<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ders Notları arşivleri - Sercan Çepni</title>
	<atom:link href="https://www.sercancepni.net.tr/tag/ders-notlari/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sercancepni.net.tr/tag/ders-notlari</link>
	<description>Kişisel Blog</description>
	<lastBuildDate>Sat, 10 Nov 2018 15:59:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>
	<item>
		<title>Medeni Hukuk Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 10 Nov 2018 15:59:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Medeni Hukuk 1 Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[medeni hukuk ders notları pdf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sercancepni.net.tr/?p=1706</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geldik en baba derslerden birine arkadaşlar medeni hukuk. Medeni Hukuk Ders Notları &#8216;nı çıkartırken son 5 yılın çıkmış sınav sorularını baz aldım o yüzden sakın bu notun özetini çıkartmayın ve Dikkat yada önemli dediğim yerleri kendi adınızı bildiğiniz gibi bilin. Ayrıca Adelet okuyorsanız bu not da işinize yarar : Hukukun Temel Kavramları Ders Notları Lafı fazla [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari">Medeni Hukuk Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geldik en baba derslerden birine arkadaşlar medeni hukuk. Medeni Hukuk Ders Notları &#8216;nı çıkartırken son 5 yılın çıkmış sınav sorularını baz aldım o yüzden sakın bu notun özetini çıkartmayın ve Dikkat yada önemli dediğim yerleri kendi adınızı bildiğiniz gibi bilin. Ayrıca Adelet okuyorsanız bu not da işinize yarar : <strong><a href="https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</a></strong> Lafı fazla uzatmadan Medeni Hukuk Ders Notları &#8216;na başlayalım ;</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm &#8211; 1</h2>
<h2 style="text-align: center;">Medeni Hukuka Giriş, Medeni Hukukun Kaynakları ve Temel Kavramları</h2>
<p>Ticaret hukuku, devletler özel hukuku gibi medeni hukuk da özel hukukun dalları arasında yer almaktadır. Esasen medeni hukuk özel hukukun en geniş, en kapsamlı ve en önemli dalıdır. Sosyal düzen normlarının başında yer alan hukukun temel amaçlarını, toplumsal gereksinimlerin karşılanması, eşitlik, kamu düzeni, adalet ve benzeri nitelikler oluşturmaktadır.</p>
<h3>MEDENİ HUKUK KAVRAMI</h3>
<p>Medeni hukuk terimi, sözlük anlamı itibariyle “şehir hukuku” veya “şehirliler hukuku” anlamına gelmektedir. Kişiler arasındaki özel ilişkileri konu edinen medeni hukuk, kişilerin birbirleriyle ve belirli ölçüde devletle olan doğrudan veya dolaylı ilişkilerini düzenleyen kurallardan oluşan bir pozitif hukuk alanıdır. Medeni hukuk, düzenlediği ilişkilerin niteliği ve kapsamı açısından beş ana dala ayrılmaktadır. Bunlar; <strong>“kişiler hukuku”</strong>,<strong> “aile hukuku”</strong>, <strong>“miras hukuku”</strong>, <strong>“eşya hukuku”</strong> ve <strong>“borçlar hukuku”</strong>dur.<br />
<strong>NOT:</strong> Yukarıda saydığım beş ana başlık önemli arkadaşlar mutlaka bir soru geliyor ancak basit o yüzden korkmayın. (Korkacağınız zaman söyleyeceğim ben size 🙂 )</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Kişiler Hukuku</span></h4>
<p>Kişiler hukuku, temelde kişiyi soyut bir şekilde ele alıp inceler. Bu çerçevede hak sahibi olan kişilerin türlerini, ehliyetlerini, kişisel durumlarını, yakınlarıyla olan ilişkilerini (hısımlık), belli yer ile olan ilgilerini (ikametgâh), kişiliğin başlangıcı, sona ermesi ve kişiliğin korunmasını düzenler.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Aile Hukuku</span></h4>
<p>Aile hukuku, nişanlanmadan başlayarak, evlenme, evliliğin ortadan kalkması, eşlerin karşılıklı hak ve ödevleri, velâyet, ana baba ile çocuklar arasındaki hukukî bağ, aile üyeleri arasındaki ilişkiler, vesayet gibi konuları düzenler. <em><strong>Bu anlamda “aile ilişkileri” olarak adlandırılabilecek tüm konular aile hukukunun kapsamı içine girer. <span style="color: #ff0000;">(Kalın yazdığım kısımda soru geldi dikkat)</span></strong></em></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Miras Hukuku</span></h4>
<p>Miras hukuku, bir gerçek kişinin ölümünden sonra, sağlığında elde etmiş olduğu para ile ölçülebilen hak ve borçlarının kimlere ve nasıl geçeceğini düzenler.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Eşya Hukuku</span></h4>
<p>Eşya hukuku, kişilerin eşya üzerideki egemenlik ve tasarruflarının niteliğini ve türlerini, onların bu egemenlik dolayısıyla diğer kişilerle olan ilişkilerini düzenler. Eşya hukukunun temel konusunu oluşturan ayni haklar, kişilere eşya üzerinde hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen mutlak haklardır. <strong><span style="color: #ff0000;">(Soru geldi dikkat edin)</span></strong></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Borçlar Hukuku</span></h4>
<p>Borçlar hukuku, kişiler arasında kurulan farklı türlerdeki borç ilişkilerini ve bunlardan doğacak alacak haklarını ve borçları düzenler.</p>
<h3>Kanun Hükmünde Kararnameler</h3>
<p>1961 Anayasasında 1971 yılında yapılan değişiklik ile <strong><em>Bakanlar Kuruluna kanun hükmünde kararname</em> çıkarma yetkisi verilmiştir.</strong> (<strong><span style="color: #ff0000;">ÖNEMLİ</span></strong>)</p>
<h3>Tüzükler</h3>
<p>1982 Anayasası’nın 115. maddesine göre, Bakanlar Kurulu, kanunun uygulanmasını göstermek veya emrettiği işleri belirtmek üzere, kanunlara aykırı olmamak ve <span style="color: #ff0000;">Danıştay </span>incelenmesinden geçirilmek şartıyla tüzükler çıkarabilir. <strong>(Burası da önemli arkadaşlar soru genelde şu şekilde gelmiş Tüzükleri hangi kurum inceleler Cevap <span style="color: #ff0000;">DANIŞTAY</span>)</strong></p>
<h3>Yönetmelikler</h3>
<p>Kamu kuruluşları, kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak üzere ve bunlara aykırı olmamak koşuluyla yönetmelik çıkarabilirler.<br />
Anayasanın 124. maddesinde getirilen düzenlemeye göre, Başbakanlık, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri kendi görev alanlarını ilgilendiren yasa ve tüzüklerin uygulanmasını sağlamak için ve bunlara aykırı olmamak koşuluyla yönetmelik çıkarma yetkisine sahiptir. (<strong><span style="color: #ff0000;">ÖNEMLİ SORU GELİYOR GENÇLER</span></strong>)<br />
Yönetmelikler, yasaya ve tüzüğe aykırı olamayacakları gibi diğer üst hukuk kurallarına da aykırı olamazlar. Aksine durumlarda söz konusu yönetmeliğin iptali için Danıştay’a veya yönetmeliğin niteliği ve uygulama alanına göre idare mahkemelerine dava açılabilir. Yasaya ve tüzüğe aykırı olan yönetmelikler mahkemelerce uygulanmaz. <strong><span style="color: #ff0000;">(DİKKAT!!!)</span></strong></p>
<h3>Kanunların Yorumlanmasında Kullanılan Mantık Kuralları</h3>
<p>Çoğun içinde azın da bulunacağı, bütün için doğru olanın parçalar için de doğru olacağı ilkesine dayanan evleviyet yolu, daha önemli bir durum için kabul edilen bir hükmün daha az önemli olan bir durum için de uygulanabilmesi anlamına gelir. <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Soru Geliyor</strong></em></span></p>
<h3>Boşluk Türleri</h3>
<p>Kural içi boşluk, kanun koyucunun bilerek ve isteyerek bıraktığı boşluk hali olarak tanımlanabilir. Burada, adil bir çözümün bulunabilmesi uygulama ve bilime bırakılmıştır. Kural içi boşluk da kendi arasında yollamalar (atıflar), genel kayıtlar, içi boş normlar ve tanımlama boşluğu olarak dörde ayrılmaktadır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm &#8211; 2</h2>
<h2 style="text-align: center;">Dürüstlük Kuralı, İyiniyet, İspat Yükü, Resmi Sicil ve Senetler</h2>
<p>Arkadaşlar tekrar belirtiyorum bu notlar sizi sınavdan geçirir ancak işi sansa bırakmamak için kitap&#8217;a da şöyle bir göz gezdirin özellikle bu ünitenin üzerinde durun ünite kısa gibi dursa da gerçekten ters köşe yapacak sorular sormuşlar ve ara sınavlarda ağırlıklı olarak bu üniteden sorular gelmiş.</p>
<h3>DÜRÜSTLÜK KURALI</h3>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">“Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır”</span>.</strong> Bu hükümde, bir hakkı kullanırken veya bir borcu yerine getirirken<br />
nasıl hareket edilmesi gerektiği genel olarak belirtilmektedir. Diğer bir ifade ile kişiler haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken toplum içindeki makul, orta zekâlı bir kimsenin davrandığı gibi davranmalıdır. Örneğin, mülkiyet hakkına sahip olan bir kimse, bu hakkını yasanın çizdiği sınırlar dâhilinde kullanmak zorundadır. Komşularını rahatsız edecek şekilde gürültü yapamaz veya balkonunda koku ve duman çıkaracak şekilde mangal yakamaz. Aynı şekilde, borcu olan bir kimsenin borcunu ödemek için gece yarısı, herkes uyuduktan sonra alacaklının evine gitmesi dürüstlük kurallarına aykırıdır. <span style="color: #ff0000;"><strong>(Şu metinden 2 adet soru geldi arkadaşlar)</strong></span><br />
