Türkiye Ekonomisi Ders Notları 1. ünite’nin ders notlarına başlamadan önce bir şey farkettim oda Google da en çok aranan ders notu dersi vermekte zorlandığımız bir ders aylık ortalama 4-5 bin civarı arama yapılıyor hele ki nisan mayıs aylarında umarım faydasını görürsünüz arkadaşlar. Türkiye Ekonomisi Ders Notları’nı çıkartırken son 2 yılın sınav sorularını baz alakarak çıkartım sizde çok iyi biliyorsunuz ki genelde sorulan sorular eski sıvanlarda sorulan sorulara yakın yada aynı konulardan soruyorlar. Lafı fazla uzatmadan ilk üniteden başlayalım;

Not; Dönem sorunu sınavında ilk 4 üniteden 2 şer soru gelmekte diğer son 4 üniteden 3 er soru gelmektedir aklınızda bulunsun.

Türkiye Ekonomisinin Temel Özellikleri Ve Dünya Ekonomisindeki Yeri

Ekonomi ( İktisat ) Sosyal bir bilimdir. Türkiye dünyanın 37. büyük ülkesidir. ( Yüz ölçümü Bakımından ) En az sınırımız Nahçıvan (Azerbaycan) 18km, en büyük sınırımız Suriye 911km dir.

Madenler

Dünya genelinde 90 çeşit maden bulunmaktadır türkiyede sadece 13 tanesi bunmamaktadır. Petrol, doğalgaz ve taşkömürü gibi yakıt madenleri konusunda dışa bağımlıyız. Türkiye maden üretiminde 28. sırada iken maden çeşitliliği konusunda 10. sıradadır. Türkiye de çıkartılan linyitlerin ısıl değerleri düşük olduğundan genellikle termik santrallerde kullanılmaktadır.

Bor

Türkiye, ABD, Rusya da önemli bor rezevleri bulunmaktadır. Dünya bor rezevlerinin %72 si türkiyede bulunmaktadır. Bor kullanım alanları; Cam, cam yünü, cam elyaf, seramik, tarım ve deterjan sektöründe kullanımaktadır. Geri kalan sektörler nükleer uygulamalarda, yakıt olarak, nanoteknolojide, kullanılmaktadır. Geleceğin yakıtı olarak geçer.

Su Kaynakları

Türkiye akarsular açısından zengin olmasına karşın yatak eğimi çok olduğu için akarsu taşımacığılı yapılamamaktadır. Türkiye kullanılabilir su açısından zengin bir ülke değildir.

Nüfusun Ülke Ekonomisi Açısından Önemi

Nüfus artış hızı bir ülkenin net büyüme hızını etkilemektedir. Bu nedenle ülke ekonomisinin yıllık büyüme hızı nüfus artış hızının üstünde olmalıdır. Örneğin %10 luk yıllık bir ekonomik büyüme varsa %2-3 nüfus artık oranı olmalı %10 un üstüne çıkmamalıdır. Artan nüfusa bağlı olarak eğitim ve sağlık harcamalarına daha fazla ihtiyaç duyulur.

Demografik Yatırımlar; Eğitim sağlık beslenme barınma gibi alanlar için yapılan harcamalardır.

Optimal Nüfus; Ülkenin doğal kaynaklarının mevcut sermaye ile en iyi şekilde kullanılabileceği nüfus miktarıdır.

Osmanlı Döneminde İlk Nüfus Sayımı

Osmanlı’da ilk nüfus sayımı 2.Mahmut (1830-1831) zamanında yapılmıştır. Sadece erkekler, garimüslümler ve vergi kaynakları için nüfus sayımı yapılmıştır. Osmanlı Döneminde ilk modern anlamda nüfus sayımı 1882-1890 yılları arasında gerçekleşmiştir (Kadınlar Dahil). Son sayımda ülkede toplam 20,8 milyon kişi vardır.

Türkiye Cumhuriyetinde Nüfus Sayımı

Ülkede yaşayan nüfusun tespitine yönelik yapılmıştır ilk sayım 1927 yılında yapılmıştır. Ülkede 13,7 milyon kişi bulunmaktadır. İkinci nüfus sayımı 1935 yılında yapılmıştır, bu sayımdan itibaren her 5 yılda bir 1990 yılına kadar yapılmıştır.

25 Nisan 2006 ‘da çıkartılan 5490 Sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu ile Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi‘ne geçilmiştir. En büyük nüfus artış hızı 1960 yılında gerçekleşmiştir.

