici Uzman Olarak Sistem Analisti:</strong> Sistem analisti işletmedeki başka bir sistem görevi için destekleyici uzman olarak görevlendirilebilir.</li>
<li><strong>Değişim Ajanı Olarak Sistem Analisti:</strong> Sistem analistinin bir işletmede dâhili veya<br />
harici olarak alacağı en kapsamlı ve sorumluluk isteyen rolü değişim ajanı görevidir. Değişim ajanı, değişim için katalizör olan, değişim planını geliştiren ve gerçeklenmesinde<br />
başka görevlilerle birlikte çalışan kişi olarak tanımlanabilir. Değişim ajanının işletmedeki<br />
varlığı işletmenin değişimine sebep olur.</li>
</ol>
<h5>Sistem Analistinin Sahip Olması Gereken Yetenekler</h5>
<ul>
<li>Bilgi teknolojileri bilgisi</li>
<li>Programlama deneyimi ve uzmanlığı</li>
<li>İş süreçleri ve terminolojisi konusunda genel bilgi</li>
<li>Genel problem çözme yeteneği</li>
<li>Kişiler arası iyi iletişim yeteneği</li>
<li>Kişiler arası iyi ilişki kurma yeteneği</li>
<li>Esneklik ve uyumluluk</li>
<li>Karakter ve etik</li>
</ul>
<h3><strong>Ortaya Karışık Bilgiler 🙂 </strong></h3>
<ul>
<li>HTML 5, xHTML ve XML, Web sayfası hazırlama ve İnternet uygulaması geliştirmekte kullanılan temel dillerdir.</li>
<li>Script dilleri, özellikle İnternet uygulamaları için geliştirilmiş programlama dilleridir.</li>
<li>Intranet, bir işletmedeki çalışanların kullanması için tasarlanan özel ağ mimarisidir.</li>
<li>Extranet, işletmeler arası kullanım için geliştirilen özel ağ mimarisidir.</li>
<li>Portal, farklı kullanıcıların ihtiyaçları doğrultusunda yapılandırılmış ana sayfadır.</li>
<li>Web servisleri, yeniden kullanılabilen ve web tabanlı programlar veya başka İnternet programları tarafından çağrılabilen program parçalarıdır. Örnek kredi kartı ile ödeme sistemleri.</li>
</ul>
<h3>Sistem Geliştirme Yaşam Döngüsü</h3>
<p>Sistem geliştirme yaşam döngüsü (SGYD), sistem analizi ve tasarımının, analist ve kullanıcı faaliyetlerinin özel yöntemler aracılığıyla geliştirildiği, fazlara bölünmüş bir yaklaşımdır. Bu fazlar;</p>
<ol>
<li>Kapsam ve Planlama</li>
<li>Gereksinim Analizi</li>
<li>Tasarım</li>
<li>Gerçekleştirme ve Test</li>
<li>Kurulum ve Dağıtım</li>
<li>Operasyon ve Bakımdır.</li>
</ol>
<h4>Kapsam ve Planlama</h4>
<p>Sistem geliştirmenin bu fazında sistem analisti, problemlerin, fırsatların ve amaçların belirlenmesi ile ilgilenir. Bu faz projenin geri kalanı için kritik önemdedir çünkü yanlış bir<br />
problem üzerinde çalışıp zaman kaybetmeyi hiç kimse istemez.</p>
<h4>Gereksinim Analizi</h4>
<p>Analistin ilgileneceği bir sonraki görev sistem gereksinimlerinin analizidir. Analist, veri<br />
akış diyagramları, faaliyet diyagramları gibi araçları kullanarak geliştirilen sistemdeki tüm<br />
verilerin ve özelliklerinin yer aldığı bir sözlük oluşturur</p>
<h4>Tasarım</h4>
<p>SGYD’nin bu fazında, sistem analisti bilgi sisteminin mantıksal tasarımı için önceden toplanan bilgileri kullanır. Kullanıcıların bilgi sistemine doğru veri girişi yapabilmeleri için<br />
yöntemleri tasarlar.</p>
<h4>Gerçekleştirme ve Test</h4>
<p>Tasarım fazında özellikleri belirlenen sistem bu fazda gerçeklenir ve test edilir. Tüm sistemde oluşabilecek hataları bulmak ve düzeltmek üzere testler uygular</p>
<h4>Operasyon ve Bakım</h4>
<p>Sistem kurulduktan sonra sürdürülmelidir. Diğer bir ifade ile bilgisayar programları uyarlanmalı ve güncel tutulmalıdır. Sistemi sürdürmek için harcanan zamanın, sistem geliştirme için harcanan zamanın %60’ına kadar ulaşabileceği tahmin edilmektedir.</p>
<h2 style="text-align: center;">Ünite 2<br />
Bilgi Sistemlerinin Geliştirilmesi</h2>
<p><strong>Sistem geliştirme modeli;</strong> faaliyetler, teknikler, uygulamalar, çıktılar ve sistem paydaşlarının kullandığı otomatik araçlar ile bilgi sistemlerinin geliştirilmesini ve sürekli iyileştirilmesini içerir.<br />
<strong>Sistem Geliştirme Yaşam Döngüsü</strong>, bilgi sistemi geliştirilirken uygulanan fazların kavramsal bir modelidir. Bu kitapta sistemlerin geliştirilmesinde kullanılan SGYD modeli 6 temel fazdan oluşmaktadır;<br />
<figure id="attachment_1958" aria-describedby="caption-attachment-1958" style="width: 783px" class="wp-caption aligncenter"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-1958 size-full" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2019/12/sistem-gelistirme-yasam-dongusu-1-1.jpg" alt="Sistem Geliştirme Yaşam Döngüsünün 6 Fazı" width="783" height="340" /><figcaption id="caption-attachment-1958" class="wp-caption-text">Sistem Geliştirme Yaşam Döngüsünün 6 Fazı</figcaption></figure></p>
<h3>Kapsam ve Planlama</h3>
<p>Sistem Geliştirme Yaşam Döngüsünün ilk fazında problemin kapsamı, fırsatları ve hedefleri tanımlanır.</p>
<h3>Gereksinim Analizi</h3>
<p>İkinci fazda sistem analisti sistem ihtiyaçlarını analiz eder. İşlevsel gereksinimleri belirlemek için;</p>
<ol>
<li><span style="text-decoration: underline;">Yeni sistem, kullanıcılarına hangi kabiliyetleri sunar?</span></li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Hangi veri toplanmalı ve depolanmalıdır? </span></li>
<li><span style="text-decoration: underline;">Hangi performans düzeyi beklenmektedir?</span></li>
</ol>
<p><strong>İteratif geliştirmede,</strong> bilgi sisteminin birden fazla tekrar (iterasyon) geliştirme ile daha iyi hâle getirilmesi hedeflenir.</p>
<h3>Tasarım</h3>
<p>Sistem tasarımında analist, alternatif çözüm önerilerini mantıksal ve fiziksel sistem özelliklerine dönüştürür.<br />
<strong>Sistem Modeli</strong> sistemin soyut modelinin grafikler ile gösterilmesidir. Gereksinim Analizi fazında bilgi sisteminin gereksinimlerini belirlemek, tasarım fazında sistem geliştiricilerine sistemi tanımlamak, bilgi sisteminin kurulum ve uygulamaya alma fazında da belgeleri oluşturmak için sistemi ifade eden modeller kullanılır.</p>
<ul>
<li><strong>Teknik fizibilite:</strong> Önerilen çözüm, teknik olarak uygulanabilir olmalıdır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Operasyonel fizibilite:</strong></span> Çözümün kullanıcı gereksinimlerini karşılaması, kullanıcıların çalışma ortamını nasıl değiştirdiği, kullanıcıları memnun edip etmeyeceği incelenmelidir.</li>
<li><strong>Ekonomik fizibilite:</strong> Çözümün maliyeti proje bütçe hedefleri ile uyumlu olmalıdır.</li>
<li><strong>Zamanlama fizibilitesi:</strong> Çözümün tasarım ve geliştirilmesi, projenin genel zaman planıyla uyumlu bir zaman aralığında yapılmalıdır.</li>
<li><strong>Risk fizibilitesi:</strong> Önerilen teknik ve süreçler kullanıldığında çözümün başarıyla geliştirilme ihtimali yüksek olmalıdır.</li>
</ul>
<p>Mantıksal tasarıma karar verildikten sonra yazılı ve/veya sözlü sistem önerisi oluşturulur. Bu öneri gerekirse genel sistem mimarisini de içerebilir. Sistemin mantıksal tasarım önerisinin onayından sonra <strong>Fiziksel tasarıma</strong> geçilir.</p>
<h3>Gerçekleştirme ve Test</h3>
<p>Sistem gerçekleştirme ve test fazında, özellikleri ortaya konulmuş olan sistem geliştirilir ve<br />
testleri tamamlanarak çalışır hale getirilir.</p>
<h3>Kurulum ve Dağıtım</h3>
<p>Gerçekleştirme ve test fazında oluşturulan fonksiyonel sistem, kurulum ve dağıtım fazının girdisini oluşturur. Sistem analistleri sistem kullanıcılarını eğitir, birçok kullanıcı el kitaplarını ve üretim kontrol el kitaplarını oluşturur, eski veritabanının yeni veri tabanına aktarımını ve en son sistem testlerini yapar.</p>
<h3>Operasyon ve Bakım</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><span style="text-decoration: underline;">SGYD’nin son fazı Operasyon ve Bakımdır. Sistemin kurulup çalışmaya başladığı bu evre en uzun yaşam döngüsü fazıdır.</span> </em></span>Sistem işletmelerde çalışmaya başladıktan sonra kullanıcılar bazen işleyiş ile ilgili problemler olduğunu fark eder, yaşam döngüsünün erken fazlarında görülmeyen problemler ortaya çıkar ya da iyileştirme yapmayı talep eder.<br />
<strong>Sistem desteği,</strong> sistem kullanıcılarına sistem çalıştığı sürece verilen teknik desteği ve herhangi bir hata durumunda veya yeni gereksinimler ortaya çıktığında verilen bakım hizmetlerini kapsar. Sistem desteği aşağıdaki faaliyetlerden oluşur:</p>
<ul>
<li><strong>Kullanıcıya yardımcı olma:</strong> Yeni kullanıcı eklenmesi vb. durumlarda son kullanıcıya ilave destek sağlamak gerekebilir.</li>
<li><strong>Yazılım hatalarını Onarma:</strong> Sistem geliştirilmesi ve testleri yapılmış olsa da bazı hatalar kalmış olabilir. Bu hatalar sistem desteği ile giderilmelidir.</li>
<li><strong>Sistemi kurtarma:</strong> Zaman zaman sistem hatası programın olmadık şekilde kapanmasına ve hatta veri kaybına sebep olabilir. Bu durumda sistemin yeniden başlatılması, sistem dosya veya veritabanının son kurtarma noktasına geri getirilmesi gerekebilir.</li>
<li><strong>Sistemi yeni gereksinimlere göre güncelleme:</strong> Değişiklik istekleri; yeni ortaya çıkan iş problemlerini, teknik problemleri ve teknoloji gereksinimlerini içerebilir.</li>
</ul>
<h3>Bilgi Sistemi Geliştirme Modelleri</h3>
<h4>Doğrusal Ardışık Model</h4>
<p>Sistem analizi ve tasarımında kullanılan Doğrusal ardışık model yaklaşımında fazlar sadece bir defa olmak üzere sıra ile işletilir.Doğrusal ardışık model aynı zamanda <strong>Şelale Modeli</strong> (WaterFall Model) olarak da isimlendirilir.</p>
<ol>
<li>Kapsam ve Planlama</li>
<li>Gereksinim Analizi</li>
<li>Tasarım</li>
<li>Geliştirme ve Test</li>
<li>Kurulum ve Dağıtım</li>
<li>Operasyon ve Bakım</li>
</ol>
<h4>Prototip Model</h4>
<p>Kitap da ki saçmalığa bakmayın arkadaşlar siz kısacası prototip model dediğiniz şey yazılımı yapacak kişilerin o iş kolu ile ilgili tam olarak bilgisi olmaması müşteri ihtiyaçlarına göre ortaya bir sistem çıkartılması. Kısacası kervan yolda düzülür hesabı :).</p>
<h4>Artımlı Model <span style="color: #ff0000;"><strong>(Sınavda hep buradan sorulmuş)</strong></span></h4>
<p>Artımlı model (Incremental model), ilk uygulamanın oluşturularak kullanıcı görüşüne başvurulması ve istenilen son sistem geliştirilinceye kadar birçok sürüm oluşturulması fikrine dayanır.<br />
<figure id="attachment_1962" aria-describedby="caption-attachment-1962" style="width: 848px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-1962" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2019/12/artirimli-model-1-1.jpg" alt="Artımlı Model" width="848" height="437" /><figcaption id="caption-attachment-1962" class="wp-caption-text">Artımlı Model</figcaption></figure></p>
<h4>Spiral Model <span style="color: #ff0000;"><strong>(Soru Geldi)</strong></span></h4>
<ul>
<li><strong>Müşteri iletişimi:</strong> Geliştirici ve müşteri arasında etkin bir iletişimin kurulması görevlerini,</li>
<li><strong>Planlama:</strong> Kaynakların, zaman çizelgelerinin ve proje ile ilgili diğer bilgilerin tanımlanması görevlerini</li>
<li><strong>Risk Analizi:</strong>Teknik ve yönetim risklerinin belirlenmesi görevlerini</li>
<li><strong>Mühendislik:</strong> Uygulamanın bir veya daha fazla çözümünün oluşturulması görevlerini</li>
<li><strong>Gerçekleştirme ve Kurulum:</strong> Sistemin inşa edilmesi, test, kurulum ve kullanıcı desteğini (belgeleme, kullanıcı eğitimleri) oluşturma görevlerini</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Müşteri Değerlendirmesi:</strong></span> Mühendislik çözümleri, gerçekleştirme ve kurulum sonrasında sistem hakkında müşteri değerlendirmesinin alınması görevlerini içerir.</li>
</ul>
<figure id="attachment_1964" aria-describedby="caption-attachment-1964" style="width: 796px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="size-full wp-image-1964" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2019/12/spiral-model-1-1.jpg" alt="Spiral Model" width="796" height="561" /><figcaption id="caption-attachment-1964" class="wp-caption-text">Spiral Model</figcaption></figure>
<h4>Bileşen Tabanlı Geliştirme Modeli</h4>
<p>Nesne tabanlı teknolojiler Bileşen tabanlı geliştirme modelinin (Component-based development model) teknik çerçevesini oluşturur.</p>
<h4>Çevik Model</h4>
<p>Çevik model (Agile Model) sistemin gereksinimlerini belirleme, tasarım, geliştirme ve kurulumunda artan yaklaşımı kullanır. Geliştirme sürecinde sistem gereksinimleri genelde değiştiği durumlarda Çevik model en uygun yaklaşımlardan biridir</p>
<h4><strong>Scrum <span style="color: #ff0000;">(Sınavda çıkmadı ama bu alanda ilerleyeceksiniz bu yöntemi adınız gibi bilin)</span></strong></h4>
<p>Scrum yaklaşımı çevik yöntemlerin teknik yaklaşımları yerine iteratif geliştirme yöntemine odaklanmış bir çevik metottur.<br />
Şekil 2.8’de Scrum yönetim süreci gösterilmektedir. Scrum’ da 3 faz vardır. Birinci fazda proje genel hedeeri ve yazılım mimarisinin tasarımını oluşturmak üzere ana hat planlama yapılır. Bu aşamada oluşturulan projenin ana gereksinimleri önem sırasına göre bir<br />
liste (Product Backlog) olarak toplanır (Faz 1).<br />
<figure id="attachment_1966" aria-describedby="caption-attachment-1966" style="width: 1087px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1966" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2019/12/scrum-1-1.jpg" alt="Scrum Yaklaşımı" width="1087" height="562" /><figcaption id="caption-attachment-1966" class="wp-caption-text">Scrum Yaklaşımı</figcaption></figure></p>
<h3>Bilgisayar Destekli Sistem Geliştirme Araçları</h3>
<p>Bilgisayar destekli yazılım mühendisliği araçları <strong>CASE</strong> araçları olarak adlandırılır. Bilgisayar destekli sistem geliştirme araçları, sistem analistlerinin bilgi sistemlerini geliştirmek için kullandığı otomatik yazılım araçlarıdır.</p>
<h4>Bilgisayar Destekli Yazılım Mühendisliği Araçları</h4>
<p>CASE (Computer-Aided Software Engineering tools) sistem geliştiricilerinin karmaşık bilgi sistemlerini yüksek kalitede, planlanan zaman ve bütçede tamamlamasını destekleyen araçlardır.<br />
CASE kaynakları:</p>
<ol>
<li>Diyagram araçları</li>
<li>Bilgisayar gösterim ve raporlama üreticileri</li>
<li>Analist araçları</li>
<li>Kalite yönetim araçları</li>
<li>Proje Yönetim araçları</li>
<li>Tasarım ve program üretici araçları</li>
<li>Test araçları</li>
<li>Belgeleme araçları</li>
</ol>
<h3>Uygulama Geliştirme Ortamları <strong>(Soru Geldi)</strong></h3>
<p>Programlama dilleri ve derleyiciler: Önemli hata ayıklama ve program yazma desteği<br />
ile programcıların problemleri kolayca bulmasını ve çözmesini sağlar</p>
<ul>
<li><strong>Arayüz oluşturma araçları:</strong> Programcıların bileşen kütüphaneleri aracılığı ile hızlı arayüzler oluşturmasını sağlar</li>
<li><strong>Ara katman yazılımları:</strong> Programcıların geliştirdikleri yazılımı değişik veritabanlarına,<br />
bilgisayar ağlarına hızlı bir şekilde entegre etmesini destekler.</li>
<li><strong>Test araçları:</strong> Geliştirilen yazılımın test senaryoları ile test edilmesini sağlar.</li>
<li><strong>Sürüm kontrol:</strong> Ekip olarak çalışan programcıların geliştirilen ve geliştirme sonrası kurulmuş ve çalışmakta olan yazılımların (kaynak ve çalışan yazılım) farklı sürümlerinin<br />
yönetimini, saklanmasını ve erişmesini sağlar.</li>
<li><strong>Yardım yazarlığı araçları:</strong> Çevrimiçi yardım, çevrimiçi eğitim ve kullanıcı el kitaplarının yazılmasında kullanılır</li>
</ul>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/sistem-analizi-ve-tasarimi-ders-notlari">Sistem Analizi ve Tasarımı Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/sistem-analizi-ve-tasarimi-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yönetim Bilişim Sistemleri Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/yonetim-bilisim-sistemleri-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/yonetim-bilisim-sistemleri-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 19 Oct 2019 13:11:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sercancepni.net.tr/?p=1929</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kamu Yönetimi okurken çıkarttığım notları web sitemde de yayınlayayım dedim ve tahminimden çok fazla popüler oldu şöyle ki İstanbul Kültür Üniversitesinde dahil çıkardığım ders notları kaynak gösterildi 🙂 Ve sonrasında çok fazla not çıkartmam için yorumlar ve mesajlar geldi ancak okulum bittiği için kaynaklara erişimim ve zamanım yoktu taki bu yıla kadar DGS ile Yönetim [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/yonetim-bilisim-sistemleri-ders-notlari">Yönetim Bilişim Sistemleri Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kamu Yönetimi okurken çıkarttığım notları web sitemde de yayınlayayım dedim ve tahminimden çok fazla popüler oldu şöyle ki <a href="https://legacy.iku.edu.tr/TR/ects_bolum.php?m=1&amp;p=10&amp;f=0&amp;r=0&amp;ders_id=6183&amp;ects=ders_detay&amp;cat=20152016" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İstanbul Kültür Üniversitesi</a>nde dahil çıkardığım ders notları kaynak gösterildi 🙂 Ve sonrasında çok fazla not çıkartmam için yorumlar ve mesajlar geldi ancak okulum bittiği için kaynaklara erişimim ve zamanım yoktu taki bu yıla kadar DGS ile Yönetim Bilişim Sistemleri &#8216;ne kayıt oldum ve tekrar ders notları çıkartmaya başlayacağım. Ayrıca aşağıdaki notlara ek olarak ta fark ders verdiler bu derslerden biride İşletme İlkeleri. Notları kredisi en yüksek olan dan başlayarak çıkartmaya başlayacağım arkadaşlar. İlk olarak ta <strong>Sistem Analizi ve Tasarımı</strong> olacak.<br />
<strong>Yönetim Bilişim Sistemleri Ders Notları</strong> olarak aşağıdaki notları çıkartacağım ;</p>
<table>
<thead>
<tr>
<td colspan="4" scope="col"><strong>V.YARIYIL (Güz Dönemi)</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td><strong>DERS KODU</strong></td>
<td><strong>DERS ADI</strong></td>
<td><strong>ZORUNLU</strong></td>
<td><strong>AKTS</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>İŞL303U</td>
<td>ÜRETİM YÖNETİMİ</td>
<td>Z</td>
<td>5.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS301U</td>
<td>İŞLEM TABLOSU PROGRAMLAMA</td>
<td>Z</td>
<td>6.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS303U</td>
<td>KULLANICI DENEYİMİ TASARIMI</td>
<td>Z</td>
<td>4.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS305U</td>
<td>SİSTEM ANALİZİ VE TASARIMI</td>
<td>Z</td>
<td>6.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS307U</td>
<td>KURUMSAL KAYNAK PLANLAMA SİSTEMLERİ</td>
<td>Z</td>
<td>4.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS309U</td>
<td>BİLGİ TOPLUMU VE E-DEVLET</td>
<td>Z</td>
<td>5.0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<table>
<thead>
<tr>
<td colspan="4" scope="col"><strong>VI.YARIYIL (Bahar Dönemi)</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td><strong>DERS KODU</strong></td>
<td><strong>DERS ADI</strong></td>
<td><strong>ZORUNLU</strong></td>
<td><strong>AKTS</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>MAİ102U</td>
<td>MARKA VE YÖNETİMİ</td>
<td>Z</td>
<td>4.0</td>
</tr>
<tr>
<td>SOS110U</td>
<td>ÖRGÜTSEL DAVRANIŞ</td>
<td>Z</td>
<td>5.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS302U</td>
<td>AĞ YÖNETİMİ VE BİLGİ GÜVENLİĞİ</td>
<td>Z</td>
<td>5.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS304U</td>
<td>VERİTABANI PROGRAMLAMA</td>
<td>Z</td>
<td>5.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS306U</td>
<td>İLERİ PROGRAMLAMA</td>
<td>Z</td>
<td>6.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS308U</td>
<td>SOSYAL AĞ ANALİZİ</td>
<td>Z</td>
<td>5.0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<table>
<thead>
<tr>
<td colspan="4" scope="col"><strong>VII.YARIYIL (Güz Dönemi)</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td><strong>DERS KODU</strong></td>
<td><strong>DERS ADI</strong></td>
<td><strong>ZORUNLU</strong></td>
<td><strong>AKTS</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>İŞL293U</td>
<td>GİRİŞİMCİLİK VE İŞ KURMA</td>
<td>Z</td>
<td>5.0</td>
</tr>
<tr>
<td>İŞY203U</td>
<td>YENİLİK YÖNETİMİ</td>
<td>Z</td>
<td>5.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS401U</td>
<td>YÖNEYLEM ARAŞTIRMASI</td>
<td>Z</td>
<td>7.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS403U</td>
<td>KARAR MODELLERİ</td>
<td>Z</td>
<td>6.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS405U</td>
<td>INTERNET VE WEB PROGRAMLAMA</td>
<td>Z</td>
<td>7.0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;</p>
<table>
<thead>
<tr>
<td colspan="4" scope="col"><strong>VIII.YARIYIL (Bahar Dönemi)</strong></td>
</tr>
</thead>
<tbody>
<tr>
<td><strong>DERS KODU</strong></td>
<td><strong>DERS ADI</strong></td>
<td><strong>ZORUNLU</strong></td>
<td><strong>AKTS</strong></td>
</tr>
<tr>
<td>PZL208U</td>
<td>MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ YÖNETİMİ</td>
<td>Z</td>
<td>4.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS402U</td>
<td>KARAR DESTEK SİSTEMLERİ</td>
<td>Z</td>
<td>6.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS404U</td>
<td>VERİ MADENCİLİĞİ</td>
<td>Z</td>
<td>7.0</td>
</tr>
<tr>
<td>YBS406U</td>
<td>PROGRAMLAMADA YENİ EĞİLİMLER</td>
<td>Z</td>
<td>7.0</td>
</tr>
<tr>
<td>FİN402U</td>
<td>FİNANSAL TABLOLAR ANALİZİ</td>
<td>Z</td>
<td>6.0</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>&nbsp;<br />
Notları çıkarttıkça bu konun altına kısa yol linklerini vereceğim arkadaşlar umarım hepimiz için hayırlı olur beni takip etmeye devam edin.<br />
NOT: Sosyal Medya hesaplarım kapalı arkadaşlar yorum yazarak bana ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/yonetim-bilisim-sistemleri-ders-notlari">Yönetim Bilişim Sistemleri Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/yonetim-bilisim-sistemleri-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>5</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medeni Hukuk Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Nov 2018 15:59:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Hukuk 1 Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[medeni hukuk ders notları pdf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sercancepni.net.tr/?p=1706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geldik en baba derslerden birine arkadaşlar medeni hukuk. Medeni Hukuk Ders Notları &#8216;nı çıkartırken son 5 yılın çıkmış sınav sorularını baz aldım o yüzden sakın bu notun özetini çıkartmayın ve Dikkat yada önemli dediğim yerleri kendi adınızı bildiğiniz gibi bilin. Ayrıca Adelet okuyorsanız bu not da işinize yarar : Hukukun Temel Kavramları Ders Notları Lafı fazla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari">Medeni Hukuk Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geldik en baba derslerden birine arkadaşlar medeni hukuk. Medeni Hukuk Ders Notları &#8216;nı çıkartırken son 5 yılın çıkmış sınav sorularını baz aldım o yüzden sakın bu notun özetini çıkartmayın ve Dikkat yada önemli dediğim yerleri kendi adınızı bildiğiniz gibi bilin. Ayrıca Adelet okuyorsanız bu not da işinize yarar : <strong><a href="https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</a></strong> Lafı fazla uzatmadan Medeni Hukuk Ders Notları &#8216;na başlayalım ;</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm &#8211; 1</h2>
<h2 style="text-align: center;">Medeni Hukuka Giriş, Medeni Hukukun Kaynakları ve Temel Kavramları</h2>
<p>Ticaret hukuku, devletler özel hukuku gibi medeni hukuk da özel hukukun dalları arasında yer almaktadır. Esasen medeni hukuk özel hukukun en geniş, en kapsamlı ve en önemli dalıdır. Sosyal düzen normlarının başında yer alan hukukun temel amaçlarını, toplumsal gereksinimlerin karşılanması, eşitlik, kamu düzeni, adalet ve benzeri nitelikler oluşturmaktadır.</p>
<h3>MEDENİ HUKUK KAVRAMI</h3>
<p>Medeni hukuk terimi, sözlük anlamı itibariyle “şehir hukuku” veya “şehirliler hukuku” anlamına gelmektedir. Kişiler arasındaki özel ilişkileri konu edinen medeni hukuk, kişilerin birbirleriyle ve belirli ölçüde devletle olan doğrudan veya dolaylı ilişkilerini düzenleyen kurallardan oluşan bir pozitif hukuk alanıdır. Medeni hukuk, düzenlediği ilişkilerin niteliği ve kapsamı açısından beş ana dala ayrılmaktadır. Bunlar; <strong>“kişiler hukuku”</strong>,<strong> “aile hukuku”</strong>, <strong>“miras hukuku”</strong>, <strong>“eşya hukuku”</strong> ve <strong>“borçlar hukuku”</strong>dur.<br />
<strong>NOT:</strong> Yukarıda saydığım beş ana başlık önemli arkadaşlar mutlaka bir soru geliyor ancak basit o yüzden korkmayın. (Korkacağınız zaman söyleyeceğim ben size 🙂 )</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Kişiler Hukuku</span></h4>
<p>Kişiler hukuku, temelde kişiyi soyut bir şekilde ele alıp inceler. Bu çerçevede hak sahibi olan kişilerin türlerini, ehliyetlerini, kişisel durumlarını, yakınlarıyla olan ilişkilerini (hısımlık), belli yer ile olan ilgilerini (ikametgâh), kişiliğin başlangıcı, sona ermesi ve kişiliğin korunmasını düzenler.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Aile Hukuku</span></h4>
<p>Aile hukuku, nişanlanmadan başlayarak, evlenme, evliliğin ortadan kalkması, eşlerin karşılıklı hak ve ödevleri, velâyet, ana baba ile çocuklar arasındaki hukukî bağ, aile üyeleri arasındaki ilişkiler, vesayet gibi konuları düzenler. <em><strong>Bu anlamda “aile ilişkileri” olarak adlandırılabilecek tüm konular aile hukukunun kapsamı içine girer. <span style="color: #ff0000;">(Kalın yazdığım kısımda soru geldi dikkat)</span></strong></em></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Miras Hukuku</span></h4>
<p>Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölümünden sonra, sağlığında elde etmiş olduğu para ile ölçülebilen hak ve borçlarının kimlere ve nasıl geçeceğini düzenler.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Eşya Hukuku</span></h4>
<p>Eşya hukuku, kişilerin eşya üzerideki egemenlik ve tasarruflarının niteliğini ve türlerini, onların bu egemenlik dolayısıyla diğer kişilerle olan ilişkilerini düzenler. Eşya hukukunun temel konusunu oluşturan ayni haklar, kişilere eşya üzerinde hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklardır. <strong><span style="color: #ff0000;">(Soru geldi dikkat edin)</span></strong></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Borçlar Hukuku</span></h4>
<p>Borçlar hukuku, kişiler arasında kurulan farklı türlerdeki borç ilişkilerini ve bunlardan doğacak alacak haklarını ve borçları düzenler.</p>
<h3>Kanun Hükmünde Kararnameler</h3>
<p>1961 Anayasasında 1971 yılında yapılan değişiklik ile <strong><em>Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname</em> çıkarma yetkisi verilmiştir.</strong> (<strong><span style="color: #ff0000;">ÖNEMLİ</span></strong>)</p>
<h3>Tüzükler</h3>
<p>1982 Anayasası’nın 115. maddesine göre, Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve <span style="color: #ff0000;">Danıştay </span>incelenmesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabilir. <strong>(Burası da önemli arkadaşlar soru genelde şu şekilde gelmiş Tüzükleri hangi kurum inceleler Cevap <span style="color: #ff0000;">DANIŞTAY</span>)</strong></p>
<h3>Yönetmelikler</h3>
<p>Kamu kuruluşları, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak koşuluyla yönetmelik çıkarabilirler.<br />
Anayasanın 124. maddesinde getirilen düzenlemeye göre, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak için ve bunlara aykırı olmamak koşuluyla yönetmelik çıkarma yetkisine sahiptir. (<strong><span style="color: #ff0000;">ÖNEMLİ SORU GELİYOR GENÇLER</span></strong>)<br />
Yönetmelikler, yasaya ve tüzüğe aykırı olamayacakları gibi diğer üst hukuk kurallarına da aykırı olamazlar. Aksine durumlarda söz konusu yönetmeliğin iptali için Danıştay’a veya yönetmeliğin niteliği ve uygulama alanına göre idare mahkemelerine dava açılabilir. Yasaya ve tüzüğe aykırı olan yönetmelikler mahkemelerce uygulanmaz. <strong><span style="color: #ff0000;">(DİKKAT!!!)</span></strong></p>
<h3>Kanunların Yorumlanmasında Kullanılan Mantık Kuralları</h3>
<p>Çoğun içinde azın da bulunacağı, bütün için doğru olanın parçalar için de doğru olacağı ilkesine dayanan evleviyet yolu, daha önemli bir durum için kabul edilen bir hükmün daha az önemli olan bir durum için de uygulanabilmesi anlamına gelir. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Soru Geliyor</strong></em></span></p>
<h3>Boşluk Türleri</h3>
<p>Kural içi boşluk, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek bıraktığı boşluk hali olarak tanımlanabilir. Burada, adil bir çözümün bulunabilmesi uygulama ve bilime bırakılmıştır. Kural içi boşluk da kendi arasında yollamalar (atıflar), genel kayıtlar, içi boş normlar ve tanımlama boşluğu olarak dörde ayrılmaktadır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm &#8211; 2</h2>
<h2 style="text-align: center;">Dürüstlük Kuralı, İyiniyet, İspat Yükü, Resmi Sicil ve Senetler</h2>
<p>Arkadaşlar tekrar belirtiyorum bu notlar sizi sınavdan geçirir ancak işi sansa bırakmamak için kitap&#8217;a da şöyle bir göz gezdirin özellikle bu ünitenin üzerinde durun ünite kısa gibi dursa da gerçekten ters köşe yapacak sorular sormuşlar ve ara sınavlarda ağırlıklı olarak bu üniteden sorular gelmiş.</p>
<h3>DÜRÜSTLÜK KURALI</h3>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">“Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır”</span>.</strong> Bu hükümde, bir hakkı kullanırken veya bir borcu yerine getirirken<br />
nasıl hareket edilmesi gerektiği genel olarak belirtilmektedir. Diğer bir ifade ile kişiler haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken toplum içindeki makul, orta zekâlı bir kimsenin davrandığı gibi davranmalıdır. Örneğin, mülkiyet hakkına sahip olan bir kimse, bu hakkını yasanın çizdiği sınırlar dâhilinde kullanmak zorundadır. Komşularını rahatsız edecek şekilde gürültü yapamaz veya balkonunda koku ve duman çıkaracak şekilde mangal yakamaz. Aynı şekilde, borcu olan bir kimsenin borcunu ödemek için gece yarısı, herkes uyuduktan sonra alacaklının evine gitmesi dürüstlük kurallarına aykırıdır. <span style="color: #ff0000;"><strong>(Şu metinden 2 adet soru geldi arkadaşlar)</strong></span><br />
Hukukî işlemlerin kurulması sırasında da doğruluk ve dürüstlük kuralları uygulama alanı bulmaktadır. Taraflar sözleşme görüşmeleri sırasında, birbirlerine karşılıklı olarak bilgi vermek, yanılan<br />
tarafı uyarmak daha doğrusu doğruluk ve dürüstlük kurallarına uymak zorundadırlar.<br />
Son olarak sözleşmenin yeni şartlara uyarlanmasında da dürüstlük kuralları önem taşımaktadır. Hukukta çok önemli bir ilke olan ahde vefa ilkesi (pacta sunt servanda) gereği kural olarak bir sözleşme akdedildikten sonra artık taraflar bu sözleşmeye uymakla yükümlüdür. Bununla birlikte sözleşme akdedildikten sonra, mevcut koşulların önceden öngörülemeyecek bir şekilde ve olağanüstü olarak değişmesi ile sözleşme taraflardan biri için artık çekilmez hale gelmişse sözleşmenin öngörülemeyen durum dikkate alınarak değiştirilmesi gerekir. Bu işlem de dürüstlük kuralının uygulanması ile gerçekleştirilecektir.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Not:</span></strong> Arkadaşlar baş da da belirttiğim gibi <strong>Medeni Hukuk Ders Notları </strong>çıkartırken son 5 yılın çıkmış sorularını baz aldım. Yukarıda ki Dürüstlük Kuralından süreli her yıl bir soru gelmiş aklınızda bulunsun.</p>
<h3>İyiniyetin Sonuçları</h3>
<p>“Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur”. Bu hükme göre, sahibinin elinden rızası ile çıkan bir malın iyiniyetle kazanılması mümkündür.<br />
Borçlar hukukunda da iyiniyetin korunduğu haller vardır. Bu hallerden biri sebepsiz zenginleşmedir.<br />
İyiniyetin korunduğu hallere medeni hukukun bütün dallarında ancak özellikle eşya hukukunda rastlamak mümkündür.<br />
Haklı bir sebep olmaksızın bir kimsenin malvarlığının diğer bir kimsenin malvarlığı aleyhine artması halinde sebepsiz zenginleşmeden söz edilir.</p>
<h3>İSPAT YÜKÜ</h3>
<p>İspat yükünün bazı istisnalarının olduğuna işaret edilmiştir. Bu istisnalar şu şekilde sıralanabilir:</p>
<ol>
<li>Olağan durumun aksinin ispatı, bunu iddia eden tarafa düşer. Örneğin olağan olan onsekiz yaşını tamamlamış bir kişinin tam fiil ehliyetinin olmasıdır.</li>
<li>Herkesçe bilinen vakıaların da ispatına gerek yoktur. Bunun aksini iddia eden ispatla yükümlüdür.</li>
<li>İspat yükünün özel olarak bir kanun hükmü ile belirlendiği hallerde, ispat yükü bu özel kanun hükmünde yazılı kimseye düşer. Örneğin, Borçlar Kanunu hükümleri gereği haksız fiilde zararı ispat etmek davacıya düşer.</li>
<li>Kanun, bazı karineler koyarak o karineye dayanan tarafı ispat yükünden kurtarmıştır. Karine, belirli bir olaydan ya da varlığı bilinen bir olgudan, belirli olmayan bir olay ya da varlığı bilinmeyen bir olgunun çıkarılması anlamına gelir. Karineler, fiilî ve kanunî karineler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.</li>
</ol>
<p>Kanunî karineler ise, belli bir olaydan, belli olmayan bir olay için kanun tarafından çıkarılan sonuçlardır. Bazı kanunî karineler kesin karine niteliğini taşıyıp, bunun aksi ispat edilemez. Örneğin, tapu siciline kayıtlı olan bir hususun bilinmediği ileri sürülemez. Buna karşılık bazı karineler kesin olmayıp adî karinelerdir. Yani aksi her türlü delille ispat edilebilir. Örneğin, resmi sicil ve senetlerin aksi ispat edilinceye kadar doğruluğu kabul edilmektedir. Adi karineye bir başka örnek olarak birlikte ölüm karinesi verilebilir. Birbirinin mirasçısı olabilecek kişiler aynı anda ölürse ve hangisinin diğerinden daha önce öldüğü belirlenemezse, her ikisi de aynı anda ölmüş kabul edilir ve birbirinin mirasçısı olamaz.<br />
<strong>RESMİ SİCİL VE SENETLER</strong><br />
Hukukumuzda senetler, düzenleyen kişilere ve ispat gücüne göre, adî ve resmî senetler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Resmî bir makam veya kişinin katılımı ile düzenlenen senetlere “resmî senet”, resmî bir makam veya kişinin katılımı olmaksızın düzenlenen senetlere ise “adî senet” denir. Resmi senetler, kesin delil olarak kabul edilir. Ancak adî senet, altında imzası bulunan kimsenin bunu mahkemede ikrar etmesiyle resmî senede dönüşür ve kesin delil olur. Senetler, düzenleyen kişilere ve ispat gücüne göre, adî ve resmî senetler olmak üzere ikiye ayrılırlar. <span style="color: #ff0000;"><strong>(NE YAPIN NE EDİN EZBERLEYİN BU 2 SATIRLIK YAZIYI PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ)</strong></span></p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm 3</h2>
<h2 style="text-align: center;">Kişi ve Kişilik Kavramları, Kişiliğin Başlangıcı ve Sona Ermesi, Gerçek Kişiler, Hak ve Fiil Ehliyeti</h2>
<p>Arkadaşlar bu ünitede en önemli konu EHLİYETLER gerçekten üzerinde durmanız gerekiyor benden söylemesi.<br />
Medeni Kanununda dernekler ve vakıflar tüzel kişi olarak kabul edilir. Ticaret Kanununda ise ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği bulunduğu kabul edilir.</p>
<h3>KİŞİLİK KAVRAMI</h3>
<p>Kişisel durumlar, bir kişiyi diğer kişilerden ayırmaya yarayan ve hukuk düzeninin kendilerine bir takım sonuçlar bağladığı niteliklerdir. Örneğin, bir kimsenin evli ya da bekâr olması, ergin veya kısıtlı olması hep kişisel durumlarla ilgilidir.<br />
<em><strong>Örneğin</strong></em>, ünlü bir doktorun isminin ve resminin yeni açılacak özel bir hastanenin reklam afişlerinde izinsiz olarak kullanılması onun kişilik hakkına aykırıdır.</p>
<h3>Karineler</h3>
<p>Mirasçıların göstermesi gereken teminat süresi, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda, terekenin mirasçılara tesliminden itibaren beş yıl; kendisinden uzun süreden beri haber alınamama<br />
durumunda, <em><strong>son haber alma tarihinden itibaren on beş yıldır.</strong></em> TMK. m. 584 gereğince, gaip 100 yaşına geldiğinde teminat gösterme süresi bu sürelerin dolup dolmadığına bakılmaksızın kendiliğinden sona erer.</p>
<h3>Gerçek Kişinin Ehliyetleri</h3>
<p>Gerçek kişiler bakımından iki tür ehliyet söz konusudur. Bunlar, “hak ehliyeti” (medeni haklardan yararlanma ehliyeti) ve “fiil ehliyeti” (medeni hakları kullanma ehliyeti) olarak adlandırılır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Hak Ehliyeti (Medeni Haklardan Yararlanma Ehliyeti)</span></h4>
<p>Haklara ve borçlara sahip olabilme, başka bir ifadeyle hak sahibi olma ve yükümlülük altına girme ehliyetine hak ehliyeti denir. Hak ehliyeti TMK. m. 8’de düzenlenmiştir. Anılan hükme göre,<br />
“Her insanın hak ehliyeti vardır. / Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler”.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Fiil Ehliyeti (Medeni Hakları Kullanma Ehliyeti)</span></h4>
<p>Fiil ehliyeti, bir kişinin bizzat kendi fiil ve işlemleriyle kendi lehine hak ve aleyhine borç yaratabilme, yani kendi fiilleri ile hak kazanma ve borç altına girebilme ehliyetidir.<br />
Fiil ehliyetinin üç koşulu bulunmaktadır. Bunlar; ergin olmak, ayırt etme gücüne sahip olmak ve kısıtlı olmamaktır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Ayırt Etme Gücü :</strong></span> Akla uygun biçimde davranma, makul surette hareket edebilme yeteneğidir.</p>
<blockquote><p>Şimdi ehliyet çeşitlerini anlatacağım arkadaşlar dediğim gibi ezberleyin mutlaka banko soru gelecek 1 den fazla!!!!</p></blockquote>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tam ehliyetliler :</strong></em></span> Fiil ehliyetinin tüm koşullarını yerine getiren kişilerdir. Yani, ayırt etme gücüne sahip, ergin olan ve kısıtlanmamış olan kişilerdir. Bunlar her türlü hukukî işlemi yapabilirler ve tüm hukuka aykırı fiillerinden dolayı da sorumludurlar.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sınırlı Ehliyetliler : </strong></em></span> Grubunda yer alanların da esasında ehliyetleri tamdır. Sınırlı ehliyetli olarak nitelenen kişiler “kendilerine yasal danışman atanmış olan kişiler” ile doktrinde tartışmalı olmakla birlikte “evli kişiler”dir. <span style="color: #ff0000;"><strong>(Burada anahtar kelime &#8220;Evli kişiler&#8221;)</strong></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tam ehliyetsizler,</strong> </em></span>ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerdir ve bu nedenle fiil ehliyetleri bulunmamaktadır. Gerçekten de TMK. m. 15’e göre, kanunda öngörülen istisnalar hariç, ayırt etme gücüne sahip olmayan kişinin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz. Hukuki işlem ehliyetleri olmadığından tam ehliyetsizlerin daima yasal temsilcileri aracılığıyla hareket etmeleri gerekir. Hukuki işlemleri tam ehliyetsizin adına ve hesabına yasal temsilcisi, yani veli veya vasi gerçekleştirecektir. Her ne kadar yasal temsilci tam ehliyetsiz adına her tür hukuki işlemi yapabilirse de, Medeni Kanun üç işlem bakımından bu kurala istisna getirmiştir. Yasal temsilci tam ehliyetsiz adına vakıf kuramaz, bağış yapamaz ve kefil olamaz.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sınırlı ehliyetsizler :</strong></em></span> Ayırt etme gücüne sahip olan küçükler ile kısıtlılardır. Kural olarak sınırlı ehliyetsizlerin fiil ehliyetleri yoktur. Diğer bir ifade ile bu gruba giren kişiler bakımından ehliyetsizlik asıl, ehliyet ise istisna niteliğini taşır. Sınırlı ehliyetsizlerin de yasal temsilcilerinin olması gerekir. Kural hukuki işlemlerin sınırlı ehliyetsiz adına veli veya vasi tarafından gerçekleştirilmesi olsa da, sınırlı ehliyetsizler bazı işlemleri kendi başlarına, bazı işlemleri de yasal temsilcilerinin onayı ile yapabilirler. Sınırlı ehliyetsizler, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların<br />
kullanılmasında da yine kural olarak yasal temsilcilerinin iznine muhtaç değildirler. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, bizzat hak sahibi tarafından kullanılabilen, ölümle sona eren ve başkasına devredilemeyen haklar olarak tanımlanabilir. Örneğin, nişanlanma, nişanı bozma, evlenme, boşanma gibi haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardır.</li>
</ol>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Yasal danışmanlık,</span> oy danışmanlığı, yönetim danışmanlığı ve karma danışmanlık olmak üzere üç türe ayrılır.</strong><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Haklar :</strong> </span>Bizzat hak sahibi tarafından kullanılabilen, ölümle sona eren ve başkasına devredilemeyen haklardır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm 4</h2>
<h2 style="text-align: center;">Hısımlık, Yerleşim Yeri, Kişilik Hakkı ve Korunması</h2>
<p>Gerçek kişileri ilgilendiren kişisel durumlar Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bunların başında hısımlık ve yerleşim yeri gelir. Hısımlık, insanlar arasındaki yakınlık bağını ifade eder.<br />
Yerleşim yeri ise, bir kimsenin oturmakta olduğu, iş ve aile ilişkilerinin merkezi olan yerdir.</p>
<h3>HISIMLIK <span style="text-decoration: underline;">(Önemli Arkadaşlar)</span></h3>
<p>Hısımlık, Kan Hısımlığı, Kayın Hısımlığı ve Evlat Edinmeden Doğan Hısımlık olmak üzere üç türlüdür.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Hısımlık Türleri</span></h4>
<p>Hısımlık, kuruluş ve doğuş şekillerine göre, “kan hısımlığı”, “kayın hısımlığı” ve “evlat edinmeden doğan hısımlık” olmak üzere üç türe ayrılır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kan Hısımlığı :</strong></em></span> Kan hısımlığı, bir kimse ile onun kendilerine kan bağıyla bağlı bulunduğu kişiler arasındaki hısımlıktır, uygulamada soy hısımlığı olarak da adlandırılmaktadır. Örneğin, bir kimsenin kendi ana ve babası, kardeşleri, ana ve babasının ana babaları (büyük ana ve büyük babaları), çocukları ve torunları, amca, hala, dayı, teyzeleri ile kuzenleri arasındaki hısımlık kan hısımlığıdır.<br />
<em><strong><span style="color: #ff0000;">Kayın hısımlığı :</span></strong></em> Evlenme dolayısıyla meydana gelen hısımlıktır. Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olurlar. Örneğin, eşin anası, babası, kardeşleri, kuzenleri vb. diğer eşin aynı dereceden kayın hısımlarıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Evlat Edinmeden Doğan Hısımlık :</strong></em></span> Bu hısımlık evlat edinme dolayısıyla meydana gelir ve hısımlığın kaynağı, evlat edinme işlemine yönelik mahkeme kararıdır.</p>
<h3>YERLEŞİM YERİ</h3>
<p>Yerleşim yeri edinmek bir hukuki işlem olmayıp; yerleşim yerinin seçimi hukuki fiil niteliğini taşır. İradi Yerleşim Yeri, İtibari Yerleşim Yeri ve Yasal Yerleşim Yeri olmak üzere üç türlüdür.</p>
<h3><span style="color: #0000ff;">Yerleşim Yerinin Tekliği İlkesi</span></h3>
<p>Yerleşim yerinin tekliği ilkesine göre, herkesin ancak bir tek yerleşim yeri bulunabilir. Başka bir ifadeyle, bir kimsenin aynı anda birden fazla yerleşim yeri olamaz. Gerçekten de, TMK m. 19/II’ye<br />
göre, “Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz”. TMK m. 19/II hükmü ile öngörülen ilke, ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz (TMK. m. 19/III). Bu istisnanın sebebi de, söz konusu kuruluşların şubelerinin olması durumunda, şubelerinin bulunduğu yerde dava açılabilmesidir. Hal böyle olunca, şubenin bulunduğu yer de o şubenin yerleşim yeri sayılacaktır.</p>
<h3>Kişilik Hakkı Kavramı ve Kişisel Varlıklar</h3>
<p>Bir kimsenin manevi varlıklarını oluşturan, şeref ve onuru, ismi, resmi, özgürlükleri, sırları, inançları üzerinde de kişilik hakları olup, bu hakları da kanun tarafından haksız saldırılara karşı korunmuştur.<br />
Kişinin yaşama ve sağlık hakkı, beden tamlığı, hareket özgürlüğü fiziki haklar; kişinin sahip olduğu manevi değerler ile ruhi ve hissi alanı manevi haklar; özel hayat alanı, şeref ve onur, ekonomik özgürlüğe sahip olup, ekonomik hayata katılabilmek, isim üzerindeki haklar ise sosyal haklar kapsamında yer alır.<br />
Dar anlamda kişilik hakkı hak ehliyetini ifade eder. Geniş anlamda kişilik hakkı ise fiil ehliyetini, kişisel durumları ve kişilik haklarını da içine alır.</p>
<h3>Kişiliğin İçe Karşı Korunması</h3>
<p>Anılan hükümden anlaşılacağı üzere, hiç kimse yapacağı bir hukuki işlemle hiçbir zaman evlenmeyeceğini, taşınmaz eşya satın almayacağını, mirasçı olmayacağını vaat edemez. Çünkü böyle durumlarda kişi hak ehliyetinden kısmen de olsa vazgeçmiş sayılmaktadır. Oysa kişinin hak ehliyetinden vazgeçmesi mümkün değildir, hak ehliyeti TMK. hükümlerinin yanı sıra anayasal korumaya da alınmış durumdadır. Aynı şekilde, kişi sahip olduğu mallar üzerinde tasarrufta bulunmayacağını da taahhüt edemez. Çünkü bu durumda da fiil ehliyetinden kısmen vazgeçmiş olmaktadır.</p>
<h3>Kişiliğin Dışa Karşı Korunması</h3>
<p>Kişiliğin dışa karşı korunması, kişilik haklarını başkalarından gelebilecek olan hukuka aykırı saldırılara ve kişilik değerlerinin ihlaline karşı koruma altına almak anlamına gelir.<br />
Kişilik haklarına karşı haksız saldırıda bulunulan kimsenin bu saldırı sebebiyle fiilen uğramış olduğu maddi zararların karşılanması için şu şartların gerçekleşmesi aranır. Fiil, fiilin kişilik haklarını ihlal etmesi, zarar, kusur ve uygun illiyet bağının olması gerekir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Saldırıya Son Verilmesi (Durdurma) Davası :</strong></span> Saldırıya son verilmesi davası, kişilik haklarına hukuka aykırı bir saldırının gerçekleşmesi ve bu saldırının halen devam etmesi durumunda açılabilen bir davadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Önleme Davası : </strong></span>Önleme davası, henüz gerçekleşmemiş olmakla birlikte, bir takım belirtilerden yakın bir zamanda gerçekleşmesi mümkün görülen bir haksız saldırı tehlikesine karşı açılan ve daha gerçekleşmeden bu saldırıyı önlemeyi amaçlayan davadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Tespit Davası :</strong> </span>Tespit davası, kişilik haklarına karşı yapılmış ve sona ermiş bulunan bir saldırının yarattığı etkilerin hâlâ devam etmesi halinde açılabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Adın Korunması :</strong></span> Adın korunması amacıyla açılacak davalar 4 tanedir. Bunlar: Tespit davası, saldırıya son verilmesi davası, önleme davası ve tazminat davasıdır.</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari">Medeni Hukuk Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Nov 2018 09:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[açıköğretim fakültesi hukukun temel kavramları ders notları]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun temel kavramları ders notları özet]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun temel kavramları ders notları pdf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sercancepni.net.tr/?p=1672</guid>