Hukukî işlemlerin kurulması sırasında da doğruluk ve dürüstlük kuralları uygulama alanı bulmaktadır. Taraflar sözleşme görüşmeleri sırasında, birbirlerine karşılıklı olarak bilgi vermek, yanılan<br />
tarafı uyarmak daha doğrusu doğruluk ve dürüstlük kurallarına uymak zorundadırlar.<br />
Son olarak sözleşmenin yeni şartlara uyarlanmasında da dürüstlük kuralları önem taşımaktadır. Hukukta çok önemli bir ilke olan ahde vefa ilkesi (pacta sunt servanda) gereği kural olarak bir sözleşme akdedildikten sonra artık taraflar bu sözleşmeye uymakla yükümlüdür. Bununla birlikte sözleşme akdedildikten sonra, mevcut koşulların önceden öngörülemeyecek bir şekilde ve olağanüstü olarak değişmesi ile sözleşme taraflardan biri için artık çekilmez hale gelmişse sözleşmenin öngörülemeyen durum dikkate alınarak değiştirilmesi gerekir. Bu işlem de dürüstlük kuralının uygulanması ile gerçekleştirilecektir.<br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Not:</span></strong> Arkadaşlar baş da da belirttiğim gibi <strong>Medeni Hukuk Ders Notları </strong>çıkartırken son 5 yılın çıkmış sorularını baz aldım. Yukarıda ki Dürüstlük Kuralından süreli her yıl bir soru gelmiş aklınızda bulunsun.</p>
<h3>İyiniyetin Sonuçları</h3>
<p>“Bir taşınırın emin sıfatıyla zilyedinden o şey üzerinde iyiniyetle mülkiyet veya sınırlı ayni hak edinen kimsenin edinimi, zilyedin bu tür tasarruflarda bulunma yetkisi olmasa bile korunur”. Bu hükme göre, sahibinin elinden rızası ile çıkan bir malın iyiniyetle kazanılması mümkündür.<br />
Borçlar hukukunda da iyiniyetin korunduğu haller vardır. Bu hallerden biri sebepsiz zenginleşmedir.<br />
İyiniyetin korunduğu hallere medeni hukukun bütün dallarında ancak özellikle eşya hukukunda rastlamak mümkündür.<br />
Haklı bir sebep olmaksızın bir kimsenin malvarlığının diğer bir kimsenin malvarlığı aleyhine artması halinde sebepsiz zenginleşmeden söz edilir.</p>
<h3>İSPAT YÜKÜ</h3>
<p>İspat yükünün bazı istisnalarının olduğuna işaret edilmiştir. Bu istisnalar şu şekilde sıralanabilir:</p>
<ol>
<li>Olağan durumun aksinin ispatı, bunu iddia eden tarafa düşer. Örneğin olağan olan onsekiz yaşını tamamlamış bir kişinin tam fiil ehliyetinin olmasıdır.</li>
<li>Herkesçe bilinen vakıaların da ispatına gerek yoktur. Bunun aksini iddia eden ispatla yükümlüdür.</li>
<li>İspat yükünün özel olarak bir kanun hükmü ile belirlendiği hallerde, ispat yükü bu özel kanun hükmünde yazılı kimseye düşer. Örneğin, Borçlar Kanunu hükümleri gereği haksız fiilde zararı ispat etmek davacıya düşer.</li>
<li>Kanun, bazı karineler koyarak o karineye dayanan tarafı ispat yükünden kurtarmıştır. Karine, belirli bir olaydan ya da varlığı bilinen bir olgudan, belirli olmayan bir olay ya da varlığı bilinmeyen bir olgunun çıkarılması anlamına gelir. Karineler, fiilî ve kanunî karineler olmak üzere ikiye ayrılmaktadır.</li>
</ol>
<p>Kanunî karineler ise, belli bir olaydan, belli olmayan bir olay için kanun tarafından çıkarılan sonuçlardır. Bazı kanunî karineler kesin karine niteliğini taşıyıp, bunun aksi ispat edilemez. Örneğin, tapu siciline kayıtlı olan bir hususun bilinmediği ileri sürülemez. Buna karşılık bazı karineler kesin olmayıp adî karinelerdir. Yani aksi her türlü delille ispat edilebilir. Örneğin, resmi sicil ve senetlerin aksi ispat edilinceye kadar doğruluğu kabul edilmektedir. Adi karineye bir başka örnek olarak birlikte ölüm karinesi verilebilir. Birbirinin mirasçısı olabilecek kişiler aynı anda ölürse ve hangisinin diğerinden daha önce öldüğü belirlenemezse, her ikisi de aynı anda ölmüş kabul edilir ve birbirinin mirasçısı olamaz.<br />
<strong>RESMİ SİCİL VE SENETLER</strong><br />
Hukukumuzda senetler, düzenleyen kişilere ve ispat gücüne göre, adî ve resmî senetler olmak üzere ikiye ayrılırlar. Resmî bir makam veya kişinin katılımı ile düzenlenen senetlere “resmî senet”, resmî bir makam veya kişinin katılımı olmaksızın düzenlenen senetlere ise “adî senet” denir. Resmi senetler, kesin delil olarak kabul edilir. Ancak adî senet, altında imzası bulunan kimsenin bunu mahkemede ikrar etmesiyle resmî senede dönüşür ve kesin delil olur. Senetler, düzenleyen kişilere ve ispat gücüne göre, adî ve resmî senetler olmak üzere ikiye ayrılırlar. <span style="color: #ff0000;"><strong>(NE YAPIN NE EDİN EZBERLEYİN BU 2 SATIRLIK YAZIYI PİŞMAN OLMAYACAKSINIZ)</strong></span></p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm 3</h2>
<h2 style="text-align: center;">Kişi ve Kişilik Kavramları, Kişiliğin Başlangıcı ve Sona Ermesi, Gerçek Kişiler, Hak ve Fiil Ehliyeti</h2>
<p>Arkadaşlar bu ünitede en önemli konu EHLİYETLER gerçekten üzerinde durmanız gerekiyor benden söylemesi.<br />
Medeni Kanununda dernekler ve vakıflar tüzel kişi olarak kabul edilir. Ticaret Kanununda ise ticaret şirketlerinin tüzel kişiliği bulunduğu kabul edilir.</p>
<h3>KİŞİLİK KAVRAMI</h3>
<p>Kişisel durumlar, bir kişiyi diğer kişilerden ayırmaya yarayan ve hukuk düzeninin kendilerine bir takım sonuçlar bağladığı niteliklerdir. Örneğin, bir kimsenin evli ya da bekâr olması, ergin veya kısıtlı olması hep kişisel durumlarla ilgilidir.<br />
<em><strong>Örneğin</strong></em>, ünlü bir doktorun isminin ve resminin yeni açılacak özel bir hastanenin reklam afişlerinde izinsiz olarak kullanılması onun kişilik hakkına aykırıdır.</p>
<h3>Karineler</h3>
<p>Mirasçıların göstermesi gereken teminat süresi, ölüm tehlikesi içinde kaybolma durumunda, terekenin mirasçılara tesliminden itibaren beş yıl; kendisinden uzun süreden beri haber alınamama<br />
durumunda, <em><strong>son haber alma tarihinden itibaren on beş yıldır.</strong></em> TMK. m. 584 gereğince, gaip 100 yaşına geldiğinde teminat gösterme süresi bu sürelerin dolup dolmadığına bakılmaksızın kendiliğinden sona erer.</p>
<h3>Gerçek Kişinin Ehliyetleri</h3>
<p>Gerçek kişiler bakımından iki tür ehliyet söz konusudur. Bunlar, “hak ehliyeti” (medeni haklardan yararlanma ehliyeti) ve “fiil ehliyeti” (medeni hakları kullanma ehliyeti) olarak adlandırılır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Hak Ehliyeti (Medeni Haklardan Yararlanma Ehliyeti)</span></h4>
<p>Haklara ve borçlara sahip olabilme, başka bir ifadeyle hak sahibi olma ve yükümlülük altına girme ehliyetine hak ehliyeti denir. Hak ehliyeti TMK. m. 8’de düzenlenmiştir. Anılan hükme göre,<br />
“Her insanın hak ehliyeti vardır. / Buna göre bütün insanlar, hukuk düzeninin sınırları içinde, haklara ve borçlara ehil olmada eşittirler”.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Fiil Ehliyeti (Medeni Hakları Kullanma Ehliyeti)</span></h4>
<p>Fiil ehliyeti, bir kişinin bizzat kendi fiil ve işlemleriyle kendi lehine hak ve aleyhine borç yaratabilme, yani kendi fiilleri ile hak kazanma ve borç altına girebilme ehliyetidir.<br />
Fiil ehliyetinin üç koşulu bulunmaktadır. Bunlar; ergin olmak, ayırt etme gücüne sahip olmak ve kısıtlı olmamaktır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Ayırt Etme Gücü :</strong></span> Akla uygun biçimde davranma, makul surette hareket edebilme yeteneğidir.</p>
<blockquote><p>Şimdi ehliyet çeşitlerini anlatacağım arkadaşlar dediğim gibi ezberleyin mutlaka banko soru gelecek 1 den fazla!!!!</p></blockquote>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tam ehliyetliler :</strong></em></span> Fiil ehliyetinin tüm koşullarını yerine getiren kişilerdir. Yani, ayırt etme gücüne sahip, ergin olan ve kısıtlanmamış olan kişilerdir. Bunlar her türlü hukukî işlemi yapabilirler ve tüm hukuka aykırı fiillerinden dolayı da sorumludurlar.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sınırlı Ehliyetliler : </strong></em></span> Grubunda yer alanların da esasında ehliyetleri tamdır. Sınırlı ehliyetli olarak nitelenen kişiler “kendilerine yasal danışman atanmış olan kişiler” ile doktrinde tartışmalı olmakla birlikte “evli kişiler”dir. <span style="color: #ff0000;"><strong>(Burada anahtar kelime &#8220;Evli kişiler&#8221;)</strong></span></li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Tam ehliyetsizler,</strong> </em></span>ayırt etme gücüne sahip olmayan kişilerdir ve bu nedenle fiil ehliyetleri bulunmamaktadır. Gerçekten de TMK. m. 15’e göre, kanunda öngörülen istisnalar hariç, ayırt etme gücüne sahip olmayan kişinin fiilleri hukukî sonuç doğurmaz. Hukuki işlem ehliyetleri olmadığından tam ehliyetsizlerin daima yasal temsilcileri aracılığıyla hareket etmeleri gerekir. Hukuki işlemleri tam ehliyetsizin adına ve hesabına yasal temsilcisi, yani veli veya vasi gerçekleştirecektir. Her ne kadar yasal temsilci tam ehliyetsiz adına her tür hukuki işlemi yapabilirse de, Medeni Kanun üç işlem bakımından bu kurala istisna getirmiştir. Yasal temsilci tam ehliyetsiz adına vakıf kuramaz, bağış yapamaz ve kefil olamaz.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sınırlı ehliyetsizler :</strong></em></span> Ayırt etme gücüne sahip olan küçükler ile kısıtlılardır. Kural olarak sınırlı ehliyetsizlerin fiil ehliyetleri yoktur. Diğer bir ifade ile bu gruba giren kişiler bakımından ehliyetsizlik asıl, ehliyet ise istisna niteliğini taşır. Sınırlı ehliyetsizlerin de yasal temsilcilerinin olması gerekir. Kural hukuki işlemlerin sınırlı ehliyetsiz adına veli veya vasi tarafından gerçekleştirilmesi olsa da, sınırlı ehliyetsizler bazı işlemleri kendi başlarına, bazı işlemleri de yasal temsilcilerinin onayı ile yapabilirler. Sınırlı ehliyetsizler, kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların<br />