Nüfusun Eğitim Özellikleri

İş gücü niteliği eğitim düzeyi ile ölçülmektedir. 1927 yılında ülkenin sadece %10,6 okur yazardı. Bir ülkenin kalkınması sadece eğitim ile mümkün olabilir. Türkiye Harf devrimi ile 1928 de okur yazar oranı %0 düşmüştür. 1997 ‘de 4036 sayılı Sekiz yıllık Kesintisiz Zorunlu Temel Eğitim Yasarı ile 5 yıllık olan zorunlu eğitim  8 yıla çıkartılmıştır.

İnsani Gelişme Endeksi: Kalkınmada İnsani Boyutun Ölçülmesi

Ülkelerin kalkınma düzeyilerini  belirlemede kullanılan en yaygın yöndem Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı UNDP tarafından “İnsani Gelişmişlik Endeksi (İGE)” diğer adıyla “Beşeri Kalkınma Endeksi” dir.

İGE 4 gruba ayrılmaktadır bunlar;

  1. Çok yüksek insani gelişme
  2. Yüksek insani gelişme ( Türkiye Bu Gruptadır 92.sırada.)
  3. Orta insani gelişme
  4. Düşük insani gelişme

Aktif Nüfus; Ülke nüfusunun üretici konumunda olan nüfustur. 15-64 yaş arası kişileri kapsar. Hastalar, yaşlılar, sakatlar, mahkumlar, üniversite yurtlarında kalanlar ve yetiştirme yurtlarında kalanlar aktif nüfusa dahil değildir. Aktif çağdaki nüfus ne kadar çok üretim sürecine katılırsa bağımlılık oranı o derece düşer.

İş gücü Maliyetleri; Bu maliyetlerin aşağıya çekilmesi hem kayıt dışı istihdamı hemde işsizliği azaltacaktır.1998-2010 döneminde iş gücü maliyetleri reel anlamda bir artış söz konusudur. 1994-2006 döneminde Türkiye’de işgücü maliyetleri diğer OECD üyelerine göre daha hızlı yükselmiştir.

Sosyal Güvenlik Kavramı

“Sosyal Güvenlik” kavramı 20.yy’de ilk olarak 1935’te Amerikan Sosyal Güvenlik Kanunu’nda (Social Security Act) yer almışltır. Kavram, daha sonra Atlantik Paktı Sözleflmesi (14 Ağustos 1941) ardından Uluslararası Çalışma Örgütü’nün (ILO) Philedelphia Deklerasyonu’nda (10 Mayıs 1944) kullanılmıştır. Ayrıca insan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin (18 Aralık 1948) 22’nci ve 25’inci maddelerinde sosyal güvenlik, temel insan hakları arasında sayılmaktadır. ILO tarafından hazırlanan Sosyal Güvenliğin Asgari Normları Hakkındaki 102 Sayılı Sözleşme’de sosyal güvenlik kavramına geniş şekilde yer verikmiş ve bu alandaki temel düzenlemelerle ilgili olarak ulusal hükümetlere yol gösterilmiştir.

Osmanlı’da Sosyal Güvenlik Kavramı

18.yy gelindiğinde Osmanlı devletinde sosyal güvenlik daha kurumsal bir yapı kazanmış ve ilk ke bu yüzyılda sosyal yardım amaçlı vergiler toplanmıştır.19. yüzyılda ise Darülaceze (düşkünler yurdu), Darüşşafaka (yoksul, öksüz ve yetimler için okul) gibi kurumların yanı sıra emeklilik (1866’da kurulan Askeri Tekaüt Sandığı ve 1881’deki Sivil Memurlar Emekli Sandığı) ve yardımlaşma sandıkları kurulmuştur. Tanzimat sonrasında çalışma hayatı ve işçilerle ilgili yapılan kanuni düzenlemeler ise dar kapsamlıdır. Bu düzenlemeler Maden Nizamnamesi (1863), Dilaver Pafla Nizamnamesi (1865) ve Maadin Nizamnamesi’dir (1869) (Dilik, 1985, s. 93). Modern anlamda sosyal güvenlik Osmanlı Devleti’nde Avrupa’ya oranla oldukça geç gelişme göstermiştir.