					<description><![CDATA[<p>Açık öğretimi bitirdiğim için ders notu çıkartmıyordum. Ancak sevdiğim adalet okumaya başladığı için tekrardan ders notları çıkartmaya başlayacağım. İlk ders notumuz Hukukun Temel Kavramları Ders Notları olacak arkadaşlar. Ayrıca lütfen başka bölümlerin ders notu için istek yapmayınız sadece Adalet bölümünün ders notlarını hazırlayacağım. Lafı fazla uzatmadan Hukukun Temel Kavramları Ders Notları geçelim yolumuz uzun süremiz az 🙂 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari">Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açık öğretimi bitirdiğim için ders notu çıkartmıyordum. Ancak sevdiğim adalet okumaya başladığı için tekrardan <strong>ders notları</strong> çıkartmaya başlayacağım. İlk ders notumuz <strong>Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</strong> olacak arkadaşlar. Ayrıca lütfen başka bölümlerin ders notu için istek yapmayınız sadece <strong>Adalet</strong> bölümünün ders notlarını hazırlayacağım. Lafı fazla uzatmadan <strong>Hukukun Temel Kavramları Ders Notları </strong>geçelim yolumuz uzun süremiz az 🙂</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm -1</h2>
<h2 style="text-align: center;">Sosyal Düzen Kuralları ve Hukuk</h2>
<p>İnsan toplum denilen sosyal çevre içinde yaşamaktadır. İnsan yaşamını sürdürdüğü bu toplumda diğer insanlarla ve kurumlarla birçok etkileşime girer; bu ilişkiler <span style="color: #ff0000;"><strong>sosyal ilişki</strong></span> olarak adlandırılmaktadır. Sosyal ilişkiler her ne kadar birtakım çatışmalar içerse de belli bir düzen içinde yürümektedir. İşte sosyal ilişkilerin tâbi olduğu bu düzen,<span style="color: #ff0000;"><strong> sosyal düzen</strong></span> olarak ifade edilmektedir. Sosyal düzen içinde yaşayan insanların ödevleri, hak ve yetkilerini düzenleyen kurallara <strong><span style="color: #ff0000;">sosyal düzen kuralları</span></strong> denilmektedir.<br />
<span style="text-decoration: underline;">Sosyal düzen kurallarının belirli özellikleri bulunmaktadır. Öncelikle bu kurallar genel nitelik taşır yani ayırımsız herkese uygulanır. İkincisi süreklidir yani bu kurallar çok uzun zamandır ve aralıksız bir biçimde uygulanmaktadır. Üçüncüsü, bunlar yaptırımlı kurallardır.</span></p>
<h3>SOSYAL DÜZEN KURALLARININ TÜRLERİ</h3>
<ul>
<li>Din kuralları</li>
<li>Ahlak kuralları</li>
<li>Görgü kuralları</li>
<li>Hukuk kuralları</li>
</ul>
<p><em><strong>DİKKAT :</strong></em> Üstte sıraladığımız sosyal düzen kuralları, ülkeden ülkeye değiştiği gibi şehirden şehire de değişiklik söz konusu olabilir. Aynı zamanda sosyal düzen kuralları zaman içerisinde değişe bilmektedir.<br />
&nbsp;</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Din Kuralları</span></h4>
<p>Din kuralları Tanrı ile insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, Allah&#8217;ın emir ve yasaklarını içeren kurallar bütünüdür. Başka bir deyimle, din kurallarına uymayan kişilere yönelik bir güç kullanımı ya da zorlama söz konusu değildir. <em><strong>Din kurallarına uymayanlar, günahkâr sayılma, toplum dışına itilme gibi manevi yaptırımlarla karşılaşırlar.</strong> </em>Bu tür toplumlarda bir din kuralına uyulmaması hâlinde eğer kişiye maddi bir yaptırım uygulanabiliyorsa, bunun sebebi uyulmayan din kuralının aynı zamanda hukukça benimsenmesi yani hukuk kuralı hâline gelmesidir. Yoksa laik toplumlarda din kuralına uymamanın sadece manevi yaptırımı bulunmaktadır.<br />
<em><strong>DİKKAT : </strong></em>Din kuralları Tanrı buyruğu olduğu için dogmatik ve statiktir. Din kurallarına uyulmadığı takdirde kişinin günah işleyeceği, Tanrı tarafından cezalandırılacağına inanılır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Ahlak Kuralları</span></h4>
<p>Ahlak kuralları iyilik-kötülük, doğru-yanlış gibi çeşitli konulardaki değer yargılarıdır. Ahlak kurallarının iki yönü bulunmaktadır:<br />
<em><strong>Nesnel (objektif, sosyal)</strong></em> Ahlak insanın diğer bireylere karşı olan ödevleri ile ilgilidir.<br />
<em><strong>Öznel (subjektif )</strong> </em>Ahlak kişinin kendi şahsı ve iç dünyasına karşı ödevlerini ifade etmektedir.<br />
<strong><em>Örneğin başkaları hakkında kötü düşünmemek, yalan söylememek subjektif ahlaka ilişkinken; fakirlere yardım etmek, verilen sözü tutmak objektif ahlakla yakından ilgilidir.</em></strong></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Görgü (Nezaket) Kuralları</span></h4>
<p>Toplumsal düzen, gündelik ilişkilerde bazı davranış kalıplarına uyulmasını gerektirir. Ahlak kurallarından farklı olan bu kurallar, görgü kuralları olarak adlandırılmaktadır. <em><strong>Önemli :</strong></em> Görgü kurallarına uymamanın yaptırımı manevi niteliktedir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Hukuk kuralları en önemli sosyal kurallardır. İnsan topluluğunun bulunduğu her yerde hukuk vardır. Hukuk kuralları kişilerin dışa yansıyan ilişkilerini düzenlediği gibi toplum yaşamını düzenlemek, huzuru ve barışı sağlamak, dayanışmayı gerçekleştirmek gibi fonksiyonları yerine getirir. <em><strong>Hukuk kurallarının temel özellikleri genel ve soyut olması, emir ve yaptırım içermesidir. </strong></em><span style="text-decoration: underline;">Diğer sosyal kurallardan ayıran en önemli fark hukuk kurallarına uyulmadığı taktirde yaptırım uygulanmasıdır.</span><br />
Diğer sosyal düzen kuralları gibi, hukuk kuralları da insanlar arası ilişkileri düzenler ve bir davranışta bulunma veya bulunmama şeklinde bir emir içerir. Bununla birlikte, hukuk kuralları, belirli bir toplumsal-kültürel çevre içinde şekillense de bu kuralları yapan irade, siyasal iktidarın / devletin iradesidir; ayrıca, diğer sosyal düzen kurallarından farklı olarak, <strong>hukuk kurallarına uyulmaması hâlinde devlet (kamu) gücüyle desteklenen maddi yaptırımla karşılaşılır.</strong><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Diğer sosyal kuralların yaptırımı manevi nitelik taşırken hukuk kurallarının yaptırımı maddidir.</strong></span></p>
<h3>Hukukta Yaptırım Türleri</h3>
<p>Hukuki yaptırımlar</p>
<ul>
<li>Ceza,</li>
<li>Cebri icra,</li>
<li>Tazminat,</li>
<li>Geçersizlik ve</li>
<li>İptal</li>
</ul>
<p>olmak üzere beş kategoride incelenebilir. Yaptırım, hukuk kuralının ihlali hâlinde ortaya çıkmaktadır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Ceza</span></h4>
<p>Suçun karşılığı olan ceza, birçok toplumda temel yaptırım olarak kabul edilir. Öyle ki birçok toplumda yaptırım ile ceza kavramı özdeşleşmiştir. Bunun en temel sebebi ceza yaptırımının ağırlığıdır. <em><strong>Türk Ceza Kanunu’na göre cezalar hapis ve adli para cezaları olmak üzere ikiye ayrılır.</strong></em> Hapis cezaları ise <strong>ağırlaştırılmış müebbet hapis</strong>, <strong>müebbet hapis</strong> ve <strong>süreli hapis</strong> cezaları şeklinde üç grupta düzenlenmiştir. <strong><em>Adli para cezası belli bir miktar paranın hükümlü tarafından hazineye ödenmesi niteliğini taşır.</em> </strong>Türk Ceza Kanunu ayrıca cezalara ek olarak hükümlülerin belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılabileceğini de belirtmektedir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Cebri İcra</span></h4>
<p>Cebri icra, bir borç ilişkisinde borcunu kendi rızasıyla yerine getirmeyen borçlunun devlet gücü aracılığıyla bu borcunu yerine getirmesini sağlayan bir yaptırımdır. Örneğin, süresi dolmasına rağmen oturduğu taşınmazı tahliye etmeyen bir kiracının tahliyesinde ya da boşanma davasının sonucu velayeti anneye bırakılan çocuğu teslim etmeyen babanın durumunda cebri icra yaptırımı uygulanabilir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Tazminat</span></h4>
<p>Tazminat bir kimsenin hukuka aykırılık oluşturan kusurlu bir davranışı sonucu başkasına verdiği zararın o kişiye ödettirilmesidir. Tazminata konu zarar <strong>maddi</strong> ya da <strong>manevi</strong> olabilir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Geçersizlik</span></h4>
<p>Hukuka aykırı bir şekilde yapılan hukuki işleme uygulanan yaptırım geçersizlik yani <em><strong>hükümsüzlüktür.</strong></em></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">İptal</span></h4>
<p>Hukuk kurallarına aykırı bir biçimde yapılmış idari işlemlerin idari yargı organlarınca ortadan kaldırılması hâlinde iptal yaptırımı ortaya çıkar.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Yokluk :</strong></span> Hukuki işlem kanunun öngördüğü kurucu unsurlardan en az birine uyulmadan yapıldığı için hiç oluşmamış sayılır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Mutlak butlan :</strong></span> Kanunun öngördüğü kurucu unsurlara sahip olan ancak kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak yapılan hukuki işlemler aleyhine uygulanan yaptırımdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>DİKKAT : </strong></em></span><span style="text-decoration: underline;">Yokluk yaptırımına tâbi bir hukuki işlem hiç doğmamış kabul edilir. Mutlak butlanda işlem doğmuş ama geçersiz sayılmıştır.</span><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Nispi butlan :</span></strong> Kanunun öngördüğü unsurlara sahip olan ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olmayan bir işlemin, o işlemi oluşturan iradelerden birindeki sakatlık sebebiyle geçersiz sayılmasıdır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm -2</h2>
<h2 style="text-align: center;">Hukukun Kaynakları ve Uygulanması</h2>
<h3>KAYNAK KAVRAMI VE HUKUK</h3>
<p><em><strong>DİKKAT :</strong></em> TBMM kanunlar bakımından, Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri ise yönetmelikler bakımından <em><strong>yaratıcı kaynak</strong> </em>niteliğindedir.<br />
<em><strong>DİKKAT :</strong></em> Hukukun yardımcı kaynaklarını ise, içtihat hukuku oluşturmaktadır. İçtihat hukuku, bilimsel içtihat veya yargı içtihadı şeklinde olabilir.</p>
<h3>POZİTİF HUKUKUN KAYNAKLARI</h3>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1684" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2018/11/Normlar-Hiyerarsisi-1-1.jpg" alt="Normlar Hiyerarşisi" width="580" height="479" /></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Anayasa</span></h4>
<p>Türkiye’de bugüne kadar  1921, 1924, 1961 ve 1982 Anayasa’ları olmak üzere toplam 4 Anayasa uygulanmıştır. 21.01.2017 tarihinde 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla Anayasa’da önemli değişiklikler yapılmıştır.<br />
Anayasa’nın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının <strong>en az üçte biri</strong> tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür. <em><strong>Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.</strong></em></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Uluslararası Anlaşmalar</span></h4>
<p>Uluslararası anlaşmalar, iki veya daha fazla devlet tarafından akdedilmiş olan ve TBMM’nin kabulünün ardından Cumhurbaşkanınca onaylanıp Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren bağlayıcı hukuk kurallarıdır.<br />
<em><strong>DİKKAT : </strong></em>1982 Anayasası’na göre usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar (uluslararası sözleşmeler) kanun hükmündedir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Kanunlar</span></h4>
<p>Kanun, yetkili organ tarafından yazılı olarak çıkarılan, kanun adını taşıyan, genel, sürekli ve soyut hukuk kuralıdır. Kanunu çıkarmaya yetkili organ ülkenin yönetim biçimine göre değişir. Ülkemizde olduğu gibi parlamenter sistemlerde bu organ meclistir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi</span></h4>
<p>Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasa’ya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir (Ana. m. 8). Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan <em><strong>temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemez.</strong></em></p>
<h3>HUKUK KURALLARININ TÜRLERİ</h3>
<p>Hukuk kuralları uygulama bakımından emredici, tamamlayıcı, yorumlayıcı, tanımlayıcı ve diğer hukuk kuralları şeklinde sınıflandırılabilir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Emredici Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Bu tür hukuk kurallarında, bütün hukuk kurallarında varlığı hissedilen emir unsuru baskındır. Bu tür hukuk kurallarının aksi kararlaştırılamaz; bunlarda genellikle <em><strong>emir kipi</strong></em> kullanılmaktadır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Tamamlayıcı Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Tarafların serbest iradeleriyle başka türlüsünü belirlemedikleri taktirde uygulanan kurallardır. Bu kurallarda taraflar arası ilişkilere olabildiğince az müdahale hedeflenmektedir. Türk hukukunda irade serbestisi esastır ancak, kişiler serbest iradeleri ile bir konuda kararlaştırma yapmazlarsa doğacak boşluk tamamlayıcı hukuk kuralları ile doldurulur. Ceza hukukunda az sayıda, borçlar hukukunda çok sayıda tamamlayıcı hukuk kuralı yer alır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Yorumlayıcı Hukuk Kuralları</span></h4>
<p><em><strong>Önemli :</strong></em> Tarafların iradeleri ile açıkça belirtebilecekleri hâlde belirtmedikleri konuların açığa kavuşturulmasında yardımcı olan kurallardır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Tanımlayıcı Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Kanunların daha iyi anlaşılması için bazen belli hususların açıkça tanımlanması, anlamının ve içeriğinin belirlenmesi gerekir. İşte tanımlayıcı hukuk kuralları bu tanımları getiren düzenlemelerdir. <em><strong>Örneğin:</strong></em> Bir iş sözleşmesine dayalı olarak çalışan gerçek kişiye işçi denir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Diğer Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Hukuk kurallarının yukarıdaki sınıflandırması dışında, hiç bir gruba girmeyen bazı kuralların bulunduğu da kabul edilmektedir. Bunlar arasında ilga edici (yürürlükten kaldırıcı) hukuk kuralları (örneğin İş K. m. 120), yetki verici hukuk kuralları (örneğin; TMK m. 120/2) sayılabilir.</p>
<h3>Kanunların Anlam Bakımından Uygulanması</h3>
<p>Yasama organınca yapılan yoruma yasama yorumu; yargı organınca yapılan yorum yargısal yorum; bilim adamlarınca yapılan yorum ise bilimsel yorum olarak adlandırılır. <em><strong><span style="color: #ff0000;">Kıyas</span> uygulaması genişletici yoruma imkân verir. Bu yönüyle kıyasın ceza hukukunda uygulanması söz konusu değildir.</strong></em></p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm -3</h2>
<h2 style="text-align: center;">Hukuk Sistemleri ve Türk Hukuk Tarihi</h2>
<h3>Karşılaştırmalı Hukuk</h3>
<p><em><strong>“Karşılaştırmalı Hukuk”</strong></em> hem bir hukuk disiplininin hem de hukuk araştırmasında kullanılan bir yöntemin adıdır.<br />
Karşılaştırmalı Hukuk, geliştirdiği çözümleme düzeyleri, özgül ayrımlar ve terim dağarcığıyla yeryüzünde farklı ulus, kültür ve toplumların hukuk düzenlerinin çeşitliliklerine ve benzemezliklerine karşın gene de “hukuk” gibi birleştirici bir kavram altında anlaşılır kılınmasına katkı sağlar.<br />
Genelde yapılan ayrımlar ve karşılaştırmalar kamu hukukundan çok özel hukuku temel alırlar. Hukuk sistemleri arasında bir karşılaştırmadan söz edebilmek için, karşılaştırmada örtülü ya da açıkça şu üç unsurun bulunması yöntem bilimsel bir gerekliliktir:<br />
<em><strong>Tarihsel temeller:</strong></em> Bir hukuk düzeninin diğerinden farkı ancak tarihsel olarak belirlenebilir.<br />
<em><strong>Toplumsal ve kültürel zemin:</strong></em> Din, dil, gelenekler ve sosyo-ekonomik yapı, hukuk kurallarının toplumsal ilişkileri şöyle değil de böyle düzenlemesini belirleyen etmenlerdir.<br />
<em><strong>Hukuk teknikleri:</strong> </em>Hukukun yaratılmasında, uygulayıcılarının eğitilmesinde ve uygulanmasında her hukuk kültürü birbirinden az çok farklı teknikler kullanır.</p>
<h3>Hukuk Sistemleri</h3>
<figure id="attachment_1698" aria-describedby="caption-attachment-1698" style="width: 702px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1698" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2018/11/Hukuk-Sistemleri-1-1.jpg" alt="Hukuk Sistemleri" width="702" height="180" /><figcaption id="caption-attachment-1698" class="wp-caption-text">Hukuk Sistemleri</figcaption></figure>
<h3>Kıta Avrupası Hukuk Sistemi</h3>
<p><em><strong>Tedvin (codification, yasalaştırma):</strong> </em>Bir ülkede dağınık hâlde bulunan hukuk kurallarının ait oldukları hukuk dalına bağlı olarak derlenip sistemli bir bütünlüğe kavuşturulması etkinliğidir.<br />
<figure id="attachment_1700" aria-describedby="caption-attachment-1700" style="width: 405px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1700" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2018/11/Gaiusa-Gore-Kurumlar-1-1.jpg" alt="Gaius’a Göre Kurumlar" width="405" height="195" /><figcaption id="caption-attachment-1700" class="wp-caption-text">Gaius’a Göre Kurumlar</figcaption></figure></p>
<h3>Anglo &#8211; Amerikan Hukuk Sistemi</h3>
<p><figure id="attachment_1701" aria-describedby="caption-attachment-1701" style="width: 464px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1701" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2018/11/ingiliz-Hukuku-nun-Kaynaklari-1-1.jpg" alt="İngiliz Hukuku’nun Kaynakları" width="464" height="171" /><figcaption id="caption-attachment-1701" class="wp-caption-text">İngiliz Hukuku’nun Kaynakları</figcaption></figure><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Common Law :</strong></em></span> Biri geniş, diğeri dar olmak üzere iki anlama sahiptir. Geniş anlamda Common Law İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Yeni Zelenda ve Kanada gibi ülkelerin hukuklarının ortak adını, bir hukuk ailesini ifade eder. Dar anlamda Common Law ise, 1066’da İngiltere’yi işgal eden Normanların adalet hizmetini gerçekleştirmek amacıyla atadıkları gezici yargıçların oluşturdukları aşırı biçimci hukuku ifade eder.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Equity :</strong></em></span> Common Law’ın aşırı biçimciliğinin karmaşık formüllerine göre değil de yargıcın vicdanı ve hakkaniyet ilkelerine göre yargılamasından doğan içtihat hukuku.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Statute Law:</strong> </em></span>İngiliz Hukuku’nun örnek yargı kararlarından sonraki hukuk kaynağı yasalardır. İngiliz Hukuku’nda başlıca iki tür yasal düzenleme bulunur: Parlamentonun yasa olarak kabul ettiği metinler ile bu birincilerin uygulanma usul ve esaslarını gösteren ikincil düzenlemeler. <strong><em>İngiliz Hukuku’nun içtihattan sonraki ikincil kaynağıdır. Statute law (yasa hukuku), parlamentonun çıkardığı yasalar, onayladığı anlaşmalar ve bunların uygulanma usul ve esaslarını gösteren düzenlemeleri kapsar.</em></strong><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Magna Carta Libertatum : </strong></em></span>1215 tarihinde Papa III. Innocent, Kral John ve baronları arasında imzalanmıştır. Kralın bazı yetkilerinin sınırlandırılmasını ve hukuk kurallarının kralın iradesinden daha üstün olduğunu ilan ediyordu. Magna Carta Kralın keyfi vergi salamayacağını; yargılamanın aleni olarak yapılacağını; yasal dayanağı olmadan tutuklama ve sürgüne<br />
göndermeye başvurulamayacağını ve soylulardan oluşan bir kurulun Kralın Magna Carta’ya uygun davranıp davranmadığını denetleyeceğini hüküm altına alıyordu.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Federal Devlet :</strong></em></span> Birden fazla kendi içinde özerk devletin aynı merkezi iktidara tâbi olarak oluşturduğu devlet birliğidir. Federal devlet ve federe devlet (eyalet, kanton gibi isimler de verilir) olmak üzere iki devlet türü bir aradadır. Hukuk düzeni bakımından hem federe devletin hukuku hem de federal devletin hukuku söz konusudur.</p>
<h3>Sosyalist Hukuk Sistemi</h3>
<p>Dağılan Sovyetler Birliği ve eski Doğu Bloku ülkeleri kapitalist dünyada egemen olan hukuk anlayışına alternatif olduğunu ileri sürdükleri bir hukuku uygularlardı. Günümüz dünyasında geçmişe<br />
oranla daha az sayıda ülke hâlen sosyalist bir hukuk düzenine sahip oldukları tezini savunurlar. Bu anlamda Sosyalist Hukuk, Marksist düşüncenin özel bir yorumuna dayalı olarak tasarlanmış bir hukuk düzenini ifade eder.</p>
<h3>İslam Hukuku</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Fıkıh :</strong></em></span> Bilmek, anlamak, derinlemesine kavramak, örtük olanın hakikatine nüfuz edip karanlık olanı aydınlatmak gibi anlamları karşılayan fıkıh; hukuki anlamda, insanın belirli koşullara bağlı olarak ne yapması gerektiğini, söz konusu koşullarla eylemsel gereklilik arasındaki bağın niteliğini ve şu ya da bu tarzda eylemeyi seçerse bunun sonuçlarının neler olacağını bilme yetisi anlamına da gelir. Fıkıh genellikle üç alt başlıkta incelenir:</p>
<ol>
<li>İbâdât (ibadetler),</li>
<li>Muâmelât (hukuki işlemler, sözleşmeler, evlenme, boşanma, miras)</li>
<li>Ukûbât (ceza hükümleri)</li>
</ol>
<p><em><strong>Şeriat:</strong></em> İslam dini açısından dar anlamda şeriat, İslam dinini belirleyen ilahi buyrukların toplamıdır.<br />
<strong>Klasik İslam Hukuk Bilimi şeriatı üç ana bölümde incelemişlerdir:</strong></p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>İbâdât (ibadetler):</strong> </span>İbadet İslam’da, genel olarak Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla gerçekleştirilen olumlu ve olumsuz eylemleri kapsar. Dar anlamda ise ayet ve hadislerde özel şekil ve şartları belirlenen ritüellerin uygulanması kastedilir. Müminlerin namaz, oruç, hac gibi farizeleri yerine getirmeleri ibadetlerle ilgilidir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Muâmelât (işlemler):</strong> </span>İnsanlar arasındaki doğumdan ölüme dek her tür ve düzeydeki toplumsal ilişki, bu bölümde incelenir. Sözleşme, miras, evlenme, boşanma,tazminat ve benzeri işlemler bu bölüm altında incelenmiştir. Devletlerarası ilişkiler de kişiler arası ilişkilere kıyasen hukuk konusu yapıldığından, onlar da bu bölüme dahil olurlar. Kimi alimler Münâkehât’ı, yani evlenme,<br />
boşanma ve benzeri işlemleri ayrı bir bölüm olarak da değerlendirirler.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Ukûbât (ceza hukuku):</strong></span> İslam Hukuku’nda, işlenen ve suç sayılan fiiller ile bunlara uygulanacak yaptırımları gösteren kısma “ukûbât” denilir. Bu bölüm bedenî, mali veya caydırıcı bazı cezai hükümleri kapsar. İslam ceza hukukunda suç sayılan bir fiil ya Allah’ın haklarına (Hakullah) karşı yada kişilerin haklarına karşı (Hakk-i Ademi) işlenmiş kabul olunur. Kısas, had ve ta’zir olmak üzere üç de yaptırım grubu vardır.</li>
</ol>
<h3>Osmanlı Hukuku</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Önemli :</strong></em></span> Osmanlı Hukuku yargılama erkini ilmiye sınıfına bırakmış; belirli ilimlerde eğitim görmüş alimlerin kadılık görevini yerine getirmesi kabul edilmişti. İslam Hukuku’na göre kadıların verdiği kararlar kesindi, ancak rüşvet aldıklarından yakınılmış ya da haksız bir hüküm vermişlerse, ilgilinin talebi üzerine verilen hüküm <span style="color: #ff0000;"><strong>kazaskerce</strong> </span>denetlenip gerekirse değiştirilirdi.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kanun-u Esasî</strong> : </em></span>1876’da ilan edilmiş, 1878’de II. Abdülhamit tarafından askıya alınmış, 24 Temmuz 1908 ihtilali sonucunda değişikliklerle yürürlüğe girmiş ve kısmen 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmış Anayasa’dır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm -4</h2>
<h2 style="text-align: center;">Yargı Örgütü</h2>
<h3>ADLÎ YARGI</h3>
<p>Adlî yargı, genel ve olağan yargı koludur, zira diğer yargı kollarının görev alanına girmeyen tüm dava ve yargısal işler adlî yargıda çözülür. Adlî yargı kolunda, ilk derece mahkemeleri, bölge adliye<br />
mahkemeleri ve Yargıtay olmak üzere üç dereceli bir yargılama sistemi kabul edilmiştir.<br />
Hakimler ve Savcılar Kurulu Kararıyla bazı yer bölge adliye mahkemelerinin yargı alanları yeniden belirlenmiştir. <em><strong>Buna göre bölge adliye mahkemeleri Adana, Antalya, Ankara, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Samsun illerinde faaliyete başlamış ve yargı çevreleri yeniden belirlenmiştir.</strong></em></p>
<ul>
<li>Kişiler arasında doğan uyuşmazlık hakkında yargılama yapma ve uyuşmazlığı çözmeye yönelik olarak davanın esası hakkında karar vermekle görevli <em><strong>ilk derece mahkemeleri</strong></em>,</li>
<li>İlk derece mahkemesi kararlarının istinaf incelemesini yapmakla görevli <strong><em>ikinci derece</em> bölge adliye mahkemeleri</strong>,</li>
<li>Bölge adliye mahkemesi ve bazı hallerde ilk derece mahkemesi kararlarının temyiz incelemesini yapmakla görevli<em><strong> Yargıtay</strong></em>.</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Cumhuriyet başsavcılığı,</strong></em></span> kamu davasının açılmasına yer olup olmadığına karar vermek üzere soruşturma yapmak veya yaptırmak; kanun hükümlerine göre, yargılama faaliyetlerini kamu adına izlemek, bunlara katılmak ve gerektiğinde kanun yollarına başvurmak; kesinleşen mahkeme kararlarının yerine getirilmesi ile ilgili işlemleri yapmak ve izlemek ve kanunlarla verilen diğer görevleri yapmakla görevlidir</p>
<h3>Yargıtay</h3>
<p>Yargıtay’ın asli fonksiyonu, adlî yargı alanında çözüme bağlanan dava ve işler bakımından, ülkede hukukun aynı şekilde uygulanmasını ve hukuk birliğini sağlamaktır.</p>
<h3>İDARİ YARGI</h3>
<p>İdarî yargı, hukuka aykırı idarî işlemlere karşı açılan iptal davaları veya idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden kaynaklanan (tahkime tâbi olmayan uyuşmazlıklara ilişkin) davaların görüldüğü yargı koludur (İYUK m. 2, I). Örneğin, hakkında atama işlemi yapılan bir kamu görevlisinin, sözkonusu idari işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi için idari yargı kolunda dava açması gerekir.<br />
<strong>İdarî yargı kolunda görevli olan mahkemeler üç derece ayrılmıştır:</strong></p>
<ul>
<li>İlk derece idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri</li>
<li>İkinci derece bölge idare mahkemeleri</li>
<li>İdarî yargının en üst yargı merci olan Danıştay</li>
</ul>
<h3>Danıştay</h3>
<p>Danıştay, kanunun başka bir idarî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme (temyiz) merci olup, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak<br />
bakar. Danıştay, kamu hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin imtiyaz sözleşmeleri hakkında görüş bildirmek, idarî uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla da görevlidir.</p>
<h3>Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yapısı</h3>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Anayasa Mahkemesi</span> on yedi (17) üyeden oluşur.</strong> Üyelerin üçü Türkiye Büyük Millet Meclisi, on ikisi ise Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa’da öngörülen belirli yargı organları ile kurumların üyeleri veya belirli kişiler arasından seçilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Anayasa Mahkemesi üyeleri on iki yıl için seçilirler.</strong></em></span> Bir kişi ikinci kez Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Üyeler altmış beş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir</p>
<h3>Mali Yargı</h3>
<p>Anayasa’ya göre, <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sayıştay</strong></em></span>, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve ayrıca sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamakla görevlidir.<br />
Aşağıdakilerden hangisi, birden fazla hâkimden oluşan ve heyet halinde çalışan toplu mahkemelerden biri değildir?</p>
<ul>
<li>A. Ağır ceza mahkemesi</li>
<li>B. İdare mahkemesi</li>
<li>C. Bölge adliye mahkemesi</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>D</strong></span>. Asliye hukuk mahkemesi</li>
<li>E. Danıştay</li>
</ul>
<p><strong>Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</strong> ara sınav için hazır arkadaşlar. Elimden geldiğince en önemli konuları işledim arkadaşlar ayrıca süre ile yarıştığınız için biraz hızlı çıkarttım o yüzden önemli bazı yerleri atlamış olabilirim o yüzden mutlaka kitaptaki soruları bir kez çözün. Bir sonraki yazım :<strong> <a href="https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Medeni Hukuk Ders Notları </a></strong></p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari">Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Siyasal Hayatı Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Mar 2016 10:53:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı Açık Öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı AÖF]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı Ders Notları 2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sercancepni.net.tr/?p=669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son ders notum olan Türk Siyasal Hayatı Ders Notları &#8216;na başlıyorum arkadaşlar bu seferki ders notları açık öğretimin ders notları olacak fakat gerçekten güzel hazırlanmış ayrıca her ünitenin başında ünite özetini anlatan ses kayıtları mevut önce onları dinlerseniz çok daha güzel olur. Eğer bir kere baştan sonra okursanız bu dersi geçememe gibi bir durumunuz olmaz. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari">Türk Siyasal Hayatı Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son ders notum olan <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Türk Siyasal Hayatı Ders Notları</strong></em></span> &#8216;na başlıyorum arkadaşlar bu seferki ders notları açık öğretimin ders notları olacak fakat gerçekten güzel hazırlanmış ayrıca her ünitenin başında ünite özetini anlatan ses kayıtları mevut önce onları dinlerseniz çok daha güzel olur. Eğer bir kere baştan sonra okursanız bu dersi geçememe gibi bir durumunuz olmaz.</p>
<h2 style="text-align: center;">Ünite 1: II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Türkiye’de Siyasal Yaşam</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ünite 1 Sesli Özet ;</strong></em></span><br />
<audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-669-1" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3?_=1" /><a href="http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3">http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3</a></audio></p>
<h3 style="text-align: center;">İttihat ve Terakki Cemiyeti ve II. Meşrutiyetin İlanı</h3>
<p>II. Abdülhamit 1876 yılında Osmanlı Devleti’nin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi’yi ilan ederek, 1977’de ilk Mebusan Meclisini açtı ve bir yıl sonra da önce meclisi kapatıp sonra da anayasayı askıya aldı. Buna karşı çıkarak anayasanın tekrar yürürlüğe girmesini ve meclisin yeniden kurulmasını isteyen bir örgüt kuruldu. Bu örgüt, sonradan “Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti” (İTC) adını aldı ve bu hareket Avrupa’da Jön Türkler ismiyle anılmaya başladı.<br />
Selanik’te aynı fikirle kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti üyeleri fikirlerini kendilerine yakın buldukları İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşerek bu isim altında örgütlendi. Örgüt, kısa sürede Selanik ve Balkan bölgesinde var olan çeteci milliyetçi anlayış içerisinde şekillenerek Abdülhamit yönetiminden hoşnut olmayan asker ve memurların ağırlıklı olduğu paramiliter bir örgütlenmeye dönüştü. Örgütün “Merkez-i Umumi” adında bir karar merkezi oluşturuldu. Asıl amacı Osmanlı Devleti’nin bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü korumak olan örgütün gelişen bir Türk milliyetçiliği ideolojisi vardı.<br />
1908 yılında yaşanan bazı gelişmeler sonucunda Makedonya’nın kaybedilmesi ve hükümetin İTC’nin faaliyetlerinden haberdar olarak örgütü çökertmesi an meselesiydi. Bu nedenle örgüt harekete geçerek dağlara çıkmış, halk arasında propaganda ve gösteriler yapmış, saraya anayasanın ilanı için çok sayıda telgraf yollamıştı. 23 Temmuz 1908’de İTC’nin saraydan cevap gelmesini beklemeden anayasanın yeniden yürürlüğe girdiğini ilan etmesiyle II. Abdülhamit isyanı bastıramayacağını anlayarak 24 Temmuz’da İstanbul gazetelerinde anayasanın yeniden yürürlüğe konulacağını ve meclisin açılacağını duyurdu.<br />
Halk “Hürriyetin İlanı’nın Abdülhamit’in lütfuyla ortaya çıktığını düşünerek kutlamalar yapıyordu. İTC hem meşrutiyetin ilanını duyurmak hem de bu sonucun doğmasındaki rolünü göstermek için büyük kentlere heyetler gönderdi.<br />
İttihatçılar, II. Abdülhamit’i tahttan indirecek ve devleti doğrudan yönetecek güçlerinin olmadığını düşünerek dışarıdan kontrol ettiler. Bu sırada 1908 yılında Mebusan Meclisi kurulması amacıyla Türkiye tarihinin ilk çok partili seçimleri gerçekleştirildi ve birçok etnik grubun temsil edilmesinin yanında İTC ezici çoğunlukla seçimleri kazandı.<br />
Seçimler sonrası İTC, muhalif gruplarla mücadele ettiği sırada olayların büyümesiyle 12 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’daki bazı askeri birliklerin ayaklanması sonucu 31 Mart İsyanı olarak adlandırılan ayaklanma başlamış oldu. İsyanın yatışması için isyancıların bazı istekleri İTC tarafından yerine getirildi. Daha sonra İTC’nin hala gücünü koruduğu Makedonya’da oluşturulan Hareket Ordusu 24 Nisan’da İstanbul’u işgal ederek isyanı bastırdı.<br />
27 Nisan’da da II. Abdülhamit isyanı desteklediği gerekçesiyle tahttan indirilerek yerine kardeşi Mehmet Reşat Efendi padişah ilan edildi.<br />
İsyanın bastırılması sonrasında çoğulcu siyasal yaşama kısa sürede geri dönülmesinin ardından Osmanlı Mebusan Meclisi 1909-1913 yılları arasında Kanun-i Esasi’de değişiklikler yaparak hükümetin yetkilerini padişahın yetkilerine karşı güçlendirdi. Bu sırada muhalefet yeniden toparlanarak farklı eğilimleri temsil eden partiler kurdu ve bu partiler 21 Kasım 1911 tarihinde Hürriyet ve İtilaf Fırkası adı altında birleşti. Güçlenen muhalefet nedeniyle meclis üzerindeki hakimiyetini kaybedeceğini düşünen İTC, meclisi feshettirerek 1912’de yeni seçimlere gidilmesini sağladı. Bu seçimlerde İTC’nin baskı ile kendi adaylarını seçtirerek seçimi kazanması ile oluşan hükûmet darbe tehdidi sonucunda istifa etti ve yerine Büyük Kabine diye adlandırılan İTC karşıtlarından oluşan bir hükûmet kuruldu. Bu hükûmet 1912 yılında başlayan Balkan Savaşları nedeniyle istifa etti, yerine yine İTC karşıtı başka bir hükümet kuruldu</p>
<h3 style="text-align: center;">İttihat ve Terakki İktidarı ve İmparatorluğun Sonu</h3>
<p>Balkan savaşları sırasında Osmanlı’nın büyük bir yenilgi alması sonucunda ittihatçılar harekete geçti. 23 Ocak 1913’te ittihatçı bir grup Babıali’ye (Osmanlı Devleti’nde İstanbul’da sadaret (Başbakanlık), dahiliye ve hariciye nezaretleri (içişleri ve dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet’e (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı) giderek kabineyi bastı. Babıali Baskını olarak tarihe geçen bu darbe sonrasında İTC iç siyasete tamamen hakim oldu. Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın Babıâli darbesinden sonra sadrazamlığa getirilen Mahmut Şevket Paşa’yı öldürmesiyle muhalefet İTC tarafından idam, hapis ve sürgünlerle sindirildi ve İTC iç siyaseti tümüyle tekeline aldı ve ilk defa hükûmeti içerden yönetmeye başladı. Böylelikle Babıâli Darbesi, 1908-1913 arasında süre giden görece çoğulcu ve demokratik dönemi sonlandırarak İTC’nin mutlak iktidarını başlatmış oldu.<br />
İktidarın sorunlarını çözeceği düşünülen Osmanlıcılık ideolojisi (Osmanlı idaresi altında yaşayan tüm dinsel ve etnik unsurları Osmanlı vatanı ve Osmanlı Hanedanı’na sadakat temelinde birleştirme ülküsü) Balkan Savaşları sonucunda bu gücünü kaybetti. Balkanlardaki topraklarının önemli bir bölümünü kaybeden Osmanlı İmparatorluğu artık Avrupa devleti olmaktan çıkarak Anadolu merkezli bir devlet oldu. Bunun sonucunda toplumu daha fazla Müslümanlaşan Osmanlı Devleti’nde Müslüman-Türk kimliğine dayalı Türkçülük ideolojisi güçlendi.<br />
İttihat ve Terakki Cemiyetinin ideolojik tutumları genel olarak değerlendirildiğinde çoğu Osmanlıcılık fikrine bağlı olmalarına karşın 1910’larda giderek Türkçülüğe savruldular. Çoğu, aynı zamanda inançlı Müslümanlardı. İTC’nin liderleri fikir adamı olmaktan çok eylem adamıydı. Onları ortak bir ideolojik programdan çok bir&nbsp;dizi ortak tavır bir araya getiriyordu. Bu tavırlar arasında devlet merkezli bir bakış, milliyetçilik, bilimsel gerçeğe ilişkin pozitivist bir inanç, toplumu dönüştürücü bir güç olarak eğitime duyulan inanç, düzen içinde değişim arzusu ve eylemciliktir. Çoğu ittihatçı için Osmanlıcılık, Türkçülük, Batıcılık, İslamcılık gibi II. Meşrutiyet Dönemi’nin önde gelen akımları, birbirlerinden net çizgilerle ayrılmaktan çok, dönemin siyasal ihtiyaçlarına göre çeşitli biçimlerde sentezlenebilecek ideolojilerdi.<br />
I. Dünya savaşında ittihatçılar Almanya ile ittifak yaptılar ve Osmanlı 11 Kasım’da Almanya ve Avusturya’nın yer aldığı üçlü ittifak içinde savaşa girdi. 1918 yılında savaş ittifak Devletleri’nin yenilgisiyle sonuçlandı ve Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918’te Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladı. Savaşın yenilgiyle bitmesine karşın savaşın oluşturduğu durumlar İttihatçılara birçok radikal reformu gerçekleştirme imkânı verirken Müslüman-Türk kimliğinin oluşmasını da sağlamıştı.</p>
<h3 style="text-align: center;">Yerel Direniş Hareketleri ve Merkezileşme (1918- 1920)</h3>
<p>Oldukça ağır maddeler içeren Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasının ardından itilaf devletleri bu antlaşmadaki maddelere dayanarak Osmanlı topraklarında işgale başladı. Mütarekeden sonra İTC hakkında soruşturmalar başladı ve 21 Aralık 1918’de Padişah Vahdettin tarafından mebuslar meclisi feshedildi. Bu sırada saray ve çevresi, işgal karşısında direnişlerin bir yararı olmayacağını düşünerek İngiliz mandası altına girmeyi bir yol olarak görüyordu. İzmir’in Yunan birlikleri tarafından işgal edilmesiyle bölgede yerel direniş hareketleri ortaya çıktı ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (MHC) adı altında yerel şekillerde örgütlenmeler meydana geldi. İttihat ve Terakki de kendini feshederek yerine Teceddüt Fırkası’nı kurdu ve direniş hareketini bu isim altında devam ettirdi.<br />
19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa ordu müfettişliği görevi için Samsun’a geldi. Hemen sonrasında toplanan ve Milli Mücadelenin siyasal ilkelerini belirleyen Erzurum Kongresi, Mustafa Kemal Paşa’ya liderlik yolunu açması ve direnişi merkezileştirecek ilk adımları atması açısından büyük önem taşımıştır.<br />
Sonrasında yerel direniş hareketlerinin birleştirilmesi amacıyla Mustafa Kemal Paşa 4-11 Eylül tarihleri arasında Sivas Kongresi’ni topladı. Bu kongre sonucunda MHC’lerin merkezi bir yapı altında toplanmasına karar verildi. Bu amaçla Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (A-RMHC) kuruldu ve Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki Heyet-i Temsiliye tarafından yönetildi. Yerel örgütlerin A-RMHC çatısı altında birleşmeleri 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali ve kent yönetimine el konulması, son Osmanlı Mebusan Meclisinin dağılması ve 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) toplanması ile hızlandı. Son olarak, Kuva-yı Milliye’nin tasfiye edilerek düzenli orduya geçilmesiyle bölgesel direniş örgütlerinin Ankara’nın denetimine girmesi süreci tamamlandı.<br />
Damat Ferit Paşa hükümetinin istifa etmesinden sonra Ali Rıza Paşa hükümeti kuruldu ve bu hükümet Sivas Heyet-i Temsiliyesi’ni tanıdı ve Osmanlı Mebusan Meclisinin toplanması için seçimlerin bir an önce yapılacağını duyurdu. Seçimlerin ardından son Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920’de toplandı ve üç ay açık kaldı. Bu kısa süre içerisinde 28 Ocak 1920’de Misak-ı Milli kabul edilerek Milli Mücadele’nin siyasal hedefleri oluşturulmuş ve Anadolu direnişine meşrutiyet kazandırılmış oldu. Bu durumdan rahatsız olan İtilaf Devletleri’nin 16 Mart’ta kent yönetimine el koyması ve İstanbul’u resmen işgal etmesi sonucu Mebusan Meclisi dağıldı. İşgal gerekçesiyle Mustafa Kemal Paşa yeni bir meclisin kurulması için seçimler yapılacağını duyurdu. Seçimlerden sonra, 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Birinci Meclis olarak da bilinen TBMM bir araya geldi.</p>
<h3 style="text-align: center;">Birinci Meclis ve İktidar-Muhalefet İlişkileri</h3>
<p>Birinci Meclis ilk aylarında birçok önemli yasayı yürürlüğe koydu ve rejimin temellerini atmış oldu. Meclisin en önemli faaliyetlerinden bazıları Hıyanet-i Vataniye kanunun çıkarılması, İstiklal Mahkemeleri’nin kurulması ve Teşkilat-ı Esasiye Kanununun çıkartılması olmuştu. 20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, rejimin temellerini, halk egemenliği ve meclis üstünlüğü üzerinden tanımlayan ilk anayasa özelliğini almıştır.<br />
Bu sırada İstanbul hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında 10 Ağustos 1920’de imzalanan ve Osmanlı için çok ağır koşulları olan Sevr Antlaşması, İstanbul’un yapmış olduğu bütün antlaşmaları geçersiz sayan kanun uyarınca Ankara hükümeti tarafından geçersiz sayıldı. 21 Şubat-11 Mart 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Londra Konferansı Yunan ordusunun Anadolu’nun içlerine doğru saldırmasıyla bir sonuç doğurmadan dağıldı.<br />
Mecliste zaman içerisinde bazı uygulamalardan hoşnut olmayan muhalif mebuslar ortaya çıkmaya başladı. Bunun sonucunda bu muhalifler mecliste ikinci grup şeklinde anılan bir grup çatısı altında örgütlendiler. İkinci Grup’un programı ve ilkeleri doğrultusunda mecliste verdiği mücadele sonucunda vekil seçimlerinde yeniden doğrudan vekil seçme yöntemine dönüldü ve kuvvetler ayrılığına doğru bir adım atıldı. Ayrıca başkumandana olağanüstü yetkiler veren madde yürürlükten kaldırıldı. Buna karşılık Mustafa Kemal Paşa’nın başkumandanlık unvanı oy birliğiyle süresiz uzatıldı.</p>
<h3 style="text-align: center;">Lozan Barış Görüşmeleri ve 1923 Seçimleri</h3>
<p>Türk ordusunun Başkumandanlık Meydan Savaşı’nda aldığı zafer sonucunda işgallere son verilmiş oldu ve ateşkes koşulları oluşturulmaya başladı. Osmanlı, Fransa, İngiltere ve İtalya ile bir araya geldi. Bunun sonucunda ise Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Daha sonra kalıcı barış sağlanması amacıyla İsviçre’nin Lozan kentinde bir konferans düzenlenmesine karar verildi. Fakat&nbsp;bu konferansa TBMM’nin yanında İstanbul hükûmetinin de çağırılması Saltanatın kaldırılmasını gündeme getirdi ve 1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırıldı. Sonuç olarak Lozan Konferansı’na TBMM hükümeti yalnız gitti ve konferansta önemli kararlar alındı. Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının ardından İtilaf Devletleri, birliklerini çekerek İstanbul ve boğazları Türk kuvvetlerine bıraktı.<br />
Barış sonrasında meclisteki Birinci Grup, bir fırkaya dönüştürülerek Halk Fırkası’nın kurulacağı duyuldu. Bu sırada yeniden seçimlere gidildi ve yalnızca Birinci Grup seçimlere katıldı.<br />
Türk Siyasal Hayatı 1.Ünite Deneme Testi :&nbsp;<strong><a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/Turk-Siyasal-Hayati-Deneme-Testi-1.pdf">Türk Siyasal Hayatı Deneme Testi</a></strong><br />
Ünite 2 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-02-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 3 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-03-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 4 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-04-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 5 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-05-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 6 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-06-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 7 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-07-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 8 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-08-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a></p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari">Türk Siyasal Hayatı Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		<enclosure url="http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3" length="22715871" type="audio/mpeg" />
<enclosure url="http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3" length="22715871" type="audio/mpeg" />

			</item>
		<item>