kullanılmasında da yine kural olarak yasal temsilcilerinin iznine muhtaç değildirler. Kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar, bizzat hak sahibi tarafından kullanılabilen, ölümle sona eren ve başkasına devredilemeyen haklar olarak tanımlanabilir. Örneğin, nişanlanma, nişanı bozma, evlenme, boşanma gibi haklar kişiye sıkı sıkıya bağlı haklardır.</li>
</ol>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Yasal danışmanlık,</span> oy danışmanlığı, yönetim danışmanlığı ve karma danışmanlık olmak üzere üç türe ayrılır.</strong><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Kişiye Sıkı Sıkıya Bağlı Haklar :</strong> </span>Bizzat hak sahibi tarafından kullanılabilen, ölümle sona eren ve başkasına devredilemeyen haklardır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm 4</h2>
<h2 style="text-align: center;">Hısımlık, Yerleşim Yeri, Kişilik Hakkı ve Korunması</h2>
<p>Gerçek kişileri ilgilendiren kişisel durumlar Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenmiştir. Bunların başında hısımlık ve yerleşim yeri gelir. Hısımlık, insanlar arasındaki yakınlık bağını ifade eder.<br />
Yerleşim yeri ise, bir kimsenin oturmakta olduğu, iş ve aile ilişkilerinin merkezi olan yerdir.</p>
<h3>HISIMLIK <span style="text-decoration: underline;">(Önemli Arkadaşlar)</span></h3>
<p>Hısımlık, Kan Hısımlığı, Kayın Hısımlığı ve Evlat Edinmeden Doğan Hısımlık olmak üzere üç türlüdür.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Hısımlık Türleri</span></h4>
<p>Hısımlık, kuruluş ve doğuş şekillerine göre, “kan hısımlığı”, “kayın hısımlığı” ve “evlat edinmeden doğan hısımlık” olmak üzere üç türe ayrılır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kan Hısımlığı :</strong></em></span> Kan hısımlığı, bir kimse ile onun kendilerine kan bağıyla bağlı bulunduğu kişiler arasındaki hısımlıktır, uygulamada soy hısımlığı olarak da adlandırılmaktadır. Örneğin, bir kimsenin kendi ana ve babası, kardeşleri, ana ve babasının ana babaları (büyük ana ve büyük babaları), çocukları ve torunları, amca, hala, dayı, teyzeleri ile kuzenleri arasındaki hısımlık kan hısımlığıdır.<br />
<em><strong><span style="color: #ff0000;">Kayın hısımlığı :</span></strong></em> Evlenme dolayısıyla meydana gelen hısımlıktır. Eşlerden biri ile diğer eşin kan hısımları, aynı tür ve dereceden kayın hısımları olurlar. Örneğin, eşin anası, babası, kardeşleri, kuzenleri vb. diğer eşin aynı dereceden kayın hısımlarıdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Evlat Edinmeden Doğan Hısımlık :</strong></em></span> Bu hısımlık evlat edinme dolayısıyla meydana gelir ve hısımlığın kaynağı, evlat edinme işlemine yönelik mahkeme kararıdır.</p>
<h3>YERLEŞİM YERİ</h3>
<p>Yerleşim yeri edinmek bir hukuki işlem olmayıp; yerleşim yerinin seçimi hukuki fiil niteliğini taşır. İradi Yerleşim Yeri, İtibari Yerleşim Yeri ve Yasal Yerleşim Yeri olmak üzere üç türlüdür.</p>
<h3><span style="color: #0000ff;">Yerleşim Yerinin Tekliği İlkesi</span></h3>
<p>Yerleşim yerinin tekliği ilkesine göre, herkesin ancak bir tek yerleşim yeri bulunabilir. Başka bir ifadeyle, bir kimsenin aynı anda birden fazla yerleşim yeri olamaz. Gerçekten de, TMK m. 19/II’ye<br />
göre, “Bir kimsenin aynı zamanda birden çok yerleşim yeri olamaz”. TMK m. 19/II hükmü ile öngörülen ilke, ticarî ve sınaî kuruluşlar hakkında uygulanmaz (TMK. m. 19/III). Bu istisnanın sebebi de, söz konusu kuruluşların şubelerinin olması durumunda, şubelerinin bulunduğu yerde dava açılabilmesidir. Hal böyle olunca, şubenin bulunduğu yer de o şubenin yerleşim yeri sayılacaktır.</p>
<h3>Kişilik Hakkı Kavramı ve Kişisel Varlıklar</h3>
<p>Bir kimsenin manevi varlıklarını oluşturan, şeref ve onuru, ismi, resmi, özgürlükleri, sırları, inançları üzerinde de kişilik hakları olup, bu hakları da kanun tarafından haksız saldırılara karşı korunmuştur.<br />
Kişinin yaşama ve sağlık hakkı, beden tamlığı, hareket özgürlüğü fiziki haklar; kişinin sahip olduğu manevi değerler ile ruhi ve hissi alanı manevi haklar; özel hayat alanı, şeref ve onur, ekonomik özgürlüğe sahip olup, ekonomik hayata katılabilmek, isim üzerindeki haklar ise sosyal haklar kapsamında yer alır.<br />
Dar anlamda kişilik hakkı hak ehliyetini ifade eder. Geniş anlamda kişilik hakkı ise fiil ehliyetini, kişisel durumları ve kişilik haklarını da içine alır.</p>
<h3>Kişiliğin İçe Karşı Korunması</h3>
<p>Anılan hükümden anlaşılacağı üzere, hiç kimse yapacağı bir hukuki işlemle hiçbir zaman evlenmeyeceğini, taşınmaz eşya satın almayacağını, mirasçı olmayacağını vaat edemez. Çünkü böyle durumlarda kişi hak ehliyetinden kısmen de olsa vazgeçmiş sayılmaktadır. Oysa kişinin hak ehliyetinden vazgeçmesi mümkün değildir, hak ehliyeti TMK. hükümlerinin yanı sıra anayasal korumaya da alınmış durumdadır. Aynı şekilde, kişi sahip olduğu mallar üzerinde tasarrufta bulunmayacağını da taahhüt edemez. Çünkü bu durumda da fiil ehliyetinden kısmen vazgeçmiş olmaktadır.</p>
<h3>Kişiliğin Dışa Karşı Korunması</h3>
<p>Kişiliğin dışa karşı korunması, kişilik haklarını başkalarından gelebilecek olan hukuka aykırı saldırılara ve kişilik değerlerinin ihlaline karşı koruma altına almak anlamına gelir.<br />
Kişilik haklarına karşı haksız saldırıda bulunulan kimsenin bu saldırı sebebiyle fiilen uğramış olduğu maddi zararların karşılanması için şu şartların gerçekleşmesi aranır. Fiil, fiilin kişilik haklarını ihlal etmesi, zarar, kusur ve uygun illiyet bağının olması gerekir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Saldırıya Son Verilmesi (Durdurma) Davası :</strong></span> Saldırıya son verilmesi davası, kişilik haklarına hukuka aykırı bir saldırının gerçekleşmesi ve bu saldırının halen devam etmesi durumunda açılabilen bir davadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Önleme Davası : </strong></span>Önleme davası, henüz gerçekleşmemiş olmakla birlikte, bir takım belirtilerden yakın bir zamanda gerçekleşmesi mümkün görülen bir haksız saldırı tehlikesine karşı açılan ve daha gerçekleşmeden bu saldırıyı önlemeyi amaçlayan davadır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Tespit Davası :</strong> </span>Tespit davası, kişilik haklarına karşı yapılmış ve sona ermiş bulunan bir saldırının yarattığı etkilerin hâlâ devam etmesi halinde açılabilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Adın Korunması :</strong></span> Adın korunması amacıyla açılacak davalar 4 tanedir. Bunlar: Tespit davası, saldırıya son verilmesi davası, önleme davası ve tazminat davasıdır.</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari">Medeni Hukuk Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Nov 2018 09:03:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[açıköğretim fakültesi hukukun temel kavramları ders notları]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun temel kavramları ders notları özet]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun temel kavramları ders notları pdf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sercancepni.net.tr/?p=1672</guid>

					<description><![CDATA[<p>Açık öğretimi bitirdiğim için ders notu çıkartmıyordum. Ancak sevdiğim adalet okumaya başladığı için tekrardan ders notları çıkartmaya başlayacağım. İlk ders notumuz Hukukun Temel Kavramları Ders Notları olacak arkadaşlar. Ayrıca lütfen başka bölümlerin ders notu için istek yapmayınız sadece Adalet bölümünün ders notlarını hazırlayacağım. Lafı fazla uzatmadan Hukukun Temel Kavramları Ders Notları geçelim yolumuz uzun süremiz az 🙂 [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari">Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Açık öğretimi bitirdiğim için ders notu çıkartmıyordum. Ancak sevdiğim adalet okumaya başladığı için tekrardan <strong>ders notları</strong> çıkartmaya başlayacağım. İlk ders notumuz <strong>Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</strong> olacak arkadaşlar. Ayrıca lütfen başka bölümlerin ders notu için istek yapmayınız sadece <strong>Adalet</strong> bölümünün ders notlarını hazırlayacağım. Lafı fazla uzatmadan <strong>Hukukun Temel Kavramları Ders Notları </strong>geçelim yolumuz uzun süremiz az 🙂</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm -1</h2>
<h2 style="text-align: center;">Sosyal Düzen Kuralları ve Hukuk</h2>