Cumhuriyetin İlk Yıllarında Sosyal Güvenlik

1921’deki 151 sayılı Ereğli Havzası Fahmiyesi Maden Amelesinin Hukukuna Müteallik Kanun (4. Madde) ile kurulan Amele Birliği, Türkiye’nin kanun ile kurulan ve üyeliği zorunlu olan ilk sosyal güvenlik kuruluşudur.

Sosyal Güvenlik Kuruluşları

Türkiye Cumhuriyeti’nde modern anlamda sosyal güvenlik sistemi II. Dünya Savaşı’ndan sonra oluşturulmuştur. 8 Haziran 1949’da kabul edilen ve 1 Ocak 1950’de yürürlüğe giren 5434 sayılı Kanun ile Türk sosyal güvenlik sisteminin önemli kurumlarından olan Emekli Sandığı kurulmuştur.

Sosyal güvenlik kurumlarının tek çatı altında birleştirilmesi fikrine ilk kez Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planı’nda (1963-1967) yer verilmiştir. 1965’te işçi Sigortaları Kurumu, Sosyal Sigortalar Kurumu’na (SSK’ya) dönüştürülmüş, işçilerin sosyal güvenlik ile ilgili hakları genişletilmiştir.

1479 sayılı Kanun (1971) ile 1972 yılında Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu (Bağ-Kur) kurulmuştur.

Mayıs 2006’da kabul edilen 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kurumu Kanunu ile Sosyal Sigortalar Kurumu (SSK), Emekli Sandığı ve Bağ-Kur, tek çatı altında toplanarak Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) oluşturulmuştur.

Sosyal Güvenlikle ile İlgili Sorunlar ve Genel Değerlendirme

  1. Yapısal sorunlar; Kurumlar arası norm ve standart farklılıkları, emeklilik yaşı ve erken emeklilik sorunu, af uygulamaları ve borçlanma yasaları, kayıt dışı istihdam ve kaçak sorunu, idari ve mali özerklik sorunu, mevcut sistemin yoksulluğa karsı etkin koruma sağlayamaması ve nüfusun tamamının sosyal güvenlik kapsamına alınamaması şeklinde ifade edebiliriz.
  2. Finansal sorunları; Aktüeryal dengedeki bozukluk (aktif/pasif sigortalı oranının düşüklüğü), finansman sorunları, sağlık harcamalarındaki hızlı artışlar, prim tahsilat oranlarındaki düşüklük ile prim oranlarındaki yükseklik, prim karşılığı olmayan ödemeler ve devlet katkısının olmayışı şeklinde sıralayabiliriz.

Prim oranlarının ödenebilir seviyede olması noktasında, OECD standartlarıyla karşılaştırıldığında Türkiye’de prim oranları oldukça yüksektir.

Yoksullukla mücadele etme noktasında sosyal güvenlik sistemi önemli role sahiptir. 1942 ingiltere’de hazırlanan Beveridge Raporu “yoksulluğu” “çağdaş toplumun yüz karası” olarak nitelemekte, yoksullukla mücadele için etkin bir sosyal güvenlik sistemine ihtiyaç duyulduğunu belirtmektedir.

Türkiye’de Tasarruf Eğiliminde Gelişmeler

Hızlı ekonomik büyüme (geniş anlamda kalkınma) için ülkenin daha fazla yatırıma dolayısıyla tasarrufa ihtiyacıvardır. Ekonominin mantığında ise yatırımlar tasarruflara eşit olması gerekir. 2011’deki tasarruf oranı (yaklaşık %12) 1980’deki düzeylere inmiştir.1988-2001 döneminde tasarruf oranının azalmasında kamu tasarruflarındaki düşüş önemli rol oynamıştır. TÜİK verilerine göre eğitim düzeyi artıkca tasarruf oranı da artmaktadır.

Dünya Ekonomisinde Türkiye’nin Yeri ( Önemli )

GSYH ( Gayri Safi Yurt İçi Hasıla ) Büyüklüğü ile dünyanın 17. büyük ekonomisidir. Satın gücü paritesi’ne ( SGP ) göre yapılan GSYH sıralamasında 15. büyük ekonomidir.

2011 verilerine göre Türkiye nüfus bakımından dünyanın en kalabalık 19. ülkesidir. SGP ye göre kişibaşı milli gelir dünya sıralamasında 42. sıradadır. ( Zaten önemli olanda bu ne kadar yoksul durumlara düştüğümüzün kanıtı )

Önemli; Türkiye beşeri kalkınma endeksi sıralamasında 187 ülke arasından 92.sıradadır.

9 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here