		<title>Türk Vergi Sistemi Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/turk-vergi-sistemi-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/turk-vergi-sistemi-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2015 13:48:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Vergi Sistemi Ders Notları 2015]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Vergi Sistemi Ders Notları İndir]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Vergi Sistemi Ders Notları PDF]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sercancepni.net.tr/?p=436</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türk vergi sistemi ders notları &#8216;na başlıyorum arkadaşlar. Özellikle Türk vergi sistemi ders notları için ek olarak yardımcı kaynak aldım internette çok övmüşler ve yakın çevremde faydasını görmüş. Ayrıca çıkartacağım Türk vergi sistemi ders notları &#8216;nda har ünitenin sonunda Türk vergi sistemi soruları&#8217;da yayınlayacağım ve ara sınav ve finaller için banko çıkacak sorular da olacak, bu kadar çalışmaya [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/turk-vergi-sistemi-ders-notlari">Türk Vergi Sistemi Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk vergi sistemi ders notları</strong> &#8216;na başlıyorum arkadaşlar. Özellikle <em><strong>Türk vergi sistemi ders notları</strong></em> için ek olarak yardımcı kaynak aldım internette çok övmüşler ve yakın çevremde faydasını görmüş. Ayrıca çıkartacağım Türk vergi sistemi ders notları &#8216;nda har ünitenin sonunda Türk vergi sistemi soruları&#8217;da yayınlayacağım ve ara sınav ve finaller için banko çıkacak sorular da olacak, bu kadar çalışmaya geçemezsek zaten dersi boş verelim 😀 . Lafı fazla uzatmadan Türk vergi sistemi ders notları başlayalım;</p>
<h2 style="text-align: center;">Türk Vergi Sistemi Ders Notları</h2>
<h2 style="text-align: center;">[section label=&#8221;Ünite 1&#8243;]Ünite 1 Gelir Vergisi</h2>
<h3>Türk Vergi Sisteminin Tarihçesi</h3>
<p>Cumhuriyet öncesinde uygulanan Osmanlı dönemi vergileri, genel olarak şeri vergilerden oluşuyordu. Bunların arasında Müslüman tebaadan alınan zekât, öşür; Müslüman olmayan tebaadan alınan haraç, cizye vergileri vardı. Bu vergiler şu anlamlara gelmekteydi:<br />
<em><strong><span style="color: #ff0000;">Öşür,</span></strong></em> Müslümanlardan alınan toprak ürünü vergisidir. Elde edilen ürünün onda biri vergi olarak alınırdı.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Haraç,</strong></em></span> Müslüman olmayanlardan alınan bir vergiydi ve ikiye ayrılıyordu; Harac-ı Mukassem, elde edilen ürünlerden; Haracı-ı Muvazzaf, toprak üzerinden alınırdı.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Cizye,</strong></em></span> Müslüman olmayan erkeklerden, askerlik görevi karşılığı olarak alınırdı.<br />
Cumhuriyet’in kabulünden sonra, Osmanlı vergi sisteminin yerine çağdaş Batılı devletlerin uyguladıkları sisteme geçiş süreci başlatılmıştır. <span style="text-decoration: underline;"><em>İlk olarak, zirai ürünlerden alınan vergi olan<strong><span style="color: #000000; text-decoration: underline;"> aşar</span></strong>, 1925 yılında yürürlükten kaldırılmıştır. Bu olay, Cumhuriyet döneminin ilk vergi reformu olarak kabul edilebilir.</em></span><br />
Savaş yılları olan 1942 ve 1943’de varlık vergisi ve toprak mahsulleri vergisi gibi olağanüstü vergiler uygulamaya konulmuştur. Uygulanan varlık vergisi, 11 Kasım 1942 tarih ve 4305 sayılı kanun ile konulan olağanüstü bir servet vergisidir. Özellikle Müslüman olmayan ticaret erbabının kazançlarını vergilendirmek için uygulamaya konuldu. Ödeme yapmayanlar çalışma kamplarına gönderildi.<br />
1949 yılında Gelir Vergisi Kanunu (GVK) ve Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK) kabul edilerek ciddi bir vergi reformu gerçekleştirilmiştir. Harcama vergileri alanındaki reform ise:</p>
<ul>
<li>1984 yılında Katma Değer Vergisi Kanunu’nun (KDVK)</li>
<li>2002 yılında da Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun (ÖTVK)</li>
</ul>
<p>kabul edilmesiyle gerçekleştirilmiştir.</p>
<h3>Gelir Vergilerinin Kompozisyonu</h3>
<p>Dolaysız vergiler gelir ve servet üzerinden, dolaylı vergiler ise harcamalar üzerinden alınan vergilerdir.</p>
<h3>Gelirin Özellikleri ve Kapsamı</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gelirin Özellikleri:</strong></em></span> Gelir, bir gerçek kişinin bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratların safi tutarıdır. Bu tanımdan gelir kavramının özelliklerini aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.</p>
<ul>
<li>Gelir “<em><strong>gerçek kişi</strong></em>” tarafından elde edilmelidir. Kural olarak, tüzel kişilerin elde ettikleri gelirler, başka bir verginin (kurumlar vergisinin) konusunu oluşturur.</li>
</ul>
<ul>
<li>Gelir “<em><strong>bir takvim yılı içinde</strong></em>” elde edilmiş olmalıdır. Her takvim yılı bir vergileme dönemi oluşturmaktadır.</li>
<li>Gelir “<em><strong>elde edilmiş</strong></em>” olmalıdır. Elde edilmiş olma, bazı durumlarda paranın elde edene ödenmesi anlamına gelmektedir (tahsil ilkesi). Tahsil ilkesi, gelirin hukuken ve fiilen elde edenin kullanımına geçmesi anlamına gelir.Elde etme bazı durumlarda ise, gelirin hukuken elde edenin tasarrufuna geçmiş olması anlamına gelmektedir (tahakkuk ilkesi). Tahakkuk ilkesinde ise, gelirin hukuken elde edenin tasarrufuna geçmesi yeterli görülmüştür.</li>
<li>Gelir “<em><strong>kazanç ve iratlar</strong></em>”dan oluşur. Kazanç; bedensel, zihinsel çalışma ile veya (ve) sermaye konularak elde edilen gelirdir. irat ise sermayenin başkasına kullandırılması neticesinde sağlanır.</li>
<li>GVK’nin vergilendirilmesini öngördüğü gelir, kazanç ve iratların “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>safi tutarı</strong></em></span>”dır. Safi tutar, kazanç ve iratların elde edilmesi için yapılan masraflar, yıpranma payları (amortismanlar) ve zararlar düşüldükten sonra kalan kısımdır.</li>
<li>Son olarak vergi, gelirin “<em><strong>gerçek tutar</strong></em>”ı üzerinden alınacaktır.</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gelir vergisine konu olan kazanç ve iratlar:</strong></em></span> Gelir vergisine konu olan kazanç ve iratlar, yedi başlık halinde GVK’nin 2. madde- sinde sayılmıştır:</p>
<ol>
<li>Ticari Kazançlar,</li>
<li>Zirai Kazançlar,</li>
<li>Ücretler,</li>
<li>Serbest meslek kazançları,</li>
<li>Gayrimenkul sermaye iratları,</li>
<li>Menkul sermaye iratları,</li>
<li>Diğer kazanç ve iratlar.</li>
</ol>
<h3>Gelir Vergisinde Tam Mükellefler</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tam / Dar mükellef ayrımının nedeni:</strong></em></span> Tam mükellef / dar mükellef ayırımı, esas olarak ülkelerin egemenlik haklarından kaynaklanmaktadır. Tam mükelleflerin hem Türkiye’de hem de Türkiye dışında elde ettikleri gelirler dar mükelleflerin ise sadece Türkiye’de elde ettikleri gelirler vergileme kapsamına alınmıştır. Kimlerin tam mükellef sayılacağı konusunda iki ölçü göz önünde bulundurulmuştur. Bunlardan birincisi ikametgâh, ikincisi ise tabiiyettir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>ikametgah ilkesi gereği tam mükellefiyet:</strong></em></span> İkametgâh ölçüsüne göre, Türkiye’de yerleşmiş olanlar tam mükellef olarak kabul edilirler. İkametgâh ise bir kimsenin sürekli kalma niyetiyle oturduğu yerdir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong><em>Çifte vergilemeyi önleme anlaşmaları:</em></strong></span> Türkiye’de ve yurt dışında elde edilen kazançların tamamı üzerinden vergi alınmassı, yurt dışı kazançların elde edildiği ülkede de vergilendirilmesi durumunda, çifte vergilendirmeye sebep olmaktadır. Çifte vergilendirmenin olumsuz etkisi ise ya ülkeler arasında imzalanan çifte vergilendirmenin önlenmesi anlaşmaları ile ya da tek taraflı olarak ülkelerin kendi vergi mevzuatlarındaki düzenlemelerle giderilmeye çalışılmaktadır. Çifte vergilemeyi önleme anlaşmasının bulunmaması durumunda, sınırlı mahsup yöntemine göre, yabancı ülkede ödenen vergiler beyanname üzerinden hesaplanan vergilerden düşülmektedir.</p>
<h3>Gelir Vergisinde Dar Mükellefler</h3>
<p>“Türkiye’de yerleşmiş olmayan gerçek kişiler” dar mükellef olarak gelir vergisine tabi tutulmaktadır. Bu kişiler, Türkiye’de yerleşmiş olmamalarına rağmen gelir elde etmektedirler. “Türkiye’de yerleşmiş olanlar” Türk tabiiyetinde olsun olmasın tam mükelleftir. “Türkiye dışında yerleşmiş olanlar” ise dar mükelleftirler.</p>
<h3>Ticari Kazanç Kavramı</h3>
<p>“Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerden doğan kazançlar ticari kazançtır”. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sınai faaliyet kavramı</strong></em></span> “ham maddeleri, işlenmiş ya da yarı işlenmiş ürünlere dönüştürme” eylemi şeklinde; ticari faaliyet kavramını da “çeşitli hizmet, değer, mal, yiyecek vb. değiş tokuşu, alım satım etkinliği; çeşitli nesneler alıp satılması” şeklinde tanımlanmaktadır. Ticari kazancın kanuna ve ahlaka aykırı faaliyetlerden elde edilmesi bu kazançların ticari kazanç olma özelliğini değiştirmez.</p>
<h3 style="text-align: center;">Bilanço Esasında Vergiye Tabi Olan Ticari Kazanç Sahipleri Ve Şekli Yükümlülükleri</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kimler Bilanço Esasına Tabidir?</strong></em></span> l.sınıf tüccarların kazançları bilanço esasına tabidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespitinde Esas Alınan Defterler:</strong></em></span> Kazancın kanuna Bilanço esasına tabi mükellefler yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defteri tutmak zorundadırlar.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yevmiye defteri,</strong></em></span> günlük (alış, satış vs.) işlemlerin tarih sırasıyla ve madde madde yazıldığı defterdir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Defteri kebir,</strong></em></span> yevmiye defterine kayıt edilen işlemleri buradan alarak, usulüne göre hesaplara dağıtan ve tasnişi olarak bu hesaplarda toplayan defterdir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Envanter defteri,</strong></em></span> bir hesap döneminin başlama tarihinde ve sonunda işletmenin sahip olduğu;</p>
<ul>
<li>Mal ve eşyanın,</li>
<li>Alacakların ve</li>
<li>Borçların</li>
</ul>
<p>ayrıntılı olarak yazıldığı defterdir. Envanter defterine, düzenlenen bilançolar da kaydedilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Bilanço,</strong></em></span> envanterde gösterilen kıymetlerin tasnişi ve karşılıklı olarak özetlenmiş halidir. Bu anlamda bilanço, işletmenin belli bir tarihte çekilmiş fotoğrafı gibidir.<br />
Dönem sonunda hazırlanan bilançoda, işletmenin dönem içi faaliyetlerinin sonuçları da görülür. Bu belge aktif ve pasif olmak üzere iki taraftan oluşmaktadır. Aktif tarafında mevcutlar ile alacaklar (ve varsa zarar); pasif tarafında ise borçlar gösterilir. İşletmenin kayıtlı sermayesi de, denkliği sağlamak amacıyla bilançonun pasif tarafına yazılır. Daha özet bir ifadeyle bilançonun; aktifinde varlıklar, pasifinde ise kaynaklar (sermaye, borçlar) gösterilmektedir.<br />
Aktifte yer alan varlıklar, paraya dönüşme hızlarına (yani nakde dönüşme özelliklerine ve önceliklerine) göre en çok likitten en az likide; pasifte yer alan kaynaklar ise en kısa vadeli yabancı kaynaktan en uzun vadeliye doğru sıralanmaktadır.<br />
Aktif toplamı ile borçlar arasındaki fark, müteşebbisin öz sermayesini oluşturur. Vergi hukukunda kazancın hesabı ile ilgili olarak öz sermaye kavramı büyük önem taşımaktadır. Öz sermaye bilançonun pasif tarafına yazılır. Bu şekilde aktif ve pasif toplamları denkleşir.</p>
<h3>Bilanço Esasında Ticari Kazancın Tespiti</h3>
<p>Bilanço esasında ticari kazancın tespiti, aşağıda (dört ayrı aşamada) izah edilmektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Dönem Öz Sermayesinin Hesaplanması:</strong> </em></span>Bilanço esasında ticari kazanç, “teşebbüsteki öz sermayenin hesap dönemi sonunda ve başındaki değerleri arasındaki müspet farktır”. Bu farkın olumsuz olması durumunda, kazanç değil zarar söz konusu olmaktadır.<br />
Teşebbüsteki öz sermaye ile kastedilen, bilançodaki aktif toplamı ile borçlar arasındaki farktır.</p>
<blockquote><p><em>Aşağıdaki formülü kesinlikle ezberleyin arkadaşlar sınavlarda 1 adet kesin soruyorlar. Ayrıca şaşırtmak için 3 adet sayı veriyorlar birtanesi hiç alakası olmuyor o yüzden kesin ezberleyin.</em></p></blockquote>
<h2 style="text-align: center;"><strong><span style="color: #ff0000;">Öz sermaye = Aktif toplamı &#8211; Borçlar</span></strong></h2>
<p>Öz sermaye hesabı, envanter çıkarılması ile doğrudan bağlantılı bir konudur. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Envanter,</strong></em></span> bir işletmenin belli bir andaki varlıklarıyla borç ve alacaklarını ayrıntılı olarak gösteren bir listedir. Bütün malları kapsar. Envanterde mal stokları, yarı mamuller, hammaddeler, tüm gereçler, alacaklar ve borçlar sayılıp değerlendirilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sermaye (kayıtlı sermaye)</strong></em></span>, işletmeye başlangıçta konulan para veya para ile ifade edilen değerler toplamıdır. Bu bakımdan belli bir tarihteki öz sermaye; sermayeden büyük, ona eşit veya ondan küçük olabilir.<br />
Ticaret hukuku kurallarına göre ve tek düzen hesap planına göre hazırlanan bilançoya ticari bilanço; vergi hukuku kurallarına göre hazırlanan bilançoya ise mali bilanço (vergi bilançosu) ismi verilmektedir. Ticari kârdan mali kâra geçiş işleminin yapıldığı belgeye “Bilanço Esasına Göre Defter Tutan Mükelleflere Ait Ticari Kârdan Mali Kâra Ulaşmak için Yapılan Hesaplamayı Gösteren Belge ” denilmektedir.<br />
işletmeye ilave edilen ve işletmeden çekilen değerlerin dikkate alınması: Dönem içinde işletme sahip(ler)inin işletmeye ilave ettikleri değerler varsa bunlar bulunan miktardan düşülür. Çünkü bu artış, ticari faaliyetten dolayı ortaya çıkan bir artış değildir. Bu işlem vergi matrahını azaltacaktır. Buna karşılık, işletmeden çekilen değerler varsa, bunlar bulunan miktara ilave olunur. Çünkü bu eksilişin bir zarar unsuru olarak görülmesi mümkün değildir. Bu işlem vergi matrahını artıracaktır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Giderlerin Düşülmesi:</strong></em></span> GVK’nın 40. maddesi, vergi matrahından indirilebilecek giderleri düzenlemektedir. Bu giderler, aşağıda özet halinde açıklanmaktadır:</p>
<ul>
<li>Ticari kazancın elde edilmesi için yapılan genel giderler;işle ilgili aydınlatma, ısıtma, haberleşme, reklâm, kira vb.</li>
<li>Personel giderleri; maaş, ssk, ilaç tedavisi vb.</li>
<li>İş yerinde veya iş yerinin eklentilerinde işçilerin barınması ve beslenmesi için yapılan giderler.</li>
<li>İşle ilgili yapılan işin önemi ve genişliğine uygun seyahat ve konaklama giderleri.</li>
<li>İşle ilgili olmak şartıyla; sözleşme, mahkeme kararı veya kanun hükmü gereği ödenen zarar, ziyan ve tazminatlar.</li>
<li>İşletmede kullanılan taşıtların giderleri</li>
<li>İşletme ile ilgili ödenen bazı vergi, resim ve harçlar.</li>
<li>İşverenlerin, işveren sendikalarına ödediği aidatlar.</li>
<li>Özel kişiler veya şirketlerin hesabına tahsilde bulunan öğrenciye yeme, içme, yatma ve tahsil gideri olarak ödenen paralar.</li>
<li>Fakirlere yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunan dernek ve vakıflara bağışlanan gıda, temizlik, giyecek ve yakacak maddelerinin maliyet bedeli</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gider Kabul Edilmeyen Ödemeler:</strong></em></span> Gider kabul edilmeyen ödemelere aşağıdaki örnekleri verebiliriz:</p>
<ul>
<li>İşletme sahibi ile eşinin ve çocuklarının işletmeden çektikleri paralar veya aynen aldıkları diğer değerler.</li>
<li>Teşebbüs sahibinin kendisine, eşine, küçük çocuklarına işletmeden ödenen aylıklar, ücretler, ikramiyeler, komisyonlar vb.</li>
<li>Teşebbüs sahibinin işletmeye koyduğu sermaye için yürütülecek faizler.</li>
<li>Teşebbüs sahibinin, eşinin ve küçük çocuklarının işletmeden olan alacakları için yürütülecek faizler.</li>
<li>İlişkili kişilere emsal fiyatın dışında mal ve hizmet satışı sonucunda işletme aleyhine oluşan farklar.</li>
<li>Her türlü para cezaları ve vergi cezaları ile teşebbüs sahibinin suçlarından doğan tazminatlar.</li>
<li>Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan yat, kotra, tekne, sürat teknesi gibi motorlu deniz, uçak ve helikopter gibi hava taşıtlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Amortismanların Ayrılması:</strong></em></span> Amortisman, üretim faaliyetleri sonucunda mal ve hizmetler yaratılırken, geçmiş yıllardan devralınan sermaye mallarında meydana gelen aşınma ve eskimenin parasal değeridir. İşletmenin değer kaybına uğrayan aktifleri, amortismana tabi tutulur. Kural olarak, işletmeye ait değer kaybının söz konusu olmadığı boş arsa ve araziler ise amortismana tabi tutulmaz.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Amortisman yöntemi olarak;</strong> </em></span>normal amortisman, azalan bakiyeler usulü ile amortisman ve fevkalade amortisman usulleri öngörülmüştür.<br />
Normal amortisman yönteminde mükellefler amortismana tabi iktisadi kıymetlerini Maliye Bakanlığının tespit ve ilan edeceği oranlar üzerinden itfa ederler.<br />
Amortisman ayırma konusunda getirilen ikinci yöntem, azalan bakiyeler usulüdür. Seçimlik bir yöntem olan bu usulden, sadece bilanço esasına göre defter tutan mükelleflerin yararlanmasına izin verilmiştir (VUK mük. m. 315). Bu yönteme göre uygulanacak amortisman oranı, %50’yi geçmemek üzere normal amortisman oranının iki katıdır.<br />
Fevkalade amortisman uygulaması ise bazı özel durumlarda Maliye Bakanlığının izni ile mümkün olabilmektedir (VUK. m. 317). Örneğin; yangına, sel felaketine maruz kalmış gayrimenkuller veya bir trafik kazasında hurda haline gelmiş işletmeye ait motorlu araçlar için bu izin verilebilmektedir.</p>
<h3>Değerleme ve Diğer Benzeri Hükümlerin</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Uygulanması:</strong></em></span> Değerleme kavramı, VUK’un 258. maddesinde, “vergi matrahlarının hesaplanmasıyla ilgili iktisadi kıymetlerin takdir ve tespitidir&#8221; şeklinde tanımlanmıştır.<br />
Değerleme müessesesi yanında, vergi matrahını etkileyebilecek başka bazı düzenlemeler daha bulunmaktadır. Bunlara örnek olarak; yenileme fonu (VUK m. 328), karşılıklar (m. 288, 323), reeskont (m. 281), vazgeçilen alacaklar (VUK m. 324), değersiz alacaklar (VUK m. 322) gibi uygulamaları verebiliriz.<br />
Karşılıklar, oluşmuş veya olması beklenen fakat miktarı kesin olarak kestirilemeyen ve işletme için bir borç mahiyetini arzeden belli bazı zararları karşılamak maksadıyla hesaben ayrılan meblağlardır (VUK 288).<br />
Reeskont uygulaması, alacakların henüz tahsil edilmeden vergiye tabi tutulması gerçeği karşısında bu etkiyi hafifletmeyi amaçlayan bir uygulamadır.</p>
<h2 style="text-align: center;">[section label=&#8221;Ünite 2&#8243;]</h2>
<h2 style="text-align: center;">Ünite 2: Ticari Kazançlar (İşletme Hesabı Esası, Basit Usul, Esnaf Muaflığı), Zirai Kazançlar</h2>
<h3>İşletme Hesabı Esasında Ticari Kazancın Tespiti</h3>
<p>Ticari kazancın gerçek usulde ikinci tespit şekli, işletme hesabı esasıdır. Kazancı bu usule göre tespit edilenler 2. sınıf tüccarlardır. 2. sınıf tüccarlar, birinci sınıf tüc­carların sayıldığı VUK 177. madde dışında kalan tüccarlardır.<br />
İşletme esasında vergilendirme için, 1. sınıf tüccarlara ilişkin büyüklüklerin aşılmaması gerekir. VUK’un 180 ve 181. maddeleri mucibince belirlenen bu miktarların aşılması durumunda 1. sınıfa (bilanço esasına) geçiş söz konusu olacaktır (sınıf değiştirme).<br />
İşletme hesabında vergilendirilenler, bundan sonra incelenecek olan basit usulde vergilendirilme sınırlarının da üstünde olan işletmelerdir.<br />
Uygulamada işletme esasında vergilendirilen mükellef örneklerini; ticaretle uğraşan bakkal, manav, kasap gibi işletmeler yanında; berber, terzi, tamirci, fotoğrafçı gibi sanat erbabı oluşturmaktadır.<br />
VUK 194. maddeye göre işletme defterinde işletme hesabının sol tarafını gider, sağ tarafını hasılat kısmı teşkil eder. Bu hesapta;</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gider kısmına:</strong></em></span> Satın alınan mallar veya yaptırılan hizmetler karşılığında ödenen veya borçlanılan paralar ve işletme ile ilgili diğer bütün giderler kaydolunur.</li>
</ul>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Hasılat kısmına:</strong></em></span> Satılan mal bedeli veya yapılan hizmet karşılığı olarak tahsil edilen paralarla tahakkuk eden alacaklar ve işletme faaliyetinden elde edilen diğer bütün hasılat kaydolunur.</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İşletme hesabı esasına göre ticari kazanç</strong></em></span>, bir hesap dönemi içinde elde edilen hasılat ile giderler arasındaki olumlu farktır.<br />
VUK 315. maddeye göre; Bilanço esasına göre defter tutan mukelleflerden dileyenler, amortismana tabi iktisadi değerlerini, azalan bakiyeler amortisman usulü ile yok edebilirler.</p>
<h3>Ticari Kazancın Basit Usulde Tespiti</h3>
<p>4369 sayılı Kanun’a kadar, basit usul yerine götürü usul uygulaması yürürlükte idi. 1.1.1999 tarihinde yürürlüğe giren 4369 sayılı Kanun’la, götürü usul yerine basit usul uygulamasına geçilmiştir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Basit usul:</strong> </em></span>Geliri sınırlı küçük ticaret erbabıyla, küçük sanat erbabı veya küçük esnaf için getirilmiş bir uygulamadır.<br />
Basit usulde vergilendirilen mükelleflerin yanında çalışan kişiler diğer ücretli olarak vergilendirilecektir.<br />
Kollektif şirket ortakları ile komandit şirketlerin komandite ortakları basit usulden yaralanamayan meslek ve ticaret erbaplarına örnektir. Bu konular GVK’nın 51. maddesinde 12 bent halinde tanımlanmıştır.<br />
Basit usule tabi mükelleflere belge alma ve belge verme yükümlülüğü getirilmiştir. Ayrıca belge vermedikleri günlük hasılatları için gün sonunda tek bir fatura düzenlenmesine de imkan tanınmıştır.<br />
Basit usule tabi mükelleflerin geçici vergi beyannamesi ve katma değer vergisi beyannamesi verme yükümlülükleri yoktur.<br />
Yasa’nın 51. maddesinde sayılan küçük esnafın dışında kalan mükelleflerin basit usul uygulamasından yararlanabilmesi için, aşağıda izah edilen şartları taşımaları gerekmektedir. Bu şartlar, genel ve özel şartlar olmak üzere iki grupta toplanmıştır.<br />
Genel şartlar arasında (GVK m. 47):</p>
<ul>
<li>Kendi işinde bilfiil çalışması veya bulunması (İş yerinde yardımcı işçi veya çırak çalıştırılması durumunda, kendi işinde bilfiil çalışma şartı ihlal edilmiş olmamaktadır).</li>
<li>İş yeri mükliyetinin iş sahibine ait olması durumunda emsal kira bedelinin, (kiralanmış olması halinde yıllık kira bedelinin toplamının) 2. bentte belirlenen miktarları aşmaması</li>
<li>Başka bir ticari, zirai veya mesleki faaliyet dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmaması</li>
</ul>
<p>bulunmaktadır.<br />
Özel şartlar ise yıllık alış, satış ve hasılat tutarlarının Kanun’da (Bkz. GVK m. 48) belirlenen tutarları aşmaması ile ilgilidir.</p>
<h3>Ticari Kazançlarda Esnaf Muaflığı</h3>
<p>Ticaret ve sanat erbabından, GVK m. 9’da belirlenen şekil ve suretle çalışanların gelir vergisinden muaf olması esası benimsenmiştir.<br />
Esnaf muaflığından yararlanan ticaret ve sanat erbabına aşağıdaki örnekleri verebiliriz:</p>
<ul>
<li>Motorlu nakil vasıtası kullanmamak şartı ile gezici olarak veya bir iş yeri açmaksızın perakende ticaret ile uğraşanlar (örneğin; seyyar satıcılar, işportacılar, simitçiler).</li>
<li>İş yeri açmadan gezici olarak ve doğrudan doğruya tüketiciye iş yapan kalaycı, lehimci, musluk tamircisi, çilingir, ayakkabı tamircisi, ayakkabı boyacısı, berber, nalbant, fotoğrafçı, odun ve kömür kırıcısı, hamallar gibi küçük sanat erbabı.</li>
<li>Hayvanla veya bir adet hayvan arabası ile nakliyecilik yapanlar.</li>
<li>Dışarıdan işçi almamak ve makine gücü kullanmamak şartıyla oturdukları evlerde imal ettikleri tarhana, erişte, mantı gibi ürünleri ve havlu, örtü, çarşaf, çorap, halı, kilim, örgü, dantel, boncuk işleme vs. işlerini ve her nevi turistik eşya, hasır, sepet, süpürge, yapma çiçekleri dükkân açmaksızın satanlardan 47. maddenin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı şartları haiz bulunanlar. 47. maddenin 1 ve 3 numaralı bentlerinde yazılı şartlar; kendi işinde bilfiil çalıflıyor olmak ve ticari, zirai veya mesleki faaliyetler dolayısıyla gerçek usulde gelir vergisine tabi olmamak şartlarıdır.</li>
</ul>
<h3>Zirai Kazançların Tanımı ve Başka Kazançlara Dönüşmesi</h3>
<p>Zirai faaliyetlerden doğan kazançlar zirai kazançtr (GVK m. 52).<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Zirai faaliyet;</strong></em></span> arazide, deniz, göl ve nehirlerde, ekim, dikim, bakım, üretme yollarıyla bitki, orman, hayvan, balık ve bunların mahsullerinin üretilmesini, avlanma­sını, taşınmasını, satılmasını vb. ifade eder.<br />
Zirai faaliyetlerin içinde yapıldığı işletmelere zirai işletme; bu işletmeleri işleten gerçek kişilere (adi şirket ortakları dahil) çiftçi ve bu faaliyetler sonucunda üretilen maddelere de mahsül (ürün) denir.<br />
Zirai kazançlar ya stopaj usulüyle ya da gerçek usulde vergilendirilmektedir.</p>
<h3>Zirai Kazançlarda Stopaj Usulüyle Vergileme</h3>
<p>4369 sayılı Kanun’la zirai kazançların tespiti konusunda önemli değişiklikler yapılmış, zirai kazançların vergilenme rejimi önemli ölçüde sadeleştirilmiştir.<br />
Yeni düzenleme ile zirai kazançların vergilendirilmesinde stopaj esası, temel vergilendirme yöntemi olarak öngörülmüştür.<br />
Yasa’nın  belirlediği bazı büyüklüklerin aşılması durumunda ise stopaja ilave olarak gerçek usulde vergileme de söz konusu olmaktadır.<br />
İşletme büyüklüğü ölçüleri, zirai faaliyet çeşidi dikkate alınarak Yasa’nın 54. maddesinde açıklanmıştır. Burada belirlenen büyüklüklerin aşılmaması gerekir.<br />
Bakanlar Kurulu, son olarak işletme büyüklüğü ölçülerini 98/12095 sayılı BKK ile 1.1.1999 tarihinden itibaren uygulanmak üzere yeniden belirlemiştir.<br />
Halen yürürlükte olan bu büyüklüklere aşağıdaki örnekleri verebiliriz:</p>
<ul>
<li>Tahıl ziraatı ile uğraşılıyorsa ekili arazinin yüz ölçümü toplamı, taban arazide 900, kıraç arazide 1700 dönümü geçmemelidir.</li>
<li>Bu miktarlar, pamuk ziraatında 400 dönüm; pancar ziraatında 300 dönüm olarak öngörülmüştür.</li>
<li>Hayvanlar açısından ise büyükbaş hayvan sayısının (iş hayvanları ile iki yaşından küçük büyükbaş hayvanlar hariç) 150’yi; küçükbaş hayvan sayısının (bir yaşından küçük küçükbaş hayvanlar ile kümes hayvanları hariç) 750’yi aşmaması gereklidir.</li>
</ul>
<p>İşletmede kullanılan motorlu araçla ilgili şarta gelince, bu konuda da yine Yasa’nın belirlediği büyüklüklerin aşılmaması gerekir. Bu şarta göre mükellef hakkında beyan yoluyla vergilemenin doğmaması için:</p>
<ul>
<li>Bir biçerdövere (veya bu mahiyette bir motorlu araca) veya On yaşından küçük ikiden fazla traktöre sahip olmaması gereklidir.</li>
</ul>
<p>Yapılacak stopajın oranları GVK m. 94/11’de açıklanmıştır. Buna göre, çiftçilerden satın alınan zirai mahsul ve hizmetler için yapılan ödemelerden:</p>
<blockquote><p><em><strong>Arkadaşlar bu yüzdeleri kesinlikle ezberleyin her sınavda bir adet bundan geliyor kesin olarak.</strong></em></p></blockquote>
<ul>
<li>Hayvanlar ve bunların mahsülleri ile kara ve su avcılığı mahsülleri için <span style="color: #ff0000;"><em><strong>%1</strong></em></span> (ticaret borsalarında tescil ettirilerek satılıyorsa) veya <span style="color: #ff0000;"><em><strong>%2</strong></em></span> (tescil ettirilmeden satılıyorsa)</li>
<li>Diğer zirai mahsullerden %2 (ticaret borsalarında tescil ettirilerek satılıyorsa) veya <span style="color: #ff0000;"><em><strong>%4</strong></em></span> (tescil ettirilmeden satılıyorsa)</li>
<li>Zirai faaliyet kapsamında ifa edilen hizmetlerden:</li>
</ul>
<ol>
<li>Orman idaresine veya orman idaresine karşı taahhütte bulunan kurumlara yapılan ormanların ağaçlandırılması, bakımı, kesimi, ürünlerin toplanması, taşınması ve benzeri hizmetler için %2,</li>
<li>Diğer hizmetler için<span style="color: #ff0000;"><em><strong> %4</strong></em></span> oranında tevkifat yapılacaktır.</li>
</ol>
<h3>Zirai Kazançların Gerçek Usulde Vergilendirilmesi</h3>
<p>Bu usulde zirai kazanç, hesap dönemi içinde para olarak tahsil edilen veya alacak olarak tahakkuk eden hasılat ile ödenen veya borçlanılan giderler arasındaki olumlu farktır.<br />
Kazancın tespitinde indirilebilecek giderler, Kanun’un 57. maddesinde sayılmışltır. Bu giderlere örnek olarak;</p>
<ul>
<li>İşletme için alınan tohum, gübre, fide, yem, ilaç ve benzeri maddelerin tedariki için ödenen veya borçlanılan paralan,</li>
<li>İşletmede çalıştırılanlara ücret, prim gibi</li>
</ul>
<p>isimlerle yapılan ödemeleri,</p>
<ul>
<li>İşçilerin, tedavi, ilaç, sigorta giderlerini,</li>
<li>Zirai makinelerin çalıştırılması ile ilgili yapılan giderleri</li>
<li>Zirai araçların amortismanlarını gösterebiliriz.</li>
</ul>
<p>GVK 41. maddede yazılı, gider kabul edilmeyen ödemeler ise hasılattan indirilememektedir (GVK m. 58).<br />
Ancak zirai kazanç kapsamında vergiye tabi olan mükelleflerin, GVK mük. m. 120 uyarınca geçici vergi ödeme yükümlülüğü bulunmamaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Geçici Vergi:</strong> </em></span>Gerçek usulde vergilendirilen gelir ve kurumlar vergisi mükelleflerin cari vergilendirme dönemlerinin gelir ve kurumlar vergisine mahsuben üçer aylık kazançları üzerinden hesaplanıp ödenen bir peşin vergi uygulamasıdır.</p>
<h2 style="text-align: center;">[section label=&#8221;Ünite 3&#8243;]</h2>
<h2 style="text-align: center;">Ünite 3: Ücretler, Serbest Meslek Kazançları, Gayrimenkul-Menkul Sermaye İratları,Diğer Kazanç ve İratlar</h2>
<h3><span style="color: #000000;"><strong>Ücret Gelirlerinin Tanımı ve Stopaj Yoluyla Vergilendirilmesi </strong></span></h3>
<p>Ücret İş Kanunu’na göre “Genel anlamda bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar” şeklinde tanımlanmaktadır. Gelir Vergisi Kanunu’na göre de “İşverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerdir” şeklinde ifade edilmektedir.<br />
Ücretin tanımında sözü edilen işveren; hizmet erbabını işe alan, emir ve talimatları dâhilinde çalıştıran gerçek ve tüzel kişilerdir. Ücretin ödenek, tazminat, zam, avans, aidat, prim, ikramiye veya başka adlar altında ödenmesi onun mahiyetini değiştirmemekle birlikte bunların tamamı ücret olarak vergilendirilmektedir.<br />
Ücretlerin vergilendirilmesinde temel yöntem, stopaj usulü ile verginin alınmasıdır. Stopaj oranı, % 15 &#8211; % 35 arasında değişmektedir. Stopaj, gerçek (safi) ücret üzerinden yapılmaktadır. Safi ücret, işveren tarafından verilen para ve diğer maddi menfaatler toplamından aşağıda maddeler halinde belirtilen indirimlerin yapılması suretiyle bulunur.</p>
<ul>
<li>Emekli aidatı veya sosyal sigorta primleri,</li>
<li>Mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocukları için özel nitelikte yaptırılan hayat, ölüm, kaza, hastalık, engellilik gibi şahıs sigortalarına hizmet erbabı tarafından ödenen primler ile bireysel emeklilik sistemine ödenen katkı payları,</li>
<li>Sendikalar Kanunu hükümlerine göre sendikalara ödenen aidatlar.</li>
</ul>
<p>GVK’nın 32. maddesi ücretlilere “asgari geçim indirimi” uygulamasından yararlanma hakkı vermektedir. Ayrıca ücretlilerin engelli olması ya da bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında engelli bulunması durumunda engellilik derecesine göre gayri safi ücret üzerinden engellilik indirimi yapılmaktadır.</p>
<h3>Ücretlerin Stopaj Harici Yöntemlerle Vergilendirilmesi</h3>
<p>GVK’nın 64. maddesine göre kazançları basit usulde tespit edilen ticaret erbabı yanında çalışanların, özel hizmetlerde çalışan şoförlerin, özel inşaat işçilerinin, gayrimenkul sermaye iradı sahibi yanında çalışanların bu işlerden sağladıkları gelirleri, “diğer ücretler” olarak adlandırılmaktadır.<br />
Bu kişilerin vergilendirilmesinde matrah olarak asgari ücret esas alınmaktadır. Bu kapsamda vergilenen mükelleflere, vergi karnesi alma yükümlülüğü getirilmiştir ve vergi karnesi üzerinde gelir vergisi tarifesi dikkate alınarak tahakkuk ettirilen vergiyi, Şubat ve Ağustos aylarında iki taksit halinde ödemektedirler.<br />
Beyanname verme yükümlülüğü bulunan ücret gelirleri arasında; üzerinden stopaj yapılmamış bazı ücretler ile stopaja tabi olmasına rağmen birden fazla işverenden elde edilen ve beyan sınırını aşan ücret gelirleri bulunmaktadır.<br />
GVK’nın 86. maddesinde tek işverenden elde edilen ücretlerin, tutarı ne olursa olsun beyana tabi olmayacağı ifade edilmiştir. Birden fazla işverenden ücret geliri elde edenler, birinciden sonraki ücret gelirlerinin toplam tutarı beyan sınırını aşıyorsa ücret gelirlerinin tamamı için izleyen yılın Mart ayında beyanname vermek zorundadırlar.</p>
<h3>Ücretlerde Muaflık ve İstisnalar</h3>
<p>Yabancı devletlerin Türkiye’de bulunan elçi, müsteşar ve konsolosları ile elçilik ve konsolosluklara mensup olan ve o memleketin tabiiyetinde bulunan memurları ve Türkiye’de resmi bir göreve memur edilenlerin, menkul sermaye iradı üzerinden yapılan tevkifatlar dışındaki tüm gelirleri gelir vergisinden muaf tutulmuştur<br />
Kanun, yabancı elçilik ve konsolosluklarda çalışan, ancak 15. maddeye girmeyen memur ve hizmetlilerin, yalnızca bu işlerden aldıkları ücretleri, karşılıklı olmak şartıyla gelir vergisinden istisna etmiştir.</p>
<h3>Serbest Meslek Kazançları: Kavram</h3>
<p>Serbest meslek faaliyeti; sermayeden ziyade şahsi mesaiye, ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır.<br />
Serbest meslek kazançlarına avukat, doktor, mali danışman, muhasebeci kazançları, yazar, şair, bilgisayar programcısı, heykeltıraş, ressam gibi kişilerin telif kazançları, gümrük komisyoncuları, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi meslekleri icra edenlerin kazançları örnek olarak verilebilir.<br />
Bir faaliyetin serbest meslek faaliyeti sayılabilmesi için aşağıda maddeler halinde verilen özellikleri taşıması gerekmektedir.</p>
<ul>
<li>Şahsi bilgiye, ihtisasa veya emeğe dayanmalıdır,</li>
<li>İşverene tabi olmadan yapılmalıdır,</li>
<li>Ticari mahiyette olmamalıdır,</li>
<li>Süreklilik unsuru taşımalıdır</li>
</ul>
<h3>Serbest Meslek Kazancının Tespiti</h3>
<p>Serbest meslek kazancının tespiti, gerçek usulde yapılmaktadır. Gerçek usulde serbest meslek kazancı, “bir hesap dönemi içinde serbest meslek faaliyeti karşılığı olarak tahsil edilen para ve ayınlar ve diğer suretlerle sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatlerden bu faaliyet dolayısıyla yapılan giderler indirildikten sonra kalan farktır”.</p>
<h3>Serbest Meslek Kazançlarında İndirim, Muafiyet ve İstisnalar</h3>
<p>Engelli serbest meslek erbabı ile bakmakla yükümlü olduğu kişiler arasında engelli bulunan serbest meslek erbabı için, engellilik indiriminden yararlanma hakkı getirilmiştir. Serbest meslek faaliyeti ifa edenler, izleyen yılın Mart ayında yıllık beyanname vermek zorundadırlar. Ebe, sünnetçi, sağlık memuru, arzuhalci, rehber gibi serbest meslek sahipleri aşağıda maddeler halinde verilen ve VUK’nun 155. maddesinde yer alan şartlara uymaları durumunda gelir vergisinden muaf tutulmuştur.</p>
<ol>
<li>Muayenehane, yazıhane, atölye gibi özel iş yerleri açmamak,</li>
<li>Çalışılan yere tabela, levha gibi mesleki faaliyette bulunduğunu gösteren alametleri asmamak,</li>
<li>Devamlı şekilde mesleki faaliyette bulunduğunu gösteren ilanlar yapmamak,</li>
<li>Serbest mesleki faaliyette bulunmak üzere mesleki teşekküllere kaydolmamak.</li>
</ol>
<p>Bu şartlardan birinin ihlal edilmesi muafiyetten yararlanmayı engellemekte iken ikisinin ihlali halinde muafiyet hakkı ortadan kalkmaktadır. Müellif, mütercim, heykeltıraş, ressam, bilgisayar programcısı gibi bazı meslek sahiplerinin veya mirasçılarının kitap, resim, heykel, şiir, hikâye, roman, makale, CD, disket, bilimsel araştırma ve incelemeleri, röportaj, fotoğraf, film, radyo ve televizyon oyunu gibi eserlerini satmak veya kiralamak suretiyle elde ettikleri hasılat gelir vergisinden istisna tutulmuştur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gayrimenkul Sermaye İratları:</strong> </em></span>Kavram GVK’nın 70. maddesinde sayılan mal ve hakların sahipleri, mutasarrıfları (bir mal veya hak üzerinde fiilen kullanma yetkisi olan kişi), zilyetleri (taşınır veya taşınmaz bir mal üzerindeki fiili hakimiyet), irtifak (bir gayrimenkulden özel bir hukuki sebebe dayanarak yararlanma hakkı bulunan kişi) ve intifa hakkı sahipleri (bir menkul veya gayrimenkul mal ya da hak üzerinde yararlanma ve kullanma hakkı olan kişiler) veya kiracıları tarafından kiraya verilmesinden elde edilen iratlar gayrimenkul sermaye iradı olarak kabul edilmiştir.</p>
<h3>Gayrimenkul Sermaye İratlarının Stopaj Yoluyla Vergilendirilmesi</h3>
<p>Vergileme, gayrisafi hasılat üzerinden yapılır. Gayrisafi hasılat, 70. maddede yazılı mal ve hakların kiraya verilmesinden bir takvim yılı içinde o yıla veya geçmiş yıllara ait olarak nakden veya aynen tahsil edilen kira bedellerinin tutarıdır.<br />
Gayrimenkullerin vergi kesme yükümlülüğü olan kişi ve kuruluşlara kiralanması durumunda kiralar ödenirken stopaj yapılması gerekir. Kiracının, stopaj yapma yükümlülüğü olmayan bir kişi ve kurum olması durumunda ise, vergi kesintisi yapılmayacaktır. Gayrimenkul kiralarında stopaj oranı, % 20’dir.</p>
<h3>Gayrimenkul Sermaye İratlarının Beyan Yoluyla Vergilenmesi</h3>
<p>Gayrimenkul sermaye iradı beyannamesi izleyen yılın Mart ayında verilir ve vergisi iki taksit halinde Mart ve Temmuz aylarında ödenir.<br />
Stopaj yapılan hallerde, elde edilen gayrimenkul sermaye iradının brüt tutarının, beyanname verme sınırını aşmaması halinde beyanname verilmeyecektir.<br />
Üzerinden gelir vergisi stopajı yapılmayan gayrimenkul sermaye iratlarının, beyan edilmesi gerekir. Ancak gelirin konut kirasından ibaret olması ve belirlenen istisna tutarını geçmemesi durumunda beyanname verilmeyecektir. Gelirin bu istisna tutarının üzerinde olması durumunda ise fazla kısım beyan edilecektir. Mükellefin, konut kira geliri yanında beyan yoluyla vergilendirilen ticari, zirai veya serbest meslek kazancının bulunması durumunda istisna hakkı ortadan kalkmaktadır.<br />
Gayrimenkul sermaye iradı olarak safi irat vergilenir. Safi irat, gayri safi hasılattan iradın sağlanması ve idame ettirilmesi için yapılan giderlerin indirilmesi ile belirlenir. Bu giderlere örnek olarak kiraya veren tarafından ödenen aydınlatma, ısıtma, su ve asansör giderleri, kiraya verilen malların idaresi için yapılan ve gayrimenkulün önemi ile orantılı olan idare giderleri, sigorta giderleri, kiraya verilen mal ve haklara ilişkin borçların faizleri verilebilir.<br />
Kanun vergilenecek kira bedelinin emsal kira bedelinden düşük olamayacağını öngörmüştür. Bina ve arazide emsal kira bedeli, eğer varsa yetkili özel mercilerin tespit ettiği bedel, bu yoksa VUK’a göre belirlenen vergi değerinin % 5’idir. Diğer mal ve haklarda ise bu oran, % 10 olarak belirlenmiştir</p>
<h3>Menkul Sermaye İratları</h3>
<p>Menkul sermaye iratları, nakdi sermaye veya para ile temsil edilen değerlerden oluşan sermaye dolayısıyla elde edilen kâr payı, faiz, kira ve benzeri iratlardır. Örneğin; Devlet tahvili ve hazine bonosu faizleri ile diğer her türlü tahvil ve bono faizleri, eurobond faizleri, repo gelirleri, mevduat faizleri, her nevi hisse senetleri kar payları gibi.<br />
İrat sağlayan menkul kıymetlerin ticari faaliyete dâhil olması durumunda bu iratlar, ticari kazancın tespitinde dikkate alınır ve böyle bir durumda vergileme, ticari kazanç hükümlerine göre yapılacaktır.</p>
<h3>Menkul Sermaye İratlarının Vergilendirilmesi</h3>
<p>Menkul sermaye iratlarının vergilendirilmesi stopaj yöntemiyle gerçekleştirilmektedir. Bazı istisnai durumlarda beyanname verilmesi zorunluluğu bulunmaktadır.<br />
Hazine bonosu ve Devlet tahvili faizi, eurobond faizleri, özel sektör tahvil ve bonolarının faizi, döviz tevdiat hesabı faizi, repo geliri, özel finans kurumları kâr zarar ortaklığı belgesi gelirleri, yatırım fonları katılma belgelerinden elde edilen kazançlar gibi menkul sermaye iratlarını ödeyenlerödeme esnasında Yasa’da yazılı oranlarda tevkifat yaparlar. Bu iratları elde eden gerçek kişi mükellefler açısından yapılan tevkifat, nihai vergilendirme olur ve tutar ne olursa olsun ayrıca beyanname verilmez veya başka gelirler için verilen beyannameye bu iratlar dâhil edilmez.<br />
Stopaja maruz kalmayan, alacak faizleri gibi bazı menkul sermaye iratları, gelirin elde edildiği yılı izleyen Mart ayında beyanname ile bildirilmek zorundadır. Diğer taraftan stopaja maruz kalsa da yurt dışından elde edilen mevduat faizi, Devlet tahvili faizi gelirleri için beyanname verme mecburiyeti vardır.</p>
<h3>Diğer Kazanç ve İratlar: Değer artışı Kazançları</h3>
<p>Diğer kazanç ve iratlar, değer artışı kazançları ve arızi kazançlar olmak üzere iki gruptan oluşmaktadır. GVK mük. 80. maddede sayılan mal ve hakların elden çıkarılmasından doğan kazançlar, değer artışı kazancı olarak kabul edilmiştir. Borsada kayıtlı olan veya olmayan hisselerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançlar, diğer menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından doğan kazançlar, ortaklık haklarının veya hisselerinin elden çıkarılmasından doğan kazançlar bunlara örnek olarak verilebilir. Değer artış kazancı, kişinin sahibi olduğu çeşitli mal ve haklarını elden çıkarması durumunda söz konusu olmaktadır. Elden çıkarma deyimi “mal ve hakların satılması, bir ivaz karşılığında devir ve temliki, trampa edilmesi, takası, kamulaştırılması, devletleştirilmesi, ticaret şirketlerine sermaye olarak konulmasını” ifade etmektedir. Alım satım işlemlerinde değer artış kazancı matrahı, kıymetin alış bedeli ile satış bedeli arasındaki farktır. Stopaj menkul kıymetin alım satımına aracılık eden kurum veya banka tarafından yapılmaktadır. Bu gibi durumlarda stopaj yoluyla alınan vergi, nihai vergi olmakta; ayrıca beyanname verilmesi söz konusu olmamaktadır. Borsa İstanbul’da işlem görmeyen (borsada kayıtlı olmayan) hisse senetlerinin satışından sağlanan kazançlar, diğer değer artış kazançları ile gayrimenkullerin ve hakların iktisap tarihinden başlayarak beş yıl (1.1.2007 tarihinden önce iktisap edilmiş olanlarda dört yıl) içinde elden çıkarılmasından doğan kazançlar için izleyen yılın Mart ayında beyanname verilmesi gereklidir. Bu değer artış kazançlarının belirlenen istisna tutarını aşan kısmı vergiye tabidir. Dolayısyla değer artış kazancının istisna sınırı altında kalması durumunda beyan söz konusu olmayacaktır. Değer artış kazancı aşağıda verilen durumlarda hesaplanmaz ve vergilendirilmez.</p>
<ul>
<li>Ferdi bir işletmenin sahibinin ölümü halinde, kanuni mirasçılar tarafından işletmenin faaliyetine devam olunması,</li>
<li>Kazancı bilanço esasına göre tespit edilen ferdi bir işletmenin bilançosunun bir sermaye şirketine aktif ve pasifiyle bütün halinde devrolunması,</li>
<li>Kollektif veya adi komandit şirketlerin nevi değiştirerek sermaye şirketi haline dönüşmesi durumunda ortaya çıkan değer artışı kazançları.</li>
</ul>
<h3>Diğer Kazanç ve İratlar: Arızi Kazançlar</h3>
<p>Süreklilik göstermeyen ticari ve serbest meslek faaliyetlerinin icrasından elde edilen kazançlar, ticari veya zirai bir işletmenin faaliyetiyle serbest meslek faaliyetinin durdurulması veya terk edilmesi karşılığında elde edilen kazançlar, gayrimenkullerin tahliyesi veya kiracılık hakkının devri karşılığında alınan tazminatlar ve peştemallıklar (hava parası) GVK’nun 82. maddesinde düzenlenen arızi kazançlara örnek olarak verilebilir.<br />
Bu üç gelirin toplamı, belirlenen istisna tutarını geçmezse beyanname verilmesine gerek olmayacak ve dolayısıyla vergi ödenmesi söz konusu olmayacaktır. Bu tutarın aşılması durumunda ise sadece aşan kısım beyannamede gösterilecektir.</p>
<h2 style="text-align: center;">[section label=&#8221;Ünite 4&#8243;]Ünite 4: Gelir Vergisinin Tarhı</h2>
<h3>Gelir Vergisinin Tarhı</h3>
<p>Gelir vergisi kural olarak bizzat mükellefin veya vergi sorumlusunun beyanı üzerine tarh olunmaktadır. Tarh vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibariyle tespit eden idari muameledir.<br />
Gelir vergisinin tarhı konusunu bu başlık altında;</p>
<ul>
<li>Muhtasar beyanname yoluyla tarh,</li>
<li>Yıllık beyanname üzerinden tarh,</li>
<li>Yıllık beyanname verilmeyen ve (veya) toplama yapılmayan haller ve</li>
<li>Dar mükellef gerçek kişilere özgü düzenlemeler;</li>
</ul>
<p>olmak üzere dört ana başlık altında inceleyebiliriz.</p>
<h3>Muhtasar Beyanname (Stopaj Beyannamesi) Yoluyla Tarh</h3>
<p>Muhtasar beyanname, stopaj yoluyla alınan vergilerin ödendiği beyanname çeşididir. Bu yöntemde vergi, gelir elde eden kişinin eline geçmeden kesilmekte ve muhtasar beyanname ile vergi dairesine ödenmektedir. Ticaret veya serbest meslek erbabının tevkifata tabi işlemi bulunmaması durumunda muhtasar beyanname verme zorunluluğu yoktur. Bu açıdan beyanname verilmediği gerekçesiyle re’sen takdire gidilmesi de mümkün değildir.<br />
Vergi tevkifatı yapmak zorunda olanlar şu kişi ve kuruluşlardır:</p>
<ul>
<li>Kamu idare ve müesseseleri,</li>
<li>İktisadi kamu müesseseleri, sair kurumlar,</li>
<li>Ticaret şirketleri, iş ortaklıkları,</li>
<li>Dernekler, vakıflar, dernek ve vakıfların iktisadi işletmeleri, kooperatifler, yatırım fonu yönetenler,</li>
<li>Gerçek gelirlerini beyan etmeye mecbur olan ticaret ve serbest meslek erbabı,</li>
<li>Zirai kazançlarını bilanço veya zirai işletme hesabı esasına göre tespit eden çiftçiler.</li>
</ul>