<p>İnsan toplum denilen sosyal çevre içinde yaşamaktadır. İnsan yaşamını sürdürdüğü bu toplumda diğer insanlarla ve kurumlarla birçok etkileşime girer; bu ilişkiler <span style="color: #ff0000;"><strong>sosyal ilişki</strong></span> olarak adlandırılmaktadır. Sosyal ilişkiler her ne kadar birtakım çatışmalar içerse de belli bir düzen içinde yürümektedir. İşte sosyal ilişkilerin tâbi olduğu bu düzen,<span style="color: #ff0000;"><strong> sosyal düzen</strong></span> olarak ifade edilmektedir. Sosyal düzen içinde yaşayan insanların ödevleri, hak ve yetkilerini düzenleyen kurallara <strong><span style="color: #ff0000;">sosyal düzen kuralları</span></strong> denilmektedir.<br />
<span style="text-decoration: underline;">Sosyal düzen kurallarının belirli özellikleri bulunmaktadır. Öncelikle bu kurallar genel nitelik taşır yani ayırımsız herkese uygulanır. İkincisi süreklidir yani bu kurallar çok uzun zamandır ve aralıksız bir biçimde uygulanmaktadır. Üçüncüsü, bunlar yaptırımlı kurallardır.</span></p>
<h3>SOSYAL DÜZEN KURALLARININ TÜRLERİ</h3>
<ul>
<li>Din kuralları</li>
<li>Ahlak kuralları</li>
<li>Görgü kuralları</li>
<li>Hukuk kuralları</li>
</ul>
<p><em><strong>DİKKAT :</strong></em> Üstte sıraladığımız sosyal düzen kuralları, ülkeden ülkeye değiştiği gibi şehirden şehire de değişiklik söz konusu olabilir. Aynı zamanda sosyal düzen kuralları zaman içerisinde değişe bilmektedir.<br />
&nbsp;</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Din Kuralları</span></h4>
<p>Din kuralları Tanrı ile insanlar arasındaki ilişkileri düzenleyen, Allah&#8217;ın emir ve yasaklarını içeren kurallar bütünüdür. Başka bir deyimle, din kurallarına uymayan kişilere yönelik bir güç kullanımı ya da zorlama söz konusu değildir. <em><strong>Din kurallarına uymayanlar, günahkâr sayılma, toplum dışına itilme gibi manevi yaptırımlarla karşılaşırlar.</strong> </em>Bu tür toplumlarda bir din kuralına uyulmaması hâlinde eğer kişiye maddi bir yaptırım uygulanabiliyorsa, bunun sebebi uyulmayan din kuralının aynı zamanda hukukça benimsenmesi yani hukuk kuralı hâline gelmesidir. Yoksa laik toplumlarda din kuralına uymamanın sadece manevi yaptırımı bulunmaktadır.<br />
<em><strong>DİKKAT : </strong></em>Din kuralları Tanrı buyruğu olduğu için dogmatik ve statiktir. Din kurallarına uyulmadığı takdirde kişinin günah işleyeceği, Tanrı tarafından cezalandırılacağına inanılır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Ahlak Kuralları</span></h4>
<p>Ahlak kuralları iyilik-kötülük, doğru-yanlış gibi çeşitli konulardaki değer yargılarıdır. Ahlak kurallarının iki yönü bulunmaktadır:<br />
<em><strong>Nesnel (objektif, sosyal)</strong></em> Ahlak insanın diğer bireylere karşı olan ödevleri ile ilgilidir.<br />
<em><strong>Öznel (subjektif )</strong> </em>Ahlak kişinin kendi şahsı ve iç dünyasına karşı ödevlerini ifade etmektedir.<br />
<strong><em>Örneğin başkaları hakkında kötü düşünmemek, yalan söylememek subjektif ahlaka ilişkinken; fakirlere yardım etmek, verilen sözü tutmak objektif ahlakla yakından ilgilidir.</em></strong></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Görgü (Nezaket) Kuralları</span></h4>
<p>Toplumsal düzen, gündelik ilişkilerde bazı davranış kalıplarına uyulmasını gerektirir. Ahlak kurallarından farklı olan bu kurallar, görgü kuralları olarak adlandırılmaktadır. <em><strong>Önemli :</strong></em> Görgü kurallarına uymamanın yaptırımı manevi niteliktedir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Hukuk kuralları en önemli sosyal kurallardır. İnsan topluluğunun bulunduğu her yerde hukuk vardır. Hukuk kuralları kişilerin dışa yansıyan ilişkilerini düzenlediği gibi toplum yaşamını düzenlemek, huzuru ve barışı sağlamak, dayanışmayı gerçekleştirmek gibi fonksiyonları yerine getirir. <em><strong>Hukuk kurallarının temel özellikleri genel ve soyut olması, emir ve yaptırım içermesidir. </strong></em><span style="text-decoration: underline;">Diğer sosyal kurallardan ayıran en önemli fark hukuk kurallarına uyulmadığı taktirde yaptırım uygulanmasıdır.</span><br />
Diğer sosyal düzen kuralları gibi, hukuk kuralları da insanlar arası ilişkileri düzenler ve bir davranışta bulunma veya bulunmama şeklinde bir emir içerir. Bununla birlikte, hukuk kuralları, belirli bir toplumsal-kültürel çevre içinde şekillense de bu kuralları yapan irade, siyasal iktidarın / devletin iradesidir; ayrıca, diğer sosyal düzen kurallarından farklı olarak, <strong>hukuk kurallarına uyulmaması hâlinde devlet (kamu) gücüyle desteklenen maddi yaptırımla karşılaşılır.</strong><br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Diğer sosyal kuralların yaptırımı manevi nitelik taşırken hukuk kurallarının yaptırımı maddidir.</strong></span></p>
<h3>Hukukta Yaptırım Türleri</h3>
<p>Hukuki yaptırımlar</p>
<ul>
<li>Ceza,</li>
<li>Cebri icra,</li>
<li>Tazminat,</li>
<li>Geçersizlik ve</li>
<li>İptal</li>
</ul>
<p>olmak üzere beş kategoride incelenebilir. Yaptırım, hukuk kuralının ihlali hâlinde ortaya çıkmaktadır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Ceza</span></h4>
<p>Suçun karşılığı olan ceza, birçok toplumda temel yaptırım olarak kabul edilir. Öyle ki birçok toplumda yaptırım ile ceza kavramı özdeşleşmiştir. Bunun en temel sebebi ceza yaptırımının ağırlığıdır. <em><strong>Türk Ceza Kanunu’na göre cezalar hapis ve adli para cezaları olmak üzere ikiye ayrılır.</strong></em> Hapis cezaları ise <strong>ağırlaştırılmış müebbet hapis</strong>, <strong>müebbet hapis</strong> ve <strong>süreli hapis</strong> cezaları şeklinde üç grupta düzenlenmiştir. <strong><em>Adli para cezası belli bir miktar paranın hükümlü tarafından hazineye ödenmesi niteliğini taşır.</em> </strong>Türk Ceza Kanunu ayrıca cezalara ek olarak hükümlülerin belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılabileceğini de belirtmektedir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Cebri İcra</span></h4>
<p>Cebri icra, bir borç ilişkisinde borcunu kendi rızasıyla yerine getirmeyen borçlunun devlet gücü aracılığıyla bu borcunu yerine getirmesini sağlayan bir yaptırımdır. Örneğin, süresi dolmasına rağmen oturduğu taşınmazı tahliye etmeyen bir kiracının tahliyesinde ya da boşanma davasının sonucu velayeti anneye bırakılan çocuğu teslim etmeyen babanın durumunda cebri icra yaptırımı uygulanabilir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Tazminat</span></h4>
<p>Tazminat bir kimsenin hukuka aykırılık oluşturan kusurlu bir davranışı sonucu başkasına verdiği zararın o kişiye ödettirilmesidir. Tazminata konu zarar <strong>maddi</strong> ya da <strong>manevi</strong> olabilir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Geçersizlik</span></h4>
<p>Hukuka aykırı bir şekilde yapılan hukuki işleme uygulanan yaptırım geçersizlik yani <em><strong>hükümsüzlüktür.</strong></em></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">İptal</span></h4>
<p>Hukuk kurallarına aykırı bir biçimde yapılmış idari işlemlerin idari yargı organlarınca ortadan kaldırılması hâlinde iptal yaptırımı ortaya çıkar.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Yokluk :</strong></span> Hukuki işlem kanunun öngördüğü kurucu unsurlardan en az birine uyulmadan yapıldığı için hiç oluşmamış sayılır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><strong>Mutlak butlan :</strong></span> Kanunun öngördüğü kurucu unsurlara sahip olan ancak kanunun emredici hükümlerine aykırı olarak yapılan hukuki işlemler aleyhine uygulanan yaptırımdır.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>DİKKAT : </strong></em></span><span style="text-decoration: underline;">Yokluk yaptırımına tâbi bir hukuki işlem hiç doğmamış kabul edilir. Mutlak butlanda işlem doğmuş ama geçersiz sayılmıştır.</span><br />
<strong><span style="color: #ff0000;">Nispi butlan :</span></strong> Kanunun öngördüğü unsurlara sahip olan ve kanunun emredici hükümlerine aykırı olmayan bir işlemin, o işlemi oluşturan iradelerden birindeki sakatlık sebebiyle geçersiz sayılmasıdır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm -2</h2>
<h2 style="text-align: center;">Hukukun Kaynakları ve Uygulanması</h2>
<h3>KAYNAK KAVRAMI VE HUKUK</h3>
<p><em><strong>DİKKAT :</strong></em> TBMM kanunlar bakımından, Cumhurbaşkanlığı, bakanlıklar ve kamu tüzel kişileri ise yönetmelikler bakımından <em><strong>yaratıcı kaynak</strong> </em>niteliğindedir.<br />
<em><strong>DİKKAT :</strong></em> Hukukun yardımcı kaynaklarını ise, içtihat hukuku oluşturmaktadır. İçtihat hukuku, bilimsel içtihat veya yargı içtihadı şeklinde olabilir.</p>
<h3>POZİTİF HUKUKUN KAYNAKLARI</h3>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-1684" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2018/11/Normlar-Hiyerarsisi-1-1.jpg" alt="Normlar Hiyerarşisi" width="580" height="479" /></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Anayasa</span></h4>