<p>Stopaj matrahı olarak;</p>
<ul>
<li>Ücretler açısından indirimler yapıldıktan sonra kalan safi tutar,</li>
<li>Diğer gelirlerde ise gayrisafi tutarlar esas alınmaktadır.</li>
</ul>
<p>Stopaj kesintisi yapanlar, yaptıkları kesintileri ertesi ayın 23. Günü akşamına muhtasar beyanname ile bildirmek zorundadır. Zirai ürünlerden tevkifat yapanlar hariç, çalıştırdıkları hizmet erbabı sayısı 10 ve daha az olanlar üç ayda bir beyanname verebilirler.<br />
Tevkifatın yapıldığı ayı izleyen ayın 23. günü akşamına kadar beyan edilen vergiler aynı ayın 26. Günü mesai saati bitimine kadar ödenecektir. Genel bütçeye dahil idare ve müesseseler muhtasar beyanname vermeyip sadece bordrolarına işleyecektir.</p>
<h3>Yıllık Beyanname Yoluyla Tarh</h3>
<p>Yıllık beyanname, mükellefin çeşitli kaynaklardan bir takvim yılı içinde elde ettiği kazanç ve iratlarının bir araya getirilip toplanmasına ve bu suretle hesaplanan gelirin vergi dairesine bildirilmesine ilişkin beyannamedir. Kural olarak, elde edilen tüm gelirlerin yıllık beyanname ile bildirilir.<br />
Mutlak anlamda beyanname verilmesi gereken durumlar şunlardır:</p>
<ul>
<li>Tacir, çiftçi ve serbest meslek erbabı kazançları</li>
<li>Vergisi stopajla alınmamış ücret gelirleri</li>
<li>Tutarı GVK’da yazılı tutarı aşan, stopaja ve istisnaya tabii olmamış menkul ve gayrimenkul sermaye iratları</li>
<li>Kazanç ve iratların istisna haddini aşan kısımları</li>
</ul>
<p>Beyanname verme sınırının aşılması halinde, beyan mecburiyeti olan gelirler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Birden fazla işverenden ücret geliri olanlar</li>
<li>Vergiye tabi gelir toplamı beyan sınırını geçen gayrimenkul ve menkul sermaye iratları</li>
</ul>
<p>Kural olarak gelir vergisi beyannamesi ikametgahın olduğu yer vergi dairesine verilir. Medeni hukukta ikametgah yerleşmek niyetiyle oturulan yer olmasına rağmen, vergi hukukunda ikametgah; mükellefiyet tesisine yönelik ticari, ekonomik faaliyetlerin yapıldığı yer olarak kabul edilmektedir (mali ikametgah). Bununla birlikte gayrimenkul sermaye iratları ile ilgili beyanname gayri menkulün olduğu yerde değil mükellefin bulunduğu yer vergi dairesine verilecektir. Gelir sadece basit usulde tespit edilen kazançlardan ise Şubat ayının 25. günü akşamına kadar, değilse Mart ayının 25. Günü akşamına kadar verilir. Beyanname elden, taahhütlü posta ile yahut e-beyanname olarak verilebilir. Postaya verilen tarih, beyannamenin verildiği tarih olarak esas alınmaktadır. Birden fazla işverenden ücret alanlar istedikleri ücreti birinci ücret olarak seçebileceklerdir.<br />
Mükellefler için – özellikle ticari kazanç ve serbest meslek erbabına yönelik- çeşitli vergi indirimleri vardır. Bunlar;</p>
<ul>
<li>Mükellefin kendisi, ailesi, işletmesi için yaptığı giderler,</li>
<li>Bağış ve yardımlar,</li>
<li>Döviz girişini teşvik amaçlı indirim,</li>
<li>Sosyal amaçlı indirim ve</li>
<li>Zararların düşülmesidir</li>
</ul>
<p>Vergi hukukunda küçük çocuklar ifadesi ile 18 yaşını veya tahsilde olupta 25 yaşını geçmemiş çocuklar kastedilmektedir. Bu kapsama evlat edinilen çocuklar da dahildir. Mükellefin kendisi, eşi ve küçük çocuklarına ilişkin olarak yapılan eğitim ve sağlık giderleri beyan edilen gelirin %10’unu aşmaması ve Türkiye’de yapılması şartıyla indirim olarak gösterilebilir. Bu kişiler için hayat, ölüm, kaza, hastalık gibi sigorta primleri ile bireysel emeklilik katkı payları da indirilebilir.<br />
Gelir vergisine tabi gelirlere uygulanan artan oranlı tarife, %15’ ten başlamakta %20 ve %27 oranlarının arkasından %35’te sonlanmaktadır. Yıllık beyannamede toplanan gelirler üzerinden daha önce vergi ödenmişse, bu vergilerin hesaplanan toplam gelirden düşülmesi gerekir (mahsup).<br />
Geçici yani peşin verginin iki amacı bulunmaktadır:</p>
<ul>
<li>Vergisi kaynakta kesilerek peşin alınanlarla, vergisini beyanname vererek ertesi yıl ödeyen mükellef arasındaki eşitsizliği gidermek.</li>
<li>Geç ödemeden kaynaklı enflasyon etkisini gidermek.</li>
</ul>
<p>Geçici vergi ödeyenler ikiye ayrılır:</p>
<ul>
<li>Gerçek usulde ticari kazanç sahipleri</li>
<li>Serbest meslek erbabı</li>
</ul>
<p>Ödenecek Geçici verginin oranı, içinde bulunulan yılda bildirilen üçer aylık kazançlar üzerinden %15’tir. Hesaplanan geçici vergi yıl başından itibaren üçer aylık dönemler için 14 Mayıs, 14 Ağustos, 14 Kasım ve 14 Şubat tarihlerine kadar beyan edilir ve aynı ayın 17 günü akşamına kadar ödenir. Mükellef aynı dönem için stopaj ödemişse, ödeyeceği geçici vergi bu ölçüde düşük olacaktır. Bir yıl boyunca ödenen geçici vergi, ertesi yıl Mart ayında, gerçek tutarı hesaplanan gelir vergisinden düşülür. Gelir vergisindeki vergileme rejimi ve vergi oranları Tablo 4.4’te gösterilmiştir (S:72).</p>
<h3>Yıllık Beyanname Verilmeyen Veya Toplama Yapılmayan Haller</h3>
<p>Beyan sınırı, gayrimenkul sermaye iradı, menkul sermaye iradı ve ücret gelirlerinde, elde edilen yıllık gelir toplamının belirlenen sınırı aşması durumunda, stopaj yapılmış olmasına rağmen beyanname verme yükümlülüğü de olduğu anlama gelmektedir. Mükellefin gelir toplamı beyanname sınırını aşmıyorsa, vergisi tevkil yoluyla alınmış menkul ve gayrimenkul sermaye iratları için beyanname vermeyecek veya başka gelirler için verilen beyannameye katmayacaktır.<br />
Beyanname verilmeyen ve toplama yapılmayan haller özet olarak;</p>
<ul>
<li>Bazı stopaj yoluyla vergilendirilmiş gelirleri,</li>
<li>Bazı istisna sınırı içinde kalan gelirleri ve</li>
<li>Stopaja maruz kalmamış ve istisna kapsamında olmayan miktarı düşük menkul ve gayrimenkul sermaye iratlarıdır.</li>
</ul>
<h3>Dar Mükellef Gerçek Kişilere Özgü Düzenlemeler</h3>
<p>Tam mükellefleri hem Türkiye’de hem de Türkiye dışında elde ettiği gelirler vergi kapsamına alınmıştır. Dar mükelleflerin ise yurt dışı gelirleri ile ilgilenilmemekte, sadece Türkiye’de elde ettikleri gelirler üzerinden vergi alınmaktadır.<br />
Gelir vergisi dar mükelleflerin Türkiye’de elde edebileceği gelirler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Ticari kazanç</li>
<li>Zirai kazanç</li>
<li>Ücret</li>
<li>Serbest meslek kazancı</li>
<li>Gayrimenkul sermaye iradı</li>
<li>Menkul sermaye iradı</li>
<li>Diğer kazanç ve iradlar</li>
</ul>
<p>Yukarıda sayılan gelir unsurları ile ilgili matrah tespiti, kural olarak GVK m. 37-82 arasında yer alan genel hükümlere göre yapılır. Dar mükellefiyette verginin tarhında, mükellefin daimi temsilcisi, bu yoksa bu kazanç ve iratları dar mükellefe sağlayanlar muhatap alınır. Dar mükellefler kural olarak mevzuatın öngördüğü indirim ve istisnalardan da yararlanırlar. Ancak bazı durumlarda dar mükelleflerin bu indirim ve istisnalardan yararlanamayacakları düzenlemeler de bulunmaktadır.<br />
Dar mükelleflerin yıllık beyanname ile bildirmek zorunda oldukları gelirler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Ticari kazançlar</li>
<li>Gerçek usulde tespit edilen zirai kazançlar,</li>
<li>Vergi kesintisine tabii tutulmamış gayrimenkul sermaye iratları</li>
</ul>
<p>Yıllık beyannamenin verileceği yer;</p>
<ul>
<li>Türkiye’de vergi muhatabı mevcutsa, onun Türkiye’de oturduğu yerin,</li>
<li>Türkiye’de vergi muhatabı yoksa, iş yerinin bulunduğu vergi dairesine verilir.</li>
</ul>
<p>Dar mükelleflerin elde ettiği gelirin sadece aşağıdakilerden oluşması durumunda, bu gelirler için yıllık beyanname verilmeyecektir:</p>
<ul>
<li>Tevkif suretiyle vergilendirilmiş; ücretler, serbest meslek kazançları, menkul ve gayrimenkul sermaye iratları</li>
<li>Diğer kazanç ve iratlar (GVK geç. 67. Maddesi kapsamında tevkifat yapılmış kazançları gibi)</li>
</ul>
<p>Münferit beyanname, “dar mükellefiyete tabi olanların yıllık beyanname ile bildirmeye mecbur olmadıkları kazanç ve iratlardan, vergisi tevkif suretiyle alınmamış olanların bildirilmesine mahsustur.” (GVK m., 84, bent 3).<br />
Dar mükellefin elde ettiği gelir;</p>
<ul>
<li>Sadece telif ve patentlerden ibaret ve</li>
<li>Bu gelirin vergisi kaynakta kesilerek alınmışsa,</li>
</ul>
<p>bu gelir için dar mükellef isterse münferit beyanname verebilir. Bu tip ödemeler üzerinden %20 oranında vergi kesintisi yapılması öngörülmüştür. (GVK m. 94/4). Dar mükellefin bu hakkını kullanması, vergi iadesi alabileceği durumlarda bir anlam taşıyacaktır.<br />
Münferit beyanname, kazancın elde edildiği tarihten itibaren 15 gün içinde, ilgili vergi dairesine verilmek zorundadır.</p>
<h2 style="text-align: center;">[section label=&#8221;Ünite 5&#8243;]Ünite 5: Kurumlar Vergisi</h2>
<h3>Kurumlar Vergisi</h3>
<p>Kurumlar vergisi bu ünitede on başlık altında incelenmiştir.</p>
<h3>Kurumlar Vergisinin Varlık Nedeni</h3>
<p>Kurumun gerçek kişi ortakları, kurumdan elde ettikleri kâr payı için gelir vergisine tabi olmaktadırlar. Bu durumda neden ayrıca bir de kurumlar vergisi alındığı sorusu akla gelebilir. Kurumlan vergi mükellefi kılan nedenler arasında;</p>
<ul>
<li>Gerçek kişiler dışında ayrı bir hukuki kişiliğe haiz olmaları,</li>
<li>Gerçek kişiler gibi kamu hizmetlerinden yararlanmaları</li>
<li>Ödeme güçlerinin varlığı sayılmaktadır.</li>
</ul>
<p>Kurumlar vergisinde de, gelir vergisinde olduğu gibi tam ve dar olmak üzere iki çeşit mükellefiyet vardır.<br />
<em><span style="color: #ff0000;"><strong>Tam Mükellef:</strong></span></em> KVK’nın birinci maddesinde yazılı olan kuramlardan  Türkiye’de bulunanlar olarak kabul<br />
edilmiştir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Dar mükellef:</strong></em></span> Kanuni ve iş merkezlerinden her ikisi de Türkiye’de bulunmayan kuramlardır.<br />
Kurumlar vergisinin mükellefleri, Kanun’un 1. maddesinde  sayılmıştır. Bunlar sırasıyla sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş ortaklıklarıdır.</p>
<h3>Sermaye Şirketleri</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Holding: </strong></em></span>Yatırım anonim şirketi şeklinde de isimlendirilebilir. Holdinglerin sahip oldukları hisse senetlerinden elde ettikleri kâr payları “iştirak kazançları istisnası” adı altında vergi dışında tutulmuştur.<br />
Yatırım fonu: Sermaye Piyasası Kanunu’nda; “Bu Kanun hükümleri uyarınca halktan katılma belgeleri karşılığında toplanan paralarla, belge sahipleri hesabına, riskin dağıtılması ilkesi ve inançlı mülkiyet esaslarına göre sermaye piyasası araçları, gayrimenkul, altın ve diğer kıymetli madenler portföyü işletmek amacıyla kurulan malvarlığına Yatırım Fonu adı verilir.” Şeklinde tanımlanmıştır.</p>
<h3>Kooperatifler</h3>
<p>Tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklara kooperatif denir.</p>
<h3>İktisadi Kamu Kuruluşları</h3>
<p>Devlete, özel idarelere, belediyelere ve diğer kamu idarelerine ve müesseselerine ait veya tabi olup faaliyetleri devamlı olan ticari, sınai ve zirai işletmelerdir. (KVK 2/3).</p>
<ul>
<li>Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) da kurumlar vergisi mükellefidir. %54 hissesi Hazine’ye ait olup özel bankalar ve kişilerin de hissedar olduğu bir anonim şirketidir.</li>
</ul>
<h3>Dernek ve Vakıflara Ait İktisadi işletmeler</h3>
<p>Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi toplulukları dernek olarak adlandırılır.<br />
Vakıflar ise bazı malların (taşınır, taşınmaz mal veya paranın) belli bir amacın gerçekleştirilmesine tahsis edildiği tüzel kişiliklerdir (MK, m. 73).</p>
<h3>İş Ortaklıkları (Joint Venture)</h3>
<p>Belli bir işin birlikte yapılması müştereken taahhüt edilir. İşin müştereken yapılması taahhüt edilmemişse ve ortakların sorumlulukları sınırlandırılmışsa iş ortaklığı değil konsorsiyum söz konusu olur. Konsorsiyumun da kurumlar vergisi mükellefiyetini seçme imkânı bulunmamaktadır.</p>
<h3>Vergiden Muaf Tutulan Kurumlar</h3>
<p>Kanun’un 4. maddesinde 19 bent halinde sayılmıştır. Bunlar:</p>
<ul>
<li>Eğitim, kültür amaçlı faaliyet gösteren kamu kuruluşları</li>
<li>Teşvik amaçlı kurumlar</li>
<li>Yerel idarelere yönelik</li>
<li>Diğer: Toplu Konut İdaresi Başkanlığı (TOKİ), askerî fabrika ve atölyeler</li>
</ul>
<h3>Kurumlar Vergisinde Matrah Tespiti, Giderlerin, Zararların Düşülmesi</h3>
<p>Kurum kazancı, esas olarak faaliyet gelirlerinden (ticari kazançtan) oluşmaktadır. Ancak, bu gelire ilave olarak kurum kazançları arasında, gayrimenkul sermaye iradı ve menkul sermaye iradı gibi faaliyet dışı gelirler de bulunabilmektedir.<br />
Kuramların vergi matrahının tespitinde, aşağıdaki sıraya göre işlem yapılmaktadır</p>
<ul>
<li>Kurumun öz sermaye üzerinden o yılın kârı hesaplanır.</li>
<li>Kanunen indirim konusu kabul edilmeyen giderin kâra eklenir.</li>
<li>Safi kurum kazancının tespitinde indirilebilecek giderlerin “diğer indirimler” adı altında ticari kârdan düşürülür.</li>
<li>Kurumun başka bir kuruma iştirak etmesinden sağladığı istisna haricindeki kazanç düşürülür.</li>
<li>Daha sonra kurum kazancından, geçmiş yıl zararları bulunan kuramların, bu zararları düşürülür.</li>
<li>Son olarak İstisnaların Dikkate Alınması başlığı altında açıklanan istisna ve indirimler uygulanır.</li>
</ul>
<h3>Kazanç Tespitinde Kabul Edilmeyen İndirimler Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı</h3>
<p>Kuramların kendi bölümleri arasında ya da ilişkili bulunduğu diğer kişi ve kurumlar arasında mal, iktisadi kıymet, hizmet, hak ya da mali fon ve benzeri kıymet transferlerinde uyguladıkları fiyatlar transfer fiyatlandırılması kapsamına girmektedir. Ulusal veya uluslararası boyutta olabilir. Her iki durumda da vergi idaresi açısından vergi kaybı anlamına gelir. Bu durumlarda, kurumun ortaklarına veya ilişkide bulunduğu gerçek veya tüzel kişilere, karşılıksız olarak veya emsalin üzerinde menfaat sağlaması söz konusudur.</p>
<h3>Örtülü Sermaye</h3>
<p>Kuramların, ortaklarından veya ortaklarla ilişkili olan kişilerden doğrudan veya dolaylı olarak temin ederek işletmede kullandıkları borçların, hesap dönemi içinde herhangi bir tarihte kurumun öz sermayesinin üç katını aşan kısmı, ilgili hesap dönemi için örtülü sermaye sayılır.(KVK 12)<br />
Örtülü sermaye, kurumun yakın ilişki içinde bulunduğu kişi veya kuruluşlardan ödünç alması ve karşılığında faiz ödemesi durumunda ortaya çıkabilmektedir.</p>
<h3>Diğer kabul edilmeyen indirimler</h3>
<ul>
<li>Öz sermaye üzerinden hesaplanan veya ödenen faizler,</li>
<li>Ayrılan wp-content akçeler, para cezaları, vergi cezaları ve gecikme faizleri ve zamları,</li>
<li>Menkul kıymetlerin, itibari değerlerinin altında satışından doğan zararlar ile ödenen komisyonlar ve benzeri her türlü giderler,</li>
<li>Kiralama yoluyla edinilen veya işletmede kayıtlı olan motorlu deniz ve uçak ve helikopter gibi hava araçlarından işletmenin esas faaliyet konusu ile ilgili olmayanların giderleri ile amortismanları,</li>
<li>Sözleşmelerde ceza şartı olarak konulan tazminatlar hariç olmak üzere suçlarından doğan maddi ve manevi zarar tazminat giderleri.</li>
</ul>
<h3>Safi Kurum Kazancının Tespitinde İndirilebilecek Giderler</h3>
<h3>Giderlerin Düşülmesi</h3>
<p>“İndirilecek giderler” başlıklı KVK’nın 8. maddesinde, aşağıdakiler yer almaktadır:</p>
<ul>
<li>Hisse senetleri ve tahvil ihraç giderleri,</li>
<li>İlk kuruluş ve örgütlenme giderleri,</li>
<li>Genel kurul toplantıları için yapılan giderlerle, birleşme, fesih ve tasfiye giderleri,</li>
<li>Sigorta şirketleri için geçerli olan ve ayrıntıları KVK 14. maddenin 4. bendinde açıklanan teknik ihtiyatlar,</li>
<li>Paylı komandit şirketlerde komandite ortağın kâr hissesi,</li>
</ul>
<p>Diğer İndirimlerin Düşülmesi</p>
<ul>
<li>AR-GE indirimi</li>
<li>Amatör spor dalları için tamamı, profesyonel spor dalları için %50’si olmak üzere sponsorluk harcamalarında,</li>
</ul>
<p>Bazı kamu kuramlarına, vakıf ve derneklere ve üniversitelere makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların indirilebilecek tutarı o yıla ait beyan edilecek gelirin %5’ini geçememekte ancak eğitim, sağlık, öğrenci yurdu gibi tesisler için ve kültür, sanat faaliyetlerinin desteklenmesi için yapılan bağışlarda olduğu gibi.</p>
<h3>Zararların Düşülmesi</h3>
<p>5 yıldan fazla nakledilmemek koşuluyla, geçmiş yılların beyannamelerinde yer alan zararlar indirim konusu yapılmaktadır.</p>
<h3>İstisnaların Dikkate Alınması</h3>
<p>Matrah tespit edilirken, yukarıda açıklanan giderlerin indirilmesinden (veya matraha ilave edilmesinden) sonra, istisnaların da dikkate alınması gerekir. Kanun’un 5.maddesinde düzenlenmiş olan bu istisnalar, amaçlarına göre sınıflandırılarak aşağıda özetlenmektedir.</p>
<ul>
<li>Çifte Vergilendirmeyi Önleme Amaçlı İstisnalar: Kuramların, tam mükellefiyete tabi başka bir kurumun sermayesine iştiraklerinden ve de yurt dışından elde edilen iştirak kazançlarının Türkiye’ye getirilmesinden elde ettikleri kazançlar</li>
<li>Ülkeye Döviz Girişini Teşvik Amaçlı İstisnalar,</li>
<li>Sermaye Piyasasını Teşvik Amacı Taşıyan istisna,</li>
<li>Eğitimi Teşvik Amacı Taşıyan İstisna,</li>
<li>Üretim, tüketim ve kredi kooperatiflerinin ortakları için hesapladıkları risturnlarla ilgili istisnalar.</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Risturn</strong></em></span>: Kâr amacı gütmeyen kooperatiflerde kâr dağıtımı söz konusu olmaz. Ancak gelir gider farkı ortaklara iade edilebilen paralara risturn denir.</p>
<ul>
<li>Anonim şirketlerin   kuruluşlarında  veya sermayelerini artırdıkları sırada çıkardıkları hisse senetlerinin, itibari değerini aşan kısmı (emisyon primi) (KVK m. 5/1, ç),</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Emisyon primi:</strong> </em></span>Anonim şirketler çıkarttıkları hisse senetlerini nominal değerlerinin üstünde bir bedel ile satabilirler. Bu durumda, hisse senetlerinin nominal değeri ile ihraç değeri arasındaki olumlu fark emisyon primini oluşturur.<br />
Kurumlar vergisinden istisna edilen bu kazançların dağıtılması durumunda ,GVK 94/6’ya göre stopaj yapılabilmektedir. İstisna kökenli kazancın, dağıtılmayarak sermayeye eklenmesi durumunda ise, stopaj söz konusu olmamaktadır. Kazancın sermayeye eklenmesi durumunda, ortaklar açısından “bedelsiz hisse senedi” elde edilmesi söz konusu olmaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Bedelsiz hisse senedi:</strong></em></span> İç kaynaklardan sermayeye ilave edilen değerler karşılığında ortaklara, anonim şirketlerde bedelsiz hisse senedi, limited şirketlerde bedelsiz ortaklık payı verilir.</p>
<h3>Kurum Kazançlarının Beyanı, Verginin Oranı, Ödenmesi Kurumun Tüm Kazançları Beyana Tabidir</h3>
<p>Kurum kazançları faaliyet gelirlerinden veya faaliyet dışı gelirlerden oluşabilir. Bu gelirlerin tamamının, verilecek yıllık beyannamede toplanması gereklidir (KVK m. 14). Yani kurumlar vergisinde gelir vergisinde olduğu gibi, bazı gelirlerin beyan dışında kalması imkânı bulunmamaktadır.</p>
<h3>Beyannamenin Verileceği Yer ve Zamanı</h3>
<p>Beyannamenin verilme yeri, mükellefin bağlı olduğu, yani kurumun kanuni veya iş merkezinin bulunduğu yer vergi dairesidir (KVK 14/1). Yıllık beyanname, hesap döneminin kapandığı ayı izleyen dördüncü ayın 25. günü akşamına kadar verilir.</p>
<h3>Kurumlar Vergisinin Oranı ve Geçici Verginin Mahsubu</h3>
<p>Kurumlar vergisi oranı, %20’dir. 5838 sayılı Kanun’la KVK’ye 32/A maddesi eklenmiş ve “indirimli kurumlar vergisi” uygulaması başlatılmıştır. Bu imkân Hazine Müsteşarlığı tarafından teşvik belgesine bağlanan yatırımlardan elde edilen kazançlara tanınmıştır.<br />
Hesaplanan kurumlar vergisi, beyannamenin verildiği Nisan ayının sonuna kadar ödenir. Kurumlar vergisinin ödenmesinde, gelir vergisinde de yer alan iki ortak düzenleme bulunmaktadır:</p>
<ul>
<li>Kurumlar vergisi mükellefleri, kurumlar vergisine mahsup edilmek üzere, üçer aylık kazançları üzerinden geçici vergi oranı aynen kurumlar vergisi oran gibi %20 olarak belirlenmiştir (KVK m. 32/2).</li>
<li>Yurt içinde farklı kurum kazançları üzerinden yapılan stopajlar ve yurt dışında ödenen vergiler de, belli şartlar altında Türkiye’de ödenecek vergiden düşülebilmektedir (KVK m. 33).</li>
</ul>
<h3>Dağıtılan Kâr Payları Üzerinden Gelir Vergisi Stopajı Yapılması</h3>
<p>Bu stopaj, kurum kârının ortaklara dağıtılması durumunda yapılmaktadır. Kârın dağıtılmayıp, sermayeye eklenmesi hali ise stopaj dışında tutulmuştur. Kurum kazancından, hesaplanan kurumlar vergisinin düşülmesinden sonra kalan ve dağıtılan kâr payları şeklinde ifade edilebilir (Bkz. GVK m. 94/6-b-i). Stopajın oranı ise yüzde 15’dir.</p>
<h3>Kurumların; Tasfiyesi ve Yeniden Yapılanmaları Durumunda Vergilendirme</h3>
<h3>Kurumların Tasfiyesi</h3>
<p>Tasfiye, kurumların tüzel kişiliklerinin sona ermesi olup, tasfiye süresi içinde; kurumun mevcutları paraya çevrilir, alacakları toplanır, borçları ödenir ve geride kalan para veya mal ise ortaklara dağıtılır.<br />
Tasfiye dönemi, kurumun tasfiye haline girdiği tarihten itibaren başlar ve aynı takvim yılı sonuna kadar tanımlanan süre olarak kabul edilen birinci tasfiye dönemi ve ondan sonra gelen her takvim yılı ise, bir tasfiye dönemi olarak devam eder.</p>
<h3>Kurumların Birleşmesi ve Devri</h3>
<p>Birleşmede birden fazla kurum bir tek tüzel kişilik altında toplanmaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Devir müessesesi:</strong></em></span> Gelir vergisi uygulamasında da işletmelerin sermaye şirketlerine devrini teşvik edici düzenlemeler vardır. Bu düzenlemeler GVK’nin vergilendirilmeyecek diğer kazanç ve iratlar başlıklı 81. Maddesinde açıklanmıştır.</p>
<h3>Kurumlarda Bölünme ve Hisse Değişimi</h3>
<p>KVK’nın 19/(3) ve 20. Maddesine bakınız.</p>
<h3>Dar Mükelleflere Özgü Düzenlemeler Gelir Unsurları</h3>
<p>Dar mükellef kurum, Türkiye’de açacağı bir iş yerinden, zirai işletmesinden, serbest meslek kazançlarından, gayrimenkullerin, hakların ve menkul malların Türkiye’de kiralanmasından, Türkiye’de elde edilen menkul sermaye iratları ve diğer kazançlardan gelir elde edebilmektedir.</p>
<h3>Safi Kurum Kazancının Tespiti</h3>
<p>Kazanç tespitinde, tam mükelleflerle ilgili indirilebilecek ve indirilemeyecek giderlere ilişkin düzenlemeler, dar mükellef kurumlara da uygulanmasının yanı sıra aşağıdaki giderler dar mükelleflerin matrah tespitinde indirim konusu yapılamamaktadır (KVK m. 22/3):</p>
<ul>
<li>Ana merkezin dar mükellef kurum adına yaptığı iddia edilen alım satımlar için ana merkeze ödenen faizler, komisyonlar ve benzerleri,</li>
<li>Ana merkezin genel yönetim giderlerine veya zararlarına iştirak etmek için ayrılan paralar.</li>
</ul>
<p>Sadece dar mükelleflerin yararlanabileceği bir istisna KVK m. 3, bent 3’de ihracat istisnası olarak düzenlenmiştir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İhracat istisnası:</strong> </em></span>İhracatı teşvik etmek amacıyla, dar mükellef kurumların Türkiye’den aldıkları malları ihraç etmelerinden sağladıkları kazançların kurumlar vergisinden muaf tutulmasıdır.</p>
<h3><span style="color: #000000;">Beyannameler</span></h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yıllık Beyanname:</strong></em></span> Ticari ve zirai kazanç elde eden dar mükellef kurumlar, vergilerini yıllık beyanname vererek öderler.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Özel Beyanname:</strong></em></span> Dar mükellef yabancı kurumların vergiye tabi kazancının, GVK 80. maddede yazılı; hisse senedi satışı, gayrimenkul satışı gibi diğer kazanç ve iratlardan (telif, imtiyaz, ihtira&#8230; benzeri gayri maddi hakların satışı karşılığında alınan bedeller hariç) oluşması durumunda verdikleri beyannamedir. (KVK m. 26).<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Muhtasar Beyanname:</strong></em></span> Dar mükellef kurumların ticari, zirai ve diğer kazanç ve iratları dışında kalan kazanç ve iratları kurumlar vergisi tevkifatına tabidir. Kaynakta vergileme, dar mükellef kurumlar açısından yoğun bir uygulama alanı bulmaktadır.<br />
Bu kazanç ve iratları dar mükellef kuruma ödeyen kurum veya kişiler söz konusu tevkifatı yaparak, takip eden ayın yirmi üçüncü günü akşamına kadar verecekleri muhtasar beyanname ile bildirecekler ve vergiyi de aynı ayın yirmi altıncı günü mesai saati bitimine kadar ödeyeceklerdir (KVK m. 29).</p>
<h2 style="text-align: center;">[section label=&#8221;Ünite 6&#8243;]</h2>
<h2 style="text-align: center;">Ünite 6 : Harcamalar Üzerinden Alınan Vergiler: Katma Değer Vergisi</h2>
<p>Harcama Vergisi Kavramı Ve Harcama Vergilerinin Sınıflandırılması<br />
Harcama vergileri; üretilen, tüketilen, satılan mal ve hizmetler veya çeşitli muameleler üzerinden alınan vergilerdir.<br />
Harcama vergileri: Para veya parayla ifade edilebilecek ekonomik kıymetlerin (gelir, servet) harcanması, elden çıkarılması esnasında alınan vergilerdir.<br />
Harcama vergileri çeşitli sınıflandırmalara tabi tutulmaktadır. Bunlar:</p>
<ul>
<li>İktisadi Muamele Vergileri &#8211; Hukuki Muamele Vergileri Sınıflandırılması</li>
<li>Genel Tüketim Vergileri &#8211; Özel Tüketim Vergileri Sınıflandırılması</li>
<li>Harcama Vergilerinin Dörtlü Sınıflandırılması</li>
<li> Genel tüketim vergisi niteliğindeki harcama vergileri
<ul>
<li>Katma değer vergisi</li>
<li>Gümrük vergisi</li>
</ul>
</li>
<li>Özel tüketim vergisi özelliğini taşıyan harcama vergileri
<ul>
<li>Özel tüketim vergisi</li>
<li>Banka ve sigorta muameleleri vergisi</li>
<li>Özel iletişim vergisi</li>
<li>8 yıllık eğitime katkı payı</li>
</ul>
</li>
<li>Kamunun hizmet veya mal satışı karşılığında alınan harcama vergileri
<ul>
<li>Harçlar</li>
<li>Değerli kâğıtlar vergisi</li>
</ul>
</li>
<li>Çeşitli işlemler üzerinden alınan harcama vergisi
<ul>
<li>Damga vergisi (aracılık hizmetleri vergisi)</li>
</ul>
</li>
</ul>
<h3>Katma Değer Vergisinin Temel Özellikleri</h3>
<p>3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu’nun uygulanması 1 Ocak 1985 tarihinde başlamıştır.<br />
Katma değer vergisi, genel tüketim vergilerinin en gelişmiş şekli olup, başta Avrupa Birliği ülkeleri olmak üzere, dünyanın çok sayıda ülkesinde uygulanmaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yayılı muamele vergisi:</strong> </em></span>Verginin, üretim ve pazarlamanın her aşamasında alınmasıdır. Üretim zincirinin sadece bir aşamasında vergi alınması halinde ise toplu muamele vergisi söz konusu olur.<br />
Katma değer vergisi uygulamasında vergi, aşamalardaki satış fiyatı üzerinden değil, her aşamada ortaya çıkarılan katma değer üzerinden alınır.<br />
Katma değer, alınan bir mala ödenen bedelle bu malın satış fiyatı arasındaki farktır.<br />
KDVK’ye göre verginin mükellefi, mal teslim eden ve hizmet ifasında bulunanlardır. Ancak bu kişiler verginin<br />
yansıma özelliğinden yararlanarak, ödedikleri vergiyi tüketicilere yansıtmaktadırlar.</p>
<h3>Katma Değer Vergisinin Konusu</h3>
<p>Ticari, Sınai, Zirai Faaliyet ve Serbest Meslek Faaliyeti Çerçevesinde Yapılan Teslim ve Hizmetler: Ticari, sınai, zirai faaliyet ve serbest meslek faaliyeti çerçevesinde özel kuruluşlar ve bazı kamu kuruluşları tarafından yapılan teslim ve hizmetler KDV’ye tabidir.<br />
Diğer Bazı Teslim ve Hizmetler: Katma değer vergisine tabi malların her ne suretle olursa olsun;</p>
<ul>
<li>İşletmeden çekilmesi,</li>
<li>İşletme personeline ücret, prim, ikramiye, hediye, bağış gibi isimlerle verilmesi de teslim olarak kabul edilmiştir.</li>
</ul>
<p>Örneğin, beyaz eşya ticareti yapan işletme sahibinin, işletmede satılan bir televizyonu kullanmak üzere evine götürmesi durumunda, KDV açısından işlem yapılması) gereklidir. Trampa yapılması) iki ayrı teslim olarak kabul edilmektedir. Örneğin, bir işletmenin sahibi olduğu bir aracı, başka bir işletmenin arsası ile trampa etmesi durumunda, KDV’ye tabi iki işlem bulunmaktadır.</p>
<h3>KDV’de Vergiyi Doğuran Olay</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Vergiyi doğuran olay:</strong></em></span> Katma değer vergisinde vergiyi doğuran olay malın teslimi veya hizmetin yapılması&gt; anında ortaya çıkar.<br />
Bu düzenlemelerden anlaşılacağı üzere;</p>
<ul>
<li>Faturanın düzenlenmesi,</li>
<li>Malın nakliyesine başlanması,</li>
<li>Gümrük beyannamesinin tescili gibi işlemler vergiyi doğuran olay için yeterli görülmüştür.</li>
</ul>
<h3>KDV’nin Matrahı</h3>
<p>Katma değer vergisinin matrahı, teslim ve hizmetler karşılığında ödenen bedellerdir. Bedel deyimi, malı teslim alan veya kendisine hizmet yapılan veyahut bunlar adına hareket edenlerden, bu işlemler karşılığında alınan veya bunlarca borçlanılan; para, mal, menfaat, hizmet ve değerler toplamını ifade etmektedir.<br />
Matraha; teslim alanın gösterdiği yere kadar satıcı tarafından yapılan taşıma giderleri, ambalaj, sigorta, komisyon giderleri ve vade fark&gt;, faiz, prim gibi çeşitli adlar altında sağlanan her türlü menfaatler de dâhildir. Ayrıca, aynı maddeye göre KDV dışında fiyata ilave olan vergi, resim, harçlarda matraha dâhil edilmelidir.<br />
Fatura ve benzeri belgelerde gösterilen ıskontolar ile hesaplanan katma değer vergisi matraha dâhil değildir.<br />
Külçe altın bedeline isabet eden tutarın düşülmesinden sonra kalan kısmın (yani isçilik bedelinin) üzerinden hesaplanmaktadır.</p>
<h3>Verginin Mükellefi, Vergi Sorumlusu KDV’nin Mükellefi</h3>
<ul>
<li>Mal teslimi ve hizmet ifası hallerinde, bu işleri yapanlar</li>
<li>İthalatta mal ve hizmet ithal edenler,</li>
<li>PTT işletme Genel Müdürlüğü, Radyo ve Televizyon Kurumlan, spor toto, milli piyango vs.nin teşkilat müdürlükleri,</li>
<li>At yarışlarını, müşterek bahis ve talih oyunlarını tertipleyenler veya gösterenler ile</li>
<li>Gelir Vergisi Kanunu’nun 70. maddesinde belirtilen mal ve hakları kiraya verenlerdir.</li>
</ul>
<h3>KDV’de Sorumluluk</h3>
<p>Bu tip durumlarda kendisine mal teslimi yapılan yahut hizmet ifa edilen şirketler veya kişiler vergi sorumlusu yapılmaktadırlar.<br />
Konu, uygulamada “KDV tevkifatı” şeklinde de isimlendirilmektedir.<br />
Maliye Bakanlığı tarafından gerekli görülen diğer haller:</p>
<ul>
<li>Serbest meslek faaliyeti çerçevesinde ifa edilen telif kazançlarında, telif hakkını satın alan kişiye yüklenen KDV sorumluluğu,</li>
<li>Fason tekstil ve hazır giyim işlerinde KDV sorumluluğu,</li>
<li>Reklam verme işlemlerinde KDV sorumluluğu.</li>
</ul>
<h3>Katma Değer Vergisinin Oranı</h3>
<p>Katma Değer Vergisi Kanunu’nun 28. Maddesinde, katma değer vergisinin oranı %10 olarak belirlenmiş; aynı maddede Bakanlar Kurulu’na bu oranı dört katına kadar artırmaya ve %1’e kadar indirmeye yetki verilmiştir.<br />
Halen uygulanmakta olan oranlar %1, %8, %18 olmak üzere üç tanedir. % 18 oranı genel orandır.</p>
<h3>%1 Oranı Uygulanan Mal Teslimleri</h3>
<ul>
<li>Buğday unu ve buğday unundan üretilen normal ve kepekli ekmekler, yufka</li>
<li>Kuru üzüm, kuru incir, fındık, Antep fıstığı, buğday, mısır, kuru fasulye, mercimek, patates, zeytin gibi ihraç potansiyeli yüksek bazı zirai mahsullerin toptan satış aşamaları.</li>
<li>Toptancı hallerinde faaliyette bulunanlara ve bunlar tarafından gerçek usule tabi KDV mükelleflerine yapılan taze meyve, sebze teslimleri.</li>
<li>Ticari işletme tarafından satılan ve net alanı 150 m2’ye kadar olan konut teslimleri.</li>
<li>Gazete, dergi satışları, motorsuz bisikletler,</li>
<li>Kullanılmış binek otomobil satışları.</li>
</ul>
<p>%18 Oran Uygulanan Mal Teslimleri ve Hizmet İfaları (Genel Oran)</p>
<ul>
<li>Benzin, motorin, kalorifer yakıtı, fuel-oil teslimleri, doğal gaz teslimleri,</li>
<li>Binek otomobilleri, otobüs, traktör, kamyon, minibüs teslimleri,</li>
<li>Beyaz-kahverengi eşya gibi lüks olarak değerlendirilen ürünlerin teslimi,</li>
<li>Mobilya ürünü, hazır giyim ürünü teslimleri,</li>
<li>Mühendis, avukat gibi serbest meslek erbabı&gt; tarafından verilen hizmetler.</li>
</ul>
<h3>KDV Beyannamesi, Kdv’nin Ödenmesi, Ödenecek Kdv’nin Hesabı</h3>
<p><em><strong>Vergilendirme Dönemi ve Beyan</strong></em><br />
Vergilendirme dönemini;</p>
<ul>
<li>Kural olarak birer ay olarak tespit etmiştir</li>
<li>İthalat, transit ve Türkiye ile yabancı ülkeler arasındaki taşımacılık işlerinde vergilendirme dönemi, gümrük hattından geçildiği an olarak belirlenmiştir.</li>
<li>İşletme esasına göre defter tutan ve sadece şehirlerarası&gt; veya uluslararası yük ve yolcu taşımacılığı yapan mükelleflerde vergilendirme dönemi, üç aya çıkarılmıştır.</li>
</ul>
<h3>Verginin Tarhı ve Ödenmesi</h3>
<p>KDV; beyanname elden verilmişse, beyannamenin verildiği günde; beyanname posta ile gönderilmişse, beyannamenin ulaştığı tarihi takip eden yedi gün içinde tarh edilir ve hesaplanan vergi;</p>
<ul>
<li>Beyanname verilen ayın 26. günü akşamına kadar ödenir.</li>
</ul>
<h3>Ödenecek KDV’nin Hesabı, Vergi İndirimi</h3>
<p>Perakende satış yapan vergi mükellefleri için, satış fiyatının “KDV dâhil” olacak şekilde belirlenmesi yükümlülüğü getirilmiştir. Bu mükellefler, işyerlerine fiyatlara KDV’nin dâhil olduğuna dair bir levha asmak zorundadırlar.<br />
KDV mükellefleri, (daha önce de açıkladığımız gibi);</p>
<ul>
<li>Mal ve hizmet alışlarında KDV ödemekte,</li>
<li>Satışlarında ise KDV tahsil etmektedirler.</li>
</ul>
<p>Bir vergilendirme döneminde indirilecek KDV toplamı, mükellefin vergiye tabi işlemleri dolaysıyla hesaplanan KDV toplamından fazla ise (mükellef alacaklı ise), aradaki fark mükellefe iade edilmez; sonraki dönemlere aktarılır (tampon kuralı).<br />
Örneğin, ilaçların üretiminde kullanılan hammaddeler %18 vergiye tabidir; ilaç satışları ise %8 vergiye tabidir. Böyle bir durumda, yıl içinde indirilemeyen (mahsup edilemeyen) KDV, izleyen yıl içinde iade edilecektir (yıllık iade).</p>
<h3>İstisnalar</h3>
<p>İstisnalardan bir kısmı tam istisna, diğerleri ise kısmi istisna özelliğini taşımaktadır:</p>
<ul>
<li>Tam istisnada, mal ve hizmet tesliminin yapıldığı son aşama vergi dışında tutulduğu gibi, bundan önceki aşamalarda bu teslim ve hizmetin bünyesine giren KDV’ler de mükelleflere iade edilmektedir.</li>
<li>Kısmi istisnada ise, sadece son aşama vergi dışında tutulmakta, buna karşılık daha önceki aşamalarda alınan vergiler iade edilmemektedir.</li>
</ul>
<h3>İhracat İstisnası</h3>
<p>İhracat teslimleri ve bu teslimlere ilişkin hizmetler ile yurt dışındaki müşteriler için yapılan hizmetler vergiden istisna edilmiştir.<br />
Eğer mallar Türkiye’de ikamet etmeyen yolcular tarafından satın alınıp yurt dışına götürülüyorsa, bu kişiler malların teslimi anında vergiyi ödemektedirler. Söz konusu malın gümrükten dışarı çıkışından sonra ise, ödenen KDV bu kişilere iade edilmektedir.</p>
<h3>Araçlar ve Yatırımlarda İstisna</h3>
<ul>
<li>Deniz, hava ve demiryolu taşıma araçlarının, yüzer tesis ve araçlarının teslimleri ile bunların tadili, onarım ve bakımı şeklinde ortaya çıkan hizmetler,</li>
<li>Yatırım teşvik belgesi sahibi mükelleflere belge kapsamındaki makine ve teçhizat teslimleri.</li>
</ul>
<h3>Taşımacılık İstisnası</h3>
<p>Transit ve Türkiye ile yabancı) ülkeler arasında yapılan taşımacılık işlerinde; deniz, hava, kara ve demiryolu ile yapılan taşımacılık işleri bu istisnanın kapsamına girmektedir.</p>
<h3>Diplomatik İstisnalar</h3>
<p>Karşılıklı olmak şartıyla, yabancı ülkelerin Türkiye’deki diplomatik temsilciliklerine ve bunların diplomatik haklara sahip mensuplarına yapılan teslim ve hizmetler vergi dışında tutulmuştur.</p>
<h3>İthalat İstisnası</h3>
<ul>
<li>Bu Kanun’a göre dâhildeki teslimleri vergiden istisna edilen mal ve hizmetlerin ithali,</li>
<li>Gümrük Kanunu’nun ilgili maddelerine göre gümrük vergisinden muaf ve müstesna olarak ithal edilen eşya.</li>
<li>Gümrük Kanunu’ndaki transit ve gümrük antrepo rejimleri ile geçici depolama ve serbest bölge hükümlerinin uygulandığı mallar.</li>
</ul>
<h3>Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalar</h3>
<p>Sosyal amaç taşıyan istisnadan yararlananlar da bazı kamu kurum ve kuruluşlarıdır. Bu kurum ve kuruluşların hastane, dispanser, öğrenci yurtlar), huzurevleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa ettikleri, kuruluş amaçlarına uygun teslim ve hizmetleri vergiden istisna edilmiştir.<br />
Askerî amaç taşıyan istisna ile askerî fabrika, tersane ve atölyelerin kuruluş amaçlarına uygun olarak yaptıkları teslim ve hizmetler KDV’den istisna edilmiştir.</p>
<h2 style="text-align: center;">[section label=&#8221;Ünite 7&#8243;]Ünite 7: Diğer Harcama Vergileri</h2>
<h3>Diğer Harcama Vergileri</h3>
<p>Bu vergilere konu olan teslim ve hizmetler genellikle KDV üzerinden alınmaktadır. Bu vergilerin toplanması çeşitli nedenlere dayanmakla birlikte, en önemlisi kamunun daha fazla gelir elde etme düşüncesidir.</p>
<h3>Gümrük Vergisi</h3>
<p>19.7.1972 tarih ve 1615 sayılı Gümrük Kanunu yürürlükten kaldırılmış ve 5 Şubat 2000 tarihinde 4458 sayılı yeni Gümrük Kanunu kabul edilmiştir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Verginin Konusu, Vergiyi Doğuran Olay, Mükellef, Matrah: </strong></em></span>  Verginin konusu Türkiye’ye ithal edilen eşyalardır. Vergiyi doğuran olay, gümrüğün denetlemesi altında bulunan eşya açısından, beyanname verilen hallerde beyannamenin tescili; sözlü beyan yapılan hallerde ise bu beyana ait tahakkuk varakasının yükümlü tarafından imza ve idarece tescil edilmesidir. Gümrük denetlemesi dışında kalan eşyada vergiyi doğuran olay ise eşyanın gümrük hattından geçirilmesidir. Gümrük vergisinin mükellefi, ithal edilen eşyanın mal sahibidir. Matrah, ithal edilen eşyanın gümrük vergisini ödeme mükellefiyetinin başladığı tarihteki normal fiyatıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Antrepo:</strong> </em></span>Henüz gümrük vergisi ödenmeyen malların kondukları yerlerdir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Konşimento (Taşıma senedi):</strong></em></span> Gemiye yüklenen mala ilişkin ticari işlemle ilgili her türlü bilgilerin yazılı olduğu kıymetli evraktır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ordino:</strong></em></span> Konşimentoda yazılı malların kısım kısım çekilebilmesini temin etmek üzere hazırlanan emir veya talimattır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Verginin Tarhı, Tahakkuku, Ödenmesi, Muaflık ve İstisnalar:</strong> </em></span>Gümrük vergisi, mükellefin vereceği “giriş beyannamesi” ne dayanılarak alınır. Gümrük vergisinin tarhı verilen beyanname üzerinden yapılır. Gümrük idaresi, yapılan beyanların doğruluğunu araştırmak üzere, eşyayı kısmen ya da tamamen muayene edebilir. Vergi; yapılan beyana itibar edilerek veya muayene sonucunda, muayene memuru tarafından tahakkuk ettirilir. Ödenecek vergi, yürürlükte olan gümrük giriş tarife cetvelindeki esaslara göre hesaplanır. Gümrüklerde alınan vergiler; gümrük veznesine makbuz karşılığında, Türk lirası ve peşin olarak ödenir. Gümrük Vergisi Kanunu, farklı amaçlarla çok sayıda muaflık ve istisna getirmektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>DTÖ:</strong> </em></span>Dünya Ticaret Örgütü (WTO: World Trade Organization). DTÖ uluslararası ticareti denetlemek ve serbestleştirmek amacıyla kurulmuş uluslararası bir örgüttür.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gümrük (ithalat Vergileri) ile ilgili Özel Düzenlemeler:</strong> </em></span>İthalat vergileri; gümrük vergisi yanında ithalat üzerinden alınan KDV ve ÖTV’yi de kapsamaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İthalat vergileri:</strong></em></span> İthal edilen mallar üzerine uygulanan; gümrük vergisi, katma değer vergisi ve özel tüketim vergilerinin topluca isimlendirilmesidir.<br />
İthalat üzerinden alınan vergilerin (gümrük vergisi, KDV, ÖTV) özel yapısı gereği, VUK hükümlerinin uygulanmayacağı kayıt altına alınmıştır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gümrük ve ticaret müfettişleri:</strong></em></span> 17 Ağustos 2011 tarihli RG’de yayımlanan KHK ile gümrüklerde görevli denetim elemanları “gümrük ve ticaret müfettişi” olarak adlandırılmıştır.<br />
Denetimler için tarh zaman aşım süresi gümrük yükümlülüğünün doğduğu tarihten itibaren üç yıl olarak belirlenmiştir.<br />
Mükellefler idare tarafından gerçekleştirilen tarhiyata “itiraz” edip arkasından konuyu yargı yoluna da taşıyabilirler. Gümrük Kanunu itiraz kavramını idareye yapılan başvuru için kullanmıştır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gümrük Kanunu’nda yer alan ceza uygulamaları:</strong></em></span></p>
<ul>
<li>Vergi kaybına neden olan işlemlere uygulanacak cezalar</li>
<li>Usulsüzlüklere ilişkin cezalar</li>
</ul>
<p>Ek vergi tarh ile ilgili uyuşmazlar idari yargıda, cezalarla ilgili uyuşmazlıkların adli yargıda görülmesi öngörülmüştür. Mükellef kendisine tebliğ edilen cezaya ceza miktarına göre yedi gün içinde gümrük başmüdürlüğü ya da on beş gün içinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığına yapılır. Uyuşmazlık bu mercilerde sırasıyla otuz ve kırk beş günlük süreler içinde incelenip karara bağlanır. Bu mercilerin vereceği ret kararlarına karşı on beş gün içinde gümrük işleminin yapıldığı yerdeki sulh ceza mahkemesin başvurulabilir. Sulh ceza mahkemesinin kararına karşı da yedi gün içinde yargı çevresi içindeki ağır ceza mahkemesinde itiraz yoluna gidilebilir.</p>
<h3>Özel Tüketim Vergisi</h3>
<p>Özel tüketim vergisi 6.6.2002 yılında TBMM’de kabul edilmiş, 1 Ağustos 2002 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.<br />
Özel Tüketim Vergisi Kanunu’nun (ÖTVK) kabul edilmesinin nedenleri:</p>
<ul>
<li>IMF’ye verilen taahhüt,</li>
<li>AB mevzuatına uyum,</li>
<li>Türk vergi mevzuatının sadeleştirilmesi</li>
</ul>
<p>ÖTV’nin kabul edilmesiyle aşağıda bazıları açıklanan on üç adet vergi uygulamadan kaldırılmıştır:</p>
<ul>
<li>Akaryakıt tüketim vergisi,</li>
<li>Tütün mamullerinden ve alkollü-alkolsüz içeceklerden alınan ek vergiler, eğitim, gençlik, spor ve sağlık hizmetleri vergisi,</li>
<li>Taşıt alım vergisi, ek taşıt alım vergisi, trafik tescil harçları.</li>
</ul>
<p><em><strong>Konu, Vergiyi Doğuran Olay, Mükellef, Vergilendirme Dönemi, Beyan:</strong></em><br />
ÖTVK’ nin konusuna giren ürünler Kanun’a ekli dört ayrı listede belirtilmiştir. Bunlar:</p>
<ul>
<li>I sayılı listenin A cetvelindeki petrol ürünleri ile B cetvelindeki solvent ve benzeri ürünler,</li>
<li>II sayılı listedeki motorlu taşıt araçları,</li>
<li>III sayılı listedeki alkollü ve alkolsüz içecekler ile tütün ve tütün mamulleri,</li>
<li>IV sayılı listedeki elektronik ürünler, beyaz eşyalar ve lüks tüketim maddesi olarak değerlendirilen bazı ürünler.</li>
</ul>
<p>Vergiyi doğuran olay, esas olarak yukarıda sayılan ürünlerin teslimi veya ilk iktisabıdır.<br />
Verginin mükellefleri:</p>
<ul>
<li>I sayılı listede yer alan petrol ürünlerini ithal edenler ve rafineri şirketleri</li>
<li>III sayılı listede yer alan tütün ve alkollü-alkolsüz içecek üreticileri ve ithalatçıları</li>
<li>IV sayılı listede yer alan ürünlerin imalatçıları ve ithalatçıları</li>
<li>II sayılı listede yer alan motorlu araçlardan kayıt ve tescile tabi olmayanların imalatçı ve ithalatçıları</li>
<li>II sayılı listede yer alan motorlu araçlardan kayıt ve tescile tabi olanlar için motorlu araç ticareti yapanlar, bu araçları kullanmak üzere ithal edenler.</li>
</ul>
<p>ÖTV’de vergilendirme dönemi ve beyanı mal türlerine göre farklılık arz etmektedir:</p>
<ul>
<li>II sayılı listedeki mallardan kayıt ve tescile tabi olmayanlarla III ve IV sayılı listelerdeki malların tesliminde vergilendirme dönemi, faaliyette bulunulan takvim yılının birer aylık dönemleridir.</li>
<li>I sayılı listedeki mallarda, 15’er günlük sürelerle, her ay iki ayrı vergilendirme dönemi olarak öngörülmüştür.</li>
<li>II sayılı listedeki mallarda, kayıt ve tescile tabi olanlara ilişkin ÖTV beyannamesinin ise ilk iktisap ile ilgili işlemlerin tamamlanmasından önce verilmesi gerekir.</li>
</ul>
<p>Verginin Alınma Şekli, Matrah, Oran: ÖTV, kapsama giren ürünlere bir kez uygulanan tek aşamalı bir vergidir. İlk aşamada alınan ÖTV bir maliyet unsuru olarak fiyatın içine gizlenmiş olarak yansıtılmaktadır. ÖTV’nin matrahı KDV matrahını oluşturan unsurlardan oluşmaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tek aşamalı vergi:</strong></em></span> Malların; üretim, toptan satış veya perakende satış aşamalarından yalnız birisinin vergilendirilmesidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İstisnalar:</strong></em></span> ÖTV’de de KDV’de olduğu gibi ihracat istisnası, diplomatik istisna ve diğer istisnalar bulunmaktadır.<br />
Diplomatik istisna hakkı I, II, III sayılı listelerde sayılan ürünler için tanınmıştır. Diğer istisnalar arasında;</p>
<ul>
<li>Askeri amaçlı istisnalar,</li>
<li>Engellilere yönelik özel araç istisnası</li>
</ul>
<h3>Banka ve Sigorta Muameleleri Vergisi</h3>
<p>13.7.1956 tarih ve 6802 sayılı gider Vergileri Kanunu’nun 28 ile 33. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Verginin Konusu:</strong> </em></span>Banka ve sigorta şirketlerinin her ne şekilde olursa olsun aldıkları paralardır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Mükellef, Matrah, Oran: BSMV’ nin yasal yükümlüsü;</strong></em></span> bankalar, sigorta şirketleri ve bankerlerdir.<br />
Verginin matrahı, banka ve sigorta şirketlerinin;</p>
<ul>
<li>Her ne şekilde olursa olsun yapmış oldukları muameleler dolayısıyla kendi lehlerine,</li>
<li>Her ne isim altında olursa olsun, nakden veya hesaben aldıkları paraların tutarıdır.</li>
</ul>
<p>BSMV’ nin oranı %15 olarak öngörülmüştür. Bakanlar kurulu son olarak BSMV oranının;</p>
<ul>
<li>Diğer işlemlerde %5,</li>
<li>Bankalar arası mevduat işlemlerinde lehe alınan paralar üzerinden % 1,</li>
<li>Kambiyo işlemlerinde satış tutarı üzerinden %0,</li>
<li>Bankalar ile 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’na göre kurulan aracı kurumlar arasındaki borsa para piyasası işlemleri sonucu lehe alınan paralar üzerinden %1,</li>
<li>Devlet tahvili, Hazine bonosu, repo iktisap veya elden çıkarılması karşılığında bankaların lehlerine aldıkları paralar üzerinden de % 1 olarak uygulanmasını kararlaştırmıştır.</li>
</ul>
<p>Kaynak Kullanımını Destekleme Fonu (KKDF) uygulaması çerçevesinde;</p>
<ul>
<li>Tüketici kredileri üzerinden % 15</li>
<li>Vadeli ithalatlarla ilgili verilen gümrük giriş beyannamesi üzerinden %6</li>
<li>Diğer kredilerden %3</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İstisnalar:</strong></em></span> Gider Vergileri Kanunu’nun 29. maddesinde geçen istisnalardan bazıları; bankaların kendi iç işlemleri, konut finansmanı kapsamında yapılan işlemlerde lehe alınan paralar vb.</p>
<h3>Diğer Özel Tüketim Vergisi Özelliğini Taşıyan Harcama Vergileri</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sekiz Yıllık Eğitime Katkı Payı:</strong></em></span> Bu verginin uygulanması 31.12.2010 tarihinde sona ermiş olup yayın kuruluşlarının reklam gelirlerinden alınmaktaydı.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Özel İletişim Vergisi:</strong> </em></span>Kamuoyunda deprem vergisi olarak da bilinmektedir. 4481 sayılı Kanun’la 1999 yılından beri uygulanmaktadır. Konusunu cep telefonu işletmecileri tarafından verilen hizmetler oluşturmaktadır. Oranı, cep telefonunda %25; televizyon, kablolu yayın, sabit telefon faturalarında %15; internet servis sağlayıcılığı hizmetinde ise %5 ’tir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Şans Oyunları Vergisi:</strong> </em></span>Bu vergi 5602 sayılı şans Oyunları Hasılatından Alınan Vergi Fon ve Payların Düzenlenmesi Hakkında Kanun ile düzenlenmiştir. Bu Kanun ile;</p>
<ul>
<li>Futbol ve diğer spor müsabakaları,</li>
<li>At yarışları,</li>
<li>Milli Piyango idaresi tarafından tertip edilen şans oyunları, şans oyunları vergisine tabi tutulmuştur.</li>
</ul>
<p>1 Nisan 2007 tarihinde yürürlüğe giren yeni düzenleme ile verginin hasılat üzerinden alınması uygulamasına geçilmiştir. Buna göre bütün şans oyunları için ortak bir matrah belirlenmiş ve iştirakçilerden tahsil edilen KDV’nin düşülmesinden sonra kalan tutar, şans oyunlarının vergisinin matrahı olarak kabul edilmektedir.</p>
<h3>Değerli Kâğıtlar Vergisi</h3>
<p>21.2.1963 yılında kabul edilen Değerli Kâğıtlar Kanunu’nun (DKK) 1. maddesine göre değerli kabul edilen belgeler şunlardır:</p>
<ul>
<li>Noter kâğıdı,</li>
<li>Beyanname,</li>
<li>Protesto, vekâletname, resen senet,</li>
<li>Pasaportlar, yabancılar için ikamet tezkereleri,</li>
<li>Nüfus cüzdanları, aile cüzdanları,</li>
<li>Sürücü belgeleri, sürücü çalışma belgeleri, motorlu araç trafik belgesi, motorlu araç tescil belgesi, iş makinesi tescil belgesi,</li>
<li>Banka çekleri.</li>
</ul>
<p>Bu kâğıtların basımı, dağıtımı ve bedellerinin tespiti konusunda Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır.</p>
<h3>Harçlar</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Harca Tabi Olan İşlemler:</strong></em></span> Harçlar, 2.7.1964 tarihinde kabul edilen 492 sayılı Harçlar Kanunu ile düzenlenmiştir. Harçlar, aşağıda açıklanan çeşitli kamu hizmetlerinin karşılığı olarak alınmaktadır:</p>
<ul>
<li>(I) Sayılı Tarife (Yargı Harçları)</li>
<li>(II) Sayılı Tarife (Noter Harçları)</li>
<li>(III) Sayılı Tarife (Vergi Yargı Harçları)</li>
<li>(IV) Sayılı Tarife (Tapu ve Kadastro Harçları)</li>
<li>(V) Sayılı Tarife (Konsolosluk Harçları)</li>
<li>(VI) Sayılı Tarife (Pasaport, Vize, ikamet Tezkeresi, Yabancılara Verilecek Çalışma İzin Belgesi Harçları)</li>
<li>(VII) Sayılı Tarife (Gemi ve Liman Harçları)</li>
<li>(VIII) Sayılı Tarife (İmtiyazname, Ruhsatname ve Diploma Harçları)</li>
<li>(IX) Sayılı Tarife (Trafik Harçları)</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Harç Miktarları:</strong></em></span> Harç miktarları, bazen maktu bazen de nispi olarak belirlenmiştir. 2015 yılında uygulanan nispi harçlara aşağıdaki iki örneği verebiliriz:</p>
<ul>
<li>Yargı Harçları: Nispi karar harcı: Uyuşmazlık konusu değer üzerinden binde 68,31,</li>
</ul>
<ul>
<li>Tapu ve Kadastro Harçları: Gayrimenkul satılması durumunda, alıcı ve satıcıdan ayrı ayrı, “emlak vergisi değerinden az olmamak üzere, beyan edilen devir ve iktisap bedeli üzerinden” binde 20 tapu harcı alınır.</li>
</ul>
<p>Maktu olarak belirlenen harç miktarları ise, her yıl yeniden değerleme oranında artırılmaktadır.<br />
Harçların Ödenmesi, İstisnalar:</p>
<ul>
<li>Harç, kural olarak makbuz verilmesi suretiyle ödenmektedir.</li>
<li>Bazı durumlarda, basılı damga konulması suretiyle alınır.</li>
</ul>
<p>Harçlar Kanunu’ndaki bazı istisnalar:</p>
<ul>
<li>Genel ve özel bütçeli dairelerin işlemleri,</li>
<li>Kamu menfaatine yararlı dernekler, vakıfların işlemleri,</li>
<li>Diplomatik işlemler,</li>
<li>Toplu Konut Kanunu kapsamında kullandırılacak kredilerle ilgili ipotekler ile bu konutların hak sahipleri adına tapuya tescili, konut finansmanı kapsamında tesis olunacak ipotek işlemleri,</li>
<li>Anonim şirket, eshamlı komandit ve limitet şirketlerin; kuruluş, sermaye artırımı, birleşme, devir, bölünme ve nevi değişiklikleri nedeniyle yapılacak işlemler.</li>
<li>Bankalar ve yurt dışı kredi kuruluşlarınca kullandırılacak kredilerin temini ve bunların teminatları ile geri ödenmelerine ilişkin işlemler.</li>
<li>Konut finansmanı kapsamında tesis olunacak ipotek işlemleri.</li>
</ul>
<h3>Damga Vergisi</h3>
<p>1.7.1964 tarih ve 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu ile düzenlenmiştir.<br />
Damga Vergisinin Varlık Nedeni: Üretim aşamasından tüketim aşamasına kadar el değiştiren; mal, servet ve hizmet unsurlarına hukukilik kazandırmak için düzenlenen her türlü belge vergilendirilmektedir.<br />
Verginin Konusu: Damga vergisinin konusunu DVK’ ye ekli (1) sayılı tabloda yazılı kâğıtlar oluşturur.</p>
<ul>
<li>Akitlerle ilgili kâğıtlar:</li>
<li>Kararlar ve mazbatalar</li>
<li>Ticari işlemlerde kullanılan kâğıtlar:</li>
<li>Makbuzlar ve diğer kâğıtlar:</li>
<li>Ödünç alınan paralar için verilen makbuzlar,</li>
<li>Yıllık gelir vergisi, kurumlar vergisi beyannamesi, muhtasar ve diğer beyannameler,</li>
<li>Posta ve telgraf havaleleri</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Vergiyi Doğuran Olay, Verginin Yükümlüsü:</strong></em></span> Damga vergisinde vergiyi doğuran olay, yukarıda sayılan kâğıtların Türkiye’de düzenlenmesidir. Vergiyi doğuran olayın olabilmesi için;</p>
<ul>
<li>Bir kâğıdın varlığı,</li>
<li>Kâğıdın yazılıp imzalanarak veya imza yerine geçen işaret konularak düzenlenmiş olması,</li>
<li>Düzenlenen kâğıdın hukuki sonuç doğuracak şekilde ilgili yerlere ibraz edilmesi,</li>
</ul>
<p>Şartlarının bir arada gerçekleşmesi gerekir.<br />
Verginin yükümlüsü ise:</p>
<ul>
<li>Kâğıtları imza edenlerdir</li>
<li>Kâğıtta birden fazla imza bulunması durumunda imza sahiplerinin hepsinin müteselsilen sorumluluğu öngörülmüştür</li>
<li>Resmi daire ile kişiler arasındaki işlemlerde, vergiyi kişiler öder.</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İstisnalar:</strong> </em></span>Damga vergisinden istisna kâğıtlar, Kanun’a ekli (II) no.lu tabloda sayılmıştır. Bunlara örnek olarak:</p>
<ul>
<li>Öğrenciler, askerler, işçiler, çiftçiler ve göçmenlerle ilgili kâğıtlar</li>
<li>Resmi dairelerin kendi aralarında kullanılan kâğıtlar</li>
<li>Çekler, hisse senetleri ve her türlü tahvillerin temettü ve faiz kuponları gibi ticari işlerle ilgili kâğıtlar</li>
<li>Şirket kuruluşları, sermaye artırımı, süre uzatımları ve şirket devir-birleşme-bölünme işlemleri ile ilgili kâğıtlar</li>
<li>Kredi kartı üyelik sözleşmeleri</li>
<li>Yükseköğretim kuramlarınca yaptırılan bilimsel araştırma projeleriyle ilgili olarak düzenlenen kâğıtlar</li>
<li>Kambiyo senetler</li>
<li>Tüketici kredilerinin temini ve geri ödenmesi amacıyla düzenlenen kâğıtlar</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Oran:</strong></em></span> Herhangi bir kâğıdın tabi olacağı damga vergisinin tayini için, o kâğıdın niteliğine bakılır ve Kanuna ekli (I) Sayılı Tablo’ da bu kâğıda tekabül eden vergi bulunur. Vergi, nispi veya maktu olarak alınmaktadır:<br />
Nispi vergide Kâğıtların türüne ve niteliğine göre bu kâğıtlarda yazılı olan para miktarı, matrah olarak kabul edilir. Bu miktara, kanunda yazılı oranın uygulanması suretiyle ödenecek vergi bulunur.<br />
Binde 9,48 Oranına Tabi Kâğıtlar:</p>
<ul>
<li>Sözleşme,</li>
<li>Taahhütname, temlikname, kefalet, teminat, rehin senetleri,</li>
<li>Tahkimname, sulhnameler,</li>
<li>ipotekli borç senedi,</li>
<li>Resmi dairelerce kişilere nakden veya bankalar aracılığıyla yapılan hak ediş ödemeleri nedeniyle düzenlenen kâğıtlar,</li>
</ul>
<p>Binde 7,59 Oranına Tabi Kâğıtlar:</p>
<ul>
<li>Maaş bordrosu,</li>
</ul>
<p>Binde 5,69 Oranına Tabi Kâğıtlar:</p>
<ul>
<li>ihale kararları,</li>
</ul>
<p>Binde 1,89 Oranına Tabi Kâğıtlar:</p>
<ul>
<li>Kira sözleşmeleri,</li>
<li>Fesihnameler,</li>
<li>ikinci el araç satış sözleşmeleri</li>
</ul>
<p>Maktu vergide ise kâğıtların niteliğine göre hareket edilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ödeme Şekilleri:</strong></em></span> Damga vergisi; makbuz verilmesi, istihkaktan kesinti yapılması veya basılı damga konulması yollarından biriyle ödenir.</p>
<ul>
<li>Maliye Bakanlığı; kâğıtların damga vergisini makbuz verilmesi suretiyle ödetme konusunda yetkili kılınmıştır.</li>
<li>istihkaktan kesinti yoluyla ödeme</li>
<li>Basılı damga konulması suretiyle ödeme</li>
</ul>
<blockquote><p><em><strong>Not: Makbuz karşılığı alınan veya istihkaklardan kesinti yapılarak toplanan damga vergisi, muhtasar beyannamesinin en son verilme tarihi izleyen ayın 23’üncü günü akşamı, ödeme tarihi 26’ıncı günün akşamıdır.</strong></em></p></blockquote>
<h2 style="text-align: center;">[section label=&#8221;Ünite 8&#8243;]Ünite 8: Servet Üzerinden Alınan Vergiler</h2>
<h3>Servet Üzerinden Alınan Vergiler</h3>
<p>Türk vergi sisteminde servet üzerinden alınan vergiler; motorlu taşıtlar vergisi, veraset ve intikal vergisi ve emlak vergisidir.</p>
<h3>Motorlu Taşıtlar Vergisi</h3>
<p>Tarihçe, Kavram, Konu Mükellef: Daha önceki yıllarda motorlu kara taşıtları vergisi olarak uygulanan bu vergi 1980 yılında yapılan düzenlemelerle kapsamına kara taşıtlarına ilave olarak, motorlu deniz ve hava taşıtları da eklenmiştir.<br />
İlgili kanunun ikinci maddesine göre motorlu taşıt: <em>“Karada, havada, deniz göl ve nehirlerde insan, hayvan ve eşya taşımaya yarayan ve makine kuvvetiyle hareket eden taşıtlardır.”</em> Kısaca verginin konusu, kayıt ve tescili yapılmış olan</p>
<ul>
<li>Motorlu kara taşıtları</li>
<li>Motorlu deniz taşıtları</li>
<li>Uçak ve</li>
</ul>
<p>Mükellefiyetin başlaması:Mükellef, adlarına taşıt kayıt ve tescili yapılmış ola gerçek ve tüzel kişilerdir. Mükellefiyet kayıt ve tescil işlemini yapıldığı tarihte başlar. Kayıt ve tescil işleminin yapıldığı tarihe bakılarak yani yılın ilk altı içinde veya son altı ayı içinde olmasına göre vergilendirme yapılır. Tescile sahip her türlü aracın satış ve devirleri noter tarafından yapılır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Vergi tarifeleri: </strong></em></span> Vergi tarifeleri   ilgili kanunun maddelerine göre aşağıdaki şekilde üç farklı tarifede ele alınmıştır.</p>
<ul>
<li>(I) Otomobil, kaptıkaçtı, panel, arazi taşıtları ve motor silindir hacmi 100 cc ’den büyük olan motosikletler</li>
<li>(II), (I) dışında kalan minibüs, otobüs, kamyon, kamyonet, gibi diğer kara taşıtları</li>
<li>(III) uçak ve helikopterler</li>
</ul>
<p>Traktörler motorlu taşıt vergisine tabi değillerdir.<br />
Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu’nda; kaptıkaçtı, “şoföründen başka, oturmaları şartıyla en çok yedi yolcu alabilen, insan taşımak için, dört tekerleği bulunan, şekil ve yapılışı itibarıyla otomobilden farklı olan motorlu taşıtlardır.”,<br />
Arazi taşıtı, “karayollarında yolcu veya yük taşıyabilecek şekilde imal edilmiş motorlu araçtır.”,<br />
Minibüs, “yapısı itibarıyla sürücüsü dâhil dokuz ile on beş oturma yeri olan ve insan taşımak için&#8230;” şeklinde tanımlanmışlardır.<br />
Vergileme ölçüleri ve vergi miktarlarını belirlemede motor silindir hacmi, yaş, koltuk sayısı gibi kriterler göz önünde bulundurulur.<br />
Motorlu taşıtlar vergisi her yıl ocak ayı başında yıllık olarak ilgili vergi dairesince yıllık olarak tahakkuk ettirilir. Ocak ve Temmuz ayları içinde iki eşit taksitte ödenir.<br />
Motorlu taşıtlar vergisin ödenmesini garantilemek için noterler tarafından yapılan her işlem öncesinde vergilerin ödendiğine dair sorgulama yapılmaktadır. Yine aynı şekilde motorlu aracın fenni muayenesi öncesinde aracın motorlu taşıtlar vergisinin ödenip ödenmediği sorgulanmaktadır.<br />
İlgili kanuna göre motorlu taşıtlar vergisinden muaf tutulan motorlu taşıtlar aşağıda sıralanmıştır:</p>
<ul>
<li>Genel ve özel bütçeli daireler ile belediyeye ait taşıtlar</li>
<li>Karşılıklı olmak şartıyla elçilik ve konsolosluklara, o devletin uyruğunda bulunan elçilik ve konsolosluk memurlarına ait taşıtlar</li>
<li>Sakatlık dereceleri %90 ve daha fazla olan malul ve engellilerin adlarına kayıtlı taşıtlar ile malul ve engellilerin bu durumlarına uygun hale getirilmiş taşıtlar</li>
</ul>
<h3>Veraset ve İntikal Vergisi</h3>
<p>Verginin konusu, yükümlüsü: İlgili kanuna göre, verginin konusunu “karşılıksız intikaller” oluşturur. Karşılıksız intikal bir şahsa</p>
<ul>
<li>Veraset yoluyla veya</li>
<li>Bağış, yarışma ve çekilişlerle kazanılan ödüller, spor toto, milli piyango ikramiyelerinde olduğu gibi ivazsız intikal (bağışlama yoluyla veya herhangi bir şekilde olan karşılıksız edinimler) olarak geçmesidir.</li>
</ul>
<p>İvazsız intikallerin hangi durumlarda bu kanun kapsamında olup olmadığı kanunun birinci maddesinde belirlenmiştir. Şahsilik ve mülkilik ilkeleri esas alınmıştır.<br />
İvazsız şekilde veya veraset yoluyla mal edinen kişi veraset ve intikal vergisi yükümlüsüdür.<br />
Yurt dışında bulunan malların intikali de bu verginin kapsamı içinde ele alınmaktadır.<br />
Mirasın açılması, bir başka ifadeyle mirasçıların mirasa hak kazanması, miras bırakanın ölüm tarihi itibariyle ortaya çıkmaktadır (Medeni Kanun m. 599, f.1). Dolayısıyla beyannamede malların, ölümün vuku bulduğu gün itibariyle oluşan değerlerinin gösterilmesi gerekir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Vergini stopaj yoluyla alınması:</strong></em></span> Vergi stopaj yoluyla alınması ile ilgili olarak, kanuna göre at yarışlarına ve futbol müsabakalarına ait müşterek bahislerle gerçek ve tüzel kişilerce düzenlenen yarışma ve çekilişlerde kazanılan ikramiye üzerinden %10 oranında stopaj yapılır. Ancak Milli piyango Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen çekilişlerde kazanılan ikramiyeler muaf tutulmuştur.<br />
Verginin beyanname üzerinden tahakkuk ettirilmesi: Beyan Süreleri: Verginin konusuna giren malları edinenler, vergi dairesine beyanname vermek zorundadır.</p>
<ul>
<li>Ölümün Türkiye’de vuku bulması ve mükellefin Türkiye’de olduğu durumlarda miras yoluyla mal edinenler ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde beyanname vermelidir. Ölümün veya mükellefin yurt dışında olması halinde bu süre uzatılmaktadır.</li>
<li>Üzerinden stopaj öngörülmeyen edinimlerde istisna tutarı üzerinde kalan kısmı ise bir ay içinde beyanname vermelidir.</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Beyannamenin geç verilmesi:</strong></em></span> Beyannamenin geç verilmesi halinde yasal düzenlemeler mevcuttur.<br />
Beyanname üzerinden ilk tarhiyatın yapılması: Mükellefler, bu verginin konusuna giren malları değerlemek ve beyannamelerinde göstermek zorundadır. Değerleme günü ise kanunda “miras yoluyla vuku bulan intikallerde mirasın açıldığı, diğer suretle vaki intikallerde malların hukuken iktisap edildiği gün ’ kabul edilmiştir.<br />
Beyan üzerinden alınan veraset ve intikal vergisinin, tahakkukundan itibaren her yıl iki eşit taksitte (Mayıs ve Kasım ayları içerisinde) üç yıl içinde ödenir. Veraset ve intikal vergisinin ödenmesini garanti altına almak için çeşitli önlemle alınmıştır. Örneğin intikal eden gayrimenkulün vergisi tamamen ödenmedikçe, devir ve ferağı yapılamaz. Yine aynı şekilde kamu idaresi ve kuruluşları, bankalar, mahkemeler, icra daireleri gibi kuruluşlar veraset ve intikal vergisi kapsamına giren konularda öncelikli olarak verginin ödendiğine dair belge isterler.<br />
Muaflık ve istisnalar: Veraset ve intikal vergisi muafiyetleri:</p>
<ul>
<li>Kamu kuruluşlar, emekli ve yardım sandıkları, sosyal sigorta kurumları, kamu yararına yönelik dernekler, siyasi partiler vb. kuruluşlar</li>
<li>Tüzel kişiliklere ait olan ve kamu yararına, ilim, araştırma, sağlık, din, spor gibi alanlarda faaliyet gösteren teşekküller</li>
<li>Karşılıklılık şartıyla yabancı memleketlerin Türkiye’de bulunan diplomatik temsilcilikleri ile elçilik ve konsolosluklara mensup olan ve o devletin tabiiyetinde olan memur ve aileleri</li>
<li>Veraset yoluyla intikal eden ev eşyası ile murise ait şahsi eşyalar</li>
<li>Örf ve âdete göre verilmesi mutat bulunan hediye, çeyiz, yüz görümlüğü ve drahomalar (bazı topluluklarda, kız evi tarafından erkek tarafına verilen başlık parası ve hediyeler) (gayrı menkuller hariç)</li>
<li>Her türlü sadakalar ve</li>
<li>Ünite içinde sayfa 160-161 de söz edilen diğer haller</li>
</ul>
<h3>Emlak Vergisi</h3>
<p>Mükellef sayısı fazla olması nedeniyle çok sayıda kişiyi ilgilendirmektedir. Emlak vergisi merkezi idare tarafından toplanırken 1986 yılından itibaren belediyeler tarafından toplanmaktadır. Binalar ve araziler bu verginin konusunu oluşturmaktadır<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Bina vergisi:</strong> </em></span>Konu, Yükümlü, Muaflıklar: Türkiye sınırları içinde bulunan binalar vergiye tabidir. Bina kavramı avlu, bahçe gibi mütemmim cüzleri de (Türk Medeni Kanunu’nun 684’üncü maddesinde “Bütünleyici parça, yerel adetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır”     şeklinde tanımlanmıştır.) kapsar. Emlak vergisinin yükümlüsü; binanın maliki, varsa intifa hakkı sahibi, her ikisi de yoksa binaya malik gibi tasarruf edenlerdir. Bu nedenle tapusu olmayan gayrimenkullerde oturanlarda emlak vergisi mükellefidir. Bir binada hisse sahibi olanlar hisseleri oranında veri mükellefi olurlar. Bazı binalar emlak vergisinden daimi muaf tutulmuşlar bazı binalar ise geçici muaf tutulmuşlardır. Örneğin; belediye ve mücavir alan (Belediye sınırları dışında olup, imar mevzuatı bakımından belediyelerin kontrol ve mesuliyeti altına verilmiş olan alanlardır.) sınırları dışında kalan binalar kiraya verilmemek ve ticari, sınai, turistik faaliyetlerde kullanılmamak şartıyla vergiden muaf tutulmuşlardır. Yine aynı şekilde organize sanayi bölgeleri ile sanayi ve küçük sanat sitelerindeki binalara beş yıl süreli geçici muafiyet sağlanmıştır.<br />
Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddi olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Başka türlü belirlenmedikçe, paylar eşit sayılır.<br />
El birliği mülkiyeti ise; kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyetidir. El birliği mülkiyetinde ortakların belirlenmiş payları olmayıp her birinin hakkı,ortaklığa giren malların tamamına yaygındır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Bina vergisi:</strong></em></span> Matrah, Oran: Bina vergisinin oranı meskenlerde binde bir, diğer binalarda ise binde ikidir. Büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanları içinde meskenler binde iki ve diğer binalar binde dört oran uygulanır.<br />
Türkiye sınırları içinde bulunan araziler ve arsalarda emlak vergisine tabiidir.<br />
Arazi vergisi oranı arazi için binde bir, arsa için binde üçtür. Büyükşehir belediye sınırları ve mücavir alanları içinde araziler binde iki, arsalar binde altı oran uygulanır.<br />
Emlak vergisine ilave olarak ilgili yasa ile emlak vergisinin %10’u oranında “Taşınmaz Kültür Varlıklarının Korunmasına Katkı Payı” adı altında bir yükümlülük daha getirilmiştir.<br />
Belediyelerce emlak vergisi ile beraber tahsil edilen taşınmaz kültür varlıklarım koruma payı Il Özel idarelerine aktarılır. Aktarmayan belediyelerden, bu katkı payları 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre gecikme zammı tatbik edilerek alınır.<br />
Emlak vergisi için beyanname verme zorunluluğu vardır. Emlak ile ilgili değerleme dört yılda bir yapılır ve buna göre vergi hesaplanır. Her yıl için tahakkuk ettirilir. Bir yıl içinde iki eşit taksitte ödenir.</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/turk-vergi-sistemi-ders-notlari">Türk Vergi Sistemi Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/turk-vergi-sistemi-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>42</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Kaynakları Yönetimi Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/insan-kaynaklari-yonetimi-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/insan-kaynaklari-yonetimi-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 May 2015 10:22:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Kaynakları Yönetimi AÖF]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Kaynakları Yönetimi Ders Notları PDF]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Kaynakları Yönetimi Dersleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sercancepni.net.tr/?p=347</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Kaynakları Yönetimi Ders Notları na başlamadan önce her zamanki gibi biraz bilgi paylaşıyım arkadaşlar diğer ders notları nda olduğu gibi bunda da son çıkan 2 yılın ara sınav ve final sınavlarını baz alarak&#160;İnsan Kaynakları Yönetimi Ders Notları çıkarttım.&#160;İnsan Kaynakları Yönetimi bana göre en kolay sınavlardan biri sadece mantığınızı kullanarak en az 40 alabilirsiniz. Daha [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/insan-kaynaklari-yonetimi-ders-notlari">İnsan Kaynakları Yönetimi Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İnsan Kaynakları Yönetimi Ders Notları</strong></em></span> na başlamadan önce her zamanki gibi biraz bilgi paylaşıyım arkadaşlar diğer ders notları nda olduğu gibi bunda da son çıkan 2 yılın ara sınav ve final sınavlarını baz alarak&nbsp;<span style="color: #000080;"><strong>İnsan Kaynakları Yönetimi Ders Notları</strong></span> çıkarttım.&nbsp;<strong>İnsan Kaynakları Yönetimi</strong> bana göre en kolay sınavlardan biri sadece mantığınızı kullanarak en az 40 alabilirsiniz. Daha fazla almak istiyorsanız benim vereceğim notları ezberleyin 90 alın 🙂 Sınava yaklaşık 3 gün kaldığından elimden geldiğince&nbsp;İnsan Kaynakları Yönetimi ders notlarını hızlı bir şekilde yazacağım şimdiden başarılar arkadaşlar&#8230;</p>
<h2 style="text-align: center;">İnsan Kaynakları Yönetimi ve Örgütlenmesi Ünite 1</h2>
<p>İnsan Kaynakları Yönetimi uygulamaları taklit edilmeye çalışılsa bile aynı sonuçların alınma olasılığı düşüktür. <span style="color: #000080;"><em><strong>Yani taklit edilemez.</strong></em></span><br />
<span style="color: #000080;"><strong>Tarihsel gelişim süreci içinde ücretli çalışanlar için insan gücü/iş gücü, personel, insan kaynakları, stratejik insan kaynakları, entelektüel sermaye ve yetenek kavramları kullanılmıştır.</strong></span><br />
Bir örgüt yapısı içinde insan kaynakları bölümünün <span style="color: #000080;"><em><strong>ilk örneği</strong></em></span> 1800&#8217;lü yılların ikinci yarısında kurulan <span style="color: #000080;"><em><strong>&#8220;Refah Sekreterliği”</strong></em></span> dir.<br />
<span style="color: #000080;"><strong>İnsan kaynakları yönetimi;</strong></span> insan kaynağının nasıl elde edileceğine ve bu kaynaktan en etkili biçiminde nasıl yararlanılacağına ilişkin tüm faaliyetleri kapsar.<br />
<span style="color: #000080;"><em><strong>Geleneksel personel yöneticileri çok az güce ve prestije sahiptiler.</strong></em></span> Fakat ÎK yönetimi çoğu üst yönetici için stratejik bir ilgi alanıdır.<br />
<span style="color: #000080;"><strong>Stratejik insan kaynakları yönetimi:</strong></span> insan kaynaklardan rekabette bir avantaj elde etmede ve bu avantajı artırmada kullanılabilecek önemli bir yaklaşımdır. Bu yaklaşımda İK uygulamaları ile işletmenin genel stratejileri arasında bağlantı kurulur.<br />
<span style="color: #000080;"><em><strong>Entelektüel sermaye:</strong></em></span> Genel olarak bir işletmenin defter değeri ile o işletmeye piyasada ödenmeye hazır değer arasındaki farktır.<br />
<span style="color: #000080;"><em><strong>Yetenek:</strong></em></span> Herhangi bir şeyi öğrenme, bir işi yapma ya da bir duruma başarıyla uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güçtür.<br />
<span style="color: #000080;"><strong>Örgütsel bağlılığı artırma:</strong></span> Örgütsel bağlılık, örgütün üyesi olarak kalma ve örgüt için çaba harcama isteği duyma ile örgütün amaç ve değerlerine inanma unsurlarından oluşan bir bütündür.</p>
<h3>Komuta Yetkisi ve Kurmay Yetkisi</h3>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Komuta yetki</strong></span>, işletmenin asıl amacıyla doğrudan ilgili faaliyetleri kapsar ve en temel yetki tipidir. <span style="color: #ff0000;">Genellikle doğrudan yetki olarak ifade edilir.</span> Komuta yetki ilişkisi, bir örgüt hiyerarşisinde en üstten en alta kadar çalışan ve yetki-sorumluluk ilişkisini sağlayan bir <span style="color: #ff0000;"><strong>emir-komuta zinciridir.</strong></span> Bu bağlamda tüm üstler astlarına karşı komuta yetkisine sahiptir.<br />
<span style="color: #000080;"><strong>Kurmay yetki</strong></span> ise işletmenin amaçlarıyla dolaylı olarak bağlantılı olan, örneğin, İK, araştırma ve geliştirme, rek­lam, halkla ilişkiler, muhasebe gibi faaliyetleri kapsar. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yardımcı bir yetki tipidir,</strong></em> <em><strong>emir verme hakkı içermez.</strong></em></span> İnsan kaynakları yöneticileri gibi kurmay yetki ilişkisi­ne sahip <span style="color: #ff0000;">yöneticiler örgüt faaliyetlerine yardımcı olurlar</span>, önerilerde bulunurlar ve örgütsel faaliyetleri kolaylaştırırlar.</p>
<h2 style="text-align: center;">İnsan Kaynakları Planlaması ve İş Analizi Ünite 2</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İnsan Kaynakları Planlaması ;</strong></em></span>&nbsp;İhtiyaç duyulan personelin nitelik ve niceliklerinin tam olarak önceden belirlenmesidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Planlama sürecinin soncuna “plan” adını verilmektedir.</strong></em></span><br />
İlk yaklaşım, “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>bütüncül düzey</strong></em></span>” olarak adlandırılan insan kaynakları planlarıdır. Organizasyondaki işler ve iş grupların tümü ya da büyük bir kısmı için yapılır. Bir başka ifadeyle genellikle üst düzey <span style="color: #ff0000;"><em><strong>yönetim dışındaki tüm işlerde ihtiyaç duyulan personel sayısı üzerine kuruludur</strong></em></span>.<br />
İkinci yaklaşım “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>temel roller</strong></em></span>” düzeyindedir. Mantıksal ya da deneyimler sonu­cu problem yaratan işler ya da organizasyon için kilit pozisyonlar varsa öncelik bu&nbsp;gruplara ait olmalıdır.</p>
<h3>İnsan Kaynakları Talebi</h3>
<p>İnsan kaynakları talep tahmini ise bir işletmenin kısa ve uzun vadede ihtiyacı olan iş gücünün sayı, tür ve nitelik olarak belirlenmesidir.İşletmelerin personel ihtiyacını farklı biçimlerde tanımlamak mümkündür. Bunlar ;</p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gerçek Personel İhtiyacı ;&nbsp;</strong></em></span>İşletmenin ekonomik amaçlarına ulaşabilmesi için yapılması gereken işi fiilen gerçekleştiren insan kaynağı miktarıdır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>wp-content personel ihtiyacı:</strong></em></span> İşletmede devamsızlık nedeniyle ortaya çıkan insan kaynağı kaybını karşılamak amacıyla belirlenen personel ihtiyacıdır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ek personel ihtiyacı:</strong></em></span> Ek personel ihtiyacı çeşitli nedenlerle personelin işten ayrılmasından kaynaklanır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yeni personel ihtiyacı:</strong></em></span> Bir işletmede yeni ya da ek yatırımların öngörülmesi, üretim teknolojisinin değişmesi, örgüt yapısının değiştirilmesi, üretim ve satış miktarlarında artış olması gibi faktörler yeni personel ihtiyacını doğurur.</li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İş analizi:</strong></em></span> Bir işin niteliği, niceliği, gerekleri ve çalışma koşullarını çeşitli yön¬temlerle araştırarak ortaya koyan bir çalışmadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Personel Devir Oranı:</strong></em></span> Belirli bir faaliyet döneminde işletmeye giren ve işletmeden çıkan personel sayısını ifade etmektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Devamsızlık oram:</strong> </em></span>Devamsızlık bilgileri, personelin, izin ve yıllık tatilleri dışında programlanmamış bir biçimde işe geç gelmesi ya da hiç gelmemesi durumudur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İnsan kaynakları bilgi sistemleri</strong></em></span>, İnsan kaynakları tarafından kullanılan ve yaratılan manuel ve otomatik verilerin parçalarının toplanması, kaydedilmesi, süreçlenmesi, saklanması, analiz edilmesi, yönetilmesi, yayılması ve iletişiminin sağlanmasını içerir.<br />
<span style="color: #0000ff;"><strong><em>İnsan Kaynakları Bilgi Sisteminin Yararları ;</em></strong></span></p>
<ol>
<li>Veri doğruluğunda artış</li>
<li>İşlem hızında artış</li>
<li>Daha kullanışlı ve kaliteli sonuçlar</li>
<li>Verimlilikte artış</li>
</ol>
<p><em><strong><span style="color: #0000ff;">İnsan kaynakları planlarının etkin olabilmesi için işletmenin ucuz dönemli ve faaliyet planlarına uygun hazırlanmalıdır.</span></strong></em></p>
<h2 style="text-align: center;">İşe Alma Ünite 3</h2>
<h3>İşe Alma Sorumluluğu</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İnsan Kaynakları Birimi ;</strong></em></span></p>
<ol>
<li>İşletmenin işe alım ihtiyacını tahmin eder</li>
<li>İş ilanları ve kampanyaları için örnekler&nbsp;hazırlar</li>
<li>İşe alım faaliyetlerini planlar ve yürütür</li>
<li>Tüm işe alma faaliyetlerini denetler ve değerlendirir.</li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Birim Yöneticileri ;</strong></em></span></p>
<ol>
<li>Boşalan pozisyonlardaki çalışan ihtiyacını&nbsp;tahmin eder</li>
<li><span style="color: #0000ff;"><em><strong>Adaylarda ihtiyaç duyulan yetenekleri&nbsp;belirler</strong></em></span></li>
<li>İş gerekleri hakkında bilgi vererek işe alma&nbsp;çabalarına yardımda bulunur</li>
<li>İşe alım faaliyetlerini gözden geçirir</li>
</ol>
<h3>İç Kaynaklardan İnsan Kaynağı Bulma</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İçsel işe alma kaynakları:</strong></em></span> Mevcut çalışanlar, önceki çalışanlar ve önceki adaylardır.<br />
Yöneticilere terfi ya da transfer yoluyla bireyin potansiyelini ve spesifik iş performansını bir süreliğine gözlemleme ve değerlendirme olanağı veren iç kaynaklardan işe alma, bu özelliği nedeniyle dış kaynakların üzerinde bir avantaj sağlamaktadır. Ayrıca örgütün, boş pozisyonları doldurmak için mevcut çalışanlarını terfi ettirmesi, çalışanları işi iyi yapabilme adına motive etmektedir. Eğer yönetim politikası dış kaynaklardan istihdamı benimsemişse, çalışanlar mevcut iş gereklerinden daha fazlasını gerçekleştirmek için daha az neden görebilir. Bu endişe örgütlerin neden öncelikle iç kaynakları ve vasıflı adayları değerlendirdiğini açıklar niteliktedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Terfi</strong></em></span> bir çalışanın statü, yetki, ücret ve sorumluluk olarak daha üst bir pozisyona yükseltilmesidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Transfer (nakil):</strong></em></span> Çalışanın ücret, yetki, sorumluluk açısından aynı düzeydeki işler arasında yatay yer değiştirmesidir.</p>
<h2 style="text-align: center;">İşe Alıştırma ve İnsan Kaynağı Eğitimi Ünite 4</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İşe alıştırma (oryantasyon)</strong></em></span> işletmelerin işe yeni başlayan çalışanlarına yönelik uyguladığı ve çalışanların işletmeye uyumunu kolaylaştıran süreçtir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İşe yeni başlayanların merak ettiği, öğrenmek istediği konular şunlardır ;</strong></em></span></p>
<ul>
<li>Çalışanın alışılmış (rutin) günlük iş yaşantısı</li>
<li>Çalışana sağlanan çeşitli çıkarlar ve hizmetler</li>
<li>Çalışan (personel) politikaları</li>
<li>İş güvenliği</li>
<li>İşletme örgütü ve eylemleri</li>
<li>İşletmenin mal ve hizmetleri</li>
<li>İşletmenin politikası ve geçmişi</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Başarılı bir işe alıştırma programı içinde yer alması gereken konular dört ana başlık altında şöyle sıralanabilir ;</strong></em></span></p>
<ol>
<li><span style="color: #0000ff;"><em><strong>İşletmenin Tanıtımı</strong></em></span>
<ol>
<li>İşletmenin tarihi,</li>
<li>İşletmenin örgütsel yapısı,</li>
<li>Üst yönetim pozisyonları ve bu görevleri yürüten yöneticilerin isimleri,</li>
<li>Üretilen mal veya hizmetler,</li>
<li>Üretim hattı,</li>
<li>Üretim süreci,</li>
<li>İşletmelerin kural ve politikaları,</li>
<li>Disiplin sistemi,</li>
<li>Güvenlikle ilgili düzenlemeler,</li>
<li>Personel el kitabında yer alan bilgilerin açıklanması.</li>
</ol>
</li>
<li><span style="color: #0000ff;"><em><strong>Personel Haklarının Açıklanması</strong></em></span>
<ol>
<li>Ücret ödeme yöntemleri ve günleri,</li>
<li>Resmî tatil ve bayram izinleri,</li>
<li>Çalışma saatleri ve mola süreleri,</li>
<li>Personelin eğitim hakları,</li>
<li>Sigorta düzenlemeleri,</li>
<li>Emeklilik programları,</li>
<li>Personele sağlanan hizmetler,</li>
<li>Danışma ve rehabilitasyon programları.</li>
</ol>
</li>
<li><span style="color: #0000ff;"><em><strong>Tanıştırma</strong></em></span>
<ol>
<li>İlk yöneticiyle,</li>
<li>Diğer yöneticilerle,</li>
<li>Eğitimcilerle,</li>
<li>Çalışma arkadaşlarıyla,</li>
<li>Personel danışmanlarıyla.</li>
</ol>
</li>
<li><span style="color: #0000ff;"><em><strong>İşle İlgili Bilgilerin Açıklanması</strong></em></span>
<ol>
<li>Çalışma yeri,</li>
<li>İşi oluşturan görevler,</li>
<li>İş güvenliği,</li>
<li>İşin konumu,</li>
<li>İşin amacı,</li>
<li>İşin diğer işlerle olan ilişkisi.</li>
</ol>
</li>
</ol>
<p>Eğitim, geliştirme ve yetiştirme kavramları genellikle birbiri ile karıştırılır ve çok kez birbirinin yerine kullanılır. Bu nedenle bu kavramları ve ayrılan yönlerini açıklayalım ;</p>
<ol>
<li><span style="color: #0000ff;"><em><strong>Eğitim (education):</strong> </em></span>Kapsamı en geniş olan kavramdır. İşletme içinde ya da dışında, formal programlar yolu ile ya da kendi kendine ya da tecrübe kazanma yoluyla kişinin bilgi, yetenek ve becerilerinde değişiklik yapma fa­aliyetidir.</li>
<li><span style="color: #0000ff;"><em><strong>Yetiştirme (training):</strong> </em></span>Belirli kademelerdeki belirli işleri yapabilmek için gerekli olan bilgi, yetenek ve davranışların kazandırılması sürecidir.</li>
<li><span style="color: #0000ff;"><em><strong>Geliştirme (development):</strong></em></span> Geliştirme kavramı, yetiştirme gibi spesifik bir amacı gerçekleştirmek ve kısa vadeli olmak yerine yöneticiyi organizasyon­da değişim yapacak bir eleman olarak ele alarak, onun organizasyonun iç yapı ve işleyişini, toplum içindeki yerini, kendi rolünü daha iyi görebilme ve yapabilmesi için yetiştirilme ve eğitilmesini ifade etmektedir. Bu nedenle ge­liştirme, yöneticinin “doğru işler yapması” (doing the right things) için de­ğiştirilmesidir.</li>
</ol>
<h3>Eğitim ve Geliştirme Sürecinin Aşamları</h3>
<p>Bir eğitim ve geliştirme programının süreci; 1) ihtiyacın analizi, 2) içeriğin tasarlanması, 3) eğitimin yapılması ve 4) sonuçların değerlendirilmesi aşamalarından oluşmaktadır. Açıklamak gerekirse ;</p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Eğitim İhtiyacının Analizi:</strong></em></span> Mevcut durum ile ulaşılmak istenilen durum arasındaki farkı belirleyebilmek için yapılan inceleme aşamasıdır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Eğitim İçeriğinin Tasarlanması:</strong></em></span> Tasarımın ilk aşaması amaçların belirlenmesidir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Eğitimin Yapılması:</strong> </em></span>Eğitimin amaç, plan ve program dâhilinde gerçekleştirilmesi önemlidir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sonuçların Değerlendirilmesi:</strong> </em></span>Eğitimin planlanan amaçlara ulaşıp ulaş­madığının, başka deyişle çalışanda yaratılmak istenilen bilgi artışının ve dav­ranış değişikliğinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin değerlendirilmesidir.</li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Rotasyon:</strong></em></span>&nbsp;İş değiştirme. Personelin işletmede farklı birimlerde çalıştırılarak eğitilmesidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İŞBAŞI EĞİTİM:</strong></em></span> İşbaşı eğitim yöntemleri çalışanın işin başından ya da çalışma ortamından uzaklaşmadan eğitimin yapılması olanağı tanır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yönetici Gözetiminde Eğitim:</strong></em></span> Uygulanması kolay, maliyeti düşük ve en eski eğitim yöntemlerinden biridir. “Gözetimci Nezaretinde Eğitim’’ adı da verilen eğitim yönteminde genellikle işletmeye yeni giren ya da iş değiştiren bir çalışan bilgi, beceri ve tecrübe sahibi başka bir çalışanın yanma verilerek eğitilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yetki Göçerimi Yoluyla Eğitim:</strong></em></span> Yetki göçerimi (yetki devri) kavramıyla anlatılmak istenen karar verme yetkisinin devredilmesidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Formen Aracılığıyla Eğitim:</strong></em></span> Monitor ya da kılavuz aracılığıyla eğitim olarak da bilinen bu eğitim yöntemi daha çok alt kademe çalışanlar üzerinde uygulanan işbaşı eğitim yöntemlerinden biridir. Kalifiye işçi, ustabaşı ya da teknisyenler arasından seçilen kişiler pedagojik ve teknik bilgilerle donatılır ve personel eğitiminde görevlendirilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İş Rotasyonu:</strong> </em></span>İş rotasyonu çalışanlara birden fazla iş yapma becerisi kazandırmak amacıyla uygulanan bir işbaşı eğitim yöntemidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Takım Çalışmaları Yoluyla Eğitim:</strong></em></span> Takım ya da ekip “ortak olarak benimsenip kabul edilmiş ve belirgin bir amaç etrafında, belirlenmiş bir dizi görev ve sorumlulukları yerine getirmek amacıyla bir araya gelmiş çalışanlar topluluğudur”.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Rol Oynama Yöntemi:</strong> </em></span>Katılımcıların öğretilen bilgiler ve ilkeler ışığında, eğiticinin rehberliğinde genellikle iş hayatındaki bir sorun ve çözümünü oynadıkları dramatize edilmiş bir yöntemdir.</p>
<h3>e-Öğrenme</h3>
<p>Temel olarak senkron sunum ve asenkron sunum olmak üzere iki kategoride toplanan e-öğrenme modelleri şunlardır ;</p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Senkron e-Öğrenme ;</strong></em></span> Geleneksel yüz-yüze sınıf eğitiminin benzerinin ağ üzerinden sanal ortamda gerçekleştirilmesidir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Asenkron e-Öğrenme:</strong></em></span> Öğrenen ve öğretim elemanı arasında canlı (eş zamanlı) etkileşim yoktur ve öğrenenin çalışma zamanı ve ne kadar süreyle çalışacağı kendisi tarafından belirlenir.</li>
</ol>
<p><span style="color: #000080;"><em><strong>e-Öğrenmenin sahip olduğu üstün yönleri şu şekilde özetleyebiliriz:</strong></em></span></p>
<ol>
<li>Birey öğrenme kapasitesine göre konuyu istediği derinlikte öğrenebilir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Eğitim masraflarında önemli yer tutan yol masrafları ve diğer harcamaları önemli ölçüde azaltır.</strong></em></span></li>
<li>Bireyin kendi hızında, iş süreçlerini ve üretimi aksatmadan kısa zamanda eğitim almasını sağlar.</li>
<li>Bireyin belli bir zaman diliminde ihtiyaç duyduğu bilgiye anında erişmesine ve istenilen yer ve zamanda eğitimin alınmasına olanak verir.</li>
<li>Edinilen bilgilerin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesine yardımcı olur.</li>
<li>Teori, araştırma ve vaka analizleri ile pratik hayat arasında ilişki kurulması­nı sağlar ve edinilen bilgilerin hızlı bir şekilde uygulanmasına olanak verir.</li>
<li>Interaktif bir ortam sayesinde eğitime katılanlar arasındaki etkileşimi artıra­rak bilgilerin paylaşılmasını sağlar.</li>
<li>Eğitim materyalinin uygunluğu ve doğruluğunun sürekli olarak gözden ge­çirilmesi ve gerekli değişikliklerin yapılması mümkündür.</li>
<li>Web üzerindeki zengin işitsel ve görsel tasarımlar yoluyla eğitimi çekici hâle getirir ve öğrenmeyi artırır.</li>
<li>Bilgi ve birikimlerin hızlı bir şekilde elde edilmesi ile çalışanların hızlı deği­şen iş dünyasına uyumunu artırır.</li>
</ol>
<p><span style="color: #0000ff;"><em><strong>e-Öğrenmenin zayıf yönleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:</strong></em></span></p>
<ol>
<li>Mevcut teknoloji ve bilgi alt yapısının çok iyi bir şekilde oluşturulması gerekir.</li>
<li>e-Öğrenme araçları, içerik tasarımları ve bunların geliştirilmesi maliyetli ve zaman alıcıdır.</li>
<li>e-Öğrenmenin teknik boyutu bazı durumlar için temel belirleyici unsurdur. Başlangıç seviyesinde bilgisayar bilgisine sahip olan katılımcılar için yönte­min kullanımı zordur.</li>
<li>e-Öğrenme sorumluluk ve disiplin gerektirmektedir. Düşük motivasyona ve kötü çalışma alışkanlıklarına sahip kişiler e-öğrenme uygulamalarında başa­rılı olamazlar.</li>
<li>Öğrencilerin sosyalleşme süreçleri olumsuz yönde etkilenebilir.</li>
</ol>
<h2 style="text-align: center;">Performans Değerlendirme ve Kariyer Yönetimi Ünite 5</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Performans,</strong></em></span> en basit tanımla, bir çalışanın kendisinden istenen zaman içerisinde verilen görevleri yerine getirme ölçüsüdür.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Performans değerlemenin temel amacı</strong></em></span>, değerleme sonucunun çalışan performansına dair sistematik bilgi sağlamasıdır.<br />
<span style="color: #0000ff;"><em><strong>Performans değerlemenin amaçlarını aşağıdaki şe­kil de sıralamak mümkündür;</strong></em></span></p>
<ol>
<li>İnsan gücü planlaması için personel envanteri hazırlamak,</li>
<li>Personelin eğitim gereksinimini saptamak,</li>
<li>Terfi ve yer değiştirmelerde nesnel ölçülere göre seçim yapmak,</li>
<li>Yeterliliği baz alan ücret artışları konusunda yönetici kararlarına yardımcı olmak,</li>
<li>Ödül ve ceza sisteminde kullanılmak üzere girdi temin etmek,</li>
<li>Çalışan-yönetim ilişkilerini geliştirmek,</li>
<li>Çalışanlara yetersiz olan yönleri hakkında bilgi vererek kendilerini geliştir­melerini sağlamak ve onları bu yönde motive etmek,</li>
<li>İşte başarısız olduğu belirlenen çalışanları işten uzaklaştırmak.</li>
</ol>
<p>Performans kriteri, performansın en önemli unsuru nedir, sorusuna yanıt vermektedir. Bu unsurları aşağıdaki şekilde özetlemek mümkündür ;</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kişilik Özelliklerine Dayalı Kriterler:</strong></em></span> Personelin istenen performans dü­zeyini belirlemeye yardımcı olacak kişilik özellikleri üzerinde durmaktadır. Bunlar doğruluk, dürüstlük, güvenirlik, nezaket, zekâ, hız, dayanıklılık, dış görünüm vb. özellikleri kapsar.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Davranışlara Dayalı Kriterler:</strong> </em></span>İyi ya da kötü olarak görülen kritik insan davranışlarını içerir. Bu kriterler, inisiyatif sahibi olma, ortak çalışma, takım ruhunu hissetme, iş birliği yapma vb. unsurlarla ilgilidir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yetkinliklere Dayalı Kriterler:</strong></em></span> Personelin bilgisini, becerisini ve davra­nışlarını içeren sergilenebilir özelliklerini tanımlar.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Çıktılara Dayalı Kriterler:</strong></em></span> Gerçekleşen etkinliklerin genellikle miktarı ya da ne kadar az girdiyle ne kadar çok çıktı üretildiği üzerinde durur. Örne­ğin; hizmet edilen müşteri sayısı, yapılan satışın miktarı ya da parasal tutarı, <span style="color: #0000ff;"><em><strong>üretilen ürün sayısı</strong></em></span> gibi kriterler çıktı miktarına bağlıdır.</li>
</ul>
<h3>Ortak Performans Kriterlerine ve Standartlarına Dayalı Yöntemler</h3>
<p>Ortak performans kriterlerine ve standartlarına dayalı yöntemleri dört başlık altında incelemek mümkündür ;</p>
<ol>
<li>Geleneksel değerleme skalaları</li>
<li>Davranışsal değerleme skalaları</li>
<li>Kritik olay yönetimi</li>
<li>Kontrol listesi yönetimi</li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kariyer planlama,</strong></em></span>&nbsp;Örgütteki kariyer yollarını belirleyerek örgütün gereksinimini sağlayacak personeli elde etmek amacıyla personeli uygun işlere yerleştirmek olarak tanımlanmaktadır.</p>
<h2 style="text-align: center;">İş Değerlemesi ve Ücret Yönetimi Ünite 6</h2>
<h3>İş Değerleme İlkeleri</h3>
<ol>
<li>Personelin değil işin değerlenmesi</li>
<li>Eşit işe eşit ücret verilmesi,</li>
<li>Doğruluğun ve dürüstlüğün esas alınması</li>
<li>Gizliliğin olması</li>