<p>Türkiye’de bugüne kadar  1921, 1924, 1961 ve 1982 Anayasa’ları olmak üzere toplam 4 Anayasa uygulanmıştır. 21.01.2017 tarihinde 6771 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla Anayasa’da önemli değişiklikler yapılmıştır.<br />
Anayasa’nın değiştirilmesi Türkiye Büyük Millet Meclisi üye tamsayısının <strong>en az üçte biri</strong> tarafından yazıyla teklif edilebilir. Anayasa’nın değiştirilmesi hakkındaki teklifler Genel Kurulda iki defa görüşülür. <em><strong>Değiştirme teklifinin kabulü Meclisin üye tamsayısının beşte üç çoğunluğunun gizli oyuyla mümkündür.</strong></em></p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Uluslararası Anlaşmalar</span></h4>
<p>Uluslararası anlaşmalar, iki veya daha fazla devlet tarafından akdedilmiş olan ve TBMM’nin kabulünün ardından Cumhurbaşkanınca onaylanıp Resmî Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren bağlayıcı hukuk kurallarıdır.<br />
<em><strong>DİKKAT : </strong></em>1982 Anayasası’na göre usulüne uygun olarak yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar (uluslararası sözleşmeler) kanun hükmündedir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Kanunlar</span></h4>
<p>Kanun, yetkili organ tarafından yazılı olarak çıkarılan, kanun adını taşıyan, genel, sürekli ve soyut hukuk kuralıdır. Kanunu çıkarmaya yetkili organ ülkenin yönetim biçimine göre değişir. Ülkemizde olduğu gibi parlamenter sistemlerde bu organ meclistir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi</span></h4>
<p>Yürütme yetkisi ve görevi, Cumhurbaşkanı tarafından, Anayasa’ya ve kanunlara uygun olarak kullanılır ve yerine getirilir (Ana. m. 8). Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı kararnamesi çıkarabilir. Anayasa’nın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümlerinde yer alan <em><strong>temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevler Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile düzenlenemez.</strong></em></p>
<h3>HUKUK KURALLARININ TÜRLERİ</h3>
<p>Hukuk kuralları uygulama bakımından emredici, tamamlayıcı, yorumlayıcı, tanımlayıcı ve diğer hukuk kuralları şeklinde sınıflandırılabilir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Emredici Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Bu tür hukuk kurallarında, bütün hukuk kurallarında varlığı hissedilen emir unsuru baskındır. Bu tür hukuk kurallarının aksi kararlaştırılamaz; bunlarda genellikle <em><strong>emir kipi</strong></em> kullanılmaktadır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Tamamlayıcı Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Tarafların serbest iradeleriyle başka türlüsünü belirlemedikleri taktirde uygulanan kurallardır. Bu kurallarda taraflar arası ilişkilere olabildiğince az müdahale hedeflenmektedir. Türk hukukunda irade serbestisi esastır ancak, kişiler serbest iradeleri ile bir konuda kararlaştırma yapmazlarsa doğacak boşluk tamamlayıcı hukuk kuralları ile doldurulur. Ceza hukukunda az sayıda, borçlar hukukunda çok sayıda tamamlayıcı hukuk kuralı yer alır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Yorumlayıcı Hukuk Kuralları</span></h4>
<p><em><strong>Önemli :</strong></em> Tarafların iradeleri ile açıkça belirtebilecekleri hâlde belirtmedikleri konuların açığa kavuşturulmasında yardımcı olan kurallardır.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Tanımlayıcı Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Kanunların daha iyi anlaşılması için bazen belli hususların açıkça tanımlanması, anlamının ve içeriğinin belirlenmesi gerekir. İşte tanımlayıcı hukuk kuralları bu tanımları getiren düzenlemelerdir. <em><strong>Örneğin:</strong></em> Bir iş sözleşmesine dayalı olarak çalışan gerçek kişiye işçi denir.</p>
<h4><span style="color: #0000ff;">Diğer Hukuk Kuralları</span></h4>
<p>Hukuk kurallarının yukarıdaki sınıflandırması dışında, hiç bir gruba girmeyen bazı kuralların bulunduğu da kabul edilmektedir. Bunlar arasında ilga edici (yürürlükten kaldırıcı) hukuk kuralları (örneğin İş K. m. 120), yetki verici hukuk kuralları (örneğin; TMK m. 120/2) sayılabilir.</p>
<h3>Kanunların Anlam Bakımından Uygulanması</h3>
<p>Yasama organınca yapılan yoruma yasama yorumu; yargı organınca yapılan yorum yargısal yorum; bilim adamlarınca yapılan yorum ise bilimsel yorum olarak adlandırılır. <em><strong><span style="color: #ff0000;">Kıyas</span> uygulaması genişletici yoruma imkân verir. Bu yönüyle kıyasın ceza hukukunda uygulanması söz konusu değildir.</strong></em></p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm -3</h2>
<h2 style="text-align: center;">Hukuk Sistemleri ve Türk Hukuk Tarihi</h2>
<h3>Karşılaştırmalı Hukuk</h3>
<p><em><strong>“Karşılaştırmalı Hukuk”</strong></em> hem bir hukuk disiplininin hem de hukuk araştırmasında kullanılan bir yöntemin adıdır.<br />
Karşılaştırmalı Hukuk, geliştirdiği çözümleme düzeyleri, özgül ayrımlar ve terim dağarcığıyla yeryüzünde farklı ulus, kültür ve toplumların hukuk düzenlerinin çeşitliliklerine ve benzemezliklerine karşın gene de “hukuk” gibi birleştirici bir kavram altında anlaşılır kılınmasına katkı sağlar.<br />
Genelde yapılan ayrımlar ve karşılaştırmalar kamu hukukundan çok özel hukuku temel alırlar. Hukuk sistemleri arasında bir karşılaştırmadan söz edebilmek için, karşılaştırmada örtülü ya da açıkça şu üç unsurun bulunması yöntem bilimsel bir gerekliliktir:<br />
<em><strong>Tarihsel temeller:</strong></em> Bir hukuk düzeninin diğerinden farkı ancak tarihsel olarak belirlenebilir.<br />
<em><strong>Toplumsal ve kültürel zemin:</strong></em> Din, dil, gelenekler ve sosyo-ekonomik yapı, hukuk kurallarının toplumsal ilişkileri şöyle değil de böyle düzenlemesini belirleyen etmenlerdir.<br />
<em><strong>Hukuk teknikleri:</strong> </em>Hukukun yaratılmasında, uygulayıcılarının eğitilmesinde ve uygulanmasında her hukuk kültürü birbirinden az çok farklı teknikler kullanır.</p>
<h3>Hukuk Sistemleri</h3>
<figure id="attachment_1698" aria-describedby="caption-attachment-1698" style="width: 702px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="size-full wp-image-1698" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2018/11/Hukuk-Sistemleri-1-1.jpg" alt="Hukuk Sistemleri" width="702" height="180" /><figcaption id="caption-attachment-1698" class="wp-caption-text">Hukuk Sistemleri</figcaption></figure>
<h3>Kıta Avrupası Hukuk Sistemi</h3>
<p><em><strong>Tedvin (codification, yasalaştırma):</strong> </em>Bir ülkede dağınık hâlde bulunan hukuk kurallarının ait oldukları hukuk dalına bağlı olarak derlenip sistemli bir bütünlüğe kavuşturulması etkinliğidir.<br />
<figure id="attachment_1700" aria-describedby="caption-attachment-1700" style="width: 405px" class="wp-caption aligncenter"><img decoding="async" class="size-full wp-image-1700" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2018/11/Gaiusa-Gore-Kurumlar-1-1.jpg" alt="Gaius’a Göre Kurumlar" width="405" height="195" /><figcaption id="caption-attachment-1700" class="wp-caption-text">Gaius’a Göre Kurumlar</figcaption></figure></p>
<h3>Anglo &#8211; Amerikan Hukuk Sistemi</h3>
<p><figure id="attachment_1701" aria-describedby="caption-attachment-1701" style="width: 464px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-1701" src="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2018/11/ingiliz-Hukuku-nun-Kaynaklari-1-1.jpg" alt="İngiliz Hukuku’nun Kaynakları" width="464" height="171" /><figcaption id="caption-attachment-1701" class="wp-caption-text">İngiliz Hukuku’nun Kaynakları</figcaption></figure><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Common Law :</strong></em></span> Biri geniş, diğeri dar olmak üzere iki anlama sahiptir. Geniş anlamda Common Law İngiltere, Amerika Birleşik Devletleri, Avustralya, Yeni Zelenda ve Kanada gibi ülkelerin hukuklarının ortak adını, bir hukuk ailesini ifade eder. Dar anlamda Common Law ise, 1066’da İngiltere’yi işgal eden Normanların adalet hizmetini gerçekleştirmek amacıyla atadıkları gezici yargıçların oluşturdukları aşırı biçimci hukuku ifade eder.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Equity :</strong></em></span> Common Law’ın aşırı biçimciliğinin karmaşık formüllerine göre değil de yargıcın vicdanı ve hakkaniyet ilkelerine göre yargılamasından doğan içtihat hukuku.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Statute Law:</strong> </em></span>İngiliz Hukuku’nun örnek yargı kararlarından sonraki hukuk kaynağı yasalardır. İngiliz Hukuku’nda başlıca iki tür yasal düzenleme bulunur: Parlamentonun yasa olarak kabul ettiği metinler ile bu birincilerin uygulanma usul ve esaslarını gösteren ikincil düzenlemeler. <strong><em>İngiliz Hukuku’nun içtihattan sonraki ikincil kaynağıdır. Statute law (yasa hukuku), parlamentonun çıkardığı yasalar, onayladığı anlaşmalar ve bunların uygulanma usul ve esaslarını gösteren düzenlemeleri kapsar.</em></strong><br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Magna Carta Libertatum : </strong></em></span>1215 tarihinde Papa III. Innocent, Kral John ve baronları arasında imzalanmıştır. Kralın bazı yetkilerinin sınırlandırılmasını ve hukuk kurallarının kralın iradesinden daha üstün olduğunu ilan ediyordu. Magna Carta Kralın keyfi vergi salamayacağını; yargılamanın aleni olarak yapılacağını; yasal dayanağı olmadan tutuklama ve sürgüne<br />
göndermeye başvurulamayacağını ve soylulardan oluşan bir kurulun Kralın Magna Carta’ya uygun davranıp davranmadığını denetleyeceğini hüküm altına alıyordu.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Federal Devlet :</strong></em></span> Birden fazla kendi içinde özerk devletin aynı merkezi iktidara tâbi olarak oluşturduğu devlet birliğidir. Federal devlet ve federe devlet (eyalet, kanton gibi isimler de verilir) olmak üzere iki devlet türü bir aradadır. Hukuk düzeni bakımından hem federe devletin hukuku hem de federal devletin hukuku söz konusudur.</p>
<h3>Sosyalist Hukuk Sistemi</h3>
<p>Dağılan Sovyetler Birliği ve eski Doğu Bloku ülkeleri kapitalist dünyada egemen olan hukuk anlayışına alternatif olduğunu ileri sürdükleri bir hukuku uygularlardı. Günümüz dünyasında geçmişe<br />
oranla daha az sayıda ülke hâlen sosyalist bir hukuk düzenine sahip oldukları tezini savunurlar. Bu anlamda Sosyalist Hukuk, Marksist düşüncenin özel bir yorumuna dayalı olarak tasarlanmış bir hukuk düzenini ifade eder.</p>
<h3>İslam Hukuku</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Fıkıh :</strong></em></span> Bilmek, anlamak, derinlemesine kavramak, örtük olanın hakikatine nüfuz edip karanlık olanı aydınlatmak gibi anlamları karşılayan fıkıh; hukuki anlamda, insanın belirli koşullara bağlı olarak ne yapması gerektiğini, söz konusu koşullarla eylemsel gereklilik arasındaki bağın niteliğini ve şu ya da bu tarzda eylemeyi seçerse bunun sonuçlarının neler olacağını bilme yetisi anlamına da gelir. Fıkıh genellikle üç alt başlıkta incelenir:</p>
<ol>
<li>İbâdât (ibadetler),</li>
<li>Muâmelât (hukuki işlemler, sözleşmeler, evlenme, boşanma, miras)</li>
<li>Ukûbât (ceza hükümleri)</li>
</ol>
<p><em><strong>Şeriat:</strong></em> İslam dini açısından dar anlamda şeriat, İslam dinini belirleyen ilahi buyrukların toplamıdır.<br />
<strong>Klasik İslam Hukuk Bilimi şeriatı üç ana bölümde incelemişlerdir:</strong></p>
<ol>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>İbâdât (ibadetler):</strong> </span>İbadet İslam’da, genel olarak Allah’ın rızasını kazanmak amacıyla gerçekleştirilen olumlu ve olumsuz eylemleri kapsar. Dar anlamda ise ayet ve hadislerde özel şekil ve şartları belirlenen ritüellerin uygulanması kastedilir. Müminlerin namaz, oruç, hac gibi farizeleri yerine getirmeleri ibadetlerle ilgilidir.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Muâmelât (işlemler):</strong> </span>İnsanlar arasındaki doğumdan ölüme dek her tür ve düzeydeki toplumsal ilişki, bu bölümde incelenir. Sözleşme, miras, evlenme, boşanma,tazminat ve benzeri işlemler bu bölüm altında incelenmiştir. Devletlerarası ilişkiler de kişiler arası ilişkilere kıyasen hukuk konusu yapıldığından, onlar da bu bölüme dahil olurlar. Kimi alimler Münâkehât’ı, yani evlenme,<br />
boşanma ve benzeri işlemleri ayrı bir bölüm olarak da değerlendirirler.</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>Ukûbât (ceza hukuku):</strong></span> İslam Hukuku’nda, işlenen ve suç sayılan fiiller ile bunlara uygulanacak yaptırımları gösteren kısma “ukûbât” denilir. Bu bölüm bedenî, mali veya caydırıcı bazı cezai hükümleri kapsar. İslam ceza hukukunda suç sayılan bir fiil ya Allah’ın haklarına (Hakullah) karşı yada kişilerin haklarına karşı (Hakk-i Ademi) işlenmiş kabul olunur. Kısas, had ve ta’zir olmak üzere üç de yaptırım grubu vardır.</li>
</ol>
<h3>Osmanlı Hukuku</h3>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Önemli :</strong></em></span> Osmanlı Hukuku yargılama erkini ilmiye sınıfına bırakmış; belirli ilimlerde eğitim görmüş alimlerin kadılık görevini yerine getirmesi kabul edilmişti. İslam Hukuku’na göre kadıların verdiği kararlar kesindi, ancak rüşvet aldıklarından yakınılmış ya da haksız bir hüküm vermişlerse, ilgilinin talebi üzerine verilen hüküm <span style="color: #ff0000;"><strong>kazaskerce</strong> </span>denetlenip gerekirse değiştirilirdi.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Kanun-u Esasî</strong> : </em></span>1876’da ilan edilmiş, 1878’de II. Abdülhamit tarafından askıya alınmış, 24 Temmuz 1908 ihtilali sonucunda değişikliklerle yürürlüğe girmiş ve kısmen 1924 tarihine kadar yürürlükte kalmış Anayasa’dır.</p>
<h2 style="text-align: center;">Bölüm -4</h2>
<h2 style="text-align: center;">Yargı Örgütü</h2>
<h3>ADLÎ YARGI</h3>
<p>Adlî yargı, genel ve olağan yargı koludur, zira diğer yargı kollarının görev alanına girmeyen tüm dava ve yargısal işler adlî yargıda çözülür. Adlî yargı kolunda, ilk derece mahkemeleri, bölge adliye<br />
mahkemeleri ve Yargıtay olmak üzere üç dereceli bir yargılama sistemi kabul edilmiştir.<br />
Hakimler ve Savcılar Kurulu Kararıyla bazı yer bölge adliye mahkemelerinin yargı alanları yeniden belirlenmiştir. <em><strong>Buna göre bölge adliye mahkemeleri Adana, Antalya, Ankara, Bursa, Erzurum, Gaziantep, İstanbul, İzmir, Samsun illerinde faaliyete başlamış ve yargı çevreleri yeniden belirlenmiştir.</strong></em></p>
<ul>
<li>Kişiler arasında doğan uyuşmazlık hakkında yargılama yapma ve uyuşmazlığı çözmeye yönelik olarak davanın esası hakkında karar vermekle görevli <em><strong>ilk derece mahkemeleri</strong></em>,</li>
<li>İlk derece mahkemesi kararlarının istinaf incelemesini yapmakla görevli <strong><em>ikinci derece</em> bölge adliye mahkemeleri</strong>,</li>
<li>Bölge adliye mahkemesi ve bazı hallerde ilk derece mahkemesi kararlarının temyiz incelemesini yapmakla görevli<em><strong> Yargıtay</strong></em>.</li>
</ul>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Cumhuriyet başsavcılığı,</strong></em></span> kamu davasının açılmasına yer olup olmadığına karar vermek üzere soruşturma yapmak veya yaptırmak; kanun hükümlerine göre, yargılama faaliyetlerini kamu adına izlemek, bunlara katılmak ve gerektiğinde kanun yollarına başvurmak; kesinleşen mahkeme kararlarının yerine getirilmesi ile ilgili işlemleri yapmak ve izlemek ve kanunlarla verilen diğer görevleri yapmakla görevlidir</p>
<h3>Yargıtay</h3>
<p>Yargıtay’ın asli fonksiyonu, adlî yargı alanında çözüme bağlanan dava ve işler bakımından, ülkede hukukun aynı şekilde uygulanmasını ve hukuk birliğini sağlamaktır.</p>
<h3>İDARİ YARGI</h3>
<p>İdarî yargı, hukuka aykırı idarî işlemlere karşı açılan iptal davaları veya idarî eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan zarar görenler tarafından açılan tam yargı davaları ve kamu hizmetlerinin yürütülmesi için yapılan idarî sözleşmelerden kaynaklanan (tahkime tâbi olmayan uyuşmazlıklara ilişkin) davaların görüldüğü yargı koludur (İYUK m. 2, I). Örneğin, hakkında atama işlemi yapılan bir kamu görevlisinin, sözkonusu idari işlemin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle iptal edilmesi için idari yargı kolunda dava açması gerekir.<br />
<strong>İdarî yargı kolunda görevli olan mahkemeler üç derece ayrılmıştır:</strong></p>
<ul>
<li>İlk derece idare mahkemeleri ve vergi mahkemeleri</li>
<li>İkinci derece bölge idare mahkemeleri</li>
<li>İdarî yargının en üst yargı merci olan Danıştay</li>
</ul>
<h3>Danıştay</h3>
<p>Danıştay, kanunun başka bir idarî yargı merciine bırakmadığı karar ve hükümlerin son inceleme (temyiz) merci olup, kanunla gösterilen belli davalara da ilk ve son derece mahkemesi olarak<br />
bakar. Danıştay, kamu hizmetlerinin yürütülmesine ilişkin imtiyaz sözleşmeleri hakkında görüş bildirmek, idarî uyuşmazlıkları çözmek ve kanunla gösterilen diğer işleri yapmakla da görevlidir.</p>
<h3>Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yapısı</h3>
<p><strong><span style="color: #ff0000;">Anayasa Mahkemesi</span> on yedi (17) üyeden oluşur.</strong> Üyelerin üçü Türkiye Büyük Millet Meclisi, on ikisi ise Cumhurbaşkanı tarafından Anayasa’da öngörülen belirli yargı organları ile kurumların üyeleri veya belirli kişiler arasından seçilir.<br />
<span style="color: #ff0000;"><em><strong>Anayasa Mahkemesi üyeleri on iki yıl için seçilirler.</strong></em></span> Bir kişi ikinci kez Anayasa Mahkemesi üyesi seçilemez. Üyeler altmış beş yaşını doldurunca emekliye ayrılırlar. Zorunlu emeklilik yaşından önce görev süresi dolan üyelerin başka bir görevde çalışmaları ve özlük işleri kanunla düzenlenir</p>
<h3>Mali Yargı</h3>