<li>Çalışanların ilgili taraflarca benimsenmesi</li>
<li>İş değerlemesi sonucunda elde edilen verilerin ücretlendirmeye ilgili kararlarda kullanılması</li>
<li>İş değerleme verilerinin güncelleştirmesi</li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sıralama yöntemi,</strong></em></span> en eski ve en basit iş değerleme yöntemidir.</p>
<h3>Ücret ve Ücretle İlgili Kavramlar</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ücret:</strong> </em></span>Düşünsel ve-veya fiziksel emeğini katan iş gücünün yerine getirdiği iş karşılığında üldığı ayni ve- veya nakdî değerdir.</p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ana-kök ücret:</strong></em></span> Bir üretim birimi başına ya da bir zaman birimi başına öden­mesi gereken ya da kararlaştırılan ücret miktarıdır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Çıplak ücret ve giydirilmiş ücret:</strong></em></span> Çıplak ücret, bir personelin işi görmesi kar­şılığında kendisine nakden ödenen tutardır, bir başka deyişle ana-kök ücret­tir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Brüt ücret ve net ücret:</strong></em></span> Brüt ücret, personele tahakkuk ettirilen toplam üc­rettir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ücret geliri:</strong> </em></span>Genellikle bir yıl içinde personele ödenen ayni ve nakdî bütün ödemelerin toplamını oluşturur.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Nominal ve reel ücret:</strong></em></span> Nominal ücret, para ile ifade edilen ücret miktarıdır. Reel ücret: Nominal ücretin ülkede o anda geçerli olan fiyatların düzeyi dik­kate alınarak hesaplanan satın alma gücüdür.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ücret düzeyi:</strong> </em></span>Bir işletmede çalışanlara ödenen ücretlerin oluşturduğu genel ortalamadır. Ücret düzeyinin yüksek ya da düşük olduğunun anlaşılması için ücretlerin bir ölçütle karşılaştırılması gerekir. Bu nedenle ücret düzeyi, ücret karşılaştırmaları yapmak için kullanılır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ücret yapısı:</strong></em></span> İşletme içinde bir işe diğerlerine göreceli olarak ne kadar ücret ödeneceğini ortaya koyar ve ücret farklılıklarının tümünü içerir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ücret sistemleri:</strong></em></span> Ücretlerin hesaplanma ve ödenme biçimlerini belirleyen sistemlerdir. Bilinen çok sayıda ücret sistemi vardır.</li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Performansa dayalı ücretlendirme</strong></em></span> sisteminin temel amacı değerli personeli cezbedecek, motive edecek ve işletmede kalmasını sağlayacak ve aynı zamanda personel tarafından adil ola­rak algılanacak, işletme için kabul edilebilir maliyet sınırları içinde olan bir ödeme tasarlamaktır. Bu tür sistemler için en çok kullanılan yöntemler arasında ana-kök ücret artışı, birime ayrılan bütçeden pay verme, performans primi, nakit bonus, teşvik primi, kâr paylaşımı, kazanç paylaşımı ve hisse senedi verme sayılabilir.</p>
<p class="Gvdemetni13" style="background: transparent;"><span style="color: #0000ff;"><em><strong><span class="Gvdemetni13Exact">Adil bir ücret yapısının kurulmasını etkileyen temel unsurlar iş analizi bilgileri, iş tanımları, iş değerlemesi ve performans değerlemesidir.</span></strong></em></span></p>
<p class="Gvdemetni13" style="background: transparent;"><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Devlet ; ücretle ilgili taraflardan biri değildir.</strong></em></span></p>
<h2 class="Gvdemetni13" style="text-align: center; background: transparent;">Disiplin Ünite 7</h2>
<p>Personelin kurallara uymaması farklı neden ­ler den kaynaklanabilir. Bu nedenlerden başlıcaları şöyle sıralanabilir:</p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kurallardan habersiz olma</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kuralları yanlış anlama</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Dikkatsizlik</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sorumsuzluk</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kasıtlı davranış</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İş doyumsuzluğu</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Motivasyon eksikliği</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Stres</strong></em></span></li>
</ul>
<h3>Temel Disiplin Yaklaşımları</h3>
<p>Bunlar <span style="color: #ff0000;"><strong>önleyici</strong></span>, <span style="color: #ff0000;"><strong>düzeltici</strong></span> ve <span style="color: #ff0000;"><strong>yapı­cı disiplin</strong></span> yaklaşımlarıdır.</p>
<h4>Önleyici Disiplin</h4>
<p>Önleyici disiplin adından da anlaşılacağı gibi çalışanların kural ve düzenlemeleri ihlal etmemesi için önceden yönlendirilmesi anlamına gelir. Yönlendirmekten kastedilen personelin öz disiplinini sağlamaktır.</p>
<h4>Düzenleyici Dsiplin</h4>
<p>Amaç, ceza yoluyla istenmeyen davranışı düzeltmek ve gelecekte aynı davranışın tekrarlanmasını engellemek için çalışanlara gözdağı vermektir. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kısacası kural dışı davranışlar cezalandırılır.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yapıcı disiplin:</strong></em></span> Kural dışı davranışlarda ceza yerine rehberlik öngörülür.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İnsan Kaynakları Birimi</strong></em></span> disiplin sistemini kurar, tanıtır, birimler arası uygulamada tekdüzelik sağlar, sistemin aksayan yönlerini düzeltir ve ilgili yazışmaları yapar.</p>
<h2 style="text-align: center;">Çalışma İlişkileri Ünite 8</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sendikalar,</strong></em></span> işçilerin ekonomik ve sosyal hak ve çıkarlarını korumak ve çalışma koşullarını iyileştirmek için kurulan mesleki örgütlerdir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sendikaların çalışma hayatına yönelik faaliyetleri;</strong></em></span></p>
<ol>
<li>Toplu iş sözleşmesi yapma</li>
<li>Toplu iş uyuşmazlığının tarafı olma</li>
<li>Üyelerinin ya da mirasçılarının çıkarlarını korumak için dava açma</li>
<li>Grev ve lokavt kararı verme ve bunları yürütme</li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sendikaların sosyal ve ekonomik faaliyetleri;</strong></em></span></p>
<ol>
<li>Üyelerine ve mirasçılarına adli yardımda bulunma</li>
<li>Kurs ve konferanslar düzenleme</li>
<li>Üyelerinin mesleki eğitim, mesleki bilgi ve tecrübelerini yükseltmek için çalışma</li>
<li>Kooperatif kurulmasına yardımcı olma</li>
<li>Amaçlarına uygun toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme</li>
<li><strong><span style="color: #0000ff;">Grev ve lokavt fonu kurma</span></strong></li>
<li>İş yeri sendika temsilcisi tayin etme</li>
</ol>
<p>Sendikanın toplu iş sözleşmesi yapmak istediği işletmede grev ve lokavt yasağı bulunması durumunda ise toplu pazarlıklarda görüşme ve ara buluculuk aşamalarında anlaşma sağlanamadığında, uyumazlığın çözüm yeri <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yüksek Hakem Kurulu (YHK)</strong></em></span> olmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/insan-kaynaklari-yonetimi-ders-notlari">İnsan Kaynakları Yönetimi Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/insan-kaynaklari-yonetimi-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>19</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Maliye Politikası 2 Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/maliye-politikasi-2-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/maliye-politikasi-2-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 May 2015 13:44:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Maliye Politikası 2 Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye Politikası 2]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye Politikası 2 Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye Politikası 2 Ders Notları 2015]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye Politikası 2 Ders Notları pdf]]></category>
		<category><![CDATA[Maliye Politikası 2 Özet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sercancepni.net.tr/?p=210</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geldik en belalı ders notları ndan birine Maliye Politikası 2 Ders Notları. ufak bir hatırlatma yapıyım arkadaşlar diğer ders notlarında olduğu gibi bu ders notları da hazırlarken son 2 yılın çıkmış ara sınav ve finallerine göre çıkarttım bu notları. Kitabın arkasında yer alan sözlük kısmına mutlaka bakan 2 sayfalık birşey onları ezberlerseniz eğer sınavda 4-5 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/maliye-politikasi-2-ders-notlari">Maliye Politikası 2 Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geldik en belalı ders notları ndan birine <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Maliye Politikası 2 Ders Notları</strong></em></span>. ufak bir hatırlatma yapıyım arkadaşlar diğer ders notlarında olduğu gibi bu ders notları da hazırlarken son 2 yılın çıkmış ara sınav ve finallerine göre çıkarttım bu notları. Kitabın arkasında yer alan sözlük kısmına mutlaka bakan 2 sayfalık birşey onları ezberlerseniz eğer sınavda 4-5 soru garantiniz var belkide daha fazla, Fazla uzatmadan&nbsp;<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Maliye Politikası 2 Ders Notları</strong></em></span>&#8216;na başlayalım ;</p>
<h2 style="text-align: center;">Türkiye&#8217;de Ekonomik İstikrar Politikaları Ünite 1</h2>
<p>Türkiye’de 1980 öncesi ekonomik yapının belirleyici özelliği devlet öncülüğünde yürütülen ithal ikameci sanayileşme politikasıdır. Buna göre, yurt içi talebe yönelik olarak yapılan üretimle büyüme sağlanacak ve kamu yatırımları ile bu süreç desteklenecektir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İthal İkameci Sanayileşme Politikası:</strong></em></span> Yurt içi tüketimde ihtiyaç duyulan malların, ithal edilmek yerine, koruma ve teşvik yoluyla gerekirse girdi ithal edilerek, yurt içinde üretilmesinin sağlanmasıdır.</p>
<p class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; text-indent: 0cm; background: transparent;"><span class="Gvdemetni12KalnExact"><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Devalüasyon</strong></em></span>: </span><span class="Gvdemetni12Exact">Yerli paranın yabancı paralar karşısında değerinin düşürülmesidir. </span></p>
<p class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-align: justify; text-justify: inter-ideograph; text-indent: 0cm; background: transparent;"><span class="Gvdemetni12Exact">Ortaya çıkan istikrarsızlıkla başa çıkmak için 1978 ve 1979’da devalüasyon yapılmış (t’nin değeri düşürülmüş), temel mal ve hizmetlerin fiyatları ile faiz oranları arttırılmıştır. Dış borç ve kredi imkanlarının arttırılması için de bazı önlemlere başvurulmuştur. Bu önlemler sonucunda, özellikle devalüasyon nedeni ile <span style="color: #ff0000;"><em><strong>dış ticarette geçici bir iyileşme sağlanmış</strong></em></span> olmakla beraber <span style="color: #ff0000;"><em><strong>enflasyon hızla artmıştır.</strong></em></span></span></p>
<h3>1980 sonrası Dışa Açık Büyüme Politikası</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Türkiye’de 1970’lerin sonuna kadar uygulanan ithal ikameci sanayileşme politikası</strong></em></span>, finansman sorunları ile karşı karşıya kalınması ve rekabet gücünü kaybetmesi sonucunda, bu sorunlarla başa çıkacak yeni bir arayış ihtiyacı doğurmuştur.<span style="color: #ff0000;"><em><strong> 24 Ocak 1980</strong></em></span> tarihinde alman kararlar, önceki önlemlerden köklü olarak farklıdır. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Dışa açık ya da ihracata dayalı büyüme politikası</strong></em></span> olarak adlandırılan bu yeni bakış açısı sadece Türkiye’de değil, ABD ve İngiltere’de de istikrar politikalarının ana eksenini oluşturmuştur.&nbsp;<span style="color: #ff0000;"><em><strong>24 Ocak kararları doğrultusunda uygulanan programın temel bileşenlerinden birisi döviz kurunun serbest piyasada belirlenmesidir.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İhracata Dayalı Büyüme Politikası:</strong></em></span> ihracata konu olan mallarda uzmanlaşma yoluna gidilerek ekonomik büyümenin sağlanmasıdır.</p>
<h3>5 Nisan İstikrar Programı</h3>
<p class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;"><span class="Gvdemetni12Exact"><em><strong>Dolarizasyon:</strong> </em>Bir ülkede, yurt içi yerleşikler tarafından hesap birimi, ödeme aracı ve değer saklama aracı olarak ulusal paranın yerine yabancı ülke paralarının kullanılmasıdır.</span></p>
<p class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;"><em><strong>Alınan bu önlemlerin yöneldiği temel hedefler; </strong></em></p>
<ol>
<li class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;">Enflasyonu düşürmek,</li>
<li class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;">Türk lirasına istikrar kazandırmak, ihracatı arttırmak,</li>
<li class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;">Ekonomik ve sosyal kalkınmayı sürdürülebilir bir temele oturtmak olarak özetlenebilir.</li>
</ol>
<p class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;">Ancak uygulama sonuçlarına bakıldığında, 5 Nisan istikrar programı ile dikkate değer bir başarı sağlanamadığı görülmektedir.</p>
<p class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;"><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Enflasyonla Mücadele Programı ;</strong> </em></span>Bu programda önemli olan tek şey Nominal Çıpa kullanılmıştır.</p>
<p class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;"><span style="color: #ff0000;"><strong><em>Nominal Çıpa: </em></strong></span>Para politikası uygulamasında, nihai hedef olan fiyat istikrarına ulaşabilmek amacıyla ara hedef olarak kullanılan para arzı ve döviz kuru gibi nominal değişkenlerdir.</p>
<h3 class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;">Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı</h3>
<h3 class="Gvdemetni120" style="margin-top: 0cm; text-indent: 0cm; background: transparent;">(Arkadaşlar 13. sayfadan başlayan bu konuyu bir kez okumanızda fayda var)</h3>
<p>Döviz kuruna dayalı enflasyonla mücadele programı Kasım 2000 ve Şubat 2001 krizleri ile sonuçlanınca yeni bir ekonomik istikrar programına gerek duyulmuş ve krizden çıkmak ve istikrarsızlık yaratan yapısal sorunları ortadan kaldırmak ama­cıyla IMF ile imzalan stand-by anlaşması gözden geçirilerek Güçlü Ekonomiye Ge­çiş Programı adı altında yeni bir istikrar programı hazırlanarak yürürlüğe konulmuştur. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Bu programın nihai amacı, </strong></em></span></p>
<ol>
<li>Mali disiplin,</li>
<li>Fiyat istikrarı ve</li>
<li>İstikrarlı bir bü­yüme sürecini başlatacak yapısal bir dönüşümü sağlamaktır.</li>
</ol>
<p>Bu programda öngörülen önemli bir konu, fiyat istikrarına yönelik olarak, <span style="color: #ff0000;"><em><strong>2000 yılı içerisinde uygulanan döviz çıpasına dayalı enflasyonla mücadele uygulamasından vazgeçilerek <span style="text-decoration: underline;">dalgalı döviz kuruna</span> geçilmesidir.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Özet olarak, Güçlü Ekonomiye Geçiş Programı kamu açığını ve dış açığı disipline etmeye dayalıdır. Programda kamu dengesi için birincil (faiz dışı) fazla yaratılarak borç yükünün hafifletilmesi, dış denge için ise dalgalı kur rejimi benimsenmiştir.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Net Hata ve Noksan:&nbsp;</strong></em></span>Ödemeler dengesinde, nereden sağlandığı veya nereye ödendiği bilinmeyen döviz gelir ve giderleridir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Görev Zararı:</strong></em></span> Siyasal otorite tarafından kamu iktisadi teşebbüslerine verilen görevler veya bu teşebbüslerin ürettiği mal ve hizmet fiyatlarının maliyetin altında belirlenmesi sonucu ortaya çıkan zarardır.<br />
Türkiye ekonomisinde 1980 sonrasında ilk defa tek haneli enflasyon oranlarına düşmüştür.</p>
<h3>2008 Küresel Krizi Ve Türkiye Ekonomisine Etkisi</h3>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’nde 2007 yılında belirtileri ortaya çıkan ve 2008 yı¬lında belirginleşen küresel kriz bütün dünya ekonomilerini etkilemiştir. Dışa açık ekonomilerin küresel düzeydeki dalgalanmalardan etkilenmemesi mümkün değil¬dir. Avrupa ülkelerinde olumsuz etkisi belirgin olarak hissedilen küresel krizin Türkiye ekonomisine de etkileri elbette olmuştur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Küresel krizin etkisiyle 2009-2010 yılları ortalamasında faiz dışı fazla %1’in altına düşmüştür.</strong></em></span></p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">***Ünite 1 Önemli Notlar***</span></h2>
<p>24 Ocak 1980 tarihinde alınan kararlar, dışa açık ya da ihracata yönelik büyüme politikası olarak adlandırılan bir görüşe dayanmaktadır. Temelde <span style="color: #ff0000;"><em><strong>parasalcı yaklaşıma</strong></em></span> dayanan bu yöneliş, çözümü parasal düzenlemelerde aramakta ve devletin ekonomideki rolünü azaltarak piyasa mekanizmasına işlerlik kazandırmayı öngörmekteydi.<br />
1980&#8217;lerden sonra uygulanmış olan büyüme politikası : <span style="color: #ff0000;"><em><strong>ihracata yönelik büyüme politikasıdır.</strong></em></span><br />
1980&#8217;li yıllardan sonra çıkan krizlerin temel nedeni <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Büyük Kamu açıklarıdır.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>1980 ler den sonra uygulanana ekonomi politikaları ;</strong></em></span></p>
<ol>
<li>Emek maliyetlerinin düşürülmesi</li>
<li>İhracata yönelinmesi</li>
<li>Dolaylı vergilere ağırlık verilmesi</li>
<li>Sıcak paraya başvurulması</li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>1923-1929 Atatürk dönemi özellikleri ;</strong></em></span></p>
<ol>
<li>Teşviki sanayi kanunu çıkartıldı</li>
<li>Teyyare ve motor Türk anonim şirketi kurularak uçak üretimine başlandı.</li>
<li>Milli gelir artış oranı %10 dur.</li>
<li>İzmir iktisat kongresi toplandı.</li>
</ol>
<h2 style="text-align: center;">Maliye Politikası ve Ekonomik Büyüme Ünite 2</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ekonomik Büyüme ;</strong></em></span> Reel GSMH&#8217;deki artıştır.<br />
Uluslararası ilişkilerde gerek siyasi gerekse güç ilişkileri ile karar verici ko­numa gelmek ulusal ekonominin büyüklüğü ve gelişmişliği ile doğru orantılıdır.&nbsp;Günümüzde ABD’nin uluslararası alanda hakim siyasal aktör olması ile ekono­minin hacmi arasında birebir ilişki vardır.<br />
Ekonomik gelişme ile istihdam arasındaki ilişki Okun kuralı ile ifade edilir. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Okun kuralı,</strong></em></span> belirli gelişme oranında ne oranda istihdam artışı sağlanabileceğini ampirik olarak saptayan yöntemdir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sosyal Gelişmişlik Ölçütü:&nbsp;</strong></em></span>Bir ülkenin sağlık, eğitim, çocuk ölüm oranları, kentleşme ya da birey başına TV, otomobil gibi araçların kullanımı gibi göstergelerle ifade edilen gelişmişlik düzeyi göstergesidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Potansiyel Büyüme Oranı:</strong></em></span>&nbsp;Bir ekonominin veri üretim faktörleri ve teknoloji koşulunda, tam istihdam ve tam kullanım ile belirli bir zaman boyutunda ulaşabileceği en yüksek büyüme oranıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Büyüme Aralığı:</strong></em></span> Bir&nbsp;ekonomide potansiyel büyüme oranı ile fiilî büyüme oranı arasında bulunan aralıktır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ekonomik Büyüme Oranı:</strong></em></span>&nbsp;Bir dönemde sağlanan ekonomik kaynakların mevcut kaynaklara oranıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Nominal Büyüme Oranı:</strong></em></span>&nbsp;Fiyat değişmelerini de içererek hesaplanmış büyüme oranıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Reel Büyüme Oranı:</strong></em></span> Bir&nbsp;dönem içinde yaratılan kaynakların fiyat etkisinden arındırılmış değerleri toplamının başlangıç gelirine oranıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kişi Başına Büyüme Oranı:&nbsp;</strong></em></span>Belirli bir dönemde (genellikle bir yıl) üretilen gelirin nüfusa bölünmesi ile bulunan orandır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yurt İçi Gelir:</strong></em> </span>Kaynağı hangi ülke olursa olsun, ulusal sınırlar içinde yaratılan gelirlerin toplamıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Nitel İyileşme:</strong> </em></span>Nicel ekonomide gelişme ile birlikte sosyal göstergelerdeki gelişmelerdir.</p>
<h3>Kapalı Ekonomi Modelinde Büyüme Dinamikleri</h3>
<p>Dış dünyaya kapalı bir ekonomide <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Harrod-Domar modeli</strong></em></span>nde büyüme emek ve sermaye faktörleri ile açıklanmaktadır. Modelin varsayımları şunlardır: Emek gücü esnektir ve sabit reel ücret koşullarında istihdam edilmektedir, emek sermaye bileşim oranı sabittir, tasarruf oranı gelire göre değişmemektedir ve teknolojik değişimler dikkate alınmamaktadır.<br />
Harrod-Domar modelinde <span style="color: #ff0000;"><em><strong>emek-sermaye oranının sabit</strong></em></span> olduğu varsayımı farklı neo-klasik görüşlerle aşılmaya çalışılmıştır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>&nbsp;Lucas</strong></em></span>’ın 1988 yılındaki ve Romer’in 1986 yılındaki çalışmalarının da katkılarıyla <span style="color: #ff0000;"><em><strong>içsel büyüme modelleri geliştirilmiştir.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İçsel büyüme modelleri aynı emek ve sermaye birimleri ile farklı ekonomilerin farklı büyüme gerçekleştirmelerine de açıklık getirmiştir.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sermaye/Hasıla Kat Sayısı:&nbsp;</strong></em></span>Bir ünite gelirin ne kadar sermaye ile&nbsp;gerçekleştirildiğini gösterir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İçsel Büyüme Modelleri:&nbsp;</strong></em></span>Üretim faktörlerinin piyasa işleyiş mekanizmaları çerçevesinde oluşan değişimlerle verimliliğinin arttırılarak daha yüksek gelir düzeyine ulaşılması olgusunu açıklayan modeldir.</p>
<h3>Açık Ekonomi Modelinde Büyüme Dinamikleri</h3>
<p>Açık ekonomi modelinde ekonomiler arasındaki ilişkiler iki kanaldan olur. Bunlardan birisi <span style="color: #ff0000;"><em><strong>dış ticaret ilişkisi</strong></em></span>, ikincisi ise <span style="color: #ff0000;"><em><strong>reel yatırım ya da portföy</strong></em></span> olmak üzere,<span style="color: #ff0000;"><em><strong> sermaye akımları</strong></em></span> ilişkisidir.</p>
<h3>Vergilerin Etkileri</h3>
<p><em><strong>Kaldor Tipi Harcama vergilendirme sistemi, harcamaların beyan edildiği vergi sistemidir.</strong></em><br />
Bir ünite gelir vergisinin tüketim ve tasarrufu kısma etkisi <span style="color: #ff0000;"><em><strong>marjinal tüketim ve tasarruf eğilimlerine bağlıdır.</strong> </em></span>Bir ünite vergi gelirinin kamu kesiminde tasarruf yaratma etkisi ise <span style="color: #ff0000;"><em><strong>kamu gelirlerinin harcama ve tasarrufa tahsis eğilimlerine bağlıdır.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Verginin Gelir Etkisi:</strong></em></span>&nbsp;Ortalama vergi yükünün emek arzını yükseltmesidir.<br />
<em><strong><span style="color: #ff0000;">Verginin İkame Etkisi:</span></strong></em>&nbsp;Marjinal vergi oranlarının emek arzını kısma etkisidir.</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">***Ünite 2 Önemli Notlar***</span></h2>
<p>Gayrisafi ulusal gelirden safi ulusal gelire ulaşmak için <span style="color: #ff0000;"><em><strong>yıpranma ve aşınma</strong></em></span> indirilir.<br />
Özel Tasarrufları artırmak için temel vergi önlemi <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yatırım indirimleridir.</strong></em></span></p>
<h2 style="text-align: center;">Maliye Politikası Ve Ekonomik Kalkınma Ünite 3</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ekonomik, kalkınma,</strong></em></span> bir ülkenin zenginleşmesi ile beraber, o ülkede yaşayan insanların yaşam standardının da artmasıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yoksulluk Sınırı:</strong></em></span> Bireyin beslenme, giyim, barınma gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için gerekli gelir miktarıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Beşerî Sermaye:</strong></em></span> Bireysel bilgi, beceri ve yeteneklere dayanan üretim kapasitesidir.</p>
<h3>Ekonomik Kalkınma Ve Yapısal Dönüşüm</h3>
<p>1950’lerden 1970’li yılların ortalarına kadar hakim olan görüş <span style="color: #ff0000;"><em><strong>planlamacı, kamu müdahalesi ağırlıklı ve ithal ikameci</strong></em></span> nitelikte olmuştur.<br />
Kalkınma sürecini 1950’li yıllarda anlamaya çalışan ekonomistlerden birisi A. Lewis’tir. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Lewis</strong></em></span>’in <span style="color: #ff0000;"><em><strong>ikili yapı modeli</strong></em></span>, ekonomik gelişme sürecini genel olarak geleneksel<span style="color: #ff0000;"><em><strong> tarım toplumu ile modern sanayi toplumu</strong></em></span> ayrımını yaparak açıklamaya çalışır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İkili Yapı Modeli:</strong> </em></span>Gelişmekte olan ülkelerde geleneksel tarım kesimi ile modern sanayi kesimi arasındaki ilişkiyi inceleyen ekonomik modeldir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Üçlü Ekonomik Yapı:</strong></em></span>&nbsp;Gelişmekte olan ülkelerde geleneksel tarım yapısından modern sanayi yapısına geçerken ortaya çıkan hizmet ağırlıklı kentsel/informel sektörü içeren ekonomik yapıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yapısal Uyum:</strong> </em></span>1980&#8217;lerde en etkin kalkınma politikası ile eş anlamlı olarak kullanılan, piyasa aksaklıklarını gidererek ekonominin arz tarafını güçlendirmeyi amaçlayan kalkınma stratejisidir.</p>
<h3>Kamu Gelirlerinin Yapısı</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Vergi Kapasitesi:</strong></em></span> Bir&nbsp;ekonomide, veri üretim düzeyinde, mevcut vergi sistemi ile toplanabilecek vergi miktarıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Vergi Gayreti:</strong></em></span> Bir ekonomide vergi idaresinin vergi toplama ve vergi mükelleflerinin vergi ödeme çabaları sonucunda vergi kapasitesinin kullanılabilen bölümüdür.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Artan oranlı vergilerin</strong></em></span> tercih edilmesi durumunda, gelir dağılımının adaletsiz olması halinde, devlet daha fazla vergi toplayabilmektedir.</p>
<h3>Kalkınmanın Finansmanı ve Kalkınmacı Devlet</h3>
<p><em><strong>Tasarruf/Gelir Oranı:</strong></em> Bir&nbsp;ekonomide toplam tasarrufların millî gelire oranıdır.<br />
<em><strong>Kamu Tasarrufu:</strong></em> Toplam kamu gelirleri ile yatırım dışındaki kamu giderleri arasındaki farkdır.<br />
<em><strong>Kalkınmacı devlet anlayışı</strong></em>, devletin finansal kaynakları stratejik sanayi sektörlerine tahsis etmesi ile hızlı gelişmenin sağlanabileceğini savunmaktadır.</p>
<h3>Küresel Ekonomik Dönüşüm ve Devletin Değişen Rolü</h3>
<p>Maliye yazınında birincisi <span style="color: #ff0000;"><em><strong>etkinlik</strong></em></span>, İkincisi ise<span style="color: #ff0000;"><em><strong> telafi hipotezi</strong></em></span> olarak anılmaktadır. Küreselleşme, sosyal adalet ve büyüme arasındaki ikilem dışında, sadece büyüme açısından da ikilem yaratmaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Arz Yanlı Ekonomi Yaklaşımı:</strong> </em></span>Üretim maliyetleri üzerindeki vergi ve benzeri yüklerin hafifletilmesi ile büyümenin hızlanacağı ve beklendiğinin aksine vergi gelirlerinin artacağını savunan görüştür.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yükselen Piyasalar:</strong></em></span> Hızlı gelişmekte olan ülke ekonomilerinin yatırımcılar için çekici olan finansal piyasalarıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tobin Vergisi:</strong></em></span> istikrarsızlık yaratan etkilerin hafifletilmesi amacıyla kısa vadeli sermaye hareketleri veya sıcak para olarak adlandırılan finansal hareketler üzerinden alınacak düşük oranlı vergidir.</p>
<h2 style="text-align: center;">Türkiye&#8217;de Ekonomik Kalkınma ve Büyüme Sorunları Ünite 4</h2>
<p>Bir ülkenin kalkınması ve büyümesi, kesinlikle birbiri ile ilişkili olmakla birlikte, <span style="color: #ff0000;"><em><strong>biri sadece ekonomik göstergelerde</strong></em></span>, <span style="color: #ff0000;"><em><strong>diğeri ise ekonomik ve sosyal göstergelerde</strong></em></span> ifadesini bulan iki farklı ölçütle değerlendirilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ekonomik büyüme millî ve kişi başına gelirdeki artış ile ilgili</strong></em></span> olduğu halde, <span style="color: #ff0000;"><em><strong>ekonomik kalkınmada gelirdeki nicel artışa ek olarak, İnsani Gelişme Gösterge­si olarak bilinen ölçüt de dikkate alınır.</strong></em></span> Sosyal ve kültürel göstergeleri içerdiğinden dolayı kişi başına gelir göstergesinden çok daha&nbsp;kapsamlı ve anlamlı olan insani gelişme göstergesi ülke sıralamalarında güçlü bir göstergedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İnsani Gelişme Göstergesi:</strong></em></span>&nbsp;Ülkelerde izlenen yaşam uzunluğu, okur yazar oranı ve yaşam kalitesi göstergelerini içeren bir ölçümdür.<br />
Planlama sürecinde zorunlu tasarrufa başvurularak, tüketim kısıtlanıp birikim oluşturulmaya ve böylece yatırımların artırılmasına çalışılmaktadır.<br />
Fiziksel olarak saptanan yıllık programların ger­çekleştirilmesi için gerekli kaynaklar ise yıllık programların parasal ifadeye dönüş­türülerek bütçelenmesi ile sağlanır. Böylece <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Planlama-Programlama-Bütçeleme Sistemi (PPBS)</strong></em></span> oluşturulur. Çoğu gelişmekte olan ülkeler 1960’lar ve <span style="color: #ff0000;"><em><strong>1970’lerde ünlü ekonomist Tinbergen tarafından geliştirilmiş planlama ve girdi-çıktı yöntemi­ni</strong> </em></span>kullanmıştır. İleride belirtileceği gibi,<span style="color: #ff0000;"><em><strong> Türkiye’de de 1960 yılında Devlet Planla­ma Teşkilatı kurulmuş ve planlama dönemine girilmiştir.</strong></em></span></p>
<h3>Cumhuriyetin İlk Dönemlerinde Kalkınma Çabaları</h3>
<p>1923-1929 döneminde liberal uygulamalara yönelinmesine yol açmıştır.&nbsp;1934 yılında Birinci Sanayi Planı ile <span style="color: #ff0000;"><em><strong>devletçilik</strong> </em></span>başlatılmış oldu.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>1923-1929 Atatürk dönemi özellikleri ;</strong></em></span></p>
<ol>
<li>Teşviki sanayi kanunu çıkartıldı</li>
<li>Teyyare ve motor Türk anonim şirketi kurularak uçak üretimine başlandı.</li>
<li>Milli gelir artış oranı %10 dur.</li>
<li>İzmir iktisat kongresi toplandı.</li>
</ol>
<h3>1960 lar ve 70 ler Planlı Kalkınma Aşamaları</h3>
<p>Planlamada sanayi sektörünün geliştirilmesi ön plana çıkarılmakla birlik­te, tarım ve sanayi arasında dengeli kalkınma fikri de korunmuştur.<br />
1963-1967 yılları arasını kapsayan ve Harrod-Domar büyüme modeline daya­nan Birinci Beş Yıllık Kalkınma Plam’nda yılda % 7 oranında büyüme öngörülü­yordu. Modele göre, yıllık % 7 oranında büyümenin sağlanabilmesi için ise millî&nbsp;gelirden tasarruf edilerek yatırıma yönlendirilmesi gereken miktarın % 18,4 olması gerekiyordu. Döneme göre oldukça yüksek olan bu tasarruf oranı, dış kaynağa başvurularak sağlanma yoluna gidildi ve gerekli dış tasarruf, kısmen teşvik hüküm­lerinden yararlanmak isteyen dış yatırımlardan kısmen de dışardan borçlanarak sağlandı.</p>
<h3>1980 Sonrası Ekonomi Politikaları</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gider Vergisi, Katma Değer Vergisi ile ikame edilmiş,</strong></em></span> sistem içinde dolaylı vergilerin ağırlığı artırılmış ve kamusal yük sermaye üzerinden topluma kaydırılmaya çalışılmıştır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sosyal Tasarruf Oranı:</strong></em></span>&nbsp;Üretilen millî gelirden kamusal amaçlara tahsis edilen fonlardır.</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">***4.Ünite Önemli Notlar***</span></h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sıcak Para Akımı;</strong></em></span> Hazinenin bankalar sisteminden borçlanarak faizleri yükseltmesiyle süreç başlar<br />
1980 den itibaren <span style="color: #ff0000;"><em><strong>kamu yatırım harcamaları</strong></em></span> azaltılmaya başlanmıştır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Maliye Politikası ve Gelir Dağılımı Ünite 5</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Nominal Gelir:</strong> </em></span>Bir bireyin belirli sürede akım hâlinde sahip olduğu parasal değerin toplamıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Reel Gelir:</strong> </em></span>Nominal gelirin enflasyona göre düzeltilmiş halidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Akım Gelir:</strong></em></span> Bir dönem içinde bireyin elde ettiği ekonomik değerlerin toplamıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Birincil Gelir Dağılımı:&nbsp;</strong></span>Kamu ve özel kesimde üretime giren üretim faktörlerinin dönemsel akım olarak elde ettikleri faktör paylarının dağılımıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İkincil Gelir Dağılımı:</strong></em></span>&nbsp;Birincil gelir dağılımının kamusal araçlarla kamu tercihlerine uygun olabilecek şekilde yeniden dağılımıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Stok Birikimi:</strong></em></span> Akım gelirden ayrılan tasarruflar yanında, bağış ve yardımların oluşturduğu birikim toplamıdır.<br />
Gini kat sayısı 0 ile 1 değerleri arasındaki konumuna göre gelir dağılımı hakkında genel bir fikir vermekle beraber, gelirin nüfus dilimleri itibarıyla nasıl paylaşıldığı hakkında hiçbir bilgi oluşturmaz. Örneğin, Gini katsayısının bir ülkede 0,6 diğerinde 0,9 olması, sadece birinci ülkede gelir dağılımının ikinciye göre daha adil olduğunu göstermektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Birincil gelir dağılımından ikincil gelir dağılımına geçiş,</strong></em></span> diğer bir deyişle gelirin yeniden dağılımının sağlanması, toplumda bir kesimden (nispi olarak zengin kesimden) diğer kesime (nispi olarak yoksul kesime) aktarım yapmayı gerektirir.<br />
<em><strong>Sosyal Destek:</strong> </em>Yaşlılık, çeşitli fiziksel sakatlık vb. gibi nedenlerle fiilen çalışmayacak durumda olanlara sağlanan destek hizmetleridir.<br />
<em><strong>Sosyal Politika:</strong></em> Çalışma özrü ve engeli olmadığı hâlde ekonomik koşullardan dolayı çalışma imkânı bulamayan işsizlere ve çalıştığı hâlde yeterli gelir elde edemeyenlere sağlanan ekonomik destektir.<br />
Gelir türü vergilerde geliri yeniden ve olumlu yönde değiştirebilen en etkili sistem <span style="color: #ff0000;"><em><strong>negatif gelir vergisi</strong></em></span> uygulamasıdır. Negatif gelir vergisi uygulamasında tüm bireyler teorik olarak vergi yükümlüsüdür ve vergi artan oranlıdır. Yükümlüler, gelirlerini beyan ettiklerinde, gelirin belirli miktarın üzerinde olması durumunda artan oranlı yükümlülüğe tabi olur, <span style="text-decoration: underline;"><span style="color: #ff0000;"><em><strong>belirli miktarın altında kalması durumunda ise mali destek alır.</strong></em></span></span><br />
Dışsallık gibi çevre kirlenmesi durumunda <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Pigou-tipi vergi</strong></em></span> uygulamasına gidilmektedir.</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">***5.Ünite Önemli Notlar***</span></h2>
<p><em><strong>Birincil Gelir Dağılımına dahil gelir unsurları ;</strong></em></p>
<ol>
<li>Ücretler</li>
<li>Karlar</li>
<li>Rantlar</li>
<li>Faiz Ödemeler</li>
</ol>
<p><em><strong>Devlet Borç Faiz Ödemeler ;</strong></em> Harcama kalemleri birincil dağılımının adaletsiz gelişmesine yol açar.<br />
<em><strong>Gelir Dağılımı Türleri ;</strong></em></p>
<ol>
<li>Fonksiyonel Gelir Dağılımı</li>
<li>Kişisel Gelir Dağılımı</li>
<li>Bölgesel Gelir Dağılımı</li>
<li>Sektörlere Göre Gelir Dağılımı</li>
</ol>
<p><em><strong>Rawls ;</strong></em> En düşük gelirlinin refah düzeyinin en üst düzeye çıkartılması gerektiğini savunmuştur<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Pigou-tipi harcama vergisi Çevre koruma vergisidir.</span></strong><br />
<em><strong>Parasal Yardım ;</strong></em> Bireysel refahı ekonomik transfer daha yüksek düzeyde tutar.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Negatif Gelir Vergisinin felsefesi ;</strong></em></span> Kimsenin gelirinin belli bir düzeyin altına inmemesi dir.<br />
Rawls&#8217;ın sosyal refah fonksiyonunun ilkesi, <span style="color: #ff0000;"><em><strong>En yoksulun refahının yükseltilmesidir.</strong></em></span></p>
<h2 style="text-align: center;">Maliye Politikası ve Çevre Sorunları Ünite 6</h2>
<p>Not; Bu ünite baya kek ilk okuldan beri gördüğümüz standart çevre nedir hava kirliği su kirliliği vb. şeyler var sadece birkaç tane tanım üzerinde duracağım bu üniteden genelde 2 soru geliyor birki çok kolay diğer de benim şimdi bahsedeceğim tanımlardan geliyor dostlar.<br />
Ekonomi biliminin negatif dışsallık olarak nitelediği bu durum nedeniyle bazı çözüm yolları geliştirilmiştir. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Negatif dışsallık</strong></em></span>, bir ekonomik birimin faaliyetinin başka ekonomik birimleri, fiyat sistemi dışında olumsuz etkilemesi olarak tanımlanabilir. Bu açıdan bakıldığında, çevre sorunlarını oluşturan faaliyetler birer negatif dışsallık sorunudur.<br />
Doğa ve nehir ortak mülkiyet olduğundan hiç kimse bu üreticiye faaliyetlerini sınırlandırması ya da atıklarını nehre atmaması gerektiğini söyleyemez. Buna bağlı olarak, atıkların sebep olduğu maliyetleri firma dikkate almadığından üretim faaliyetini olması gerekenden daha yüksek düzeyde gerçekleştire bilmekte ve <span style="color: #ff0000;"><em><strong>üretimin sosyal maliyeti özel maliyetten fazla olup aradaki fark dışsal maliyeti oluşturmaktadır.</strong></em></span></p>
<h3>Coase Teorisi</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Coase teorisine göre</strong></em></span>, bir faaliyeti yapan (üreten ve dolayısıyla çevreye zarar veren) ve bu faaliyetten olumsuz etkilenen tarafların sayılarının az olması ve pazarlık yapabilme maliyetlerinin ihmal edilebilir düzeyde olması hâlinde tarafların bir araya gelerek kamu müdahalesine gerek olmaksızın, etkin bir çözüm oluşturabileceğini öngörmektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Pigoucu vergi, karbon ya da kirliliği önleme vergisi olarak da ifade edilmektedir.&nbsp;</strong></em></span><br />
Ancak bu sonuçların ortaya çıkması için çevreye verilen zararların kesin olarak hesaplanabilmesi, sorunlara yol açan firmaların tam olarak belirlenebilmesi ve verginin sadece onlar üzerine salınması gerekir. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Pigoucu vergi özünde kirleten öder ilkesinin uygulama yöntemlerinden biridir.</strong></em></span><br />
<span style="color: #000080;"><em><strong>Sübvansiyon;&nbsp;</strong></em></span>Sübvansiyon politikası ile de vergiye benzer sonuçlara ulaşılabilir. Sübvansiyon, firmaların belirli davranışta bulunması ya da bulunmaması karşılığında birim üretim üzerinden hesaplanan bedelin firmalara ödenmesinden oluşmaktadır. Çevre sorunlarının pek çoğunu sübvansiyon politikası ile çözüme ulaştırmak mümkün olabilir.</p>
<h2 style="text-align: center;">Maliye Politikalarının Sektörel ve Belgesel Etkileri Ünite 7</h2>
<p><span style="color: #000080;"><em><strong>Teşvik Politikaları:</strong> </em></span>Devlet tarafından desteklenmesi öngörülen faaliyetlerin kısmen ya da tamamen kamu kaynaklarıyla finanse edilmesidir.<br />
<span style="color: #000080;"><em><strong>Teşviklerin öncelikli amacı,</strong></em></span> kamu kesiminin, belirli ekonomik faaliyetleri diğer faaliyetlere göre daha çok&nbsp;destekleyerek bunların daha kısa sürede, daha hızlı gelişmelerini sağlayabilmek ­tir. Bide yatırımların artması var 🙂 kitap da yazmıyor ama böle bir soru çıkmış.<br />
<span style="color: #000080;"><em><strong>Yatırımcıların teşfiki açısından Alt Yapı harcamaları daha etkilidir.</strong></em></span><br />
<span style="color: #000080;"><em><strong>Ticaret Yaratılması:</strong></em></span> İç&nbsp;pazarda daha yüksek maliyetle mal üretiminin terk edilerek bunun yerine daha düşük maliyetle üretim yapan ülkelerden ithalat yapılmasıdır<br />
<span style="color: #000080;"><em><strong>Bölgesel Dengesizlik:</strong></em></span> Bir&nbsp;ülkede bölgeler arasındaki ekonomik ve sosyal gelişmişlik farklarıdır.</p>
<h3>Vergisel Teşvikler</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Vergisel teşvikler kapsamında kullanılan başlıca teşvik araçları;&nbsp;</strong></em></span></p>
<ol>
<li><span style="color: #333399;"><em><strong>Yatırım İndirimi:</strong></em></span> Yapılan yatırımın, yatırımın ve bölgenin niteliğine göre tamamının ya da belirli bir kısmının vergilendirilebilir gelirden indirilmesidir.</li>
<li><span style="color: #333399;"><em><strong>Hızlandırılmış Amortisman:</strong></em></span> İşletmelerin amortismana tabi mallara yapmış oldukları harcamaların bu malların fiziksel ömürlerinden daha kısa sürede amorti edilerek işletme kârından düşülmesidir.</li>
<li><span style="color: #333399;"><em><strong>Vergi İstisna (İndirimi) ve Muafiyeti:</strong></em></span>&nbsp;Vergi istisnası bazı vergi konularına vergisel ayrıcalık tanınması, vergi muafiyeti ise bazı vergi mükelleflerine vergisel ayrıcalık tanınmasıdır.</li>
<li><span style="color: #333399;"><em><strong>Vergi Tatili:</strong> </em></span>Belirli bir dönem boyunca gelir ve kurumlar vergisinin kısmen veya tamamen kaldırılmasıdır.</li>
<li><span style="color: #333399;"><em><strong>İndirilmiş Gelir ve Kurumlar Vergisi:</strong></em></span> Farklı bölge veya sektörlerdeki belirli yatırımlara, indirilmiş gelir ve kurumlar vergisi oranlarının uygulanmasıdır.</li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Dışsal Tasarruf:</strong></em></span> Bir&nbsp;üreticinin kendi faaliyetleri dışında herhangi bir maliyete katlanmadan, başka ekonomik faaliyetler sonucu birtakım yararlar sağlaması durumudur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sosyal Fayda:</strong></em></span> Toplumsal bakımdan ihtiyaç duyulan fakat kâr getirmeyen bazı sektörlerde devlet tarafından yapılan yatırımlarla ortaya çıkan ve tüm topluma yayılan faydadır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Maliye politikası ve Mali Tevzin Ünite 8</h2>
<blockquote><p>Not: Şu an ne kadar mutluyum anlatamam son üniteye geldik 😀</p></blockquote>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Üniter Sistem:</strong></em></span> Hakim gücün merkezî yönetimde olduğu, ülke yönetiminin tek bir anayasa ile sağlandığı ve yasama organınca yapılan yasaların bütün ülkede uygulandığı siyasal sistemdir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Merkezî Yönetim:</strong></em></span> Üniter sistemde devlete hakim olan ve yasama gücünü elinde bulunduran merkezdir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yerel Yönetim:</strong> </em></span>Üniter ve federal devlet idarelerinde farklı biçimlerde yapılanabilen alt yönetim kademeleridir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Federal Sistem:</strong></em></span> Federal devletler veya eyaletlerden oluşan devlet yönetim biçimidir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Mali Tevzin:</strong> </em></span>Hizmet ve gelirin, merkezî yönetim ile yerel yönetim kademeleri arasındaki bölüşümüdür.<br />
Üniter sistemlerde gelir kaynaklarının idarelerarası bölüşümü merkezî yönetim­ce belirlenirken bu süreçte genel eğilim, temel gelir kaynaklarının merkezî yöneti­me ait olması biçimindedir. Yerel yönetimlere ise genellikle, vergi konusunun ye­rel yönetim sınırları içinde olduğu vergiler bırakılmaktadır. <span style="color: #000080;"><em><strong>Bunun yanı sıra yerel yönetimlere merkezî yönetim gelirlerinden de pay aktarılırken, resim, harç, ceza gibi diğer gelir kaynakları ile borçlanmadan elde edilen kaynaklar yerel yönetim­lerin öncelikli kaynaklarıdır.</strong></em></span><br />
Yerel yönetimlerin nüfus büyüklüklerine veya merkezî yöneti­me sağladıkları gelire göre de pay aktarabilmektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Optimum Hizmet Alanı:</strong></em></span>&nbsp;Belirli kamu hizmetlerinin en etkin olarak sunulabileceği alandır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Optimum Nüfus Miktarı:&nbsp;</strong></em></span>Belirli bir hizmet düzeyinde hizmetin asgari maliyetle arz edilebileceği nüfus sayısıdır.<br />
Önemli Bir Hatırlatma ; Yıllık enflasyon oranının %5 olduğu ve nominal %10&#8217;luk büyüme durumda reel büyüme %5 dir. bunu aklınızdan çıkartmayın arkadaşlar böle bir soru gelecek sayıları değiştirip sizden reel büyüme oranı kaçdır diye&#8230;.<br />
Bu arada yarın <span style="color: #000080;"><em><strong><a style="color: #000080;" href="http://www.sercancepni.net.tr/insan-kaynaklari-yonetimi-ders-notlari" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İnsan Kaynakları Yönetimi Ders Notları </a></strong></em></span>veya Türk Siyasal Hayatı Ders Notlarına başlıyacağım baş baş 🙂</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/maliye-politikasi-2-ders-notlari">Maliye Politikası 2 Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/maliye-politikasi-2-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>9</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Örgütler Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/uluslararasi-orgutler-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/uluslararasi-orgutler-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 May 2015 11:36:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kuruluşlar Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Örgütler Nedir]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Örgütler Özet]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Örgütler PDF]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Örgütlerin Temel Özellikleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sercancepni.net.tr/?p=315</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uluslararası Örgütler Ders Notları na giriş yapıyoruz arkadaşlar açık öğretim sınavlarına 8 gün kaldı yani 23 &#8211; 24 Mayıs 2015 sınavlarımız başlıyoruz elimden geldiğince bugün bitirmeye çalışacağım&#160;Uluslararası Örgütler Ders Notları nı ilk üniteden başlayalım ; Not: Koyu renkle yazıklarım gerçekten çok önemli haberiniz olsun. Uluslararası Örgütlere Giriş Ünite 1 Uluslararası örgütler, ulus-devletin ortaya çıkışı ve [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/uluslararasi-orgutler-ders-notlari">Uluslararası Örgütler Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Uluslararası Örgütler Ders Notları na giriş yapıyoruz arkadaşlar açık öğretim sınavlarına 8 gün kaldı yani 23 &#8211; 24 Mayıs 2015 sınavlarımız başlıyoruz elimden geldiğince bugün bitirmeye çalışacağım&nbsp;Uluslararası Örgütler Ders Notları nı ilk üniteden başlayalım ;<br />
Not: Koyu renkle yazıklarım gerçekten çok önemli haberiniz olsun.</p>
<h2 style="text-align: center;">Uluslararası Örgütlere Giriş Ünite 1</h2>
<p>Uluslararası örgütler, ulus-devletin ortaya çıkışı ve uluslararası siteme hakim ol­masıyla görünmeye başlamıştır. Bu yönüyle modern bir siyasal sitemin önemli bir unsuru olan uluslararası örgütlere daha çok<em><strong> 19. yüzyılda rastlıyoruz.</strong></em></p>
<h3>Uluslararası Örgütlerin Tarihsel Gelişimi</h3>
<p>1648 yılında Avrupa’da 30 Yıl Savaşlarını sona erdiren <em><strong>Westphalia Antlaşması</strong></em> bir yönüyle dünyanın en kanlı savaşlarından birini bitirirken, diğer yandan uluslarara­sı sistemi kökünden değiştiren bir egemenlik anlayışını da dünya sisteminde ha­kim kılmıştır.<br />
19. yüzyılda Napolyon Savaşları sonrasında <em><strong>1815 Viyana Kongresi</strong></em> ile ortaya çı­kan “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Avrupa Uyumu</strong></em></span>” düzeni içinde artan işbirliği ortamı uluslararası örgütlerin ku­rulması için uygun bir iklim yaratmıştır. <em><strong>1815 yılında Ren Nehri’nde Seyrüsefer için kurulan “Merkezi Komisyon” bu anlamda hem ilk kurulan uluslararası örgüttür hem de çağdaş uluslararası örgütlerin öncülü niteliği taşımıştır.</strong></em><br />
<em><span style="text-decoration: underline;">Birinci Dünya Savaşı sonrasında savaşı bitiren 1919 Paris Barış Konferansı</span></em> sonrasında <em><strong>1920 yılında kurulan Milletler Cemiyeti çok önemli bir girişimdir.</strong></em> Bu girişimin arkasında dönemin <em><strong>ABD Başkanı Woodrow Wilson</strong></em>’ın libe­ral görüşleri ve daha sonra <em><strong>idealizm</strong></em> olarak adlandırılacak bir uluslararası politika yaklaşımı vardır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>NATO, soğuk savaş döneminde kurulmuştur. Realist anlayışa uygun bir Kolektif Güvenlik Örgütü işlevi kazanmıştır.</strong></em></span></p>
<blockquote><p><em><strong>Uluslararası Sistemde etkili olan aktörler ; Devletler, çok uluslu şirketler, hükümet dışı örgütler ( sivil toplum örgütleri ), çeşitli uluslararası baskı grupları ve küresel elitler dir.</strong></em></p></blockquote>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Karşılıklı Bağımlılık ;</strong> </em></span>Uluslararası işbirliğinin geliştiği durumlarda devletlerin bu iş bilirliği sürecinde birbirlerine bağımlı hale gelmeye başlamaları durumudur.</p>
<h3>İşlevselcilik ve Uluslararası Örgütler</h3>
<p>Bir uluslararası bütünleşme teorisi olarak<span style="color: #ff0000;"><em><strong> işlevselciliğin en önemli yazarı David Mitrany’dir</strong></em></span>. Mitrany eserlerinin çoğunu iki savaş arası dönem ve İkinci Dünya Savaşı sonrasında yazmıştır. Mitrany, “ulusötesi (transnational) bağların”, ulusla­rarası bütünleşme üzerindeki etkisini incelemiş ve uluslararası örgütleri bu çer­çevede incelemiştir.<br />
Mitrany’nin fonksiyonel işbirliği ve örgütlenme konusundaki tespitleri daha sonra <span style="color: #ff0000;"><em><strong>uluslararası rejim</strong></em></span> teorisyenleri tarafından da kullanılmıştır.Mitrany bu şekilde, Birleşmiş Milletler (BM) örgütü ve bu örgüt çatısı altında ortaya çıkmakta olan yeni örgütsel ağı işaret etmiştir.</p>
<h3>Güvenlik Toplumu Ve Uluslararası Örgütler</h3>
<p>İşlevselcilik uluslararası örgütlerin ortaya çıkış ve gelişiminde daha çok teknik ih­tiyaçların belirleyiciliğini ön plana çıkarırken uluslararası sistemde güvenlik ile ba­rışın korunması yönündeki kaygıların da uluslararası örgütlerin ortaya çıkışında et­kili olduğunu gözlemlenmektedir. “Güvenlik toplumu” modeli bu kaygıların ışığın­da ortaya konan önemli bir model olmuştur. <em><strong>Kari Deutsch savaşın imkânsız hâle geldiği bir uluslararası toplum modeli olarak “güvenlik toplumu” modelini ileri sür­müştür.</strong> </em>Deutch’un güvenlik toplumu yaklaşımı geleneksel güvenlik yaklaşımının oldukça dışında yer alır. Deutch, bir bakıma liberal varsayımlar üzerinden bir gü­venlik örgütü önerir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Deutsch’un hareket noktasını <span style="color: #000000;">siyasal toplum</span> kavramı oluşturmaktadır.</strong></em></span><br />
<em><strong>Deutsch bu bağlamda güvenlik toplumunun varlığı için üç önemli koşul say­mıştır. Bunlar:</strong></em></p>
<ol>
<li><em>Güvenlik toplumunun parçası olan toplumların ortak değer yargılarına sa­hip olması ve özellikle de hükümetlerinin olaylar karşısında tutum alışlarını belirleyen değerlerin birbiriyle uyumlu olması,</em></li>
<li><em>Güvenlik toplumu üyelerinin birbirlerinin bir konu karşısındaki olası tavır­larını öngörme kapasitesine sahip olması,</em></li>
<li><em>Güvenlik toplumunun parçası olan hükümetlerin birbirlerinin ihtiyaçlarına cevap verebilme kapasitesine sahip olmalarıdır.</em></li>
</ol>
<h3>Uluslarüstülük Ve Uluslararası Örgütler <span style="color: #ff0000;">( Önemli Konu&nbsp;)</span></h3>
<p class="Gvdemetni160" style="background: transparent;"><em><strong><span class="Gvdemetni16Exact">Yeni işlevselcilere (neofonksiyonalistler) göre “bir alanda oluşturulan uluslarüstü kurumların avantajlarından yararlananlar diğer alanlarda da benzer oluşumları destekleyeceklerdir.”</span></strong></em></p>
<p>Avrupa Birliği ve onu var eden uluslarüstülük an­layışı uluslararası bütünleşme sürecinde ulus-devleti aşan yeni bir tip siyasal varlı­ğın doğuşunu işaret etmektedir. Bu yönüyle de uluslarüstülük ve Avrupa Birliği hem uluslararası örgütler alanının içindedir hem de dışında kabul edilebilir.<br />
<em><strong>Uluslarüstülük anlayışı Ernest B. Haas tarafından neofonksiyonalizm (Yeniişlevselcilik) olarak adlandırılan bir teori içinde ve özelde Avrupa Birliği’nin gelişimini açık­layacak şekilde ortaya konmuştur.</strong> </em>Haas söz konusu teoriyi, Avrupa’da İkinci Dünya Savaşı sonrası ortaya çıkan kömür-çelik sektörlerindeki bütünleşme hareketinden (Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu: AKÇT) tüm ekonomiyi kapsayan global ekono­mik bir bütünleşme modeline geçiş örneğini gözlemleyerek oluşturmuştur.</p>
<h3>Uluslarüstülük Ve Avrupa Birliği</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Schuman Deklarasyonu</strong></em></span>, Fransa ve Federal Almanya Cumhuriyeti başta olmak üzere isteyen diğer Avrupa devletlerine, kömür ve çelik üretimlerini ortak bir yönetim altına koymayı teklif ediyordu.<br />
Schuman Deklaras­yonu ile çizilen çerçevede görüşmeler yapmak üzere, 20 Haziran 1950’de Paris’de toplanan bir konferansta bir araya gelmiştir. 19 Mayıs 1951’de Avrupa Kömür Çe­lik Topluluğu (AKÇT) nun temelini oluşturacak metin parafe edilmiştir. Antlaşma gerekli onay süreçleri sonrasında 23 Temmuz 1952 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Söz konusu antlaşma ile kurulan bir organ olan Yüksek Otorite ilk toplantısını 10 Ağustos 1952’de Lüksemburg’da yapmıştır.<br />
Bu bağlamda Avrupa Ekonomik Topluluğunu Kuran Antlaşma ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğunu Kuran Antlaş­ma 25 Mart 1957’de Roma’da, <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Fransa, İtalya, Federal Almanya, Hollanda, Belçika ve Lüksemburg</strong></em></span> tarafından imzalanmıştır.<br />
Reform Antlaşması adıyla yeni bir antlaşma hazırlamışlar ve bu ant­laşma 2007 yılında Lizbon’da imzalanmıştır. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Lizbon Antlaşması</strong></em></span> adını alan bu ant­laşmanın 2009’da yürürlüğe girmesiyle Avrupa Birliği köklü bir yapısal değişime uğramıştır.<br />
&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;">Birleşmiş Milletler Ünite 2</h2>
<p><em><strong>Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması, 26 Haziran 1945’te San Francisco Konferan­sının genel oturumunda oy birliği ile kabul edilmiş ve 24 Ekim 1945’te yürürlüğe girmiştir.</strong></em> Konferansa katılan 50 devletin yanı sıra Polonya da kurucu üye olarak kabul edilmiştir. Genel Kurul ilk toplantısını 10 Ocak 1946’da Londra’da yapmıştır. Örgütün sürekli organlarının üyeleri seçildikten sonra, <em><strong>14 Aralık 1946’da genel merkez olarak New York belirlenmiştir.</strong></em><br />
Milletler Cemiyeti (MC) ile BM karşılaştırıldığında, hem benzerlikler hem de farklılıklar görülür. Her ikisi de savaşı kazanan devletler tarafından kurulmuştur. <em><strong>Barışı korumak ikisinde de temel amaçtır.</strong></em> Yapı ve ana organlar açısından da ben­zemektedirler.</p>
<h3>Birleşmiş Milletlerin Kuruluşu Ve Üyeleri</h3>
<p><em><strong>BM’nin kuruluşu yolundaki ilk adım, 14 Ağustos 1941 Atlantik Bildirisi’dir</strong></em>. Bu bil­diride, ABD Başkanı ve Ingiltere Başbakanı “daha geniş ve sürekli bir genel güven­lik sistemi kurulması” gereğine duydukları inancı dile getiriyorlardı. 24 Eylül 1941’de Müttefikler arası bir toplantıda 8 devlet daha bu bildiride açıklanan genel ilkelere katıldılar. <em><strong>1 Ocak 1942’de ise 26 Müttefik devlet Washington’da Birleşmiş Milletler Bildirisi’ni imzaladı.</strong></em><br />
BM Antlaşması’nda üyelikten çekilme konusunda bir düzenleme bulunmamaktadır.&nbsp;<em><strong>Örneği sadece bir kez, 1965’te Endonezya’da görülmüştür.</strong> </em>Ama burada Endonezya çekilmek istediğini bildirmesine karşın, 1.5 yıl kadar sonra geri dönmek istediğinde tekrar üyelik başvurusu yapmamıştır. Dolayısıyla bunu tam bir çekilme örneği saymak doğru değildir.<br />
<em><strong>Üyelikten çıkarma ise 6. maddeye göre mümkündür.</strong></em> Antlaşma’da belirlenen il­keleri sürekli şekilde ihlal etmekte ısrar eden devletler, <em><strong>Konsey’in tavsiyesi ve Ge­nel Kurul’un kararıyla üyelikten çıkarılabilir.</strong> </em>Bu zamana kadar BM’den çıkarılan üye bulunmamaktadır.<br />
<em><strong>5. madde de üyelikten doğan hak ve yükümlülüklerin askıya alınmasına ilişkindir.</strong></em> Konsey’in zorlama önlemi uyguladığı devletler yine onun tavsiyesi ve Genel Kurul kararıyla hak ve ayrıcalıklarını kullanmaktan men edilebilir.</p>
<h3>Birleşmiş Milletlerin Temel Amaçları Ve İlkeleri</h3>
<p>Örgütün amaçları oldukça geniş tanımlanmıştır. Örgütün en başta gelen amacı­nın, 1. maddenin 1. paragrafında belirtildiği gibi uluslararası barış ve güvenliği ko­rumak olduğuna kuşku yoktur.<br />
İkinci olarak, ulusların hak eşitliği ilkesine ve self-determinasyon hakkına say­gı üzerine kurulmuş dostça ilişkiler geliştirmek ve dünya barışının sağlamlaştırıl­ması için elverişli her türlü önlemi almak gelmektedir. <em><strong>Burada geçen en önemli kavram self-determinasyon hakkıdır (halkların kendi kaderini/geleceğini tayin etme hakkı).</strong></em><br />
Dördüncü ve son paragrafta ise ulusların ortak amaçlara doğru harcadıkları ça­baların uyumlaştığı bir merkez olmak gelmektedir.<br />
BM’nin ve üye devletlerin uyacağı ilkeleri belirleyen 2. madde ise 7 temel ilke ortaya koymaktadır. Bu ilkeler, sadece örgüt olarak BM’nin değil, tüm devletlerin uyması gereken temel ilkeler niteliğindedir.</p>
<ol>
<li>Üyelerin egemen eşitliği birinci ilkeyi oluşturur.</li>
<li>Üyeler BM Antlaşmasından doğan yükümlülüklerini iyi niyetle yerine geti­receklerdir.</li>
<li>Üyelerin uluslararası uyuşmazlıklarını barışçı yollarla çözeceklerini belirt­mektedir.</li>
<li>Kuvvet kullanmanın yasaklanması ilkesidir. Buna göre, üye devletler, ulus­lararası ilişkilerinde, gerek başka bir devletin toprak bütünlüğüne veya siya­si bağımsızlığına karşı gerekse BM amaçlarıyla bağdaşmayacak herhangi bir şekilde kuvvet kullanmaktan ya da kuvvet kullanma tehdidinden kaçınırlar.</li>
<li>İkinci ilkeyi destekler niteliktedir. Buna göre, üyeler örgütün girişimlerine her türlü yardımı yapacak, aleyhine yaptırım ya da zorlama önlemi alınan devlete yardım etmekten kaçınacaklardır.</li>
<li><em><strong>Üye olmayan devletlerin de uluslararası barış ve güvenliğin korunmasının gerektirdiği ölçüde bu ilkelere uygun hareket etmesinin sağlanmasını ön­görmektedir. Bu tartışılan bir ilkedir. Çünkü bir uluslararası antlaşma, taraf olanlar dışındaki devletleri bağlamaz. Bu durumda, üye devletlerin üye ol­mayanların BM Antlaşması’na uymasını nasıl sağlayacakları, buna hakları olup olmadığı gibi sorular gündeme gelmektedir.</strong></em></li>
<li>Antlaşma’nın hiçbir hükmünün, özü bakımından bir devletin ulusal yetkisin­de bulunan işlere örgütün karışmasına izin vermediğini belirtir. Ama zorla­ma önlemlerinin uygulanması bu ilkenin istisnası olarak belirlenmiştir.</li>
</ol>
<h3 style="text-align: center;">Birleşmiş Milletlerin Yapısı Ve Yönetimi</h3>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">(Önemli Konu kesin Soru Geliyor )</span></h3>
<p>BM Antlaşması’mn 7. maddesine göre örgütün altı ana organı vardır:</p>
<ol>
<li><em>Genel Kurul,</em></li>
<li><em> Güvenlik Konseyi, </em></li>
<li><em>Ekonomik ve Sosyal Konsey, </em></li>
<li><em>Vesayet Konseyi, </em></li>
<li><em>Uluslararası Adalet Divanı ve Sekreterlik. </em></li>
<li><em>Ayrıca her bir ana organ, gerekli gördüğü yardımcı organları kurabilmektedir.</em></li>
</ol>
<h4>Genel Kurul</h4>
<p>Genel Kurul, BM üyesi olan tüm devletlerin katıldığı, en geniş kapsamlı ana organ­dır. Her üye devleti temsilen en fazla beş kişi Genel Kurul çalışmalarına katılır ve her devlet bir oya sahiptir.<br />
Çalışmaların büyük kısmı, tüm üyelerin temsil hakkına sahip olduğu yedi ana komitede gerçekleştirilir. Bu komiteler şunlardır:</p>
<ol>
<li>Siyasi İşler ve Güvenlik Komitesi</li>
<li>Ekonomik ve Mali İşler Komitesi</li>
<li>Toplumsal, İnsancıl ve Kültürel İşler Komitesi</li>
<li><em><strong>Vesayet İşleri Komitesi (Özerk olmayan ülkeler dahil)</strong></em></li>
<li>İdari İşler ve Bütçe Komitesi</li>
<li>Hukuk İşleri Komitesi</li>
<li>Özel Siyasi Komite.</li>
</ol>
<p class="Gvdemetni160" style="background: transparent;"><span class="Gvdemetni16Exact">Genel Kurul’da BM&#8217;nin resmî dilleri olan <em><strong>İngilizce, Fransızca, İspanyolca,&nbsp;</strong></em></span><span class="Gvdemetni16Exact"><em><strong>Rusça ve Çince</strong></em> kullanılabilir. Bu dillerden birinde yapılan konuşmalar diğer dillere çevrilir.</span></p>
<h4 class="Gvdemetni160" style="background: transparent;">Güvenlik Konseyi</h4>
<p>Güvenlik Konseyi 1965 yılına kadar 11 üyeden oluşuyordu. Ancak özellikle 1955’ten sonra yeni bağımsız olan devletlerin BM’ye üye olmaları sonucunda hem üye sa­yısı artmış hem de Asya ve Afrika devletlerinin kendilerinin yeteri ölçüde temsil edilmediklerini savunmuşlardır. Böylece Genel Kurul, <em><strong>1963’te Güvenlik Konseyi üye sayısını 11’den 15’e yükselten değişikliği kabul etmiştir. Konsey hâlen 15 üye­den oluşmaktadır.</strong></em><br />
<em><strong>Bu 15 üyeden beşi (sürekli üyeler), 23. maddede ismen verilmiş olan ABD, Sovyetler Birliği, Çin, Ingiltere ve Fransa’dır.</strong></em> 1991 yılından itibaren Sovyetler Birli- ği’nin sandalyesini Rusya Federasyonu devralmıştır. Geri kalan on üye, Genel Ku­rul tarafından üçte iki oy çokluğu ile ve iki yıl için seçilir. Süresi dolan devlet bir dönem geçmeden tekrar seçilemez.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Eğer 5 sürekli üyeden biri olumsuz oy kullanırsa, geri kalan 14 devletin tamamı olumlu oy ver­miş olsa dahi karar alınamaz. Buna veto sistemi adı verilir ve Yalta Konferansı’nda son şekli verilmiştir. Uygulamada, beş sürekli üyeden birinin oylamaya katılmama­sı veya çekimser kalması veto olarak değerlendirilmemektedir.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Çifte Veto:</strong> </em></span>Konsey&#8217;de usule ilişkin konularda veto hakkı yoktur. Ancak bir konunun usule mi yoksa öze mi ilişkin olduğu konusunda anlaşmazlık doğarsa, bu sorun yine bir oylamayla çözülür. Bu oylamada da veto hakkı vardır. Sürekli üyelerden birinin önce konuyu usule ilişkin olmaktan çıkararak vetoya tabi bir karar hâline getirmesine, sonrada öze ilişkin kararda veto kullanmasına “çifte veto” denmektedir.</p>
<h4>Ekonomik Ve Sosyal Konsey</h4>
<p>Ekonomik ve Sosyal Konsey (ECOSOC) örgütün ekonomik, toplumsal ve kültürel konulardaki çalışmasını yürütmek üzere düşünülmüş ve <span style="color: #ff0000;"><em><strong>küçük devletlerin isteği üzerine kurulmuş bir organdır.</strong> </em></span>Hâlen 3 yıl için seçilen 54 üye devletten oluşmak­tadır. Türkiye 2012’ye kadar üye olarak seçilmiştir.<br />
BM’nin kaynaklarının %70 kadarını ECOSOC kullanmaktadır. <em><strong>Çalışma alanında incelemeler yapmak, raporlar hazırlamak, antlaşmalar hazırlamak, Genel Kurul’a tavsiyelerde bulunmak ana görevleri arasındadır.</strong></em><br />
Bunun dışında ECOSOC’un iki çok önemli görevi daha vardır. <em><strong>Birincisi, uzmanlık kuruluşları denilen örgütlerle işbirliği anlaşmaları yapmak ve ilişkileri sürdürmektir.</strong></em><br />
<em><strong>Bu örgütler 2010 itibariyle şunlardır: <span style="color: #ff0000;">Kesin Soru Geliyor</span></strong></em></p>
<ol>
<li>BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO),</li>
<li>Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (TC AO),</li>
<li>Tarımsal Kalkınma Uluslararası Fonu (IFAD),</li>
<li>Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO),</li>
<li>Uluslararası Para Fonu (IMF),</li>
<li>Dünya Denizcilik Örgütü (IMO),</li>
<li>Uluslararası Telekomünikasyon Örgütü (ITO),</li>
<li>Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO),</li>
<li>BM Endüstriyel Kalkınma Örgütü (UNIDO),</li>
<li>Evrensel Posta Birliği (UPU),</li>
<li>Dünya Sağlık Örgütü (WHO),</li>
<li>Dünya Entelektüel Mülkiyet Örgütü (WIPO),</li>
<li>Dünya Bankası Grubu,</li>
<li>Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO),</li>
<li><em><strong>Dünya Turizm Örgütü (WTO).</strong></em></li>
</ol>
<p><em><strong>İkinci olarak ise sivil toplum örgütleriyle iletişim kurmak, işbirliği yapmak</strong></em>, BM’nin amaçları için bu örgütlerden gelecek bilgi ve verileri kullanmak da ECO­SOC’un görevidir. ECOSOC bu amaçla bir alt-organ kurmuştur. Tüm sivil toplum örgütlerini 3 kategoride toplar: 1) Genel danışma statüsü. 2) Özel danışma statüsü. 3) Listedeki örgütler.<br />
<em><strong>Antlaşma ile insan haklan konusunda görevlendirilen ECOSOC bu görevi insan Hakları Komisyonu’nu kurarak yerine getirmiştir. 1948 İnsan Hakları Evrensel Bildirisi</strong></em>’ni hazırlayan bu Komisyon, 1966 Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi ve Ekonomik, Toplumsal ve Siyasal Haklar Sözleşmesi olmak üzere bu alanda birçok önemli belgeye imza atmıştır. Ama özellikle 1990’ların ikinci yarısında Komisyona yönelik eleştiriler de artmıştır. Komisyona seçilen devletlerin bu konumlarını kötüye kullandıkları, insan haklan yönünden incelenmekten böylece kurtuldukları, rakiple­rinin incelenmesi için bu üyeliği kullandıkları gibi birçok eleştiri dile getirilmiştir.</p>
<h4>Vesayet Konseyi</h4>
<p>BM Antlaşması 77.&nbsp;Maddesi&#8217;ne göre;</p>
<ul>
<li>Eski manda rejimi altındaki ülkeler,</li>
<li>Dünya Savaşı&#8217;nı kaybeden devletlerin sömürgeleri</li>
<li>Rejime bağlanmak isteyen ülkeler</li>
</ul>
<p>Vesayet Konseyi kapsamına&nbsp;alınmaktadır.<br />
Antlaşma’da tanımlanan Uluslararası Vesayet Sistemi’nde kendisine verilen görev­leri yerine getirmek üzere kurulmuştur. Sistemin ana amacı, vesayet altındaki top­raklarda yaşayanların geliştirilmesi ve özellikle özerklik ya da bağımsızlık elde et­mek üzere ilerlemelerinin sağlanmasıdır. Ama uygulamada self-determinasyona ilişkin sorunları Genel Kurul kendisi ele almayı yeğlemiş ve bu topraklar için asıl hedefin bağımsızlık olduğunu belirtmiştir.<br />
1 Ekim 1994’te geriye kalan son BM vesayeti altındaki toprak olan <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Palau</strong></em></span>’nun da bağımsızlığını alması üzerine Vesayet Konseyi 1 Kasım 1994’te çalışmalarını askıya almıştır.</p>
<h4>Uluslararası Adalet Divanı</h4>
<p>BM’nin ana yargı organıdır. 92. maddede açıkça söylendiği gibi, büyük ölçüde MC’nin ana yargı organı olan Uluslararası Sürekli Adalet Divanı (USAD) model alı­narak düzenlenmiştir. Merkezi de onun merkezi olan Lahey’dedir.<br />
<em><strong>Uluslararası Adalet Divanı (UAD) nın iki görevi vardır:</strong></em></p>
<ul>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Devletler tarafından kendisine sunulan hukuksal uyuşmazlıkları uluslararası hukuka göre çözüme kavuşturmak.</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yetkili BM organlarına gerekli durumlarda danışma görüşü vermek.</strong></em></span></li>
</ul>
<h4>Sekreterlik Ve Genel Sekreterlik</h4>
<p><em><strong>Sekreterlik örgütün yönetsel organıdır. Başında Genel Sekreter bulunur.</strong></em> Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi’nin tavsiyesi üzerine Genel Kurul tarafından seçilir. Bu zamana kadar Konsey’in aday gösterdiği kişinin Genel Kurul’da seçilmediği olma­mıştır. Ama Antlaşma’da bir aday gösterme prosedürü ve göreve aday olanların sa­hip olması gereken en az şartlar gibi bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu neden­le, Genel Sekreter seçimi zamanla oluşan kural ve geleneklere göre yapılır. 5 yıllık en fazla iki dönem kuralı bile uygulamada ortaya çıkmış ve Genel Kurul tarafından kural olarak kabul edilmiştir.<br />
99. maddeye göre, Genel Sekreter uluslararası barış ve güvenliği tehlikeye so­kacağına inandığı her konuda Güvenlik Konseyi’nin dikkatini çekebilir. Bu yetki MC’de bulunmayan çok önemli bir yetkidir.</p>
<h3>Ortak Güvenlik Sistemi</h3>
<p>51.madde ile getirilen <span style="color: #ff0000;"><em><strong>meşru savunma hakkı</strong></em></span>. Üye devletlerden birine başka bir devletten bir silahlı saldırı gerçekleşmesi durumunda, Güvenlik Konseyi harekete geçene kadar, bu saldırıya uğrayan devletin doğal olan tek başına ya da başka devletlerle birlikte kendini koruma hakkı zarar görmez. Ama devletin bu iddiasını Güvenlik Konseyi’ne başvurarak bildirmesi gerekir.<br />
Son olarak ise 51. maddede yazmayan bazı kısıtlamalar vardır. Meşru savun­ma hakkını kullanan devlet, başka türlü uzaklaştırılamayan, yakın ve ağır bir teh­dit varsa ve ancak onu uzaklaştıracak ölçüde kuvvete başvurarak bu hakkını kul­lanır. Doğal olarak tehdidi uzaklaştıracak miktarda kuvveti tam olarak belirlemek mümkün değildir. Ama örneğin sınırlı bir sınır çatışmasına, karşı tarafın tüm ül­kesini işgal ederek yanıt vermenin böyle bir orantılılık koşuluna uymayacağı açıktır.</p>
<h3>Barış Güçleri <span style="color: #ff0000;">(Çok Aşırı Önemli Soru Kesin Geliyor)&nbsp;</span></h3>
<p>Barış güçleri uygulaması BM Antlaşmasında yazılı olmayan bir yöntemdir. He­men II. Dünya Savaşı’ndan sonra küçük gözlemci gruplarla başladı. İlki, 1949’da İsrail ile komşuları arasındaki ateşkesi gözetmek üzere kurulan BM Ateşkes Gö­zetim Örgütü’dür. Onu Endonezya ve Keşmir izledi. İlk asker içeren barış gücü ise yine Orta Doğu’da, 1956 Süveyş krizinden sonra ateşkesi gözetmek üzere Genel Kurul tarafından oluşturulan BM Acil Durum Gücü (UNEF) olmuştur. Amaçla­rı, silahlı çatışma olan bir bölgede daha fazla çatışmayı önlemek, ateşkes varsa bunu gözetmek, askerden arındırılmış bir bölgeyi tutmak, dış müdahaleyi önle­mek vb. amaçlardır.</p>
<blockquote><p><em><strong>BM Barış gücü 1988 yılında Nobel Barış Ödülü&#8217;nü almıştır.</strong></em></p></blockquote>
<p><em><strong>Barış güçleri bir zorlama yolu değildir.</strong></em> Kurucu kararlar, belli bir maddeye gön­derme yapmadan yalnızca Antlaşma hüküm ve ilkelerine genel bir atıf yapmakta­dır. Uluslararası barış ve güvenliğin korunması amacına dayanan üstü kapalı yet­kiler temelinde kurulduğunu söylemek en doğrusu görünmektedir.<br />
<em><strong>Barış güçleri ilke olarak yerleştirileceği devletten izin alınarak yerleştirilir. Bu rıza geri alınırsa barış gücü de geri çekilir.</strong></em> <span style="color: #ff0000;"><strong>îlke olarak Konsey’in 5 sürekli üyesin­den asker alınmaz.</strong></span></p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Barış gücü meşru savunma dışında kuvvet kullanmaz. </strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tarafla­rı belli bir çözümü kabul etmeye zorlamaz. </strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Misyonun görev tanımını yapmak, sü­re dolunca gözden geçirmek, değiştirmek veya misyona son vermek, kurucu or­ganın yetkisindedir. </strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tarafsızlığı genel kabul gören tek silahlı güçtür denebilir. </strong></em></span></li>
</ol>
<p>Ama tüm bu ilkeler uygulamadan doğan ilkelerdir ve hepsinin istisnaları olmuştur. Yine de bu kurallara uyan barış gücü misyonlarının daha başarılı olduğunu, uy­mayanların kötü örnekler olarak değerlendirildiğini söylemek gerekir.&nbsp;1990’larla birlikte barış gücüne talep arttı.<br />
Türkiye 18 Mayıs 2011&#8217;de 2015-16 dönemi için Güvenlik Konseyi geçici üyeliğine bir kez daha aday olmuştur.<br />
BM bünyesinde insan haklarının korunması için başlatılan sözleşme dışı yöntemler nelerdir?<br />
Bugün BM sisteminde insan haklarına ilişkin toplam 16, “çekirdek” insan hak­ları sözleşmeleri denilen 8 sözleşme vardır. Bunların ikisi 1966 sözleşmeleridir. Di­ğerleri ise şunlardır:</p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>1965 Irk Ayrımının Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi,</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>1979 Kadınlara Karşı Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılması Sözleşmesi,</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>1984 İşkence ve diğer İnsanlık dışı Muamelenin Ortadan Kaldırılması Söz­leşmesi,</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>1989 Çocuk Hakları Sözleşmesi,</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>1990 Göçmen İşçiler ve Ailelerinin Haklarının Korunması Sözleşmesi,</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>2006 Engellilerin Hakları Sözleşmesi.</strong></em></span></li>
</ol>
<h3>Birleşmiş Milletler ve Türkiye İlişkileri</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Türkiye’nin BM içindeki tutumu üç döneme ayrılabilir:</strong></em></span></p>
<ol>
<li>Kuruluştan 1960’larm başına kadar kayıtsız şartsız bir biçimde Batı’yla birlik­te hareket etmiştir.</li>
<li>Kıbrıs Sorunu’nda müttefiklerinin tutumundan dolayı hayal kırıklığına uğra­mış ve kayıtsız şartsız Batı’yla birlikte hareket etmeyi bırakmıştır. Bunda, o dönemde BM’nin özellikle uluslararası barış ve güvenliğin korunmasında yetersiz ve etkisiz kalmasının da önemli etkisi vardır.</li>
<li>1990 sonrasında, BM’nin tekrar canlanmaya başlamasıyla birlikte Türkiye de daha faal bir üye olmuştur. Batı Avrupa ve Diğerleri (WEOG) coğrafi grubu­na dahildir. Diğer yandan, İslam Konferansı Örgütü üyesidir. Bu konumla­rıyla, tarihiyle ve coğrafyasıyla, BM’ye o sırada yeni üye olan devletlere ya­kın bir konumda bulunuyordu.</li>
</ol>
<p>Türkiye 2006 sonuna kadar BM’nin ana organlardan Ekonomik ve Sosyal Kon­seyin (ECOSOC) üyesi olarak görev yapmış, 2010’dan başlamak üzere tekrar üye seçilmiştir. Soğuk Savaş sonrasında, Güvenlik Konseyi uluslararası barış ve güven­liğe ilişkin en büyük operasyonlarını 1990 Kuveyt’in işgali sonrasında ve 1992 So­mali’de gerçekleştirmiştir. Türkiye bunlardan birincisinde kararı ilk uygulayan dev­letlerden biri olmuş, İkincisine ise asker göndermiştir. 2005’te Genel Sekreterin gözetiminde <em><strong>İspanya ile birlikte Medeniyetler İttifakı girişimini başlatmıştır. Bu gi­rişim çerçevesinde oluşturulan Dostlar Grubu ABD’nin de katılımıyla 2010’da 120 devlete ulaşmıştır.</strong></em><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Türkiye’nin 1966 sözleşmelerini ancak 2003’te onaylaması yorum gerektirmek­tedir. Bunun nedenleri hazırlık çalışmalarına kadar gider. Türkiye, self-determinas- yon hakkının her iki sözleşmeye de konulmasına karşıydı ve bu tekliflere ret oyu vermişti. Ama çoğunluk karşı görüşte olduğundan, Genel Kurul kararıyla bu hak sözleşmelerde yer almıştır. İkincisi, Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesinde iste­ğe bağlı bir bildirimle olsa dahi bireysel başvuruya izin verilmesine Türkiye karşıy­dı. Yalnızca devletler arası başvuru olmasını istiyordu. Ayrıca azınlıklara ilişkin 27. maddeye de karşıydı. Temelde bu üç nedenle Türkiye sözleşmelere uzun süre ta­raf olmamıştır.</strong></span><br />
&nbsp;</p>
<h2 style="text-align: center;">Kolektif Güvenlik Örgütleri ; Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü, Kolektif Güvenlik Antlaşması Örgütü</h2>
<p>&nbsp;<br />
Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization: NATO) bir Soğuk Savaş ittifakı olarak doğmuş, 40 yıl boyunca ABD ve SSCB arasındaki ideolojik bölünmenin ve bu çerçevede ortaya çıkan “dehşet dengesi” olgusunun sembollerinden biri olmuştur. Soğuk Savaş’m bitiminden sonra, SSCB’nin ve Var­şova Paktı’nın olmadığı bir dünyada “düşman”sız kalan NATO, kendisini “yeni dünya düzeni” olarak adlandırılan Soğuk Savaş sonrası uluslararası ortama adapte etmeye çalışmıştır.<br />
<em><strong>NATO 1991 ve 1999’da kabul ettiği stratejik konseptlerle yeni görev alanları be­nimsemiş ve evvelce Kuzey Atlantik bölgesi olarak tanımlanan coğrafi alanın dışın­da da hareket etmeye başlamıştır.</strong></em><br />
ABD’nin küresel yayılmasıyla doğal bir karşıtlık yaratmıştır. Bu karşıtlığın sonucu ise iki devletin kendi<br />
ekonomik, siyasal, askerî ve ideolojik alt-sistemlerini yaratarak Soğuk Savaş’ı başlatmaları olmuştur. İşte NATO bu mücadele ortamının doğal bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.</p>
<h3>Yalta ve Postdam Konferansları</h3>
<p>Bu konferanslarda iki ülke arasında beliren anlaşmazlıklar ve bu anlaşmazlıkların en önemlisini oluşturan <span style="color: #ff0000;"><em><strong>“işgalden kurtarılan ülkelerin nasıl yönetileceği sorunu’’</strong></em></span> Savaş ertesinde ilişkilerin bozulmasında çok önemli bir rol oynamıştır.<br />
Yalta Konferansı 4-11 Şubat 1945 ta­rihleri arasında Stalin, Roosevelt ve Churchill’in katılımıyla gerçekleştirildi. Konfe­ransta ele alman konuların özellikle üçü önemlidir.</p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Birincisi, daha önce yapılan Dumbarton Oaks Konferansı ’nda ele alınan Birleşmiş Milletler örgütü konusu görüşülerek, büyük devletlere Güvenlik Konseyi’nde sürekli üyelik ve veto yetkisi verilmesi kararlaştırılmıştır.</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>İkincisi, Almanya’nın 4 işgal bölgesine ayrılması kararlaştırılmıştır.</strong></em></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Üçüncüsü, Polonya hükümeti sorunuydu.</strong></em></span></li>
</ol>
<p>Yalta Konferansı bitiminde yayınlanan <span style="color: #ff0000;"><em><strong>“Kurtarılmış Avrupa Demeci”</strong></em></span>yle işgal edilen Avrupa ülkelerinde <span style="color: #ff0000;"><em><strong>“demokratik rejimlerin”</strong></em></span> kurulacağı ilan edilmiştir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Berlin Bunalımı SSCB ile ABD’nin çok açık bir biçimde kar­şı karşıya geldikleri bir olay olmuş, bir anlamda Soğuk Savaş’m başlangıcını teş­kil etmiştir.</strong></span><br />
Berlin Bunalımı kadar, 1947’de yaşan iki önemli olay daha Soğuk Savaş’m artık tüm boyutlarıyla ortaya çıktığının göstergesiydi. Bunlardan ilki, 12 Mart 1947’de ABD Başkanı Harry Truman’ın ilan ettiği <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Truman Doktrini</strong></em></span>’dir.<br />
Diğer bir gelişme ise ekonomik sorunlarının ortadan kalkmaması durumunda Sovyet etkinliğinin Batı Avrupa’ya yayılmasından endişe eden ABD’nin, 5 Haziran 1947’de, daha sonra Marshall Planı adıyla anılacak olan <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Avrupa’nın Yeniden İmarı Planı</strong></em></span>’nı ilan etmesidir.</p>
<h3>NATO&#8217;nun Yapısı Ve Yönetimi</h3>
<p>NATO’nun en yetkili karar organı Kuzey Atlantik Konseyidir.</p>
<h4>Sivil Yapısı</h4>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Savunma Planlama Komitesi</strong></em></span> (Defence Planning Committee), Daimi Temsilci- ler’den oluşur. NATO Genel Sekreteri, bu toplantılara da başkanlık eder. Ancak yıl­da iki kez Savunma Bakanları düzeyinde toplanarak ortak savunmayla ilgili en önemli konuları görüşür. Komite, kendi alanıyla ilgili olarak NATO’nun askerî yet­kililerine görüş ve öneriler sunmaktadır. Komiteye kurmaylık hizmeti veren başlı­ca alt birim <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Savunma İnceleme Komitesi</strong></em></span> (Defence Review Committee)’dir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Nükleer Planlama Grubu</strong></em></span> (Nuclear Planning Group), Savunma Planlama Komi- tesi’nde yer alan NATO üyelerinin Savunma Bakanları’ndan oluşmakta olup, nük­leer silahlar ve maddelerle ilgili konuları ele almaktadır. NATO Genel Sekreteri başkanlığında toplanan grubun çalışmaları için ön hazırlığı, kendisine bağlı bir alt komite olan <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kurmay Grubu</strong></em></span> (Staff Group) yapar.</p>
<h4>Askeri Yapısı</h4>
<p>Askerî yapının en üstünde <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Askerî Komite</strong></em></span> (Military Committee) yer almaktadır.Bu nedenle özel bir statüsü bulunmakla birlikte Askerî Komite, Konsey ve Savunma Planlama Komitesi’ne bağlı çalışmaktadır. Temel işlevi, her türlü askerî konuda yardım ve tavsiyelerde bulunmaktır. Burada, üye ülkelerin üst düzey askerî temsil­cileri görev alır. Komite’ye, kendi içinden seçilen bir temsilci başkanlık eder. As­kerî konularla ilgili çalışan birçok alt komite de Askerî Komite’ye kurmay hizmeti vermektedir. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Komiteye bağlı olan Uluslararası Askerî Personel ise Haberalma, Ha­rekât, Plan ve Politika, İşbirliği ve Bölgesel Güvenlik ile Lojistik gibi alt birimler­den oluşmaktadır.</strong></em></span></p>
<h3>Türkiye&#8217;nin NATO Üyeliği</h3>
<p>1949’dan üyeliğin sağlandığı 1953’e kadar geçen dönem Türkiye’nin bu yöndeki bitmez tükenmez çabalarına sahne olmuştur. Türkiye’nin NATO üyesi olma çabasının temel nedenleri ise şu şekilde özetlenebilir:</p>
<ol>
<li><strong>1945 Sovyet notalarının da büyük etkisiyle SSCB’den tehdit algılanması so­nucu NATO üyeliğiyle ulusal güvenliğin sağlanabileceği düşüncesi.</strong></li>
<li>Türk egemen elitinin NATO üyeliğini cumhuriyetin ilanından beri benimse­nen Batıcı dış politikanın doğal bir sonucu olarak görmesi.</li>
<li><strong>Türkiye’nin Truman Doktrini ve Marshall Planı çerçevesinde ABD’den alma­ya başladığı ekonomik ve askerî yardımların NATO’ya üye olunması halin­de devam edeceği hatta daha da artacağı inancı.</strong></li>
<li>II. Dünya Savaşı sonrasında liberal fikirlerin Türk aydınları arasında kök sal­ması sonucunda kamuoyunda NATO üyeliğinin bu ideolojik değişimin do­ğal bir uzantısı olarak görülmesi.</li>
<li><strong>Türkiye’nin sosyo-ekonomik gelişimine paralel bir biçimde oluşan ulusal bur­juvazinin Batı ile bütünleşmeyi ve bu bağlamda NATO üyeliğini desteklemesi.</strong></li>
</ol>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kominform:</strong></em> <em>Dünya komünist partileri arasında işbirliği ve dayanışma sağlamak amacıyla Sovyetler Birliği Komünist Partisi önderliğinde kurulan Komintern</em></span>, II. Dünya Savaşı sırasında Stalin tarafından dağıtıldı. Savaşın bitişinin ardından Stalin, komünist partiler arasında yeni bir örgütlenmeye gidilmesini istedi. Bunun sonucunda 1947&#8217;de SSCB, Bulgaristan, Macaristan, Çekoslavakya, Polonya, Romanya, Yugoslavya, Fransa ve İtalya komünist partilerinin katılımıyla Kominform (Komünist Enformasyon Bürosu) kuruldu. Merkezî Yugoslavya&#8217;nın başkenti Belgrad&#8217;da olan Kominfrom 1948&#8217;de Yugoslavya ile SSCB arasında çıkan gerginlik sonucunda merkezini Romanya&#8217;nın başkenti Bükreş&#8217;e taşıdı. Yugoslav Komünist Partisi de Kominfrom&#8217;dan atıldı. Kominfrom Sovyetler Birliği tarafından 1956&#8217;da dağıtıldı.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Not: NATO&#8217;nun 4. maddesi sorulursa aklınıza Kıbrıs Barış Harekatı gelsin arkadaşlar</strong></em></span></p>
<h3>Rogers Planı ve Yunanistan &#8216;ın NATO ya dönüşü</h3>
<p>Kitap da baya bir uzun anlatmışlar hiç gerek yok kısaca özetliyim ben size. Kıbrıs barış harekatı yapınca biz Yunanistan Natoya küstü ve askeri kanadından tirip atarak ayrıldı. ABD&#8217;li General Rogers Türkiye ye gelerek Kenan Evrenle konuştu ikna etti sonrada Yunanistan Tekrar Askeri Kanada geri döndü THE AND 🙂</p>
<h3>NATO&#8217;nun Genişlemesi</h3>
<p>4 Nisan 1949’da Washington’da imzalanan Kuzey Atlantik Antlaşması ile kurulan NATO’nun 12 kurucu üyesi bulunmaktaydı. Bu ülkeler; ABD, Kanada, Ingiltere, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Fransa, Norveç, Danimarka, Portekiz, İzlanda ve İtalya idi. 1951 yılında imzalanan protokol sonucunda Türkiye ve Yunanistan 1952 yılında NATO’ya katıldılar.</p>
<h3>Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Yakın çevre:</strong> </em></span>SSCB&#8217;nin yıkılmasının ardından Rusya Federasyonu (Baltık devletleri dışındaki) eski Sovyet coğrafyasını yaşamsal çıkar alanı ilan etmiştir. Zira, bu coğrafyadaki gelişmeler RF&#8217;nu ekonomik, askerî ve toplumsal açılardan doğrudan etkilemektedir.&nbsp;<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Söz konusu gelişmeleri denetlemek amacını güden dış politikaya “yakın çevre” (near abroad) adı verilmiştir.</strong></em></span><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Önce Rusya:</strong></em></span> RF&#8217;nin yakın çevre politikasına ABD 1990&#8217;ların başında tepki göstermemiş ve Yeltsin Yönetimi&#8217;ni desteklemiştir. RF&#8217;nun istikrarını öncelikli olarak gözeten bu politikaya “önce Rusya” adı verilir.&nbsp;ABD bu politikasını Yeltsin&#8217;in 1996&#8217;da yeniden seçilmesinin ardından aşamalı olarak terk etmiştir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kolektif Güvenlik Anlaşması Örgütü,</strong></em></span> 7 Ekim 2002 tarihinde altı Bağımsız Devletler Topluluğu ülkesi (Rusya Federasyonu, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan,&nbsp;Beyaz Rusya ve Ermenistan) tarafından kurulan askeri ittifaktır. ittifaka 2006&#8217;da Özbekistan&#8217;da katılmıştır.<br />
Örgütün izlediği politikalar değerlendirildiğinde özellikle başka iki uluslararası örgütle işbirliğine önem verdiği göze çarpmaktadır. Bunlardan biri <span style="color: #ff0000;"><em><strong>NATO,</strong></em></span> diğeri de <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Şanghay İşbirliği Örgütü</strong></em></span>’dür.</p>
<h3>3. Ünitenin Önemli Bazı Notları</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Müşterek Meşru Savunma;</strong></em></span> NATO&#8217;nun kurulmasındaki Birleşmiş Milletler Antlaşmasın&#8217;da ki dayanaktır.<br />
NATO&#8217;nun görev alanı Üye devletlerin ülkeleri ve Kuzey Atlantik alanı dır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Barış İçin Ortaklık;</strong></em></span> Soğuk savaş sonrasında, NATO&#8217;nun eski Doğu Bloku ülkeleriyle ilişkilerini geliştirmek için başlattığı programdır.<br />
NATO&#8217;nun Stratejik Konseptlerinin yürürlüğe girebilmesi için Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesinin onayı gerekir.<br />
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin yetkilendirmesi olmadan NATO<span style="color: #ff0000;"><em><strong> Kosava Askeri Harekatı</strong></em></span> gerçekleştirmiştir.<br />
KGAÖ organları karar alırken oydaşma yöntemi kullanır.<br />
KGAÖ&#8217;nün en üst düzey organı <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kolektif Güvenlik Konseyi</strong></em></span> dir.</p>
<h2 style="text-align: center;">Küresel Ekonomik Örgütler Ünite 4</h2>
<p class="Gvdemetni160" style="background: transparent;"><span style="color: #ff0000;"><em><span class="Gvdemetni16KalnExact"><strong>Komşuyu zarara sok politikası</strong> </span></em></span><span class="Gvdemetni16Exact">(beggar thy neighbor): Ülkelerin kendi üretim ve istihdam seviyesini korumak veya artırmak için ithalatı kısıtlayıcı önlemler ve devalüasyon&nbsp;</span><span class="Gvdemetni16Exact">uygulamalarıyla bir yandan toplam talebi ithal mallardan yurt içi üretime doğru kaydırması diğer yandan ihracatı artırması sonucu ticaret ortaklarında dış ticaret açığına ve işsizliğe yol açan politikadır.</span></p>
<h3 class="Gvdemetni160" style="background: transparent;">Uluslararası Para Fonu IMF</h3>
<p>II. Dünya Savaşı’ndan sonra kurulacak, uluslararası ekono­mik sistemin temelini oluşturan <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Bretton Woods Anlaşması</strong></em></span>’nm 22 Temmuz 1944 tarihinde imzalanmasının ardından 27 Ara­lık 1945 tarihinde Uluslararası Para Fonu (IMF) faaliyetlerine başlamıştır.<br />
IMF’nin temel görevleri arasında yer alan “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>ödeme güçlüğü çeken ülkelere yardım etme fonksiyonunu</strong></em></span>”<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>&nbsp;Buna göre uluslararası eko­nomik sistemle entegre olan ülkelerde:</strong></em></span></p>
<ul>
<li>Mali disiplin sağlamalı,</li>
<li>Özel mülkiyet korunmalı,</li>
<li>Kamu harcamaları azaltılmalı,</li>
<li>Kamu teşebbüsleri özelleştirilmeli,</li>
<li>Vergi reformu gerçekleştirilmeli,</li>
<li>Ticaret serbestleştirilmeli,</li>
<li>Finansal reform gerçekleştirmeli,</li>
<li>Uluslararası ticaretin önündeki engeller kaldırılmalı,</li>
<li>Sermaye hareketleri serbest bırakılmalı,</li>
<li>Yoksul ülkelere yardımcı olmalıdır</li>
</ul>
<p class="Gvdemetni160" style="background: transparent;"><span style="color: #ff0000;"><em><strong><span class="Gvdemetni16KalnExact">Geçiş ekonomileri </span></strong></em></span><span class="Gvdemetni16Exact"><span style="color: #ff0000;"><em><strong>kavramı</strong></em></span>, sosyalizm uygulamasından vazgeçerek piyasa ekonomisi koşullarına göre yapılanmaya çalışan eski Doğu Bloku ülkelerini tanımlamak için kullanılmaktadır.</span></p>
<p class="Gvdemetni160" style="background: transparent;">1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılışı ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla IMF artık küresel bir örgüt hâline gelmiştir. Bu süreç geçiş ekonomilerinin 2004 yılında AB üyeliğini elde etmeleriyle başarıya ulaşmıştır.</p>
<p>BM üyesi ülkelerin 2015’e kadar ulaşmayı taahhüt ettikleri hedefler <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Bin Yıl Kalkıma Hedefleri</strong> </em></span>olarak anılır. Bu sekiz hedef:</p>
<ul>
<li>Aşırı yoksulluğun ve açlığın yok edilmesi,</li>
<li>Evrensel ilköğretimin sağlanması,</li>
<li>Cinsiyet eşitliğinin teşvik edilmesi ve kadınların güçlendirilmesi,</li>
<li>Bebek ölüm oranının azaltılması,</li>
<li>Anne sağlığının iyileştirilmesi,</li>
<li>HIV/AIDS, sıtma ve diğer hastalıklarla mücadele edilmesi,</li>
<li>Çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması,</li>
<li>Kalkınmaya yönelik küresel işbirliğinin geliştirilmesidir.</li>
</ul>
<p>IMF ağırlıklı oy yöntemini kullanır. Her üye ülkenin sabit oyunun yanında, Fon sermayesine katkısı ölçüsünde (kotası) değişken oyu bulunmaktadır. Bir ülkenin kotası ne kadar fazla ise karar alma sürecinde ağırlığı da o ölçüde fazla olmaktadır. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>ABD birincidir</strong></em></span>.</p>
<h4>Amaçları Ve Fonksiyonları</h4>
<p>Anasözleşme’nin 1’nci maddesinde;</p>
<ul>
<li>Uluslararası parasal işbirliğini teşvik etmek,</li>