<p>Anayasa’ya göre, <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Sayıştay</strong></em></span>, merkezi yönetim bütçesi kapsamındaki kamu idareleri ile sosyal güvenlik kurumlarının bütün gelir ve giderleri ile mallarını, Türkiye Büyük Millet Meclisi adına denetlemek ve ayrıca sorumluların hesap ve işlemlerini kesin hükme bağlamakla görevlidir.<br />
Aşağıdakilerden hangisi, birden fazla hâkimden oluşan ve heyet halinde çalışan toplu mahkemelerden biri değildir?</p>
<ul>
<li>A. Ağır ceza mahkemesi</li>
<li>B. İdare mahkemesi</li>
<li>C. Bölge adliye mahkemesi</li>
<li><span style="color: #ff0000;"><strong>D</strong></span>. Asliye hukuk mahkemesi</li>
<li>E. Danıştay</li>
</ul>
<p><strong>Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</strong> ara sınav için hazır arkadaşlar. Elimden geldiğince en önemli konuları işledim arkadaşlar ayrıca süre ile yarıştığınız için biraz hızlı çıkarttım o yüzden önemli bazı yerleri atlamış olabilirim o yüzden mutlaka kitaptaki soruları bir kez çözün. Bir sonraki yazım :<strong> <a href="https://www.sercancepni.net.tr/medeni-hukuk-ders-notlari" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Medeni Hukuk Ders Notları </a></strong></p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari">Hukukun Temel Kavramları Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/hukukun-temel-kavramlari-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>8</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türk Siyasal Hayatı Ders Notları</title>
		<link>https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari</link>
					<comments>https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sercan Çepni]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 12 Mar 2016 10:53:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Açık Öğretim Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Ders Notları]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı 2016]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı Açık Öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı AÖF]]></category>
		<category><![CDATA[Türk Siyasal Hayatı Ders Notları 2016]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.sercancepni.net.tr/?p=669</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son ders notum olan Türk Siyasal Hayatı Ders Notları &#8216;na başlıyorum arkadaşlar bu seferki ders notları açık öğretimin ders notları olacak fakat gerçekten güzel hazırlanmış ayrıca her ünitenin başında ünite özetini anlatan ses kayıtları mevut önce onları dinlerseniz çok daha güzel olur. Eğer bir kere baştan sonra okursanız bu dersi geçememe gibi bir durumunuz olmaz. [&#8230;]</p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari">Türk Siyasal Hayatı Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son ders notum olan <span style="color: #ff0000;"><em><strong>Türk Siyasal Hayatı Ders Notları</strong></em></span> &#8216;na başlıyorum arkadaşlar bu seferki ders notları açık öğretimin ders notları olacak fakat gerçekten güzel hazırlanmış ayrıca her ünitenin başında ünite özetini anlatan ses kayıtları mevut önce onları dinlerseniz çok daha güzel olur. Eğer bir kere baştan sonra okursanız bu dersi geçememe gibi bir durumunuz olmaz.</p>
<h2 style="text-align: center;">Ünite 1: II. Meşrutiyet’ten Cumhuriyet’e Türkiye’de Siyasal Yaşam</h2>
<p><span style="color: #ff0000;"><em><strong>Ünite 1 Sesli Özet ;</strong></em></span><br />
<audio class="wp-audio-shortcode" id="audio-669-1" preload="none" style="width: 100%;" controls="controls"><source type="audio/mpeg" src="http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3?_=1" /><a href="http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3">http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3</a></audio></p>
<h3 style="text-align: center;">İttihat ve Terakki Cemiyeti ve II. Meşrutiyetin İlanı</h3>
<p>II. Abdülhamit 1876 yılında Osmanlı Devleti’nin ilk anayasası olan Kanun-i Esasi’yi ilan ederek, 1977’de ilk Mebusan Meclisini açtı ve bir yıl sonra da önce meclisi kapatıp sonra da anayasayı askıya aldı. Buna karşı çıkarak anayasanın tekrar yürürlüğe girmesini ve meclisin yeniden kurulmasını isteyen bir örgüt kuruldu. Bu örgüt, sonradan “Osmanlı İttihat ve Terakki Cemiyeti” (İTC) adını aldı ve bu hareket Avrupa’da Jön Türkler ismiyle anılmaya başladı.<br />
Selanik’te aynı fikirle kurulan Osmanlı Hürriyet Cemiyeti üyeleri fikirlerini kendilerine yakın buldukları İttihat ve Terakki Cemiyeti ile birleşerek bu isim altında örgütlendi. Örgüt, kısa sürede Selanik ve Balkan bölgesinde var olan çeteci milliyetçi anlayış içerisinde şekillenerek Abdülhamit yönetiminden hoşnut olmayan asker ve memurların ağırlıklı olduğu paramiliter bir örgütlenmeye dönüştü. Örgütün “Merkez-i Umumi” adında bir karar merkezi oluşturuldu. Asıl amacı Osmanlı Devleti’nin bağımsızlık ve toprak bütünlüğünü korumak olan örgütün gelişen bir Türk milliyetçiliği ideolojisi vardı.<br />
1908 yılında yaşanan bazı gelişmeler sonucunda Makedonya’nın kaybedilmesi ve hükümetin İTC’nin faaliyetlerinden haberdar olarak örgütü çökertmesi an meselesiydi. Bu nedenle örgüt harekete geçerek dağlara çıkmış, halk arasında propaganda ve gösteriler yapmış, saraya anayasanın ilanı için çok sayıda telgraf yollamıştı. 23 Temmuz 1908’de İTC’nin saraydan cevap gelmesini beklemeden anayasanın yeniden yürürlüğe girdiğini ilan etmesiyle II. Abdülhamit isyanı bastıramayacağını anlayarak 24 Temmuz’da İstanbul gazetelerinde anayasanın yeniden yürürlüğe konulacağını ve meclisin açılacağını duyurdu.<br />
Halk “Hürriyetin İlanı’nın Abdülhamit’in lütfuyla ortaya çıktığını düşünerek kutlamalar yapıyordu. İTC hem meşrutiyetin ilanını duyurmak hem de bu sonucun doğmasındaki rolünü göstermek için büyük kentlere heyetler gönderdi.<br />
İttihatçılar, II. Abdülhamit’i tahttan indirecek ve devleti doğrudan yönetecek güçlerinin olmadığını düşünerek dışarıdan kontrol ettiler. Bu sırada 1908 yılında Mebusan Meclisi kurulması amacıyla Türkiye tarihinin ilk çok partili seçimleri gerçekleştirildi ve birçok etnik grubun temsil edilmesinin yanında İTC ezici çoğunlukla seçimleri kazandı.<br />
Seçimler sonrası İTC, muhalif gruplarla mücadele ettiği sırada olayların büyümesiyle 12 Nisan 1909 tarihinde İstanbul’daki bazı askeri birliklerin ayaklanması sonucu 31 Mart İsyanı olarak adlandırılan ayaklanma başlamış oldu. İsyanın yatışması için isyancıların bazı istekleri İTC tarafından yerine getirildi. Daha sonra İTC’nin hala gücünü koruduğu Makedonya’da oluşturulan Hareket Ordusu 24 Nisan’da İstanbul’u işgal ederek isyanı bastırdı.<br />
27 Nisan’da da II. Abdülhamit isyanı desteklediği gerekçesiyle tahttan indirilerek yerine kardeşi Mehmet Reşat Efendi padişah ilan edildi.<br />
İsyanın bastırılması sonrasında çoğulcu siyasal yaşama kısa sürede geri dönülmesinin ardından Osmanlı Mebusan Meclisi 1909-1913 yılları arasında Kanun-i Esasi’de değişiklikler yaparak hükümetin yetkilerini padişahın yetkilerine karşı güçlendirdi. Bu sırada muhalefet yeniden toparlanarak farklı eğilimleri temsil eden partiler kurdu ve bu partiler 21 Kasım 1911 tarihinde Hürriyet ve İtilaf Fırkası adı altında birleşti. Güçlenen muhalefet nedeniyle meclis üzerindeki hakimiyetini kaybedeceğini düşünen İTC, meclisi feshettirerek 1912’de yeni seçimlere gidilmesini sağladı. Bu seçimlerde İTC’nin baskı ile kendi adaylarını seçtirerek seçimi kazanması ile oluşan hükûmet darbe tehdidi sonucunda istifa etti ve yerine Büyük Kabine diye adlandırılan İTC karşıtlarından oluşan bir hükûmet kuruldu. Bu hükûmet 1912 yılında başlayan Balkan Savaşları nedeniyle istifa etti, yerine yine İTC karşıtı başka bir hükümet kuruldu</p>
<h3 style="text-align: center;">İttihat ve Terakki İktidarı ve İmparatorluğun Sonu</h3>
<p>Balkan savaşları sırasında Osmanlı’nın büyük bir yenilgi alması sonucunda ittihatçılar harekete geçti. 23 Ocak 1913’te ittihatçı bir grup Babıali’ye (Osmanlı Devleti’nde İstanbul’da sadaret (Başbakanlık), dahiliye ve hariciye nezaretleri (içişleri ve dışişleri bakanlıkları) ile Şûrayıdevlet’e (Danıştay) dairelerinin bulunduğu yapı) giderek kabineyi bastı. Babıali Baskını olarak tarihe geçen bu darbe sonrasında İTC iç siyasete tamamen hakim oldu. Hürriyet ve İtilaf Fırkası’nın Babıâli darbesinden sonra sadrazamlığa getirilen Mahmut Şevket Paşa’yı öldürmesiyle muhalefet İTC tarafından idam, hapis ve sürgünlerle sindirildi ve İTC iç siyaseti tümüyle tekeline aldı ve ilk defa hükûmeti içerden yönetmeye başladı. Böylelikle Babıâli Darbesi, 1908-1913 arasında süre giden görece çoğulcu ve demokratik dönemi sonlandırarak İTC’nin mutlak iktidarını başlatmış oldu.<br />
İktidarın sorunlarını çözeceği düşünülen Osmanlıcılık ideolojisi (Osmanlı idaresi altında yaşayan tüm dinsel ve etnik unsurları Osmanlı vatanı ve Osmanlı Hanedanı’na sadakat temelinde birleştirme ülküsü) Balkan Savaşları sonucunda bu gücünü kaybetti. Balkanlardaki topraklarının önemli bir bölümünü kaybeden Osmanlı İmparatorluğu artık Avrupa devleti olmaktan çıkarak Anadolu merkezli bir devlet oldu. Bunun sonucunda toplumu daha fazla Müslümanlaşan Osmanlı Devleti’nde Müslüman-Türk kimliğine dayalı Türkçülük ideolojisi güçlendi.<br />