<li>Uluslararası ticaretin dengeli büyümesini ve yaygınlaşmasını kolaylaştırmak,</li>
<li>Kur istikrarını desteklemek,</li>
<li>Çok taraflı bir ödemeler sistemi kurulmasına yardım etmek,</li>
<li>Ödemeler dengesi güçlükleri yaşayan üyelere yeterli koruma önlemleriyle beraber kaynaklar sunmak olarak belirtilmiştir.</li>
</ul>
<p>IMF, özellikle dört alanda teknik yardım ve eğitim sağlar:</p>
<ul>
<li>Para ve maliye politikaları, para politikası araçları, bankacılık sisteminin de­netim ve yeniden yapılandırılması ve merkez bankalarının yapısal gelişimi,</li>
<li>Maliye politikası ve yönetimi (vergi ve gümrük politikaları ve yönetimi, büt­çe hazırlama, harcama yönetimi, sosyal güvenlik ağlarının tasarımı, iç ve dış borç yönetimi vb.)</li>
<li>İstatistiksel verilerin gerçeği yansıtması,</li>
<li>Ekonomik ve mali mevzuat.</li>
</ul>
<h4>IMF Kaynaklarından Yararlanma</h4>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>IMF, üyelerine sunduğu kaynaklar:</strong></em></span></p>
<ul>
<li>IMF üyelerinin kota ödemelerinden,</li>
<li>Altın varlıklarının satışından,</li>
<li>Verilen kredilerden elde edilen faiz gelirlerinden oluşmaktadır.</li>
</ul>
<p>IMF kaynaklarını kullandırırken üyelerine ver­miş olduğu fonların kuruma geri dönmesini sağlayacak politikaların ilgili ülkeler­ce izlenmesini zorunlu bir şart olarak ileri sürer. IMF’nin bu politikasına <span style="color: #ff0000;"><em><strong>şartlılık politikası</strong></em></span> denir. Sağlanan mali destekler arttıkça Fonun öne sürdüğü şartlar da gi­derek ağırlaşmaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Özel Çekme Hakları</strong></em></span> (Special Drawings Rights: SDR) Bretton Woods sabit kur sistemi desteklemek için 1969 yılında IMF tarafından oluşturulmuştur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>IMF’nin Stand-by Düzenlemesi (SBA) gelişmekte olan ülkeler için temel kredi aracıdır.</strong></em></span></p>
<h3>Dünya Bankası Grubu</h3>
<p>Bretton Woods Konferansı’nda belirlenen amaçlardan birisi de savaş sonrası tahrip olmuş ekonomileri yeniden inşa et­mektir. <em><strong>Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası (IBRD)</strong></em> bu amaçla kurulmuştur. İlk defa Economist dergisinde IBRD’ye atfen Dünya Bankası ifadesinin kulla­nılmasıyla bu kavram yerleşmiştir.</p>
<h3>Uluslararası Yeniden Yapılanma ve Kalkınma Bankası</h3>
<p><em><strong>IBRD’nin temel faaliyet alanları:</strong></em></p>
<ul>
<li>Özel yatırımcıların kârlı bulmadıkları uzun vadeli insani ve sosyal kalkınma ihtiyaçlarını destekleyen alanlara kredi sağlamak,</li>
<li>Kriz dönemlerinde, krizden en çok etkilenen yoksul kesimlere destek sağlamak,</li>
<li>Yapısal uyum politikaları ve kurumsal reformları (sosyal güvenlik, yol­suzlukla mücadele vb.) desteklemek,</li>
<li>Özel sermaye yatırımları için elverişli ortam oluşturmak,</li>
<li>Yoksul ülkelere hibe sağlamaktır.</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Uluslar Arası Kalkınma Birliği ;</strong></em></span> En yoksul ülkelere faizsiz kredi ve hibe programları sağlayan kuruluştur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Uluslar Arası Finans Kurumu ;</strong></em></span> İFC gelişmekte olan ülkelerde özel sektöre destek vermeyi amaçlamaktadır.</p>
<h3>Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözümü İçin Uluslararası Merkez</h3>
<p>“<em><strong>Devletler ile Diğer Devlet Vatandaşları Arasındaki Yatı­rım Uyuşmazlıklarının Çözümüne Dair Anlaşma</strong></em>’’ adlı ulus­lararası anlaşma ile Yatırım Anlaşmazlıklarının Çözümü İçin Uluslararası Mer­kez (ICSID) oluşturulmuş­tur.&nbsp;ICSID’ın merkezi de Dünya Bankasınınki gibi Washington’dadır.</p>
<h3>Dünya Ticaret Örgütü</h3>
<p>Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması 1947, genel ve özel&nbsp;nitelikteki amaçlara ulaşabilmek için başlıca dört te­mel ilkeden (kuraldan) hareket etmiştir. Bunlar:</p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>En Çok Kayrılan Ülke İlkesi:</strong></em></span> Üye ülkeler arasındaki dış ticaret ayırımcı olmayan bazda yapılmalıdır. Bu ilke, GATT’ın 1’nci maddesinde yer alan ve kuruluşun özü­nü oluşturan en çok kayrılan ülke kuralına (the most favoured nation treatment principle: MFN) dayanır. îlke, her GATT üyesinin tüm taraflara, aynı gümrük tarife oranının uygulamasını ve ayırımcı işlemde bulunulmamasını öngörür. Bölgesel bir­leşmeler ve ticaret anlaşmaları en çok kayrılan ülke ilkesine getirilen bir istisnadır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tarifeler Yoluyla Koruma İlkesi:</strong></em></span> İlkeye göre GATT’a taraf ülkeler, sanayilerini sadece gümrük tarifeleri ile koruyacaklar ve bu amaçla diğer önlemlere başvurma­yacaklardır. Dolayısıyla ithal kotalarının yerli sanayinin korunması amacıyla kulla­nılması yasaklanmıştır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ulusal İşlem İlkesi:</strong> </em></span>Bu ilke, iç pazara ilişkin düzenleme ve uygulamalar yönünden ithal ve yerli mallar arasında ayrım yapılmamasını öngörür.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gümrük Vergilerinin İndirilerek Konsolide Edilmesi İlkesi:</strong></em></span> GATT, öncelikle gümrük tarifelerinin indirilmesi üzerinde yoğunlaşmıştır. Her üye ülkenin taviz lis­tesinde yer alan oranlar bağlı oranlar (bound rates) olarak tanımlanmıştır. Bu oran­ların üzerine ülkeler çıkamaz, üye ülkeler bakımından bağlayıcıdır. Oranlar önem­li ticaret ortaklarıyla telafi amacıyla müzakere edilmeksizin arttırılamaz.</li>
</ol>
<h3>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü</h3>
<p>16 ülkenin temsilcileri tarafından <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Marshall Yardımı</strong></em></span>’nm koordinasyonunu&nbsp;yürütecek daimi bir kuruluşun oluşturulması için hazırlanan Avrupa Ekonomik İşbirli­ği Sözleşmesi, 16 Nisan 1948 tarihinde imzalanmıştır. Böylece, Avrupa Ekonomik İşbir­liği Örgütü (Organization for European Economic Cooperation: OEEC) kurulmuştur.</p>
<h2></h2>
<h2 style="text-align: center;">Bölgesel Uluslararası Örgütler ; Avrupa konseyi, Avrupa Güvenlik ve işbirliği Teşkilatı Ünite 5</h2>
<p>5 Mayıs 1949’da <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Belçika, Danimarka, Fransa, İrlanda, İtalya, Lüksemburg, Hollan­da, Norveç, İsveç ve Britanya</strong></em></span> Londra Antlaşması’na imza atarak Avrupa Konseyini kurdular.</p>
<p class="Gvdemetni160" style="margin-bottom: 6.0pt; background: transparent;"><span class="Gvdemetni16Exact"><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Avrupa Konseyinde gözlemci statüsüne sahip beş ülke şunlardır:</strong></em></span> Vatikan, Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Japonya, Meksika</span></p>
<h3 class="Gvdemetni160" style="margin-bottom: 6.0pt; background: transparent;">Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi</h3>
<p>Bu haklar <span style="color: #ff0000;"><em><strong>yaşama hakkı, özgürlük ve güvenlik hak­kı, adil yargılanma hakkı, cezaların yasallığı, özel hayatın ve aile hayatının korun­ması, düşünce, vicdan ve din özgürlüğü, ifade özgürlüğü, dernek kurma ve top­lanma özgürlüğü, evlenme hakkı</strong></em></span> olarak kısaca sayılabilir. Yine Sözleşme’ye göre işkence, kölelik ve zorla çalıştırma yasaktır. Sözleşmede tanınan hak ve özgürlük­lerden yararlanmanın cinsiyet, ırk, renk, dil, din, siyasal veya diğer kanaatler, ulu­sal veya sosyal köken, ulusal bir azınlığa mensupluk, servet, doğum veya herhan­gi başka bir durum bakımından hiçbir ayırımcılık yapılmadan sağlanması gerekir; yani ayrımcılık yasaktır. Sözleşme’de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapma hakkına sahiptir.</p>
<h3>Avrupa Konseyi ve Türkiye</h3>
<p>Türkiye, AlHS’yi 1950’de imzalamış, 1954’te onaylamıştır. AlHM’ye bireysel başvuru hakkı ise 1987’de tanınmıştır. 2010 itibariyle Türkiye Avrupa Konseyi bün­yesindeki 210 antlaşmanın 71 tanesine taraf değildir. Taraf olmadığı antlaşmalar arasında <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ulusal Azınlıkların Korunması Çerçeve Sözleşmesi ile Avrupa Bölgesel ve­ya Azınlık Dilleri Şartı da vardır.</strong></em></span></p>
<h3>Avrupa Güvenlik Ve İş Birliği Teşkilatı</h3>
<p>1994’te gerçekleştirilen <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Budapeşte Zirvesi</strong></em></span>’nde örgütün adının değişmesine yö­nelik alman kararla birlikte bu yeni kurumsallaşma süreci tamamlanacaktı. 1995’te AGİK yerini Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatına (AGİT) bıraktı. Budapeşte Zir­vesi aynı zamanda AGİT’in etnik ve bölgesel çatışmalarla daha yakından ilgilene­ceğinin de ilanı oldu.</p>
<h3 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;"><em><strong>***Önemli Notlar***</strong></em></span></h3>
<p><em><strong><span style="color: #ff0000;">Avrupa Konseyi Londra Antlaşmasıyla 1949 yılında kurulmuştur.</span></strong></em><br />
<em><strong><span style="color: #ff0000;">Avrupa Konseyinin karar verme organı Bakanlar Komitesi dir.</span></strong></em><br />
<em><strong><span style="color: #ff0000;">Avrupa Birliğine üye olmak için Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesini imzalayıp onaylaması gerekir.</span></strong></em><br />
<em><strong><span style="color: #ff0000;">Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı ilk olarak 1973 yılında Helsinki de toplanmıştır.</span></strong></em></p>
<h2 style="text-align: center;">Bölgesel Ekonomik Bütünleşmeler Ünite 6</h2>
<h3>Latin Amerikan Entegrasyon Birliği</h3>
<p>Aslında ALADI, Latin Amerika’da bir ortak pazar oluşturulmasını amaçlayan ve 1960 yılında kurulan Latin Amerika Serbest Ticaret Alanı’nın (Latin American Free Trade Area: LAFTA) yerini alan bir örgüttür. Latin Amerika’da, 1950’lerden itibaren başlayan bölgesel ekonomik bütünleşme girişimleri, 1957’de toplanan Amerikan Devletleri Ekonomik Konferansı’nın ardından imzalanan Montevideo Antlaşması ve Latin Amerika Serbest Ticaret Alanı (LAFTA) ile sonuçlanmıştı. Ancak LAFTA deneyimi, üye ülkeler olan Arjantin, Brezilya, fiili, Uruguay, Meksika, Paraguay ve Peru arasında, tam bir ticaret serbestisine ulaşılmasını sağlayamadı ve başarısız bir girişim olarak kaldı.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kısacası LAFTA nın başarısız olmasının ardından ALADI kurulmuştur.</strong></em></span><br />
ALADI içinde ekonomik düzeylerine göre üye ülkeler üçe ayrılmıştır.</p>
<ol>
<li>Brezilya, Arjantin ve Meksika çok gelişmiş ülkeler;</li>
<li>Şili, Kolombiya, Peru, Uruguay ve Venezüella orta gelişmişlikte ülkeler;</li>
<li>Bolivya, Ekvator ve Paraguay ise az gelişmiş ülkeler olarak sınıflandırılmıştır.</li>
</ol>
<p class="Gvdemetni160" style="background: transparent;"><em><strong><span class="Gvdemetni16KalnExact">And Ülkeleri; </span></strong></em><span class="Gvdemetni16Exact">Venezuela, Kolombiya, Ekvator, Peru, Bolivya, Arjantin ve Şili ülkelerinden oluşur.</span></p>
<h3 class="Gvdemetni160" style="background: transparent;">Güney Ortak Pazarı</h3>
<p>AB ve NAFTA’dan sonra dünyanın üçüncü büyük ortak pazarı olarak kabul edilen <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Güney Ortak Pazarı &#8211; MERCOSUR</strong></em></span>, &nbsp;Arjantin, Brezilya, Uruguay ve Paraguay tarafından imzalanan 26 Mart 1991 tarihli Asuncion Antlaşması ile ku­ruldu. Örgütün Genel Sekreterliği Uruguay’ın başkenti Montevideo’dadır.</p>
<h3>Kuzey Amerika Serbest Ticaret Anlaşması</h3>
<p>NAFTA, <span style="color: #ff0000;"><em><strong>taraf üç ülke ABD, Kanada ve Meksika</strong></em></span> arasında belirli malların ve hiz­metlerin serbest dolaşımının sağlanması amacıyla tarife ve tarife dışı düzenlemele­rin 15 yıl içerisinde ortadan kaldırılmasına dayanan bir anlaşmadır. Nitekim 1 Ocak 2008’den itibaren anlaşmada belirlenen mal ve hizmetlerle ilgili tüm kısıtlamalar ta­mamen kaldırılmıştır.</p>
<h3>Avrupa Serbest Ticaret Birliği</h3>
<p>AET’yi kuran Roma Antlaşması 1957’de imzalandığında kurucu ül­keler diğer Avrupa ülkelerine de çağ­rı da bulunarak topluluğa katılmala­rını istediler. Fakat o dönemde bu davete başta İngiltere olmak üzere diğer Avrupa ülkeleri icap etmediler.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>EFTA’nın temel fonksiyonu, üye ülkeler arasındaki ticareti serbestleştirerek re­kabeti sağlamaktır.</strong> </em></span>AET’den farklı olarak serbestleştirme hizmet ve sermaye alan­larını içermediği gibi tarımsal mallar da kapsamda yer almamaktadır. Bu çerçeve­de, EFTA’nın bir gümrük birliği olarak üçüncü taraflara karşı ortak ticaret politika­sı izlemek, ekonomi politikalarının eşgüdümünün sağlanması gibi bir hedefi bu­lunmamaktadır.<br />
Bütün bu gelişmelere rağmen, 1980’lerde EFTA ile AET arasında başlayan ortak bir <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Avrupa ekonomik alanı</strong></em></span> yaratma yönündeki görüşmelerin, 1 Temmuz 1994’te imzalanan Avrupa Ekonomik Alanı Antlaşmasıyla sonuçlandırıldı.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Örgütün, temel organları şunlardır:</strong></em></span></p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Konsey:</strong></em></span> Temel görevi Stockholm Konvansiyonu’nun uygulanmasını gözetmek, sorunların çözümünü sağlamak ve diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla ilişki­lerin yürütülmesidir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Komiteler:</strong></em></span> Parlamenterler Komitesi: EFTA üyesi ülkelerin parlamenterlerinden oluşan bu organın temel işlevi, üye ülke halklarının örgütle daha doğrudan bir bağ kurabilmesini sağlamaktır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Danışma Komitesi:</strong></em></span> Üye ülkelerin işçi ve işveren sendikalarının temsil edildiği sosyal bir forum işlevini görmektedir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sekreterya:</strong></em></span> Genel Ofisi Cenevre’de bulunan genel sekreter, örgütün aktivitelerini koordine etmek ve örgütün tüm kaynaklarının kullanımından sorumludur.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Gözetim Otoritesi:</strong></em></span> Organ, kişilerin ve piyasada yer alan tüm kesimlerin haklarını kullanırken karşı karşıya kalabile­cekleri ihlalleri engellemeyi amaçlamaktadır.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Mahkeme:</strong></em></span> Mahkeme, Avrupa Ekonomik Alanı kurallarının uygulanması ama­cıyla EFTA üyesi (İsviçre dışında) ülke mahkemelerine tavsiye görüşleri sunmak, herhangi bir Avrupa Ekonomik Alanı kuralının uygulanması ya da yorumlanması, EFTA üyesi ülkeler arasındaki uyuşmazlıkların çözüme bağlanması gibi görevlere sahiptir.</li>
</ol>
<h3>Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Örgütü</h3>
<p>Örgü­tün kurucu üyeleri; Avustralya, Brunei, Ka­nada, Endonezya, Japonya, Güney Kore, Ma­lezya, Yeni Zelanda, Filipinler, Singapur, Tayland ve ABD idi. Örgüte daha sonra sıra­sıyla 1991’de Çin, Honkong, Tayvan, 1993’te Meksika ve Papua Yeni Gine, 1994’te fiili, 1998’de ise Peru, Rusya ve Vietnam katıldı.</p>
<h3>Avrasya Ekonomik Topluluğu</h3>
<p>Avrasya Ekonomik Topluluğuna Belarus, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan ve Özbekistan üyedir. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Örgütün faaliyete geçemeyen organı Topluluk Mahkemesidir.</strong></em></span></p>
<h2 style="text-align: center;">Sui Generis Örgütleri Ünite 7</h2>
<p>Bu ünitede, ders kitabımızın genelinde yapmış olduğumuz sınıflandırmaya uyma­yan, kendine özgü uluslararası örgütler tanıtılmaya çalışılacaktır. Bu örgütler <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ba­ğımsız Devletler Topluluğu, Şangay İşbirliği Örgütü, İslam İşbirliği Örgütü ve Arap Ligi</strong></em></span> olarak belirlenmiştir.</p>
<h3>Bağımsız Devletler Topluluğu</h3>
<p class="Gvdemetni160" style="background: transparent;"><span class="Gvdemetni16Exact">Bağımsız Devletler Topluluğu 8 Aralık 1991 tarihinde <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Belarus</strong></em></span>&#8216;un Bağımsız Devletler Topluluğunu kuran anlaşmayı imzalayarak <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sovyetler Birliği&#8217;ne son vermesiyle kurulmuştur.</strong></em></span></span></p>
<p>2008 Güney Osetya Savaşı ile başlayan ve Rusya ile aralarında çıkan savaş sonrası Gürcistan BDT&#8217;den ayrılmaya karar vermiştir.&nbsp;15 Ağustos 2008 tarihinde Gürcistan Meclisi, BDT&#8217;den ayrılma kararını onaylamış ve üyelik resmen 17 Ağustos&nbsp;2009 tarihinde sona ermiştir.</p>
<h3>Şangay İşbirliği Örgütü</h3>
<p>Kurucuları Çin ve Rusyadır. Amacı NATO&#8217;yu politik ve askeri yeteneklerle Orta Asyada dengelemek amacındadır.&nbsp;İkilinin devlet başkanlarına Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan liderlerinin de katılmasıyla 26 Nisan 1996’da Şangay’da imzalanan Sınır Bölgelerinde Askeri Güveni Derinleştirme Antlaşması’yla “Şangay Beşlisi (Shanghai Five)’’ olarak anı­lan yapı kuruldu.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>ABD&#8217;nin Şangay işbirliği Örgütü&#8217;ne gözlemci üye olma başvurusu 2005&#8217;te reddedilmiştir.</strong></em></span></p>
<h3>İslam İşbirliği Örgütü</h3>
<p>Osmanlı İmparatorluğu’nun dağılmasının ardın¬dan İslam ülkeleri arasında dayanışmayı sağlaya¬cak konferans ve diğer etkinliklere genelde Suudi Arabistan’ın öncülük ettiği görülmektedir. 1926’da toplanan ilk konferansa Türkiye, Rusya, İran ve Afganistan gibi önemli Müslüman nüfusun yaşadı¬ğı ülkeler delege göndermemiştir. Takip eden kon-feranslarda da tüm İslam dünyasını temsil edecek katılım olmamıştır. Bu nedenle İslam ülkelerini tek çatı altında toplamaya yönelik girişimler başa¬rısız kalmıştır.<br />
2011&#8217;de Astana&#8217;da toplanan Zirvede İslam Konferansı Örgütü İslam işbirliği Örgütü&#8217;ne dönüşmüştür.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İslam Zirvesi:</strong></em></span> İslam Ülkeleri Devlet ve Hükümet Başkanları Konferansımın kısa adıdır. İİÖ&#8217;nün en yüksek yönetim organı olup üç yılda bir toplanmaktadır. Zirve&#8217;de Genel Sekreterlik ve Dışişleri Bakanları Konferansının hazırladığı gündem ve anlaşmalar ele alınmaktadır. İslam Zirvesi olağanüstü hâllerde üyelerin basit çoğunluğunun desteğiyle toplanabilmektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İslam Dışişleri Bakanları Konferansı:</strong></em></span> Her yıl Aralık ayında toplanmaktadır. Konferans İslam Zirvesinde alman kararların uygulanmasında önemli role sahiptir. İslam Dışişleri Bakanları Konferansı, İİÖ Genel Sekreterliğinin ve yan organlarının bütçelerini onaylamak, gerekirse yeni organ ve komite tesis edilmesi için tavsiyede bulunmak gibi görevleri bulunmaktadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Genel Sekreterlik:</strong></em></span> İslam&nbsp;Zirvesi ve Dışişleri Bakanları Konferansımda alman kararların uygulanmasından sorumludur. Söz konusu organ, çeşitli zirvelerde alman kararların uygulama sonuçlarını raporlayarak tekrar ilgili organlara iletmekte, çalışmaları ile ilgili olarak yıllık raporlar hazırlamakta ve bunları üst organlara sunmaktadır. Bunların dışında Genel Sekreterlik, İİÖ&#8217;nün bütçe ve programını hazırlar, Örgüt organlarının çalışmalarını uyumlaştırır ve üye ülkeler arasında iletişimi güçlendirerek görüş farklılıklarının azaltılmasına katkıda bulunur.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>İslam Kalkınma Bankası:&nbsp;</strong></em></span>Banka faaliyetlerine resmî olarak Ekim 1975’te başlamıştır. Banka&#8217;nın amacı, üye ülkelerin yanı sıra üye olmayan ülkelerdeki Müslüman toplulukların ekonomik ve sosyal açıdan kalkınmalarına katkıda bulunmaktır. 56 üyeli Banka faaliyetlerini sermayeye en fazla katkıyı sağlayan S. Arabistan&#8217;nın Cidde şehrinde yürütmektedir. İslam Kalkınma Bankası, Dünya Bankası modelinde örgütlenmiş, gruba bağlı olarak 8 uluslararası kuruluş faaliyet göstermektedir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Banka, amaçlarını gerçekleştirmek için aşağıdaki fonksiyon­ları yerine getirmektedir. Bunlar;</strong></em></span></p>
<ul>
<li>Üye ülkelerdeki kuruluşlara veya verimli projelere sermaye iştirakinde bulunmak,</li>
<li>Üye ülkelerdeki kamu ve özel sektör projelerine kredi sağlamak,</li>
<li>Üye ülkeler arasındaki ticaretin geliştirilmesine yardımcı olmak ve bu doğ­rultuda çalışmalar yapmak,</li>
<li>Üye ülkeler arasında teknik işbirliğini geliştirmek ve teknik yardım sağlamak,</li>
<li>Eğitim faaliyetlerinin yanı sıra ekonomik konularda araştırma yapmak özet­lenebilir.</li>
</ul>
<h3>Arap Ligi</h3>
<p>Diğer adı Arap Birliği olan kuruluşun temeli, 1944&#8217;teki İskenderiye Protokolü ile atılmıştır.&nbsp;Örgüt, 1945&#8217;te Kahire&#8217;de 6 ülkenin imzaladığı anlaşma ile kurulmuştur. Günümüzde 22 üyesi bulunan Örgütün amacı, üye ülkeler arasında işbirliğini geliştirmek, üyelerin politikalarını koordine etmek, üye ülkelerin bağımsızlık ve egemenliklerini korumaktır.Arap Ligi’nin bölgesel sorunlar karşısında belki de tek başarısı, kısa vadeli de ol­sa, 1973’teki Petrol Savaşı’dır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Hükümet Dışı Uluslararası Örgütler Ünite 8</h2>
<p>BM kurucu antlaşmasının 71. maddesinde hükümet dışı örgütler sadece <span style="color: #ff0000;"><em><strong>“sivil toplum kuruluşları”</strong></em></span> şeklinde ismen geçmektedir.&nbsp;BM&#8217;ye göre devletlerarası anlaşmalarla kurulmamış, bütün uluslararası örgütler <span style="color: #ff0000;"><em><strong>“hükümet dışı örgüt”</strong></em></span> olarak kabul edilir.<br />
Sivil toplum kuruluşlarının, mevcut düzenin açıklarını kapatarak kendisini idame ettirmesi için yönlendiren, bu anlamda da toplumun “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>gazını alma</strong></em></span>” işlevi gören ve “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>halka dayalı alternatifler</strong></em></span>” olmaktan ziyade “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>neo-liberalizmin araçları</strong></em></span>” olarak faaliyet gösteren yapılanmalar olduğu yönünde eleştiriler getirilmektedir.</p>
<h3>Uluslararası Af Örgütü</h3>
<p>28 Mayıs 1961’de The Observer’da Peter Benenson imzasıyla yayınlanan “The Forgotten Prisoners” makalesiyle başladığı kabul edilen bir süreçle kurulan Uluslararası Af Örgütü (UAÖ) (Amnesty International), bugün hem ulaştığı kapsama alanı, hem etkinliği hem de tanınırlığı ve bilinirliği açısından en önde gelen hükümet dışı örgütlerdendir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>UAÖ, günümüzde kendi te­mel misyonunu şöyle sıralamaktadır:</strong></em></span></p>
<ul>
<li>Kadınların, çocukların, azınlıkların ve yerel halkların hakları,</li>
<li>İşkenceye son verme,</li>
<li>İdam cezasının kaldırılması,</li>
<li>Fikir mahkûmlarının, sığınmacıların ve göçmenlerin sorunları ve hakları,</li>
<li>Siyasi suçluların hakları,</li>
<li>İnsan onurunun korunması</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ülke Kuralı;&nbsp;</strong></em></span>UAÖ’nün kendisini benzer birçok hükümet dışı örgütten de ayıran en önemli ça­lışma ilkesi, “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>ülke kuralı</strong></em></span>”dır (Work on Own Country Rule &#8211; WOOC). Bu kurala gö­re, örgüt temsilcilikleri bulundukları ülkede hak ihlaline uğrayanlarla ilgili raporla­ma yapamamaktadır.</p>
<h3>İnsan Hakları İzleme Örgütü</h3>
<p>İnsan Haklan İzleme Örgütü (Human Rights Watch: HRW), 1978’den itibaren kurulan bir dizi insan hakları örgütünün 1988’de tek bir şemsiye altında toplanmasıyla oluşturulmuş­tur. Helsinki Nihai Senedi’nin 1975’te yayınlanmasını takiben özellikle Doğu Bloku devletlerindeki insan hakları ihlallerini gündeme getirmek, bu devletlerin Helsinki’de uzlaşılan ilke ve kurallara ne ölçüde uyduğunu izlemek ve bu çerçevede onlar üzerinde siyasi baskı oluşturmak amacıyla 1978’de kurulan Helsinki Watch, örgütün ilk nüvesini oluşturmaktadır.</p>
<p class="Gvdemetni160" style="background: transparent;"><span class="Gvdemetni16Exact">Yumuşama (detant) döneminde, sosyalist bloğa karşı, özellikle insan hakları alanında önemli eleştiriler yönelmiştir. Bu eleştirilere aracılık eden hükümet dışı örgütlerin başında da insan Hakları izleme Örgütü gelmektedir.</span></p>
<p class="Gvdemetni160" style="background: transparent;">Her yıl bir de İnsan Hakları Savunucusu Ödülü veren HRW, insan hakları ör­gütlerinin çalıştığı genel insan hakları konularının yanı sıra çocuk askerlerin duru­mu, kara mayınlarının ve misket bombalarının yasaklanması, sansürün önlenmesi vb. konularda yaptığı çalışmaları da özellikle vurgulamaktadır.</p>
<h3 class="Gvdemetni160" style="background: transparent;">Greenpeace Yeşil Barış</h3>
<p class="Gvdemetni160" style="margin-bottom: 6.0pt; background: transparent;"><span class="Gvdemetni16Exact">Yeşil Barış, 1971 yılından itibaren küresel düzeyde çevre sorunlarına karşı mücadele veren en önemli hükümet dışı uluslararası örgüttür.&nbsp;</span><span class="Gvdemetni16Exact">1972 tarihli Birleşmiş Milletler insan ve Çevre Konferansı neticesinde imzalanmış olan <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Stockholm Deklarasyonu, “çevre hakkı”</strong></em></span> konusunda uluslararası düzeydeki ilk ve en önemli belgedir.</span></p>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Greenpeace&#8217;in, çalışmalar&nbsp;yürüttüğü temel konular&nbsp;şunlardır:</strong></em></span></p>
<ul>
<li>Okyanuslar ve yaşlı ormanların korunması,</li>
<li>İklim değişikliğini durdurabilmek için fosil yakıtların kademeli olarak sonlandırılması ve yenilenebilir enerjilerin teşvik edilmesi,</li>
<li>Nükleer silahlanma ve nükleer kirliliğe son verilmesi,</li>
<li>Zehirli kimyasalların ortadan kaldırılması,</li>
<li>Genleri ile oynanmış organizmaların doğaya bırakılmasının önlenmesi</li>
</ul>
<p>Greenpeace’in en önemli eylem biçimi, “tanıklık etme” olarak adlandırılmakta­dır. Buna göre, aktif bir eylem tarzından ziyade itiraz edilen, dikkat çekilmek iste­nen uygulamaların olduğu mekânlarda genelde sadece hazır bulunarak ve/veya pasif direniş yöntemleriyle konunun gündeme gelmesi ve tartışılması amaçlanmak­tadır.</p>
<h2 style="text-align: center;"><span style="color: #ff0000;">****Önemli Notlar****</span></h2>
<p>Kızılhaç&#8217;ın kurucusu <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Hanry Dunant</strong></em></span> dır.<br />
2007’de yürürlüğe giren Cenevre Sözleşmeleri’ne III no’lu Ek Protokol ile bir şekilde giderilmiştir. Buna göre, “<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kızıl Kristal</strong></em></span>” (The Red Crystal) olarak adlandırılan seküler/nötr amblemi de kullanmak kaydıyla diğer amblemlerin çatışma alanında aynı hak ve dokunulmazlıklardan yararlanacak şe­kilde kullanılmasına onay verilmiştir.<br />
<span class="Gvdemetni16Exact">11 Haziran 1868 tarihinde “Osmanlı Yaralı ve Hasta Askerlere Yardım Cemiyeti” adıyla kurulan Kızılay, 1947&#8217;de “Türkiye Kızılay Derneği” adını almıştır. Kuruluşa “KIZILAY” adını Atatürk vermiştir.</span><br />
&nbsp;<br />
&nbsp;</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/uluslararasi-orgutler-ders-notlari">Uluslararası Örgütler Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/uluslararasi-orgutler-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>10</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/avrupa-birligi-ve-turkiye-iliskileri-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/avrupa-birligi-ve-turkiye-iliskileri-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 09 May 2015 10:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği Türkiye İlişkileri Ders Notu]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sercancepni.net.tr/?p=292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa birliği ve türkiye ilişkileri ders notları na başlamadan önce bir kaç bilgilendirme yapıyım&#160;avrupa birliği ve türkiye ilişkileri ders kitabında benim çıkartacağım notlar arasında şurayı baştan sona okuyun dediysem kesinlikle okuyun kitaptan milyon tane soru çıkabilecek tarzda bilgiler var yapılan anlaşmaların tarihlerini ezberlemeye çalışın en az 3 soru geliyor bu şekilde fazla uzatmadan notlara geçelim [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/avrupa-birligi-ve-turkiye-iliskileri-ders-notlari">Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa birliği ve türkiye ilişkileri ders notları na başlamadan önce bir kaç bilgilendirme yapıyım&nbsp;avrupa birliği ve türkiye ilişkileri ders kitabında benim çıkartacağım notlar arasında şurayı baştan sona okuyun dediysem kesinlikle okuyun kitaptan milyon tane soru çıkabilecek tarzda bilgiler var yapılan anlaşmaların tarihlerini ezberlemeye çalışın en az 3 soru geliyor bu şekilde fazla uzatmadan notlara geçelim ;</p>
<h2 style="text-align: center;">Türkiye &#8211; Avrupa Birliği (Ortaklık) İlişkileri Ünite 1</h2>
<p>Türkiye, tarihte en büyük barış projesi olarak nite­lendirilen Avrupa bütünleşmesi hareketine de ilgisiz kalmaya­rak, <em><strong>31 Temmuz 1959’de</strong></em> bu ha­reketin en önemli örgütlenme­si olan Avrupa Ekonomik Topluluğuna (AET, bugünkü adıyla Avrupa Birliği’ne) <em><strong>baş­vurmuştur.</strong></em><br />
<em>Bu başvurunun altında birçok neden yatmaktadır. Bunlar genel olarak şöyle sı­ralanabilir:</em></p>
<ul>
<li>Batılılaşma ve çağdaşlaşma çabalarını sürdürme,</li>
<li>Soğuk Savaş döneminde siyasi ve ekonomik izolasyondan ve Sovyetler Birliği’nin baskısından kurtulma,</li>
<li>Batı Bloğundaki yerini ekonomik entegrasyonla destekleme,</li>
<li>ABD karşısında denge arayışı,</li>
<li>Avrupa Ekonomik Topluluğunun yardımlarından yararlanma ve Avrupa Ekonomik Topluluğu üye devletlerindeki mevcut pazar payını koruma,</li>
<li>Avrupa’da Yunanistan’ın aleyhteki girişimlerine engel olma.</li>
</ul>
<h3>Ortaklığın Kurulması</h3>
<p>Avrupa Ekonomik Topluluğunu Kuran Antlaşmanın 238. madde­si temelinde tam üyelik koşulları gerçekleşinceye kadar geçerli olacak bir ortak­lık ilişkisinin kurulması önerilmiştir.&nbsp;Anlaşma, 12 Eylül 1963’te Ankara’da imzalanmış ve tarafların iç hukuklarında onaylanması ve GATT izninin alınması süreçlerinin ardından 1 Aralık 1964’te yü­rürlüğe girmiştir. Böylece Türkiye, Yunanistan’ın arkasından Topluluk ile ortaklık kuran ikinci ülke olmuştur.</p>
<h3>1963 Ankara Anlaşması</h3>
<p>Ankara Anlaşması, giriş bölümü dışında 33 madde içeren ana metin, <em><strong>bir geçici pro­tokol, bir mali protokol, son senet ve iş gücü konusunda taraflar arasında teati edi­len mektuplardan oluşmaktadır.</strong> </em>Ayrıca Anlaşma’nın&nbsp;ana metnine bir niyet bildirisi, iki yorum bildirisi ve Federal Alman Hükûme- ti’ne ait iki bildiri eklenmiştir.<br />
<em>Anlaşmanın ana metninde; ortaklık iliş­kisinin amacı, gümrük birliği, tarım, malla­rın kişilerin, sermayenin ve hizmetlerin ser­best dolaşımı, ulaştırma, rekabet, mevzuat ile ekonomik ve ticari politikaların uyum­laştırılması, ortaklık kurumları, Türkiye’nin tam üyelik imkânları, ortaklık ilişkisinde çı­kabilecek uyuşmazlıkların çözümü gibi ko­nulara ilişkin hükümler öngörülmüştür</em></p>
<h4>Anlaşmanın Amacı</h4>
<p class="Gvdemetni150" style="background: transparent;"><span class="Gvdemetni15talikdeil">Ankara Anlaşması’nm temel ve nihai amacı <em><strong>Türkiye’nin Topluluğa (Birli­ğe) tam üyeliğidir</strong></em>.</span>Anlaşma, “tam üyeliğe götüren ortaklık anlaşması” ola­rak nitelendirilmektedir.</p>
<h4 class="Gvdemetni150" style="background: transparent;">Anlaşmanın Dönemleri</h4>
<ol>
<li><em>Hazırlık Dönemi</em></li>
<li><em>Geçiş Dönemi</em></li>
<li><em>Son Dönem</em></li>
</ol>
<p><em><strong>Anlaşmanın İçeriği ;&nbsp;</strong></em>Anlaşma, “karma sözleşme” olarak Topluluk üye devletlerinin katılımı altında ak­dedilmişin Ancak, ortaklık ilişkisinde Türkiye’nin asıl muhatabı Topluluk üyesi&nbsp;devletler değil Topluluğun (Birliğin) kendisidir. Çünkü Anlaşma’mn 1. maddesi ge­reğince ortaklık Türkiye ile Topluluk arasında kurulmuştur.Anlaşma, içerik olarak AET-Yunanistan Ortaklık Anlaşması örnek alınarak hazırlanmıştır.</p>
<p class="Resimyazs2" style="background: transparent;"><em><strong><span class="Resimyazs2KalnExact">Karma Sözleşme: </span></strong></em><span class="Resimyazs2Exact">iki taraflı </span><span class="Resimyazs28pttalikExact"><span style="font-size: 8.0pt;">(bilateratj</span></span><span class="Resimyazs2Exact"> ve çok taraflı </span><span class="Resimyazs28pttalikExact"><span style="font-size: 8.0pt;">(multilateral)</span></span><span class="Resimyazs2Exact"> anlaşmaların özelliklerini taşıyan anlaşmalara denir.</span></p>
<p><em><strong>AET-Yunanistan Ortaklık Anlaşması:</strong></em> 9 Temmuz 1961&#8217;de AET ile Yunanistan arasında imzalanan ortaklık anlaşmasıdır. Anlaşma, Yunanistan&#8217;ın 1981 yılında Avrupa Topluluklarına katılmasıyla sona ermiştir.<br />
<em><strong>Sözleşmeye Sadakat Yükümlüğü:</strong> </em>Devletlerin imzaladıkları uluslararası anlaşmaya uymak zorunda olduklarını ifade eden ve söze bağlılık (ahde vefa, pacta sund servenda) ilkesinden çıkan bir yükümlüktür.<br />
<em><strong>Ayrımcılık Yasağı:</strong> </em>Aynı durumdaki bireylere farklı, farklı durumdaki bireylere aynı muamele yapma yasağıdır.<br />
<em><strong>Ortaklık Konseyi:</strong></em> Ortaklığın karar organıdır.<br />
Bununla birlikte âkit tarafların ortaklık rejimin uygulamasında iki temel yükümlülükleri söz konusudur. Birincisi, 7. maddede belirtilen <em><strong>“sözleşme­ye sadakat”</strong></em> yükümlüğü, diğeri ise 9. maddede öngörülen <em><strong>“ayrımcılık yasağı”</strong></em>dır.</p>
<h4>Hazırlık Dönemi ( 1964-1973 )</h4>
<p>Topluluk üye devletleri, ortaklığın hazırlık döneminde Türkiye’den ülkelerine ya­pılacak<em><strong> tütün, üzüm, kuru incir, fındık, turunçgiller, şarap, dokuma ve su ürünleri ithalatı için belli kotalarda gümrük indirimi uygulamışlardır.</strong></em> Bunun yanında, Mali Protokol uyarınca Türkiye’ye hazırlık dönemi (1964-1969) için 175 milyon ECU tu­tarında Topluluk kredisi verilmiştir. Bu Protokol ile sağlanan kredilerin tümü kul­lanılmıştır.<br />
Görüşmeler, 23 Kasım 1970’de Katma Proto­kolün imzalanmasıyla noktalanmıştır. Hazırlık dönemi, Katma Protokolün yürürlü­ğe girmesine kadar devam etmiştir.</p>
<h4>Katma Protokol ve Geçiş Dönemi ( 1973-1996 )</h4>
<p>Katma Protokol, 23 Kasım 1970’de Brüksel’de imzalanmış.&nbsp;Katma Protokol, ortaklığın geçiş döneminin uygulanmasına <em><strong>ilişkin koşulları, usulleri, sıra ve süreleri belirlemekte; sanayi ürünlerinde gümrük birliği, tarım için tavizli rejim, işgücünün serbest dolaşımı, yabancı sermaye, yerleşme serbestîsi, re­kabet ve devlet yardımları, ihracatın desteklenmesi ve mali yardımlar</strong></em> gibi temel konularda hükümler içermektedir.<br />
Katma Protokolün geçiş dönemine ilişkin temel ilkeleri şunlardır:</p>
<ul>
<li>Taraflar arasındaki ilişkilerin karşılıklı ve dengeli olma esasına dayanması,</li>
<li>Taraflar arasında bir gümrük birliğinin aşamalı şekilde kurulması,</li>
<li>Tarafların ekonomi politikalarının yakınlaştırılması ve ortak faaliyetlerin ge­liştirilmesi.</li>
</ul>
<p><em><strong>Ortak Gümrük Tarifesi:</strong></em>&nbsp;Aralarında gümrük birliği kuran ülkelerin birlik dışındaki ülkelere uyguladıkları ortak vergi tarifesidir.<br />
<em><strong>Doğrudan Etki:</strong></em> Bireylerin, ek uygulama işlemlerinin yapılmasına ihtiyaç göstermeyen, yeterince açık ve koşulsuz olan hukuk kurallarını mahkemelerde veya idari kurumlarda diğer bir gerçek veya tüzel kişiye ya da devlete karşı ileri sürebilme hakkını ifade eden kavramdır.<br />
Katma Protokolde, Topluluk ile Türkiye arasında <em><strong>Gümrük Birliğini aşan bir eko­nomik bütünleşme</strong></em> öngörülmüştür ve <em><strong>doğrudan etkiye&nbsp;sahip <span style="color: #ff0000;">değildir</span></strong></em><span style="color: #ff0000;">.</span></p>
<h4>Mali Protokoller</h4>
<p>Bu protokollerden ilki olan İkinci Mali Protokol, 23 Kasım 1970 tari­hinde Katma Protokol ile birlikte imzalanmış ve 1 Ocak 1973’te yürürlüğe girmiş­tir. Söz konusu Protokol, 1971-1977 dönemini kapsamıştır.<br />
<em><strong>Avrupa Yatırım Bankası:</strong></em>&nbsp;Topluğun (Birliğin) finans kurumudur.<br />
Tamamlayıcı Pro­tokole konulan bir hükümle, Türkiye’ye 47 milyon ECU tutarında bir ek kredinin verilmesi kabul edilmiştir.</p>
<h3>Geçiş Döneminin Uygulanması</h3>
<p>Komisyon, Türkiye’nin tam üyelik başvurusuna ilişkin olarak 18 Aralık 1989’da açıklamış olduğu görüşünde (Avis), öncelikli olarak kendi iç bütünleşmesini tamamlamadan Toplulukların yeni bir üyeyi daha kabul edemeyeceği; Türkiye’nin, Topluluklara katılmaya ehil olmakla birlikte, ekonomik, sosyal ve siyasal alanda gelişmesi gerektiği ifade edilmiştir.</p>
<h3>Son Dönem ( 1996 &#8211; <em><strong>Sonuza Kadar 🙂</strong></em> )</h3>
<p>6 Mart 1995’de Brüksel’de gerçekleştirilen 36. dönem Ortaklık Konseyi toplantısın­da, ortaklığın (Gümrük Birliğinin) son döneminin 1 Ocak 1996 tarihinden geçerli olmak üzere uygulamaya konulması kararlaştırılmış ve “Gümrük Birliğinin Son Döneminin Uygulamaya Konmasına” İlişkin 1/95 sayılı Karar kabul edilmiştir. Bu Karar’ın 1 Ocak 1996’da yürürlüğe girmesiyle birlikte ortaklığın (gümrük birliğine) geçiş dönemi sona ermiş ve son dönemi başlamıştır.<br />
Toplantıda, Gümrük Birliğinin son dönemini uygulamaya koyan 1/95 sayılı Or­taklık Konseyi Kararının (OKK) dışında şu düzenlemeler kabul edilmiştir:</p>
<ul>
<li>Taraflar arasındaki ilişkilerin Ankara Anlaşması’nm öngörmediği alanlarda da güçlendirilmesini amaçlayan bir Tavsiye Kararı (Ortaklık ilişkilerinin ge­liştirilmesine ilişkin İlke Kararı),</li>
<li>Türkiye’nin üçüncü ülkelere karşı 1 Ocak 2001’e kadar ortak gümrük tarife­sinin üzerinde vergi uygulayacağı hassas ürünleri belirleyen 2/95 sayılı Karar,</li>
<li>Türk ekonomisinin Gümrük Birliğine bağlı olarak geçireceği değişiklikler esnasında ihtiyaç duyacağı mali yardım ve iş birliğinin çerçevesini belirleyen Topluluk Deklarasyonu.</li>
</ul>
<h3>1/95 Sayılı OKK</h3>
<p>Karar, Gümrük Birliğinin tamamlanması ve işleyişine ilişkin olarak başlıca şu konularda hükümler içermektedir:</p>
<ul>
<li>Malların serbest dolaşımı (taraflar arasında gümrük vergisi ve miktar kısıtla­malarının kaldırılması ve Topluluğun ortak gümrük tarifesine uyum),</li>
<li>Topluluğun teknik mevzuatına uyum,</li>
<li>Topluluğun ortak ticaret politikasına uyum,</li>
<li>Topluluğun tercihli gümrük rejimlerinin üstlenilmesi,</li>
<li>Topluluğun ortak tarım politikasına uyum ve tarım ürünleri ticaretinde uy­gulanacak tercihli rejim,</li>
<li>Topluluk Gümrük Koduna uyum ve karşılıklı idari iş birliği,</li>
<li>Mevzuat yakınlaştırılması (fikrî, sınai ve ticari mülkiyetin korunması; Güm­rük Birliğinin rekabet kuralları; ticari korunma araçları; kamu alımlari; vergi­lendirme),</li>
<li>Kurumsal hükümler (Gümrük Birliği Ortak Komitesi; danışma ve karar usul­leri; uyuşmazlıkların çözümü; korunma tedbirleri).</li>
</ul>
<p><em><strong>Damping:</strong></em>&nbsp;İhracatçı firmanın malını dış piyasada iç piyasada sattığından daha düşük fiyatla satmasıdır.<br />
<em><strong>Sübvansiyon (Destekleme);</strong></em> Devletin kişi ya da kurumlara mal, para veya hizmet biçiminde yaptığı karşılıksız yardımları ifade eder.<br />
<em><strong>Genelleştirilmiş Tercihler Sistemi:</strong></em> Gelişmiş ülkelerin az gelişmiş ülkelerden ithal ettikleri sanayi mamullerine belli sınırlar içinde gümrük tarifesi uygulamalarını ya da düşük oranlı tarifeler uygulamalarını öngören sistemdir.<br />
<em><strong>Önkarar:</strong> </em>Üye devletlerin ulusal mahkemelerinin, Birlik hukukunu ilgilendiren bir davayı &nbsp;sonuçlandırabilmeleri için Adalet Divanından talep ettikleri tespit niteliğindeki karardır.<br />
Adalet Divanı, ortaklığın kişilerin ve hizmetlerin serbest dolaşımıyla ilgili kural­larının yorumuna ilişkin olarak ön karar yoluyla 70’e yakın karar vermiştir.<br />
Gümrük Birliği genel olarak sorunsuz bir şekilde işlemektedir.<em><strong> Ancak burada Türk girişimcilerin bazı engellerle karşılaştığı söylenebilir. Başlıca engeller şunlardır:</strong></em></p>
<ul>
<li>Avrupa Birliği’nin mali, teknik ve güvenlik standartlarından kaynaklanan engeller,</li>
<li>Türk menşeli malların Avrupa Birliği’nin iç pazarına taşınmasına getirilen engeller (kotalar, araç sürücülerine giriş vizesi verilmemesi gibi)</li>
<li>Küçük ve orta ölçekli işletme sahiplerine veya görevlilerine fuar, ihale, iş görüşmesi, yer kiralama vs. amaçlı olarak Avrupa’ya gidişlerine getirilen vi­ze engelleri (ticari ve özel hayat sırlarının ifşaı, vizenin zamanında verilme­mesi gibi).</li>
</ul>
<p><em><strong>Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üyeliği Ankara Anlaşması’mn 28. maddesinde hükme bağlanmıştır.</strong></em></p>
<h3>Türkiye nin Avrupa Birliği&#8217;ne Tam Üyelik Süreci</h3>
<p>Ankara Anlaşması’nda öngörülen aşa­malı bütünleşme sürecinin tamamlanmasını beklemeden <em><strong>14 Nisan 1987</strong></em>’de tam üyelik başvurusu yapmıştır.<br />
Gümrük Birliğinin kurulması sürecinin 1996 yılında tamamlanmasıyla Türki­ye’nin AB’ye tam üyelik sürecinin hızlanacağı yönünde beklentiler oluşmuş ve bazı tezler ileri sürülmüştür. Ancak bu beklenti ve tezlerin çok da doğru olma­dığı 16 Temmuz 1997’de yayımlanan <em><strong>“Gündem 2000”</strong></em> Raporu’ndan anlaşılmış­tır.<br />
Bu dönemde Avrupa Birliği’nde Türkiye’ye yönelik bir tutum değişikliğinin başladığı görülmektedir. Bu tutum değişikliğinin altında başlıca şu nedenlerin bu­lunduğu söylenebilir:</p>
<ul>
<li>1999 yılında Kosova’ya gerçekleştirilen uluslararası müdahale ve Kafkaslardaki enerji kaynaklarının güvenliği çerçevesinde Türkiye’nin stratejik konumu</li>
<li>Türkiye’nin askerî bir güç olarak vazgeçilemezliği</li>
<li>ABD’nin girişimleri (daha sonra bu girişimler ters tepmiş ve Türkiye için ABD’nin “Truva Atı” değerlendirilmeleri yapılmıştır)</li>
<li>Bazı üye devletlerde iktidar değişiklikleri (sosyal demokrat partilerin iktida­ra gelmeleri)</li>
<li>Yunanistan’da dönemin Simitis Hükûmeti’nin Türkiye’ye karşı ılımlı bir tu­tum izlemesi.</li>
</ul>
<p><em><strong><span style="color: #ff0000;">****Önemli****</span></strong></em><br />
<em><strong>Kopenhag Kriterleri:</strong></em> <em>Haziran 1993 tarihli Kopenhag Zirvesi&#8217;nde kararlaştırılan ve aday ülkelerin Birliğe üye olabilmek için yerine getirmeleri gereken kriterlerdir.</em> Bu kriterler şunlardır: Demokrasi, hukukun üstünlüğü, insan hakları ile azınlık haklarını gözetecek ve koruyacak kurumların varlığı ve istikrarlı işleyişi; pazar ekonomisinin varlığı ve Birlik içi rekabet baskısına ve pazar güçlerine dayanabilme yeteneği; siyasi, ekonomik ve parasal birlik hedefleri de dahil olmak üzere, üyelik yükümlülüklerini yerine getirebilme gücü.<br />
<em><strong>Katılım Ortaklığı Belgesi:</strong></em>&nbsp;Avrupa Birliği&#8217;ne aday ülkeler için, AB Komisyonu tarafından hazırlanan ve AB Konseyi tarafından kabul edilen, her bir aday ülkenin AB&#8217;ye katılım yönünde gelişme kaydetmesi öngörülen öncelikli alanların değerlendirildiği belgedir. Katılım Ortaklığı Belgesi, aday ülkenin Kopenhag kriterleri&#8217;ne uyum sağlama doğrultusundaki yükümlülükleri kapsamında kısa ve orta vadeli önceliklere ilişkin bir takvim içerir.<br />
<em><strong>Ulusal Program:</strong> </em>Avrupa Birliği&#8217;ne aday ülkeler tarafından hazırlanarak Birliğe sunulan ve Katılım Ortaklığı Belgesi&#8217;nde yer alan önceliklerin ne şekilde yerine getirileceğine ilişkin belgedir.<br />
Komisyonun 13 Ekim 1999’da Tür­kiye’nin “aday ülke” olmasını tavsiye etmesi üzerine Türkiye, 10 &#8211; 11 Aralık 1999’da Helsinki’de yapılan Avrupa Birliği Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nde Av­rupa Birliği’ne “aday ülke” olarak kabul edilmiş, kendisinin diğer aday ülkelerle eşit konumda olacağı açık ve kesin bir dille belirtilmiştir.<br />
Bu olumlu gelişmeler karşısında Aralık 2002’de Kopenhag’da yapılan Zirve’de, müzakerelere başlanması bakımından şartlı bir takvim öngörülmüş ve Türkiye’nin Kopenhag siyasi kriterlerini yerine getirmek için son eksikliklerini Aralık 2004’e kadar gidermesi hâlinde 2005 yılından itibaren kendisiyle katılım müzakerelere ge­ciktirilmeden başlanacağı ifade edilmiştir.&nbsp;Türkiye ile üyelik müzakerelerinin &#8211; Zirve sonuç metninin 23. maddesinde öngörülen çerçeve dâhilinde &#8211; 3 Ekim 2005 tarihinde&nbsp;başlatılması kararlaştırılmıştır.</p>
<h3 style="text-align: center;"><em><strong><span style="color: #ff0000;">Çok Önemli Notlar</span></strong></em></h3>
<p>Türkiye, 31 Temmuz 1959’de ortaklık başvurusunu Avrupa Ekonomik Topluluğuna yapmıştır.<br />
Avrupa Ekonomik Topluluğu ilk akdi ortaklık ilişkisini Yunanistan ile yapmıştır.<br />
Türkiye &#8211; AET ortaklık anlaşmasının nihai amacı ; Türkiye nin Topluluğa entegrasyonunu sağlamak dır.<br />
Türkiye AET ortaklık anlaşması Yunanistan Ortaklık anlaşmasın dan örnek alınmıştır.<br />
Tercihli ticaret rejimi temel tarım ürünlerinde uygulanmaktadır.</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/avrupa-birligi-ve-turkiye-iliskileri-ders-notlari">Avrupa Birliği ve Türkiye İlişkileri Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/avrupa-birligi-ve-turkiye-iliskileri-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>29</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