İttihat ve Terakki Cemiyetinin ideolojik tutumları genel olarak değerlendirildiğinde çoğu Osmanlıcılık fikrine bağlı olmalarına karşın 1910’larda giderek Türkçülüğe savruldular. Çoğu, aynı zamanda inançlı Müslümanlardı. İTC’nin liderleri fikir adamı olmaktan çok eylem adamıydı. Onları ortak bir ideolojik programdan çok bir&nbsp;dizi ortak tavır bir araya getiriyordu. Bu tavırlar arasında devlet merkezli bir bakış, milliyetçilik, bilimsel gerçeğe ilişkin pozitivist bir inanç, toplumu dönüştürücü bir güç olarak eğitime duyulan inanç, düzen içinde değişim arzusu ve eylemciliktir. Çoğu ittihatçı için Osmanlıcılık, Türkçülük, Batıcılık, İslamcılık gibi II. Meşrutiyet Dönemi’nin önde gelen akımları, birbirlerinden net çizgilerle ayrılmaktan çok, dönemin siyasal ihtiyaçlarına göre çeşitli biçimlerde sentezlenebilecek ideolojilerdi.<br />
I. Dünya savaşında ittihatçılar Almanya ile ittifak yaptılar ve Osmanlı 11 Kasım’da Almanya ve Avusturya’nın yer aldığı üçlü ittifak içinde savaşa girdi. 1918 yılında savaş ittifak Devletleri’nin yenilgisiyle sonuçlandı ve Osmanlı Devleti, 30 Ekim 1918’te Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzaladı. Savaşın yenilgiyle bitmesine karşın savaşın oluşturduğu durumlar İttihatçılara birçok radikal reformu gerçekleştirme imkânı verirken Müslüman-Türk kimliğinin oluşmasını da sağlamıştı.</p>
<h3 style="text-align: center;">Yerel Direniş Hareketleri ve Merkezileşme (1918- 1920)</h3>
<p>Oldukça ağır maddeler içeren Mondros Ateşkes Antlaşması’nın imzalanmasının ardından itilaf devletleri bu antlaşmadaki maddelere dayanarak Osmanlı topraklarında işgale başladı. Mütarekeden sonra İTC hakkında soruşturmalar başladı ve 21 Aralık 1918’de Padişah Vahdettin tarafından mebuslar meclisi feshedildi. Bu sırada saray ve çevresi, işgal karşısında direnişlerin bir yararı olmayacağını düşünerek İngiliz mandası altına girmeyi bir yol olarak görüyordu. İzmir’in Yunan birlikleri tarafından işgal edilmesiyle bölgede yerel direniş hareketleri ortaya çıktı ve Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (MHC) adı altında yerel şekillerde örgütlenmeler meydana geldi. İttihat ve Terakki de kendini feshederek yerine Teceddüt Fırkası’nı kurdu ve direniş hareketini bu isim altında devam ettirdi.<br />
19 Mayıs 1919’da Mustafa Kemal Paşa ordu müfettişliği görevi için Samsun’a geldi. Hemen sonrasında toplanan ve Milli Mücadelenin siyasal ilkelerini belirleyen Erzurum Kongresi, Mustafa Kemal Paşa’ya liderlik yolunu açması ve direnişi merkezileştirecek ilk adımları atması açısından büyük önem taşımıştır.<br />
Sonrasında yerel direniş hareketlerinin birleştirilmesi amacıyla Mustafa Kemal Paşa 4-11 Eylül tarihleri arasında Sivas Kongresi’ni topladı. Bu kongre sonucunda MHC’lerin merkezi bir yapı altında toplanmasına karar verildi. Bu amaçla Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti (A-RMHC) kuruldu ve Mustafa Kemal Paşa başkanlığındaki Heyet-i Temsiliye tarafından yönetildi. Yerel örgütlerin A-RMHC çatısı altında birleşmeleri 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgali ve kent yönetimine el konulması, son Osmanlı Mebusan Meclisinin dağılması ve 23 Nisan 1920’de Ankara’da Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin (TBMM) toplanması ile hızlandı. Son olarak, Kuva-yı Milliye’nin tasfiye edilerek düzenli orduya geçilmesiyle bölgesel direniş örgütlerinin Ankara’nın denetimine girmesi süreci tamamlandı.<br />
Damat Ferit Paşa hükümetinin istifa etmesinden sonra Ali Rıza Paşa hükümeti kuruldu ve bu hükümet Sivas Heyet-i Temsiliyesi’ni tanıdı ve Osmanlı Mebusan Meclisinin toplanması için seçimlerin bir an önce yapılacağını duyurdu. Seçimlerin ardından son Osmanlı Mebusan Meclisi 12 Ocak 1920’de toplandı ve üç ay açık kaldı. Bu kısa süre içerisinde 28 Ocak 1920’de Misak-ı Milli kabul edilerek Milli Mücadele’nin siyasal hedefleri oluşturulmuş ve Anadolu direnişine meşrutiyet kazandırılmış oldu. Bu durumdan rahatsız olan İtilaf Devletleri’nin 16 Mart’ta kent yönetimine el koyması ve İstanbul’u resmen işgal etmesi sonucu Mebusan Meclisi dağıldı. İşgal gerekçesiyle Mustafa Kemal Paşa yeni bir meclisin kurulması için seçimler yapılacağını duyurdu. Seçimlerden sonra, 23 Nisan 1920’de Ankara’da toplanan Birinci Meclis olarak da bilinen TBMM bir araya geldi.</p>
<h3 style="text-align: center;">Birinci Meclis ve İktidar-Muhalefet İlişkileri</h3>
<p>Birinci Meclis ilk aylarında birçok önemli yasayı yürürlüğe koydu ve rejimin temellerini atmış oldu. Meclisin en önemli faaliyetlerinden bazıları Hıyanet-i Vataniye kanunun çıkarılması, İstiklal Mahkemeleri’nin kurulması ve Teşkilat-ı Esasiye Kanununun çıkartılması olmuştu. 20 Ocak 1921’de kabul edilen Teşkilat-ı Esasiye Kanunu, rejimin temellerini, halk egemenliği ve meclis üstünlüğü üzerinden tanımlayan ilk anayasa özelliğini almıştır.<br />
Bu sırada İstanbul hükümeti ile İtilaf Devletleri arasında 10 Ağustos 1920’de imzalanan ve Osmanlı için çok ağır koşulları olan Sevr Antlaşması, İstanbul’un yapmış olduğu bütün antlaşmaları geçersiz sayan kanun uyarınca Ankara hükümeti tarafından geçersiz sayıldı. 21 Şubat-11 Mart 1921 tarihleri arasında gerçekleşen Londra Konferansı Yunan ordusunun Anadolu’nun içlerine doğru saldırmasıyla bir sonuç doğurmadan dağıldı.<br />
Mecliste zaman içerisinde bazı uygulamalardan hoşnut olmayan muhalif mebuslar ortaya çıkmaya başladı. Bunun sonucunda bu muhalifler mecliste ikinci grup şeklinde anılan bir grup çatısı altında örgütlendiler. İkinci Grup’un programı ve ilkeleri doğrultusunda mecliste verdiği mücadele sonucunda vekil seçimlerinde yeniden doğrudan vekil seçme yöntemine dönüldü ve kuvvetler ayrılığına doğru bir adım atıldı. Ayrıca başkumandana olağanüstü yetkiler veren madde yürürlükten kaldırıldı. Buna karşılık Mustafa Kemal Paşa’nın başkumandanlık unvanı oy birliğiyle süresiz uzatıldı.</p>
<h3 style="text-align: center;">Lozan Barış Görüşmeleri ve 1923 Seçimleri</h3>
<p>Türk ordusunun Başkumandanlık Meydan Savaşı’nda aldığı zafer sonucunda işgallere son verilmiş oldu ve ateşkes koşulları oluşturulmaya başladı. Osmanlı, Fransa, İngiltere ve İtalya ile bir araya geldi. Bunun sonucunda ise Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalandı. Daha sonra kalıcı barış sağlanması amacıyla İsviçre’nin Lozan kentinde bir konferans düzenlenmesine karar verildi. Fakat&nbsp;bu konferansa TBMM’nin yanında İstanbul hükûmetinin de çağırılması Saltanatın kaldırılmasını gündeme getirdi ve 1 Kasım 1922’de Saltanat kaldırıldı. Sonuç olarak Lozan Konferansı’na TBMM hükümeti yalnız gitti ve konferansta önemli kararlar alındı. Lozan Antlaşması’nın imzalanmasının ardından İtilaf Devletleri, birliklerini çekerek İstanbul ve boğazları Türk kuvvetlerine bıraktı.<br />
Barış sonrasında meclisteki Birinci Grup, bir fırkaya dönüştürülerek Halk Fırkası’nın kurulacağı duyuldu. Bu sırada yeniden seçimlere gidildi ve yalnızca Birinci Grup seçimlere katıldı.<br />
Türk Siyasal Hayatı 1.Ünite Deneme Testi :&nbsp;<strong><a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/Turk-Siyasal-Hayati-Deneme-Testi-1.pdf">Türk Siyasal Hayatı Deneme Testi</a></strong><br />
Ünite 2 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-02-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 3 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-03-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 4 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-04-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 5 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-05-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 6 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-06-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 7 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-07-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a><br />
Ünite 8 :&nbsp;<a href="https://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-pdf_ozet-08-1.pdf">Özet Pdf için tıklayın.</a></p>
<p><a href="https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari">Türk Siyasal Hayatı Ders Notları</a> yazısı ilk önce <a href="https://www.sercancepni.net.tr">Sercan Çepni</a> üzerinde ortaya çıktı.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sercancepni.net.tr/turk-siyasal-hayati-ders-notlari/feed</wfw:commentRss>
			<slash:comments>13</slash:comments>
		
		<enclosure url="http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3" length="22715871" type="audio/mpeg" />
<enclosure url="http://www.sercancepni.net.tr/wp-content/uploads/2016/03/siy102u-sesli_ozet-U01.mp3" length="22715871" type="audio/mpeg" />

			</item>
	</channel>
</rss>
